Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘3. sınıf’ Category

Bu ara sosyal medyada çokça paylaşılan ve kitap okumaya teşvik amaçlı, iyi niyetle yapılmış bir uygulama var. Kitap okumak bence hiçbir zaman zorla ya da bu tür teşviklerle olmamalı. Her gün okumamız gereken sayfa sayısı olmamalı, bu bilgiyi yazdığımız ve velimize imzalattığımız bir defter de olmamalı. Hangi kitapları okuyacağımız da okul tarafından belirlenmemeli. (Bazen gerçekten çok sıkıcı kitaplar seçiyorlar.) Bunlar benim düşüncelerim ama işte maalesef gerçek hayatta böyle olmuyor.

Wifi şifresini elde edebilmek için başkasının belirlediği bir kitabı okuyan birisi, bu yöntemle okumayı sever mi? Sadece şifreyi çözebilmek için hızlıca göz atıp şifreyi alıp bol bol internette takılmak gibi bir şansı varken…

Kitap okumak keyif verici bir şey olduğunda güzel… Bizimki gibi çok fazla uyaranın olduğu bir dünyada fazlasıyla durağan bir şey, kabul ediyorum. Ama bence herkes kendine göre bir kitap bulup okuyabilir. Günde birkaç sayfa bile olsa…

Konuyu Özgür Bolat çok güzel değerlendirmiş. Buyrun, okuyun.

http://m.hurriyet.com.tr/yazarlar/ozgur-bolat/cocuklara-ic-motivasyonla-okuma-aliskanligi-nasil-kazandirilir-40571267

Reklamlar

Read Full Post »

– Yaz tatilinde okumamız için okuldan bize iki kitap verildi: Sahibini Arayan Keman ve Pora’nın Maceraları-Gizemli Yolculuk… Koray Avcı Çakman’ın kaleme aldığı ‘Sahibini Arayan Keman’, öğretmeninin yönlendirmesiyle koleksiyon yapmaya başlayan Erhan’ın hikayesini anlatıyor. Sınıfta herkes bir koleksiyon yapar fakat Erhan herkesinkinden farklı bir şey arar. Babasının doktor arkadaşı Ömer Amca’nın önerisi üzerine ‘anı koleksiyoncusu’ olmaya karar verir. Çevresindekilerden bir anı paylaşmalarını ister ve bunları not ederek koleksiyonuna ekler. Bize de bu öyküleri okumak düşer. (8-10 Yaş, Tudem Yayınları, 14 TL)

– Nesteren Gazioğlu’nun kaleme aldığı ‘Pora’nın Maceraları’ serisinin üçüncü kitabı ‘Gizemli Yolculuk’ta; Pora’nın ailesi, arkadaşları ve komşularıyla ilişkilerini okuyoruz. Önceki kitaplardan aktarılan bir de komşudan gelen gizemli ses konusu var ama bu kitapta açıklığa kavuşmuyor. Aile Truva antik kentine doğru seyahate çıkıyor, biz de Truva hakkında kısa bir bilgi ediniyoruz. Onlar Asos’a devam ederlerken kitap bitiyor…  (6-10 Yaş, Final Kültür Sanat Yayınları, 8,5 TL)

– Listeye benim eklediğim kitaplar ise; Matilda, Büyük Tuzak ve Çubuk Makarna Düğümü oldu. İlk baskısı 1988 yılında yapılan Roald Dahl’ın sevilen öyküsü ‘Matilda’, ailesine hiç benzemeyen, küçük, zeki Matilda’yı anlatıyor. Matilda’nın garip bir ailesi var; sürekli televizyon izliyorlar ve para kazanırken insanları aldatmakta sakınca görmüyorlar. Matilda erken yaşta okumayı öğreniyor ve sık sık köyün kütüphanesine gidip büyüklerin okuduğu tarzda kitaplar alıyor. Okula başladığında sınıf öğretmeni Bayan Honey ile aralarında derin bir bağ kuruluyor çünkü Bayan Honey küçük kızdaki cevheri fark ediyor ve onu çok seviyor. Bayan Trunchbull’u, diğer çocukları ve aileyi yakından tanıdıkça kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. (9+, Can Çocuk Yayınları, 19 TL)

Küçük Cadı Şeroks‘un devamı olan ‘Büyük Tuzak’ta Prens Milla’nın canlandırdığı eski bir lanet sonucu sözcükleri unutarak konuşamaz hale gelen ve bunun sorumlusu olarak Şeroks’u gören insanlar var. Fare Pibo, Masallar Ülkesi’nin arşiv odasında duran Sözcüklerin Masalı’nı yediği için sözcükler, masallar ve dil tamamen yok olma tehlikesinde… Şeroks hem kaçıp saklanmalı, hem de masalı tekrar yazmalı… (9-11 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 18 TL)

‘Çubuk Makarna Düğümü’, dört kitaplık ‘Abur Cubur Peşinde’ serisinin üçüncü kitabı. İlk kez 1991’de yayınlanmış ve yıllardır sevilerek okunuyor. Anne ve babaları yanardağ uzmanlığı gibi tehlikeli bir iş yaptığı için Tom ve Niki’ye teyzeleri bakmaktadır. Rebecca Teyze sağlıklı beslenme konusunda takıntılı olduğundan çocuklar hiç makarna yememiştir. Bir gün uzaktaki amcaları Niki’nin doğum gününde para gönderir ve çocuklar bu parayla dışarıda yemek yemeye karar verirler. Fakat… (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 11 TL)

– İş Bankası bu yıl da ‘Karneni Göster, Kitabını Al’ kampanyası kapsamında ilk ve ortaokul öğrencilerine kitap hediye etti fakat biz oradan oraya koşturmaktan şubeye gidemedik. Neyse ki dedem unutmamış, Foça’ya gittiğimizde kitabım beni bekliyordu. ‘Astronotlar Üşür mü?-Bilim Yolunda Eğlenceli Adımlar Kitabı’nda yaşam, insan bedeni, evren, dünya, bilim ve teknolojiye dair kısa kısa bilgiler var. Sadece bizim değil, büyüklerin de ilgisini çekebilecek çok güzel bir kitap. Benim gibi bilgi yarışmalarına saranlar için harika bir kaynak! Kampanya bu yıl 10 yaşında. İş Bankası’nın çocuk kitapları ve Kumbara dergisi gibi çok başarılı ve alkışı hak ediyor.

Read Full Post »

– Annemle babam birkaç günlüğüne Londra’ya gittiler. Ben de fırsattan istifade valizimi hazırlayıp babaannemlere taşındım.

– Bizimkiler dönüşte beni aldılar ve hayatımıza kaldığımız yerden devam ederek babamla Galatasaray Odeabank – Anadolu Efes maçına gittik. Keyifli bir maçtı; 73-63 yendik.

– Lara, Ataşehir’deki Watergarden‘da çocuklar için tırmanma alanı olduğundan bahsetmişti. Biz de merak edip gittik ama kapalı olduğunu söylediler. Bir şeyler atıştırdıktan sonra bowling salonunu gördük. Yerler o kadar kaygandı ki ayakta durmakta bile zorlandık. Meğer dün açılmış. Zorlu koşullar altında annemle babamı yenip havamı attım.

– Çarşamba sinemasında annemle ‘Alice Through the Looking Glass’i izledik.

– Bağdat Caddesi’nde yürürken önümüzde çift katlı bir otobüs durdu. “Binelim mi, anne?” diye sordum. Annem de “İstiyorsan binelim.” dedi. Hemen üst kata çıkıp en ön sıraya oturdum. Etrafı izleye izleye gezdik.

– Ve 3. sınıfı da başarıyla bitirdim! Dün karneleri verdiler ve okulu tatil ettiler. Karne aldıktan sonra Damla bize geldi, akşama kadar oyun oynadık. Bugün de Sude’yle buluştuk. Oyuncakçıları gezip ‘Captain Underpants’e gittik. Tatile güzel bir başlangıç yapmış oldum. Yaz için güzel planlarımız var. Yaşasın tatil!

Read Full Post »

– Mayısın ilk etkinliği çok sevdiğimiz ve dört gözle beklediğimiz okul pikniği oldu. Herkes ev yapımı yiyecekler getirdi. Ben yine hepimizin favorisi olan m&m’li kurabiyelerden götürdüm. Silindi, süpürüldü! 😋

– Pazar günü de Mehmet bizi çiftliğe davet etti. Geçen yıldan tecrübeliydik, ayağımıza çizmeleri geçirip gittik. Bütün gün kırlarda koşup oynadık. Büyükler de vur patlasın çal oynasın modundaydı. Urfa lezzetleriyle taçlanan günü neşe içinde bitirip eve döndük.

– Film günümüzde annem Harry Potter serisini izlemeyi önerdi ben de kabul ettim. İlk film olan ‘Felsefe Taşı’nı izledik. İzlemez olaydım! Filmin sonunda kahramanlardan biri şapkasını çıkarınca kafasının arkasında bir yüz vardı. Büyücü Voldemort onun bedenine gizlenmiş meğer! O sahneyi aklımdan çıkaramıyorum. Çok etkilendim ve itiraf ediyorum korktum. Aslında hayal ürünü olduğunu biliyorum ama yine de korkumu engelleyemiyorum. Diğer Harry Potter filmlerini de görmek istemiyorum artık!

– Okulda anneler günü için hazırlıklara başladık. Bu sene kuru kuru resim/kart yapmak yerine çok daha efektif bir çalışma hazırladık. Karta bazı kuponlar iliştirdik. Kuponlarda yatakta sabah kahvaltısı, bulaşık yıkama, sarılma vb. hizmetler mevcut. Annelerimiz canları istedikleri zaman kullanıp keyfine varabilecekler.

– Hafta sonu tatlı Bademimizi görmeye gittik. Birlikte oyunlar oynadık, ponçik bacakları da biraz mıncırmış olabiliriz.

– Ve anneler günü… Sabah kahvaltısını babamla birlikte hazırlayıp annemi uyandırdık. Kahvaltıdan sonra babaannemle halamı görmek için Acarkent’e gittik. Bu sayede halamın kedi ve köpekleriyle de oynama fırsatım oldu. Birlikte yemek yiyip eve döndük.

– Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun! Yok ticariymiş, yok bir gün değil her gün olmalıymış.. Böyle şeylere aldırmıyorum. Özel günleri çok seviyorum ve en güzel şekilde kutlanmasını önemsiyorum. Anneciğimi de çok ama çok seviyorum! Bana hep “İyi ki benim kızım olmuşsun..” der ve kendimi çok özel hissettirir. Ben de ona “İyi ki..” diyorum. 💕

– Okulların kapanmasına az kala bizim yaz tatili planlarımız da netleşmeye başladı. Babaannem kız kıza Karayipler’e gitmeyi önerdi. Böyle bir öneriyi reddetmek mümkün olabilir mi? Hemen atladık tabii. Kısmetse 14 Haziran’da önce Miami’ye gidip orada birkaç gün kalacağız, sonra da Karayipler’e cruise turuna çıkacağız. Eminim yepyeni deneyimlerle dolu, harika bir yolculuk olacak!

– Tatil demişken ve yukarıda anneler gününden bahsetmişken, bu yıl babalar gününde babişimden ayrı olacağım için şimdiden üzgünüm. İlk kez Babalar Günü’nü ayrı geçirmek zorunda kalacağız. Ama babamın o kadar uzun süre işini bırakıp bizimle gelmesi mümkün değilmiş. 😔

– Sınıfça okuduğumuz kitapların da sonuncusuna gelmiş bulunuyoruz. Süleyman Bulut tarafından kaleme alınan ‘Kar Tanesi’ adlı hikayenin konusu kısaca şöyle: Yeni doğmuş bir kar tanesi (Adı sonradan Küçümen Karcık olarak değişir.) rüzgar sayesinde Karlar Ülkesi’ne ulaşır. Çok küçük ve tecrübesiz oluşu diğer kar tanelerini güldürür. Yıldızkar, Küçümen Karcık’a Karlar Ülkesi’ni gezdirir. Küçümen Karcık, sınırın ötesindeki Karkuyusu’na gitmemesi gerektiğini, Güneş’in en büyük düşmanları olduğunu, güçlü Buzkarlar’ın ülkeyi nasıl koruduğunu ve daha pek çok şeyi bu gezi sırasında öğrenir. Bir gün aniden savaş çıkar ve Küçümen Karcık öğreneceği daha çok şey olduğunu anlar… (8+, Can Çocuk Yayınları, 10 TL)

Read Full Post »

İstanbul’da yaz henüz kendini göstermedi ama bizimkilerin tatil yapası gelmiş, Kutluğlar ile küçük bir kaçamak planlamışlar…

4 gündür Kıbrıs‘taydık. Aslında havanın daha iyi olacağını ummuştuk ama bu haliyle de keyfini çıkardık. Güneş güzeldi, gölgeler serindi, deniz soğuktu (yine de yüzdük). Burak’la Dilara’nın daha önce Girne‘ye inmediklerini öğrenince, onlara şehir turu yaptırdık. Girne eski zamanlarda çok önemli bir liman kentiymiş. Bugün de birçok medeniyetin izlerini taşıdığını görebilirsiniz. Bu yüzden sokaklarda yürümek çok zevkli. (Tabii havanın çoook sıcak olduğu yaz aylarında değil!) Venedik döneminden kalan kale, içindeki batık gemi müzesi ve hemen yanındaki kilise görülmesi gereken yerlerden birkaçı…

Sokaklar cıvıl cıvıldı, parklar çocuk doluydu. Balon yapıp satan bir palyaçoya rastlayınca hemen balon aldık, dondurma yedik ve birçok şeyin Türkiye’den ucuz olduğu marketlerden alışveriş yaptık. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız! Akşam yemeği için rezervasyonumuz vardı, alışverişi fazla uzatmayıp otele döndük.

Bu gidişimizde Merit Crystal Cove‘da kaldık. Ben burayı çok seviyorum çünkü küçük bir hayvanat bahçesi ve pony’ye binme imkanı var. Çocuk parkı da büyükçe. Buraya ilk kez 4,5 yaşındayken gelmiştim. Fotoğrafa bakınca artık pony’lik bir halim kalmamış gibi hissettim.

Göz açıp kapatıncaya kadar tatil bitti ve kendimizi İstanbul’da bulduk. Eve dönmeden önce dışarıda yemek yemeye karar verdik ve doğruca Kokoreççi Durmuş Usta‘ya gittik. Burası İstanbul’da yaşayan İzmirliler için bir cennet çünkü kokoreçi İzmir usulu yapıyor; domatese ve baharata boğmuyor. Annemin en sevdiği yerlerden biri, babamla ben de durumdan pek şikayetçi değiliz doğrusu! 🙂

Bu aralar Küçük Cadı Şeroks‘u okuyorum. Masallar Ülkesi’nin küçük cadısı Şeroks, yeni masallar bulması için Dünya’ya gönderilir. Burada pek çok karakter ile tanışır, hayatla ilgili ayrıntıların farkına varır ve büyür. Zevkle okunan fantastik bir hikaye… (9-11 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 15 TL)

Read Full Post »

– Son günlerde sinirli biri oldum çıktım. Her şey normalken beni sinirlendiren bir şey oluveriyor, bir saniye içinde bambaşka birine dönüşüyorum. Bu durumdan en çok annem muzdarip.

– 16 Nisan seçimlerinin ertesi günü okullar tatil edildi, biz de Zorlu‘da Arda’yla buluştuk. Hava çok güzeldi, parkta bol bol oynadık. Sonra da yemek yedik. Eve dönmek üzereyken babam aradı: Babaannem düşmüş! Gelip bizi aldı ve babaannemi görmeye gittik. Neyse ki kötü bir şey olmamıştı, keyfi yerindeydi. İçimiz rahatladıktan sonra klasik mekanımız olan Günaydın‘da yemek yiyip eve döndük.

– Bu sefer sinema programını babamla yaptık ve ‘Patron Bebek’i izledik.

– Cumartesi için Damla’nın annesi “Program yapalım mı?” diye sordu ama annem çok hastaydı. Bunun üzerine Sibel Teyze “Biz Ela’yı alırız, sen de dinlenirsin.” önerisini getirince çok mutlu oldum. Birlikte at binmeye gittik, sonra da evlerine dönüp film izledik. Akşam da beni eve bıraktılar. Annem gözlerini bile açamayacak durumda olduğu için o kadar makbule geçti ki… Aynı akşam Naz’ın nişanı vardı ama biz gidemedik, ben anneme refakatçi olarak evde kaldım. Ailemizi temsilen babam katıldı.

– ‘Felsefe ve Düşünce Eğitimi’ dersinde bizlere Homeros’un ‘İlyada’ ve ‘Odisseia’ adlı eserlerini okuma görevi verildi. Daha önce de bahsetmiştim, mitolojik kahramanlar o kadar çok ve isimleri o kadar değişik ki okurken kafam karışıyor, bir yandan da sorular oluşuyor. Bu yüzden kitapları annemle birlikte okuduk. Karakterler ve yaşananlar üzerinde sohbet ederek, geçmişte olanları hatırlayarak gittik. Böylesi daha zevkli oldu. Hem de okuduklarım bir bütün olarak bir şey ifade eder hale geldi. Kitapların ağır bir dili yok ve okunmaları kolay. ‘İlyada’ 9 yıl süren Truva Savaşı’nın 51 gününü konu ediyor. Truva kentinden, o zamanki insanların inanışlarından, kahramanlıklarından, hatalarından, bol bol da tanrılardan bahsediyor. ‘Odisseia’ ise Truva Savaşı’ndan sonra evine dönmeye çalışan İthaka kralı Odisseus’un yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitabı daha hızlı okudum çünkü Odisseus ülkesine ulaşmaya çalıştıkça karşısına türlü türlü engeller çıkıyor, insan okurken “Hadi artık! Bu son olsun ve Odisseus evine kavuşsun!” diye diye heyecanla çeviriyor sayfaları. Tanrıların müdahalesi çok fazla olduğu için Odisseus ellerinde oyuncak olup maceradan maceraya koşuyor. Bu sırada onu bekleyen karısı ve oğlu da kolay günler geçirmiyor tabii… (9+, Can Çocuk Yayınları, 10,5 TL)

Read Full Post »

– Önce güzel bir haberle başlayayım. Gerçi benden geçti ama olsun… İlkokulda el yazısı kaldırıldı! Biz 1, 2 ve 3. sınıflarda el yazısı kullandık, 4. sınıf itibariyle (yani seneye) normal yazıya geçecektik. Okula yeni başlayan kardeşlerimiz adına mutluyum çünkü onlar bu çileyi çekmeyecekler. Haber burada.

– Şu sıralar okulda ‘açılar’ konusunu işlemeye başladık. Teneffüste de online oyunlar oynuyoruz. Örneğin; Banana Hunt. Verilen açının yerini tahmin etmek üzerine basitçe kurgulanmış bir oyun. Göz atmak isterseniz buraya tıklayın.

– Eskiden çok sıkıldığım, adını bile duyunca ofladığım ‘Felsefe ve Düşünce Eğitimi’ dersini çok sevmeye başladım. Bunda okuduğumuz kitapların, özellikle de mitolojinin çok etkisi oldu.

– Çarşambaları ödevsiz gün olduğundan rahatız. Genellikle sinema programı yaparız. Bu sefer okuldan sonra Lara ile Akasya‘da buluştuk.

– Bu sene yıl sonu gösterimizi biraz erken sahneye koyduk. Çoğunlukla danslardan oluşuyordu ve ebeveynlerimiz yine izlerken mest oldular. Ben Kırmızı Başlıklı Kız’lardan biriydim. Elimizde elma sepetimizle hoplaya zıplaya dans ettik.

– Hafta sonu Ayşe Bade ve Eda’yla birlikte Xtrem Aventures‘a gittik. Fakat Eda son dakika yukarı çıkmaktan vazgeçti. Biz de biraz ayrı takıldık, sonra tekrar buluşup Uniq içerisinde vakit geçirdik.

– Bizimkilerle ortak bir şeyler yapmaktan çok hoşlanıyorum. Maça gitmek, kutu oyunu oynamak, hepimize hitap eden bir film bulup birlikte izlemek… Listeye son olarak Texas Hold’em Poker‘i ekledim. Her akşam yemekten sonra oynuyoruz.

– Bu hafta sınıfça ‘Geçmiş Zaman Gezginleri’ serisinden ‘Dinozorlar Arasında’yı okuduk. Seride kahramanlar önce Taş Devri’ne sonra da Sümer Ülkesi’ne gitmişler. Henüz onları okumadık. Bu kitapta ise Dinozorlar Çağı’na yolculuk yaptılar. Hayatta kalmak, beslenmek ve barınmak gibi ihtiyaçları hallettikten sonra dinozorlarla arkadaş olup maceradan maceraya koştular. (8+, Kelime Yayınları, 12 TL)

– Kütüphaneden de ‘Sihirli Okul Otobüsü-Uzay Kaşifleri’ adlı kitabı aldım. Bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere; Joanna Cole’un yazdığı seri, Bayan Frizzle ve öğrencilerinin fen dersinde yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitabın konusu uzaydı. Kitaptaki çocuklarla birlikte yıldız, gezegen, asteroid gibi kavramları, gezegenlerin güneşe uzaklıkları ve güneşin etrafında bir turu kaç dünya gününde tamamladıkları, vb kavramları öğrendim. (9-12 Yaş, Altın Kitaplar, 8 TL)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: