Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Arkadaşlarım’ Category

Annem Foça’ya gelir gelmez beni oyalayacak bir meşgale bulma derdine düştü. Hemen buldu da! Foça’ya ayak bastığımız gece anneannemlerin İzmir’den komşusuyla karşılaştık. Annem sohbet sırasında burada çocuklar için kamp, spor aktivitesi vs. bulmak istediğinden bahsetti. Böylece FYİK‘ten ve çocuklar için düzenlenen yelken kursundan haberimiz oldu.

Kursun ilk dönemi henüz bitmiş, yeni dönemi dün başlamış. Annem bu sabah ilk iş arayıp bilgi aldı. Dersler haftada dört gün 11:00-15:00 saatleri arasında veriliyormuş. Başlangıç yaşı 7’ymiş ama okuma-yazma ve yüzme bildiğim için “Getirin bir tanışalım..” demişler, “Severse derslere katılabilir.”

Dedikleri saatte klüpte olduk. Başlangıçta çok ilginç geldi. Ben tabii yaş olarak en küçüktüm ama minyon bir tip olmadığımdan küçük olduğum anlaşılmıyordu. Önce derse girdik ve birkaç teorik bilgi aldık. Sonra yüzdük, ardından yelkenle açıldık! Evet yanlış okumadınız… Yelkenle açıldık!

IMG_5235.JPG

IMG_5241.JPG

IMG_5244.JPG

Aşağıdaki resimde en sağda görünen yelkenli bizimki.

IMG_5242.JPG

Bu benim için inanılmaz bir deneyimdi. Beni bir yaş büyük Ayşe adında bir arkadaşla eşleştirdiler. Çok iyi anlaştık. O, geçen dönem de buradaymış. Denize yalnız açılabiliyormuş. İkimiz birlikte belli bir noktaya kadar gidip döndük. Öğretmenimiz zodyak botla etrafımızda dolaşıyordu. Açılıp uzaklara gidecek bir durumumuz da yoktu. Yine de çok tedirgin oldum. Yelken sürekli dönüyordu. Zaten gideceğimiz yöne göre de döndürmemiz gerekiyordu. Bir yandan yelkene hakim ol, bir yandan rotada kalmaya çalış derken daraldım.

IMG_5249.JPG

Karaya ayak basar basmaz anneme koştum. “Yelken hiç de eğlenceli değilmiş!” dedim. Annem “İstersen yarın tekrar gelelim, ilk gün bile ne kadar çok şey öğrendin. Yarın kendini daha rahat hissedersin.” dedi ama kararım değişmedi. Belki seneye bir yaş daha büyümüş olursam kendimi daha rahat hissederim. Ama şimdilik yelken melken istemiyorum!

Read Full Post »

Sabah erkenden kalktık. Her şeyimiz hazırdı. Yaklaşık bir ay evde olmayacağımız için annem babama gerekli talimatları verdi, çıkmadan kontrol etmesi için sokak kapısının iç tarafına notlarının olduğu kağıdı yapıştırdı. Bunu gören ben aynı şeyi yapmaktan geri kalır mıyım? Hemen odama koşup post-it’e bir şeyler karalayıp ben de kapıya yapıştırdım ve havaalanına gitmek üzere evden çıktık. Babam bizi bırakıp işe gitti. Biz de online check-in yapmış ve uçuştan 1,5 saat önce gelmiş olmanın rahatlığıyla valizleri bıraktık. Beklerken kahvaltı yaparız diye düşünüyorduk.

Kontrol noktasından geçerken çantamdaki içinde pil olmayan oyuncak telsizler ve scooter‘ım sorun oldu. Bizi bu şekilde uçağa alamayacaklarını söylediler. Tekrar check-in yapılan yere döndük. Scooter’i puset torbasına koyup gönderdik. Oyuncak telsizler için de THY kontuarındaki yetkili abi polislerle konuşup özel izin aldı da kontrolden geçmeyi başardık.

Gel-gitler, konuşmalar ve iknalarla geçen bu süreç 1 saat sürdü. Şansa uçağımız geç boarding yaptığı için sıkıntı yaşamadık ama geç gelseydik ya da uçak zamanında boarding yapsaydı büyük ihtimalle uçağı kaçırmış olurduk.

Uçak yolculuğumuz sorunsuzdu, ikramlarla karnımı doyurana kadar uçak inişe geçti bile. Bu gidişimizde İzmir’de uzun süre kalacağımız için eşyamız fazlaydı. Çantaları, valizleri ve scooter paketini sayarak arabaya yükledik ve bizi heyecanla bekleyen anneannemle dedeme koştuk. Birbirimizi gerçekten çok özlemişiz.

Havaalanından eve kadar 1 saatten biraz fazla süren Foça yolu, benim için bitmek bilmedi. Dedeme kaç kez “Ne zaman gelicezzz?” diye sorduğumu hatırlamıyorum. Sabah 7:30’dan beri yolda olduğumu düşünürsek, sıkılmakta haklı değil miyim canım? Neyse, yol boyunca kilometre tabelalarını takip ettik, geri sayım yaptık, hayvan bilmece oyunumuzu oynadık ve sonunda eve vardık.

Odamız hazırdı, ilk iş olarak valizimi boşaltıp çekmeceye yerleştirdim. Sonra yemek yedik, biraz istirahat ettik. Akşam üzeri dedemle bahçeyi suladık. Arkadaşlarım Melek ve Doğhan’la su savaşı yaptık. Sırılsıklam oldum ama inanılmaz eğlendim.

IMG_5217.JPG
Akşam yemeğini dışarıda yedik. Jetonlu oyuncaklara bindim, dondurma sırasında bekleyip dondurmamı yedim. Her şey geçen senelerden alıştığım gibiydi ama ilk kez geliyormuş gibi mutlu ve heyecanlıydım.

IMG_5227.JPG
Anlaşıldığı üzere günlüğümü bir süreliğine Ege sahillerinden yazacağım. ;)

IMG_5279.JPG

Read Full Post »

Bir tatilin daha sonuna geldik. Resmen tadı damağımda kaldı. Yer yer huysuzluğum ve inatçılığım tuttu ama genel olarak uyumlu bir çocuktum. Uçağa giderken “Yine buraya gelelim!” diye sayıklamaya başlamıştım ama annem beklentiye girmemi istemediği için bunun düşük bir olasılık olduğunu söyledi.

Geçen sene de bu zamanlar Voyage Türkbükü‘ndeydik ve çok memnun kaldığımız için bu sene tekrar gelmiştik. Memnun kaldıklarımız arasından değişmeyen tek şey denizin güzelliğiydi. Onun dışında hizmetler aksadı, otel çok kalabalıktı, tesis eskimeye başlamıştı vs. Uzun uzun yazmayayım şimdi. Yine de bu aksaklıklar benim tatilden keyif almamı engellemedi. Güzel arkadaşlar (Heidi ve Naz) edindim, denizden çıkmadım, bol bol dondurma yedim, mini diskoda tepindim. Daha ne isteyeyim?

20141015-210742-76062454.jpg

20141015-210742-76062818.jpg

- Tesis içerisinde kendimce ‘zıpzıp araba’ diye isim taktığım golf arabalarıyla dolaşılıyordu. Odamız sahile çok yakın olmasına rağmen her fırsatta bunlara bindim. Benim için gerçekten büyük eğlenceydi.

20141015-211024-76224805.jpg

- Okumayı öğrendim ama yaz tatilinde bol bol da pratik yapmam gerekiyordu. Şimdiye kadar pek zaman bulamadım fakat bundan sonra bu konuya daha fazla önem vereceğim. Öğlen güneşinden kaçıp odaya gittiğimiz zamanları kitap okuyarak ve çizgi film izleyerek değerlendirdim.

20141015-211216-76336894.jpg
– Valizimde bolca kitap vardı. Bunlardan ikisi son zamanlarda en severek okuduklarımdı: Hırçın Prenses Goncagül ve Şarkı Söyleyen Berber.

Fulvia Degl’Innocenti tarafından kaleme alınan Hırçın Prenses Goncagül, prenses olmak istemeyen bir prensesin öyküsü… Hayatını nasıl yaşayacağını kendisi belirleyene kadar bazı hırçınlıklar yapıyor. En sonunda annesi ve babası gerçekten ne istediğini sormayı akıl ediyorlar. Bunun üzerine Goncagül gönlünde yatanı açıklıyor, ailesini ikna ediyor. Sonra da çok ama çok mutlu bir hayat sürüyor. (Yapı Kredi Yayınları, 14 TL)

20141015-212452-77092678.jpg

Şarkı Söyleyen Berber ise Arslan Sayman ve Deniz Üçbaşaran birlikteliğiyle ortaya çıkmış. İşleri iyi gitmeyen Meraklı Berber, tüm çocukların neden Şarkı Söyleyen Berber’e gittiğini merak ediyor ve sırrını öğrenmek için o da Şarkı Söyleyen Berber’in müşterisi oluyor. Sonunda Şarkı Söyleyen Berber’in sırrı olmadığını, sadece çocukları çok sevdiğini öğreniyor. Ama bunu öğrenirken hem bıyığından hem de kâkülünden oluyor. (Yapı Kredi Yayınları, 8 TL)

20141015-214010-78010436.jpg
– Sivri sineklerin tatilimizi zehir etmemesi için bu sene de hazırlıklı gitmiştik. Yalnız geçtiğimiz senelerde aldığımız gülen suratlı sinek kovucudan bu sene yoktu, onun yerine Mosquitno Spotz çıkmış. Bir pakette 6 yapışkanlı sinek kovucu flaster var ve her birinin etkisi 3 gün sürüyor. Akşam yemeğine çıkmadan mutlaka bir tane sırtıma yapıştırdık.

20141015-213507-77707078.jpg

- Güneş koruyucu olarak yine parabensiz ve geniş spektrumlu ürünler kullandık. Başımda hep ıslak bandana vardı ve mümkün oldukça gölgede kalmaya gayret ettim.

20141015-214419-78259470.jpg

- Veee tabii ki Bodrum’a gitmişken çok sevdiğim arkadaşım Eylül’ü görmeden dönmedim! Bir akşam Memedof‘ta yemek yedik, anne-babalarımız sohbet ederken biz oyun oynadık. Birbirimizi gerçekten çok özlemişiz.

20141015-214627-78387429.jpg

Read Full Post »

- Kısa tatilimizin ardından pazartesi bomba gibi okula döndüm. Servisten inerken annemin elinde poşetlerle beni beklediğini görünce hemen sevindim ve “Nereye gidiyoruz?” diye sordum. Bir yere gitmiyormuşuz, annem kuru temizlemeciden dönüyormuş. “Sen bana hiç sürpriz yapmıyorsun! Ne kötü bir annesin sen?” diye çıkıştım. Meğer annem oradan oraya koşturarak çok yorucu bir gün geçirmiş, zar zor eve geliş saatime yetişmiş. Benden de böyle sözler duyunca patladı tabii. Yemek saatime kadar odama gönderildim. O süreyi hamur oynayarak geçirdim. Sonra özür diledim, öpüşüp barıştık.

- Salı sabahı babamla birlikte Mimar Sinan Üniversitesi Çocuk Konservatuvarı seçmelerine gittik. Seda da destek olmak için bizimle geldi. Bale ve müzik bölümlerinin seçmelerine girdim. Esas istediğim bale bölümüne girmek. Çünkü en büyük dileğim büyüyünce balerin olmak…

20141006-211953-76793513.jpg
MSGSÜ Çocuk Konservatuvarı iki senedir açılıyormuş fakat duyurmadıkları için pek bilinmiyor. Biz de Mimar Sinan’da yarı zamanlı okuyan Seda sayesinde haberdar olduk. Eğitimin içeriğiyle ilgili bir şey bilmiyoruz. Kayıt dönemini de kaçırmışız, aksilik oldu ama annem bir şekilde çözmüş. Kayıt sırasında seçmelere bale kıyafeti ile girmem gerektiğini anneme söylememişler. Bu yüzden sabah sabah küçük çaplı bir şok yaşadık. Babam çarşıya gidip mayo (!!) alıp yetiştirdi. 5-6 yaş almış ama bana küçük geldi! Halimi görmeniz lazımdı! Umarım seçmeler sırasında sergilediğim davranışlar sayesinde kazananlardan biri olurum. Kıyafetime bakarlarsa halim harap olur!

20141006-210832-76112003.jpg
Seçmelerden sonra babam beni okula bırakıp işe gitti. Annem dönüş saatime yetişemediğinden servisten beni dayım aldı. 4 saat sokaklarda oyalandık, Starbucks‘a gittik, karnımız acıkınca Çıtır‘a geçtik. Annem 21’de yanımıza gelebildi. Yemek yiyip eve döndük. Kitap okuduktan sonra yattık.

- Çarşamba okuldan sonra Ela’ya gittim. Taşınmadan önce son kez oynadık. Etraftaki restoranlarla vedalaşma turlarına devam ederek akşam yemeği için Sita‘ya gittik.

- Perşembe taşınma öncesi son toparlanma günüydü. Yeter, Bahar Teyze ve babaannemin desteğiyle tüm eşyalar toplandı. Ben koli bandı yapıştırarak destek oldum. Bu arada Çocuk Konservatuvarı seçmelerinin sonuçları da açıklandı ama kesinlikle telefonda söylemediler. Kapıya yazı asmışlar, gidip bakmamız gerekiyormuş. O işi de dayım halletti ve müjdeli haberi verdi: Hem müzik, hem bale bölümünü kazanmışım. Gerçi tercihim başından beri belliydi, sadece bale bölümüne devam edeceğim. Yarınki taşınma telaşı biter bitmez ilk iş kayıt yaptırmaya gideceğiz. Çok mutluyummmm! :)

Read Full Post »

Bugün Akmerkez‘e uğramamız gerekiyordu. Kahvaltıdan sonra çıktık. Sinanlar da orada olacakmış. Gider gitmez babaanemle buluştuk, ben gruptan ayrılarak babaannemle Joker‘e gittim. Jetonlu oyuncaklarda vakit geçirdikten sonra alışveriş yaptık. Beğendiğim bir fotoğraf makinesi vardı, onu aldık. Koluma geçici dövme yaptırdık. (Annemin istemeyeceğini bildiğimiz için kullandıkları malzemeleri sorduk. Sağlıklı olduğunu öğrenince yaptırmaya karar verdik.) Babaannemden ayrıldıktan sonra bizimkilerle buluştum ve bol bol fotoğraf çektim.

20140926-182612-66372148.jpg
Annem tabii ki hemen kolumdaki dövmeye takıldı. Merak etmemesini, çocuklara uygun olduğunu söyledim. Böyle durumlarda benimle tartışmak faydasız olduğundan “Peki ama yine de bir daha yaptırma olur mu?” diye tembihledi, fazla uzatmadı.

Öğlen ve akşam yemeklerini birleştirip Kıyı Balık‘a gitmeye karar verdik. Selin’le karnımızı bir güzel doyurduk. Yerimiz dar olduğundan Selin bir süre sonra sıkıldı, onu iPad’indeki aplikasyonlarıyla oyalamaya çalıştım. Fırsat buldukça da fotoğraf çekmeye devam ettim.

20140926-182748-66468691.jpg

Eve dönünce çektiğim fotoğrafları bilgisayara aktardık. Sonra da mail ile ilgili kişilere gönderdik. Çok sevdim ben bu işi!

Read Full Post »

Efe 1 yaşında

Bugün afacan kuzenim Efe’nin ilk doğum günü partisine davetliydik. Aile ve yakın arkadaşlardan oluşan bir grup olarak Efe’nin doğum gününü kutladık.

20140922-110154-39714938.jpg

Efe de arkadaşları da henüz çok minikler. Nasıl zaman geçiririm, kiminle oynarım diye düşünürken kendime 6 yaşında bir arkadaş buldum, ‘ablalar olarak’ birlikte oyun kurup eğlendik.DSC01468

Eve dönerken Orkun aradı, akşamki maçı birlikte izlemeyi önerdi. Bunun üzerine Venge‘de buluştuk. Ara ara maça baktım ama daha çok yanımda getirdiğim resim malzemeleriyle vakit geçirdim. Yemekten sonra eve döndük, duş alıp yattım.

Read Full Post »

- Salı trafik eğitimi almak üzere ilkokula gittik. Bu çok istediğim bir şeydi. Eve gelirken yanımıza trafik işaretlerinden oluşan bir puzzle verdiler. Bütün akşam onunla oynadık.

20140917-172055-62455741.jpg
Yatmadan önce “Anne, bulaşık var mı?” diye sordum. Ne zamandır yıkamamıştım. Birkaç küçük parça varmış, yıkadım ve çok mutlu oldum.

- Çarşamba öğretmenim saçımı Elsa gibi örecekti, bu yüzden okula heyecanla gittim. Okuldan gelince de Yelda’yı görmeye gittik. Babam yemeğe gelmeyecekmiş, biz de bu fırsatı annemle balıkçıya giderek değerlendirdik. Siparişim yine ‘hamsi tava’ydı, balıklar geldi. Izgara yapmışlar, sorun olmadığını düşünüp yemeye başladım. Yarısını bitirmiştim ki hamsiler geldi. Meğer yediklerim ‘sardalya’ymış! Bunu öğrenince daha fazla yemeyi reddettim. Annem “10 tane yerken iyiydi de, hamsi olmadıklarını öğrenince kötü mü oldu?” diye sorunca hak vermek zorunda kaldım. Tam bitirmiş kalkmak üzereyken sağanak yağmur başladı. Yağmurun dinmesini bekleyip yoldaki su birikintileriyle oynayarak eve döndük.

20140917-172144-62504109.jpg

- Cuma da yağmurlu bir güne uyandık ama keyfim yerindeydi. Serviste kitap okuduğumuz için yanıma Zuzu and The Sleepy Owl’u aldım.

20140917-172219-62539664.jpg
Okuldan sonra Ela bize geldi. Yine bolca kostüm değişerek oyun oynadık.

20140917-172252-62572000.jpg

- Yaklaşan ‘babalar günü’ dolayısıyla bu hafta en çok okuduğumuz kitap Natasha Wing’in yazdığı ve Amy Wummer’in resimlediği ‘The Night Before’ serisinden ‘The Night Before Fathers Day’ oldu. Bu sevgi dolu hikayede de çocuklar, annelerinin yardımıyla babalarının garajını temizleyip arabasına bakım yapıyorlar. Tabii babaları garajın ve arabanın son halini görünce çok mutlu oluyor. (Grosset&Dunlap, $3,99)

20140917-172319-62599158.jpg

Read Full Post »

Older Posts »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 44 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: