Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Arkadaşlarım’ Category

Bugün çok sevdiğim arkadaşım Deniz’le buluştuk. Kanyon‘a gittik, yemek yedik, chai tea latte içtik, scooter’la gezdik, kitap okuduk, sonra evlerine geçtik. Çok mutluydum!

Onu çok ama çok ama çok seviyorum. Sürekli sarılıp öpmek istiyorum. Bazen annemin iPhone’una bakarken gördüğüm eski resimlerimizi öpüyorum. Bazen durup dururken aklıma geliyor, “Ben Deniz’i çok seviyorum.” diyorum… Bendeki Deniz sevgisi böyle bir şey işte…

IMG_5763.PNG

IMG_5764.PNG

IMG_5744.JPG

IMG_5748.JPG

IMG_5761.JPG

Read Full Post »

Sabah İstanbul’daki hayatımıza klasik bir başlangıç yaptık: Kahvaltı, televizyon ve duş. Öğlen çıkıp okuldaki tanışma partisine gittik. Dört sene boyunca birlikte okuyacağım sınıf arkadaşlarım ve öğretmenimle tanıştım. Çok neşeli ve heyecanlıydım. Sevdiğim arkadaşlarımdan bazıları ile ayrı sınıflara düştük ama teneffüslerde ve klüp derslerinde görüşebileceğimiz için sorun etmedim.

1-C sınıfı olarak konferans salonunda en ön sıraya dizildik. Sınıf öğretmenimiz ve branş öğretmenlerimiz kendilerini tanıttılar. Bu sene birlikte yapacağımız şeyler hakkında konuştular. Ardından anne-babalara birkaç bilgi verdiler. Sonra bahçeye çıkıp oyunlar oynadık.

IMG_5719.JPG

Tanışma partisi bitince okul kıyafetlerimi ve kitaplarımı almak için satış yapılan yere gittik. Burası hafta sonu çok kalabalık oluyormuş. Annem bugün çıkmışken halletmek istedi. Koca koca torbaları yüklenip döndük.

Eve çıkmadan Akasya’ya gitmek istedim. Bir-iki eksik olduğu için annem de “İyi olur.” dedi. Gezdik, dolaştık. Sonra da eve döndük.

Read Full Post »

- Pazar akşamı babamdan ayrıldık; o İstanbul’a döndü, biz Foça’ya. Kaldığım yerden ritüellerime devam ettim: Yemekten sonra scooter ile tur, jetonlu oyuncakları ziyaret ve dondurma keyfi…

IMG_5253.JPG

IMG_5278.JPG

IMG_5497.JPG

- Dayım iki günlüğüne izin alıp yanımıza geldi. Annemin haberi varmış, sürpriz olsun diye bize söylememiş. Pazartesi akşamı klasik turumuz sonrası kafede otururken bir de baktım karşıdan dayım geliyor! Çok ama çok mutlu oldum.

IMG_5476.JPG

- Arkadaşım Melek bize geldi. Ama çoğunlukla ben onun evine gittim çünkü bizim evde oyuncak az, yanımda fazla bir şey getirmemiştim. Her şey güzeldi de, eve dönme zamanları hep sorun oldu.

IMG_5272.JPG

- Dedemin bana sözü vardı; sarı-kırmızı kuyruğu olan sarı-kırmızı bir uçurtma yaptı. Kuyruk kısmına ben de yardım ettim. Harika oldu! Uçurmak için geniş bir alan bulduk ve rüzgarlı bir akşam üzeri denemelere başladık. Uçurtmam çok güzel havalandı ama rüzgarı içinde uzun süre tutamadığı için düştü. Nerede hata yaptığımızı bulmamız gerek..

IMG_5496.JPG

- Anneannemlerin baktığı anne ve iki yavrusundan oluşan kedi ailesi, ben geldikten sonra iyice eve yerleştiler. Balkonun, bahçenin en güzel yerine kurulan onlardı. Sabah kahvaltısını içeride yapmaya karar verdiğimiz zaman bizi göremeyen anne kedi kapının önüne gelip miyavlayarak bizi çağırıyordu. Öyle tatlılar ki… Onlar sayesinde insan da olsa kedi de olsa anne annedir, bunu gördüm. Yavrularına hayatı öğretişi, şefkat gösterişi, kızdığı zamanki tepkileri vs… Birebir annemle aynıydı. :) Yanımda fotoğraf makinemi getirmiştim, her hallerinin fotoğrafını çektim.

IMG_5561.JPG

- Kitap okumaya biraz daha ağırlık verdim. Denize giderken mutlaka çantaya bir-iki kitap attım.

IMG_5550.JPG

- Doğan Egmont‘tan çıkan Okuma Bayramı serisi, okumayı yeni öğrenen çocuklar için müfredata da uygun olacak şekilde el yazısıyla hazırlanmış. 1. ve 2. seviyede çok kısa cümleler ve kısa yazılar var. 3. seviyeden itibaren orta uzunlukta hikayeler başlıyor, cümleler çeşitleniyor. 4. seviyede ise öyküler karmaşıklaşıyor, kullanılan sözcük dağarcığı zenginleşiyor. (Kitapların her biri 8 TL)

IMG_6834-0.JPG

- iPad’deki Math Museum aplikasyonu sayesinde de çaktırmadan matematik çalıştım. Müzenin içindeki odalarda yusufçuklar gizlenmiş. Tüm yusufçukları bulunca bir sonraki aşamaya geçiliyor, müzede yeni odalar açılıyor ve tekrar yusufçuk aramaya başlanıyor. Odalara girip içeride yusufçuk var mı, yok mu bakmak için girişteki matematik işlemlerini cevaplamak gerekiyor. Bu noktada da elinizde o sonucu bulabilecek rakamların olması lazım. Bir çırpıda işlemi yapayım da içeri gireyim yok. Acayip kafa çalıştırıcı bir oyun. ($ 2.99)

math

 

Read Full Post »

- Çekirdek aile olarak çıktığımız Çeşme tatilinden bugün döndük. Annemle babam her yaz Çeşme’ye geliyorlarmış, bu sefer beni de getirdiler. Daha önce kaldıkları Radisson Blu‘nun çocuklu tatil için doğru bir seçim olacağını düşünmüşler. Çok da iyi etmişler. :)

- Otelin havuzunu görünce (annemin deyimiyle) ‘Çeşme’nin caaanım denizi’ne pek yüz vermedim. Her gün bir kez denize girdim ama çoğunlukla havuza atlayıp çıktım, atlayıp çıktım.

IMG_5339.JPG

IMG_5405.JPG

- Annem laf arasında Deniz’in gazete okuduğundan bahsetti. Annesi Instagram’a fotoğraf koymuş. Ben de gaza geldim ve her gün gazete okudum.

IMG_5350.JPG
- Akşam yemekleri için iki yere rezervasyonumuz vardı. Cuma akşamı beni Arda’nın babaannesi, dedesi ve kuzenleriyle bırakarak Seda ve Cem’le Ferdi Baba‘ya gittiler. Gitmediğim için hiç üzülmedim çünkü evde çok eğlendik. Restoranda olsaydım bir an önce otele dönmek için elimden geleni ardıma koymaz, lokmaları bizimkilerin boğazına dizerdim.

IMG_5412-0.JPG

- Cumartesi akşamı da Cevat’ın Yeri‘ne gidecektik. Meğer kuzenlerin de aynı yerde aile yemeği olacakmış. Öğleden sonra Zeynep ve Ömer’i görmek üzere evlerine gittik.

IMG_5423-1.JPG
Evde oynayarak vakit geçirdikten sonra da hep birlikte Dalyan‘a geçtik. Restoranlarımız farklıydı. Yemek yedikten sonra Seda’yla buluşup Ilıca’ya dönmek üzere anlaştık. Ben balıkların gelmesini beklerken uyuyakaldım.

IMG_5442-0.JPG

- Çeşme’de çok fazla gezip tozma fırsatım olmadı ama bizimkilerle bol bol aşk yaşadığım birkaç gün geçirdim. Bu da bana fazlasıyla yetti. :)

IMG_5329.JPG

IMG_5369-2.JPG

Read Full Post »

Annem Foça’ya gelir gelmez beni oyalayacak bir meşgale bulma derdine düştü. Hemen buldu da! Foça’ya ayak bastığımız gece anneannemlerin İzmir’den komşusuyla karşılaştık. Annem sohbet sırasında burada çocuklar için kamp, spor aktivitesi vs. bulmak istediğinden bahsetti. Böylece FYİK‘ten ve çocuklar için düzenlenen yelken kursundan haberimiz oldu.

Kursun ilk dönemi henüz bitmiş, yeni dönemi dün başlamış. Annem bu sabah ilk iş arayıp bilgi aldı. Dersler haftada dört gün 11:00-15:00 saatleri arasında veriliyormuş. Başlangıç yaşı 7′ymiş ama okuma-yazma ve yüzme bildiğim için “Getirin bir tanışalım..” demişler, “Severse derslere katılabilir.”

Dedikleri saatte klüpte olduk. Başlangıçta çok ilginç geldi. Ben tabii yaş olarak en küçüktüm ama minyon bir tip olmadığımdan küçük olduğum anlaşılmıyordu. Önce derse girdik ve birkaç teorik bilgi aldık. Sonra yüzdük, ardından yelkenle açıldık! Evet yanlış okumadınız… Yelkenle açıldık!

IMG_5235.JPG

IMG_5241.JPG

IMG_5244.JPG

Aşağıdaki resimde en sağda görünen yelkenli bizimki.

IMG_5242.JPG

Bu benim için inanılmaz bir deneyimdi. Beni bir yaş büyük Ayşe adında bir arkadaşla eşleştirdiler. Çok iyi anlaştık. O, geçen dönem de buradaymış. Denize yalnız açılabiliyormuş. İkimiz birlikte belli bir noktaya kadar gidip döndük. Öğretmenimiz zodyak botla etrafımızda dolaşıyordu. Açılıp uzaklara gidecek bir durumumuz da yoktu. Yine de çok tedirgin oldum. Yelken sürekli dönüyordu. Zaten gideceğimiz yöne göre de döndürmemiz gerekiyordu. Bir yandan yelkene hakim ol, bir yandan rotada kalmaya çalış derken daraldım.

IMG_5249.JPG

Karaya ayak basar basmaz anneme koştum. “Yelken hiç de eğlenceli değilmiş!” dedim. Annem “İstersen yarın tekrar gelelim, ilk gün bile ne kadar çok şey öğrendin. Yarın kendini daha rahat hissedersin.” dedi ama kararım değişmedi. Belki seneye bir yaş daha büyümüş olursam kendimi daha rahat hissederim. Ama şimdilik yelken melken istemiyorum!

Read Full Post »

Sabah erkenden kalktık. Her şeyimiz hazırdı. Yaklaşık bir ay evde olmayacağımız için annem babama gerekli talimatları verdi, çıkmadan kontrol etmesi için sokak kapısının iç tarafına notlarının olduğu kağıdı yapıştırdı. Bunu gören ben aynı şeyi yapmaktan geri kalır mıyım? Hemen odama koşup post-it’e bir şeyler karalayıp ben de kapıya yapıştırdım ve havaalanına gitmek üzere evden çıktık. Babam bizi bırakıp işe gitti. Biz de online check-in yapmış ve uçuştan 1,5 saat önce gelmiş olmanın rahatlığıyla valizleri bıraktık. Beklerken kahvaltı yaparız diye düşünüyorduk.

Kontrol noktasından geçerken çantamdaki içinde pil olmayan oyuncak telsizler ve scooter‘ım sorun oldu. Bizi bu şekilde uçağa alamayacaklarını söylediler. Tekrar check-in yapılan yere döndük. Scooter’i puset torbasına koyup gönderdik. Oyuncak telsizler için de THY kontuarındaki yetkili abi polislerle konuşup özel izin aldı da kontrolden geçmeyi başardık.

Gel-gitler, konuşmalar ve iknalarla geçen bu süreç 1 saat sürdü. Şansa uçağımız geç boarding yaptığı için sıkıntı yaşamadık ama geç gelseydik ya da uçak zamanında boarding yapsaydı büyük ihtimalle uçağı kaçırmış olurduk.

Uçak yolculuğumuz sorunsuzdu, ikramlarla karnımı doyurana kadar uçak inişe geçti bile. Bu gidişimizde İzmir’de uzun süre kalacağımız için eşyamız fazlaydı. Çantaları, valizleri ve scooter paketini sayarak arabaya yükledik ve bizi heyecanla bekleyen anneannemle dedeme koştuk. Birbirimizi gerçekten çok özlemişiz.

Havaalanından eve kadar 1 saatten biraz fazla süren Foça yolu, benim için bitmek bilmedi. Dedeme kaç kez “Ne zaman gelicezzz?” diye sorduğumu hatırlamıyorum. Sabah 7:30′dan beri yolda olduğumu düşünürsek, sıkılmakta haklı değil miyim canım? Neyse, yol boyunca kilometre tabelalarını takip ettik, geri sayım yaptık, hayvan bilmece oyunumuzu oynadık ve sonunda eve vardık.

Odamız hazırdı, ilk iş olarak valizimi boşaltıp çekmeceye yerleştirdim. Sonra yemek yedik, biraz istirahat ettik. Akşam üzeri dedemle bahçeyi suladık. Arkadaşlarım Melek ve Doğhan’la su savaşı yaptık. Sırılsıklam oldum ama inanılmaz eğlendim.

IMG_5217.JPG
Akşam yemeğini dışarıda yedik. Jetonlu oyuncaklara bindim, dondurma sırasında bekleyip dondurmamı yedim. Her şey geçen senelerden alıştığım gibiydi ama ilk kez geliyormuş gibi mutlu ve heyecanlıydım.

IMG_5227.JPG
Anlaşıldığı üzere günlüğümü bir süreliğine Ege sahillerinden yazacağım. ;)

IMG_5279.JPG

Read Full Post »

Bir tatilin daha sonuna geldik. Resmen tadı damağımda kaldı. Yer yer huysuzluğum ve inatçılığım tuttu ama genel olarak uyumlu bir çocuktum. Uçağa giderken “Yine buraya gelelim!” diye sayıklamaya başlamıştım ama annem beklentiye girmemi istemediği için bunun düşük bir olasılık olduğunu söyledi.

Geçen sene de bu zamanlar Voyage Türkbükü‘ndeydik ve çok memnun kaldığımız için bu sene tekrar gelmiştik. Memnun kaldıklarımız arasından değişmeyen tek şey denizin güzelliğiydi. Onun dışında hizmetler aksadı, otel çok kalabalıktı, tesis eskimeye başlamıştı vs. Uzun uzun yazmayayım şimdi. Yine de bu aksaklıklar benim tatilden keyif almamı engellemedi. Güzel arkadaşlar (Heidi ve Naz) edindim, denizden çıkmadım, bol bol dondurma yedim, mini diskoda tepindim. Daha ne isteyeyim?

20141015-210742-76062454.jpg

20141015-210742-76062818.jpg

- Tesis içerisinde kendimce ‘zıpzıp araba’ diye isim taktığım golf arabalarıyla dolaşılıyordu. Odamız sahile çok yakın olmasına rağmen her fırsatta bunlara bindim. Benim için gerçekten büyük eğlenceydi.

20141015-211024-76224805.jpg

- Okumayı öğrendim ama yaz tatilinde bol bol da pratik yapmam gerekiyordu. Şimdiye kadar pek zaman bulamadım fakat bundan sonra bu konuya daha fazla önem vereceğim. Öğlen güneşinden kaçıp odaya gittiğimiz zamanları kitap okuyarak ve çizgi film izleyerek değerlendirdim.

20141015-211216-76336894.jpg
- Valizimde bolca kitap vardı. Bunlardan ikisi son zamanlarda en severek okuduklarımdı: Hırçın Prenses Goncagül ve Şarkı Söyleyen Berber.

Fulvia Degl’Innocenti tarafından kaleme alınan Hırçın Prenses Goncagül, prenses olmak istemeyen bir prensesin öyküsü… Hayatını nasıl yaşayacağını kendisi belirleyene kadar bazı hırçınlıklar yapıyor. En sonunda annesi ve babası gerçekten ne istediğini sormayı akıl ediyorlar. Bunun üzerine Goncagül gönlünde yatanı açıklıyor, ailesini ikna ediyor. Sonra da çok ama çok mutlu bir hayat sürüyor. (Yapı Kredi Yayınları, 14 TL)

20141015-212452-77092678.jpg

Şarkı Söyleyen Berber ise Arslan Sayman ve Deniz Üçbaşaran birlikteliğiyle ortaya çıkmış. İşleri iyi gitmeyen Meraklı Berber, tüm çocukların neden Şarkı Söyleyen Berber’e gittiğini merak ediyor ve sırrını öğrenmek için o da Şarkı Söyleyen Berber’in müşterisi oluyor. Sonunda Şarkı Söyleyen Berber’in sırrı olmadığını, sadece çocukları çok sevdiğini öğreniyor. Ama bunu öğrenirken hem bıyığından hem de kâkülünden oluyor. (Yapı Kredi Yayınları, 8 TL)

20141015-214010-78010436.jpg
- Sivri sineklerin tatilimizi zehir etmemesi için bu sene de hazırlıklı gitmiştik. Yalnız geçtiğimiz senelerde aldığımız gülen suratlı sinek kovucudan bu sene yoktu, onun yerine Mosquitno Spotz çıkmış. Bir pakette 6 yapışkanlı sinek kovucu flaster var ve her birinin etkisi 3 gün sürüyor. Akşam yemeğine çıkmadan mutlaka bir tane sırtıma yapıştırdık.

20141015-213507-77707078.jpg

- Güneş koruyucu olarak yine parabensiz ve geniş spektrumlu ürünler kullandık. Başımda hep ıslak bandana vardı ve mümkün oldukça gölgede kalmaya gayret ettim.

20141015-214419-78259470.jpg

- Veee tabii ki Bodrum’a gitmişken çok sevdiğim arkadaşım Eylül’ü görmeden dönmedim! Bir akşam Memedof‘ta yemek yedik, anne-babalarımız sohbet ederken biz oyun oynadık. Birbirimizi gerçekten çok özlemişiz.

20141015-214627-78387429.jpg

Read Full Post »

Older Posts »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 44 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: