Feeds:
Yazılar
Yorumlar

10 yaşındayım!

Reklamlar

Doğum günüm yaklaşırken…

– Sonunda gösteri günü geldi ve uzun zamandır çalışmakta olduğumuz üç antik Yunan mitini sahneye koyduk. Ailelerimiz çok ama çok beğendiler. Alkışları hak etmiştik doğrusu…

– Babamla voleybol maçlarını kaçırmamaya çalışıyoruz. Hem kadın, hem erkek GS voleybol maçlarında her zaman tribündeyiz.

– Irmak’ın doğum günü için Kalamış’taki Happy Nest‘te toplandık. Irmak bizim için sukulent atölyesi organize etmiş. Heyecanla işe koyulduk. Aslında voleybol antrenmanım olduğundan erken ayrılmamız gerekiyordu ama yapamadık. Bir seferlik kaytarma olur diyerek, anneler ve kızlar çok keyifli bir gün geçirdik. İyi ki doğmuşsun Irmak! ❤️

– Son günlerde toplumda infial yaratan bir şey oldu: Online oyunların ya da Youtube’da izlenen videoların/çizgi filmlerin içinden bir anda çıkıveren Momo! Doğrusu bana denk gelmedi ama bu konu o kadar çok konuşuldu ki ben de görmüş oldum. Korkunç bir tip! Bu vesileyle aileler de çocuklarının online geçirdikleri zamanı kontrol altında tutmanın gerekliliğini bir kez daha fark etmiş oldu. Güvenli internet kullanımıyla ilgili her mecradan bilgi yağdı. Eski yazılarımdan birinde DQWorld‘den bahsetmiştim, siteye göz atmakta fayda var. Ayrıca teknolojinin aşırı kullanımının beyni tembelleştirdiğini, dikkat toplamayı zorlaştırdığını, çok oturulduğu için kemikleri güçsüzleştirdiğini, otizm vb. hastalıkları tetiklediğini ve sosyalleşmeyi zorlaştırdığını unutmayalım. Söz meclisten içeri.. 🙈

– Doğum günüme az kala bu yılın konseptine karar verdim ve annemin “Ne olur pastanı hazır alalım!” diye yalvarmasına kulak asmayarak onu alıp Eminönü‘ne alışverişe götürdüm. Biraz son dakikaya kaldık ama olsun, halledeceğiz.

– Sınıfça okuduğumuz kitaplarda sıra Bilgin Adalı’nın ‘Gezgin’ adlı hikayesine geldi. Kahramanımız Ege, bir gün Yıldız Parkı’nda oynarken altına sığındığı ağaca yıldırım düşüyor ve o günden itibaren düşlediği her yere bizzat gidip maceralar yaşamaya başlıyor. Ege, güvendiği bir büyüğü olan Bilgin Amca’ya konuyu açıyor. Bilgin Amca ve Prof. Doğan Güven bunun nasıl olabildiğini araştırırken, Ege dünyayı gezmeye ve gittiği yerlerden hatıra eşyaları getirmeye devam ediyor. Biz de Ege’nin maceralarına tanık oluyoruz… (7+, Can Çocuk Yayınları, 11 TL)

Eğitimde gelişme zihniyetinin önemi, çabayı ve süreci övmenin başarıya katkısı hakkında harika bir konuşma… İzlemek için buraya tıklayın.

– Bu sene Celal Dedem Tohum Otizm Vakfı yararına koşacak. Benden artık bağışçı olmaktan öte yardım beklediğini söyleyince otizm hakkında bilgilendirici bir sunum hazırlayıp sınıf arkadaşlarıma sundum. Gerçekten çok farkındalık yaratıcı bir sunum oldu, sınıfın çoğunun otizm nedir bilmediği ortaya çıktı. Arkadaşlarım çok üzüldüler ve otizmli çocuklar için bir şeyler yapabilmek adına Tohum Otizm Vakfı’na bağışta bulundular. Hepsine dernekten gelen sertifikaları takdim ederek teşekkür ettim. Dedem de benimle gurur duydu. ❤️

– Antik Yunan Tiyatrosu hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Davetiyeler ailelerimize gönderildi. Heyecanla gösteri gününü bekliyoruz!

– Annemle film keyfinde bu hafta ‘Avengers Infinity War’u izledik. Süper kahramanlar, 6 sonsuzluk taşına sahip olup dünyayı ele geçirmeye uğraşan Thanos’a karşı güçlerini birleştiriyorlardı. Filmi çok beğendik ve 2 ay sonra gösterime gireceği söylenen Endgame’i beklemeye başladık.

Sonunda kar yüzünü gösterdi! Biz

– Bu sene 5. sınıflar arasından okul voleybol takımına oyuncu seçmemişlerdi. Seneye takımda yer alması olası öğrencileri belirlemek için perşembeleri ders bitimine antrenman koydular. Dünyalar benim oldu! Tüm günün yorgunluğu üzerine spor yapmama ve 19’a doğru eve gelmeme rağmen benden mutlusu yok!

– Bizi çok güldüren ama aslında çok faydalı olan bir ders işledik ve sofra kurallarını öğrendik. Masaya oturmadan önce erkekler kızların sandalyelerini çekti, yemeği ağzımıza atmadan önce küçük parçalara böldük, doğru çatal/bıçak kullanımı vb. şeyleri öğrendik. Konu ciddiydi ama pek bir gülüşmeli ders oldu doğrusu..

– Şubat ayının sonuna yaklaşırken ve artık kar yağacağına dair ümitler tükenmişken bir sürpriz gerçekleşti ve İstanbul’a kar yağdı. Fazla kar olmamasına rağmen okulları bir günlüğüne tatil ettiler. Tabii bu olayın Kayra’nın bizde kaldığı hafta sonuna denk gelmesi ayrı bir güzel oldu.

– Akşamları BBC Earth‘teki ‘Frozen Planet’ adlı belgeseli izliyoruz. Küresel ısınma yüzünden sürekli değişmekte olan ve kendinden bir şeyler kaybeden kutuplar hakkında yer yer ilgi çekici, bazen de üzücü detaylar var.

– Bayıldığımız ‘Lego Movie’nin ikincisi gösterime girdi, biz de ailecek sinemada yerimizi aldık. Lego Duplolar yüzünden şehirde düzen kalmayınca kahramanlarımız Emmet, Lucy ve Batman devreye girip istilacıları yenmek için uğraştılar. Bu film de çok eğlenceliydi. Annem her ne kadar ilk film kadar iyi olmadığını düşünse de ben çok beğendim.

– İkinci dönem sınıfça okuyacağımız ilk kitaba başladık: ‘Maceralar Teknesi Assos’ta’. Aydoğan Yavaşlı’nın kaleme aldığı Maceralar Teknesi serisinin bu dördüncü kitabında kahramanlarımız kendilerini bir anda 2000 yıl öncesinde Assos’ta buluyorlar. Bu sayede Aristo’yla tanışıyor ve onun düzenleyeceği felsefe kongresini engellemek isteyenlerin planlarını bozmaya çalışıyorlar. (8-10 Yaş, Kırmızı Kedi Yayınevi, 10 TL)

Kartepe kaçamağı ⛷

Bilsem‘den sömestr ödevi olarak bir stop-motion film çekmemiz istenmişti. Ben lego kullanarak bir film çektim ve tatil dönüşü ilk derste teslim ettim. Fakat filmin 150 kare olması gerekiyormuş; benimki 149 kare çıktı! Zaten zar zor çekmiştim, tüm emeklerim çöpe gitti diye sinir oldum ama tavşan evini kullanarak başka bir film çekip götürdüm. Bu sefer de minik kamera kaymaları vardı. Öğretmenim yeni bir film daha istedi. Gerçekten çok uğraşmıştım, bunda da pürüz çıkınca iyice sinir oldum! Ama yılmadım ve üçüncü filmi de çektim. Bu sefer yiyeceklerle bir şeyler yapayım diye düşünerek anneme “Akşama ne yemek var?” diye sordum. Pırasa mücver varmış. Hemen işe koyulduk. Önce kameranın hareket etmemesini sağlayacak bir düzenek kurduk. Artık işi şansa bırakamazdım. Anneme şunu getir, bunu götür diyerek filmi çektim. Çok titiz çalıştığım için yemek olması gerekenden daha geç hazır oldu. Ama filmim de çok güzel oldu! 😋 Tam kurtuldum derken, öğretmenim bir görev daha verdi: Filmini çektiğim yemeği okula getirip arkadaşlarıma ikram etmek.. 🎈

– Cansular bu kış hemen hemen her hafta sonu Kartepe‘ye gittiler. Bu hafta sonu biz de onlara takıldık ve İstanbul’a en yakın mesafedeki kayak merkezini keşfettik. Kıratoğlu Turizm ile konforlu bir yolculuktan sonra zirveye vardık. Burada tek bir otel var: Green Park. Ekipmanları biz otelden kiraladık ama araçta yer varsa yol üzerinde Penguentepe vb. yerlerden de kiralamak mümkün. Bol bol inip çıkarız diye günlük skipass aldık fakat kaymaya değil de gezmeye gelen o kadar çok kişi, dolayısıyla da o kadar uzun bir sıra vardı ki düşündüğümüz kadar çok tur yapamadık. Bizim gittiğimiz gün kayakçıdan çok turist vardı. Bir de ben daha önce hiç ezilmemiş karda kaymamıştım. Her yer öbek öbek taze kardı. Böyle pistte kaymak çok yorucuymuş. Bacaklarımda derman kalmadı. Annem zaten yorgun gelmişti, o da çok düştü. Açıkçası pek keyif alamadık. Mehmet “15:30’da kontak çalışır!” demişti. Saatimizi kontrol edip kayakları çıkardık ve kafede oturup bir şeyler atıştırırken ekibin kalanını bekledik.

Dönüş yolculuğumuz da çok rahattı. O yorgunlukla uyuyakalmışım. Mehmet bizi eve bırakmadan Ataşehir’deki Sembol Ocakbaşı‘na götürdü. Bu yorucu günü bir ziyafetle sonlandırdık.

– Kısa bir süre gösterimde kaldığı için kaçırdığım, sonra da bir türlü izlemeye fırsat bulamadığım ‘Küçük Vampir’i sonunda izledim. Angela Sommer-Bodenburg’un çok satan roman serisinden uyarlanan film, 13 yaşındaki vampir Rudolph’un maceralarını anlatıyor. Filmi izleyememiş ama kitabını okumuştum, burada da bahsetmiştim.

– İkinci dönemle birlikte sınıfça okuyacağımız yeni bir kitaba daha başladık: ‘The Boy Who Harnessed The Wind’. Kitap kısa bir özetle geçilmeyi hak etmiyor, mutlaka okunması gereken bir otobiyografi olduğunu söyleyebilirim… 13 yaşındaki William Kamkwamba, kuraklık yüzünden açlıkla tanışır ve köyündeki bazı insanların açlıktan öldüğüne tanık olur. Parasızlık yüzünden okulu bırakmak zorunda kalsa da, her gün kütüphaneye giderek fen kitaplarını okur. Köyüne bir yel değirmeni yaparak elektrik ve su getirmeyi kafaya koyar ama onca imkansızlığın içinde herkes ona deli gözüyle bakmaktadır… Yazarın Tedx konuşmasını buradan izleyebilirsiniz. Türkçe’ye ‘Rüzgarı Dizginleyen Çocuk’ olarak çevrilen kitabın filmi de çekiliyor. Netflix’de izleyebileceğiz. (10+ Yaş, Puffin Books, $8.99)

Bir tatil daha biter..

Turkcell, çocuklara siber güvenlik kavramını öğretmek amacıyla DQWorld‘ü hayata geçirdi. Biz Bilsemli öğrenciler, DQWorld’ün Zorlu Center’daki lansmanına davetli olduğumuz için konuyu ilk ağızdan dinleme şansım oldu. Ve gördüm ki; siber güvenlik konusunda epey bilgiye sahibim.

Online olduğum günden beri, siber güvenlik annemle babamın hassas olduğu konulardan biri olduğu için bilinçlenmem için yardımcı olmuşlardı. Ayrıca bu konu 5. sınıf müfredatında da işlendi. Fakat şu bir gerçek ki, dünyada benim kadar bilinçli olmadığı için başlarına kötü şeyler gelen çok fazla çocuk var. İşte Turkcell de bu uygulamayla 8-12 yaş aralığındaki çocuklara 8 dijital yetkinliği oyunlaştırarak öğretmeyi ve eğlendirirken bilgilendirmeyi amaçlıyor. Gizlilik yönetimi, siber zorbalıklardan korunma, ekran süresi kontrolü, dijital ayak izi yönetimi vb. konularda bilgilenmek için DQWorld‘ü ziyaret edebilirsiniz.

– Ayşe Bade Ordu’ya dönmeden bir kez daha görüşelim istiyorduk. Eda bizi evine davet edince çok mutlu olduk ve davetine sevinçle iştirak ettik.

– Sömestr tatilinin son günlerini dedemlerde geçirdim. Böylece Efe ile de bol bol oynama şansım oldu.

– Tatil kitabım ise Harry Potter serisinin 2. kitabı olan ‘Sırlar Odası’ydı. Hogwarts’ta geçen ilk yılın ardından, Harry yaz tatili için Dursleyler’in evine dönmüştür ve tatilin bitmesi için gün saymaktadır. Bir gün odasında Dobby adında bir ev cini bulur. Dobby’nin Harry’yi uyarmak istediği bir konu vardır… İlk kitap gibi bu da çok sürükleyici. (9+, Yapı Kredi Yayınları, 30 TL)

%d blogcu bunu beğendi: