Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘4.sınıf’ Category

Tatil ödevlerimizden biri, tarihi önemi olan bir yeri gezmek ve izlenimlerimizi yazmaktı. Biz de hemen yanıbaşımızdaki Halikarnas Mozolesi‘ni ziyaret ettik. Burası önemli ve çok eski bir anıt mezar, ayrıca da dünyanın yedi harikasından biri. MÖ. 353 yılında ölen Karya Kralı Mousollos için karısı ve kızkardeşi tarafından yaptırılan bu dev mezar, hem Yunan (yüksek kolonlar) hem de Mısır mimarisinden (piramit şekilli çatı) izler taşıyor.

Kral Mousollos’un mezarına halk ‘mozole’ demeye başlamış ve bu tür büyük anıt mezarlar bu isimle anılır olmuş. Halikarnas Mozolesi yaklaşık 1500 yıl ayakta kalmış ve 1304 yılındaki Büyük Anadolu Depremi’nde yıkılmış. 15. yüzyılda Saint Jean şövalyeleri Bodrum’a geldiklerinde, mozoleye yıkık olarak rastlamış ve kalan taş parçalarından Bodrum Kalesi’ni inşa etmişler. Tarihi eser, kralın mezarını arayan defineciler tarafından da yağmalanmaktan kurtulamamış. Eserin ayakta kalan parçaları ise British Museum’a götürülmüş. Şu an bir çukur içerisinde sadece kalıntılarını görebildiğimiz mozolenin eskiden nasıl göründüğünü anlatan bir maket olmasa, üç-beş taşa bakarak buranın bir zamanlar ne kadar görkemli bir yer olduğunu hayal etmek çok zor olurdu…

Mozoleden kalanlar, bugün açık hava müzesinde sergileniyor. Bir rivayete göre mozolenin cam ve aluminyum konstrüksiyonla inşa edilip sergilenmesi düşünülüyormuş…

Bu arada, dünyanın yedi harikasından birinin Bodrum’da olduğunu benden duyan herkes çok şaşırdı. ‘Bunca yıldır Bodrum’a geliyoruz, böyle bir yerin olduğundan haberimiz yok!’ dediler. Hemen Google’a girip kontrol eden bile oldu. Ben de öğrendiklerimi keyifle anlatıp çektiğim fotoğrafları gösterdim. Bu vesileyle dünyanın yedi harikasına da bir göz atalım ve bundan sonra gezeceğimiz yerler listesine ekleyelim derim. 😉

Reklamlar

Read Full Post »

– Tatilde okumamız için okuldan bize üç kitap ismi verildi: Taş Devrinde Bir Gün, Almarpa’nın Gizemi ve Gizem İzcileri İstanbul’da… ‘Taş Devrinde Bir Gün’, 3. sınıfta farklı bir macerasını okuduğumuz ‘Geçmiş Zaman Gezginleri’ serisinin ilk kitabı. Selim’in yeni aldığı el bilgisayarında değişik bir program vardır. 2 arkadaşıyla birlikte programın ne olduğunu anlamak için bilgisayarı kurcalarken kendilerini M.Ö. 10.000 senesinde bulurlar. Kahramanlarımız bir yandan oraya nasıl gittiklerini anlamaya, bir yandan da Taş Devri’nde yaşamı öğrenmeye çalışırlar. (8+, Kelime Yayınları, 12 TL)

‘Almarpa’nın Gizemi’nin konusu ise şöyle: İlhan Bey, organik tarım yapmak üzere memleketi Köyceğiz’e taşınmaya karar verir. 10 yaşındaki oğlu Kaan için bu pek kolay değildir. Okulu ve arkadaşlarından ayrılmak ona zor gelse de çaresiz kabul eder. Fakat hiçbir şey korktuğu gibi olmaz, yeni hayatına çabucak alışır. Orada tanıştığı Kuşçu’nun anlattığı hikayeler sayesinde yeni arkadaşlarıyla birlikte maceralara da yelken açar. (9-12 Yaş, Tudem Yayınları, 16 TL)

– Bu yaz hep gizemden ve maceradan gittik… 🙂 ‘Gizem İzcileri İstanbul’da’ ise macerayı Bizans hazine haritası üzerinden yaşatıyor. Amerika’da yaşayan Ceren ve Görkem, sanat tarihi profesörü olan dedeleri Metin Bey’e misafir olarak İstanbul’a gelirler. Fakat ellerindeki tabletlerden başlarını kaldırıp da dışarı çıkmak istemezler. Metin Bey, öğrencisi Nilüfer ile bir hazine haritası hikayesi uydurarak çocukları evden çıkarmayı başarır. Gizemi çözmek için İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezmek gerekmektedir. Bu sayede hem iyi vakit geçirir, hem de yeni şeyler öğrenirler. (8-12 Yaş, Venüsya Yayınları, 30 TL)

– İş Bankası bu yıl da ‘Karneni Göster, Kitabını Al’ kampanyası kapsamında ilk ve ortaokul öğrencilerine kitap hediye etti. ‘Robotlar Hapşırabilir mi?-Bilim Yolunda Eğlenceli Adımlar Kitabı’nda doğal yaşam, dünyamız, bilim ve teknolojiye dair keyifle okunan kısa bilgiler var. Bu kitabı bizlere armağan ettiği için İş Bankası’na kucak dolusu teşekkürler!

Read Full Post »

– Bu hafta itibariyle sınavlar bitti. Hepimiz bir “Oh!” çektik.

– Artık rahatladığıma göre normalde hafta içleri oynama iznim olmayan Playstation serbest oldu. Son zamanlarda en keyif aldığım oyun ‘The Lego Movie Videogame’. Filmden de bildiğimiz üzere Emmet dünyayı kurtarmak için seçiliyor. Kahramanlardan aldığı destekle Lord Business’i alt edip dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Çok eğlenceli bir oyun! (119 TL)

– Okulumuza Kral Şakir‘in yapımcısı geldi. Yapım bana pek hitap etmiyor ama biliyorum seveni çok. Mesela Ömer. 😉

– Heyecanla senenin son haftalarını beklerken, bu sene okul pikniği yapılmayacağı söylendi. Hepimiz çok üzüldük. Sonra gönlümüz olsun diye bahçede yapabileceğimizi söylediler. Hepimiz evden bir şeyler getirdik. Ben yine arkadaşlarımın çok sevdiği M&M’li kurabiyelerden yaptım.

– Fırsat buldukça Akasya‘daki trombolin parkına gittik.

– Kitapçı ziyaretimizde bu kez ‘Where’s Wally’i seçtim. Kitapta Wally ve arkadaşlarını, farklı yerlerden atılmış kartpostallarda arayıp bulmamız gerekiyor. Görseller o kadar küçük ki, annem “Ela emin misin? Kafayı yiyip kitabı bir yere atmayasın?” dedi. “Hayır, çok severim böyle şeyleri!” diye ısrar edip kitabı aldırdım. İçinden bir de büyüteç çıkıyor. Resimlerdeki mini mini karakterleri arayıp buluyoruz. (5+, Walker Books, £4.99)

– Zeynep ve Ömer’le Kidzania‘da buluştuk. Ömer’in pek keyfi yoktu, içeride de hiç eğlenmedi. Annelerin yanında olmayı tercih edip çıkmak istedi. Normalde üçümüz hiç ayrılmayız ama zorlamadık, biz de Zeynep’le takıldık.

– Bilsem’de son dersimizi yaptık. Farklı atölyeler düzenleyerek eğlenceli bir veda olsun istemişler. Lara ve ben, maske boyama ve hamurdan oyuncak yapma atölyesine katıldık, sonra da sınıfa gidip sene boyunca üzerinde çalıştığımız tuvallerimizi aldık. Seneye ortaokul öğrencisi olacağımız için proje bazlı çalışacakmışız. Umarım son iki seneden daha verimli geçer.

– Eczacıbaşı’nda da son dersimizi yaptık. Beni hazırlık takımına seçtiler. Antremanlara temmuzda başlayacaklar ama biz İstanbul’da olmayacağımız için katılamayacağımdan eylülde görüşmek üzere koçlarla vedalaştım.

– Yaz tatiline girerken bir puzzle’ım olsun, gelir gider yaparım diye düşündüm. Kedili-köpekli şirin bir şey aldım. Acaba okul açılıncaya kadar bitirebilecek miyim?

– Ve mezuniyetimizi kutladık! Okulumuzun bir organizasyonu yoktu; 4D ve 4E velileri olarak ailelerimiz ilkokula güzel bir veda olsun diye Garden Fiesta‘da barbekü partisi organize etmişler. Kocaman çim alanda koşup oynadık. Sonra da pasta kesip kepleri havaya attık! Arkadaşlarımın çoğuyla 3-4 yaşından beri beraberiz, iyisiyle kötüsüyle birçok anımız oldu. Başarıyla geçen ilkokul yıllarından sonra sıra ortaokula geldi! Bakalım bizi neler bekliyor?

Read Full Post »

– Okulumuzun kapanmasına az kaldığı şu günlerde elimizdeki projeleri de tamamlıyoruz. İkinci dönemin başından beri İngilizce olarak hazırladığımız Autobiography’lerimizi bitirip teslim ettik. “9 yıllık yaşamın otobiyografisi mi olurmuş?” demeyin. Oldu, çok da tatlı oldu. 😎

– Salı annemin doğum günüydü. İyi ki doğmuşsun anneciğim, seni çok seviyoruz! 💕

– Lara ile sinemaya gittik ve ‘Yakışıklı Prens’i izledik. Prensli, prensesli, bozulması gereken lanetli, gerçek aşkın peşinden koşmalı, eğlenceli bir filmdi.

Akasya‘ya trambolin park kuruldu. Zıplamayı çok severim, fırsat buldukça uğruyoruz.

– Hafta sonu Caddebostan piknikçileri olarak annemin doğum gününü tekrar kutladık. 🎈

– Arzu İngilizce kitapları sevdiğimi düşünerek doğum günümde Roald Dahl’ın ‘BFG’ adlı kitabını hediye etmişti. (Tam isabet!) Bu hafta okumaya başladım. İlk kez 1982’de basılan kitap günümüzde hala en çok okunan çocuk kitaplarından biri. 2016’da filmi de çekildi ama ben korkacağımı düşünüp izlemeyi reddettiğim için gitmedik. Anneme göre iyi olmuş çünkü önce kitabı okumamı tercih edermiş. Kahramanımız Big Friendly Giant, en uzun boylu insanın 4 katı kadar uzun ama devler ülkesinin en kısasıdır. Devler insan yerken, bizimki farklı şeylerle beslenmektedir. Devler Ülkesi’nde ondan başka 9 dev daha yaşar ve hepsi birbirinden kötüdür. Kitabın diğer kahramanı da yetimhanenin penceresinden bakarken BFG’yi gören küçük Sophie’dir. BFG, Sophie’yi fark edince onu Devler Ülkesi’ne kaçırmıştır. Diğer devler insan kokusunu fark eder, kahramanlarımızın eğlenceli diyaloglar eşliğinde onları alt etme planı başlar. BFG’nin değişik telafuzu ve minik Sophie’yle olan diyalogları eşliğinde su gibi akan bir kitap. İllüstrasyonlar yine Quentin Blake’e ait. (8+, Puffin Books, £4.89)

Read Full Post »

– Lara ile Zorlu‘da buluştuk; yemek yedik, oyuncakçıları gezdik ve Funloft‘a gittik. Artık havalar ısınıyor, herhalde bu son Funloft ziyaretimiz olur. Zaten içerisi de normale göre boştu. Rahat rahat oynadık. Kazandığımız puanlarla da birer bant aldık. Bu kazançlı alışveriş annelerimizin gözünü yaşarttı.

– Caddebostan piknikçileri olarak bu hafta Eskinaziler’le buluştuk. Fakat Alp yoktu. Arkadaşlarıyla Kidzania’ya gitmeyi tercih etti. Ben de bizimkilerle takıldım.

– Bir buluşma da okuldan sonra Deniz’le yaptık ve birlikte akşam yemeği yedik. Yanımda Sticky 10 götürmüştüm; biraz oyun, biraz sohbet derken keyifli bir akşam oldu. Finali dondurma ile yaptık.

– Okulda hepimiz sene başından beri bir klübe devam ediyoruz. Bir gün ders bitiminde ailelerimizi okula davet ettik ve klüp dersini birlikte işledik. Ben voleybol klübünde olduğumdan doğal olarak ebeveynler çocuklara karşı maç yaptık. Anne-babalarımız çok iddialılardı ama biz de hazırlıklıydık. Azıcık şans, azıcık da kuralların lehimize esnetilmesi sayesinde kazanan biz olduk.

– Bu ay Bilsem’de taramalar başladığı için öğretmenlerimiz sınavlarda görevli, dolayısıyla ders yok. Fakat biz cumaları Cadde tarafına gitme alışkanlığımızı aksatmamış olduk; çünkü Lara’nın doğum günü için ‘BoomBoom Parti Evi’nde buluştuk. Çok eğlenceli bir parti oldu, iyi ki doğmuşsun Lara!

– Artık ligin de son haftalarındayız ve içerideki son maçımız Yeni Malatyaspor’la oldu. Açıkçası babamı maça gitmeye ben ikna ettim. İyi ki de gitmişiz; ilk gol ilk dakikada geldi, maçı da 2-0 kazandık. Eve yine keyifle ama kısık bir sesle döndüm.

– Çarşamba sinemasında ailecek ‘Jumanji: Vahşi Orman’ı izledik. İlk filmi izlemediğim için bilmiyorum ama bunu çok eğlenceli buldum. Sürükleyici bir macera; kahramanların canları bitmeden oyundan çıkmaları gerekiyor. Aynı heyecanı izleyicilere de yaşatıyorlar. Filmde okul müdürü 4 öğrenciye okulun bodrum katını temizleme görevi verir. Çocuklar isteksizce görevi yerine getirirken eski bir video oyunu bulurlar. Oyunu oynamaya başlarlar ve birer karakter seçtikleri anda oyun tarafından yutulurlar. Artık hepsi seçtikleri karakter olmuşlardır. Oyunu tamamlayıp ormandan kurtulmaktan başka şansları yoktur.

– Yıl boyunca sınıfça okuduğumuz kitapları bitirdik. Ben de yeni bir kitap alayım dedim ve ‘Kedimin Adı Çamur’u seçtim. Ayşe Sarısayın’ın yazdığı öyküde sokaktan sahiplenilen Çamur adlı kediciğin maceralarını okuyoruz. Aile kedileri çok seviyor ama bakımıyla ilgili pek bir şey bilmiyorlar. Zamanla herkes birbirine alışıyor ve Çamur yeni ailesine çok güzel şeyler katıyor. Evin hem annesi, hem babası, hem oğlu, hem de Çamur anlatıcı olarak karşımıza çıkıyorlar. Açıkçası bu olay beni zamanla sıktı ve kitap gittikçe daha yavaş akmaya başladı. Özellikle kedi sevenlerin çok hoşuna gidecek güzel bir hikaye fakat ilgimi sonuna kadar canlı tutamadığını söylemeliyim. (8-10 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 14,5 TL)

Read Full Post »

– Okulumuzun bahçesinde coşkuyla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutladık.

– Play-off’larda Eczacıbaşı’nın maçları çok çekişmeli geçiyor. Biz de takımımızı desteklemeye devam ediyoruz.

– Havalar güzelleşti, Caddebostan sahili biz piknikçilere açıldı. Tam oturmuştuk ki Cansular “Oradaysanız geliyoruz.” diye mesaj attılar. Neşeli bir öğleden sonra geçirdik.

– Arda’nın hediyesi olan ‘My Fairy Unicorn Garden’ı hazırladım. Çimler çıktığı zaman içinde dilek kuyusu ve peri de olan çok güzel bir bahçem olacak.

– Rüzgar’la Kidzania‘da buluştuk. Annem de bizimleydi. Normalde bizi kapıdan teslim eder, içeri girmezdi. O kadar güzel vakit geçirdik ki, annem de bizimle birlikte eğlendiğini söyleyip çıkmaktan vazgeçti.

– Almanca dersinde t-shirt boyama yaptık. Dersi çok sevdiğimiz için etkinlik de güzel geçti. Bu arada sınıfta herkes seçtiği ikinci yabancı dilden memnun. Almanca seçenler Almanca’yı, Fransızca seçenler Fransızca’yı severek öğreniyor. 💕

– Yan komşularımız tatile giderken bize su kaplumbağalarını bıraktılar. Yemek verip sularını değiştirdik. Bol bol da neler yaptıklarını gözlemledik. Kısacık sürede kendilerini sevdirdiler. Ayrılık zor oldu. 😢

– Çarşamba sinemasında annemle ‘A Dog’s Purpose’ı izledik. Tam da benim gibi bir hayvansevere göreydi! Film, birkaç kez ölüp farklı cins olarak tekrar dünyaya gelen ve hayatın anlamını arayan bir köpeğin hikayesini anlatıyor. Karşılık beklemeyen sevgi, bağlılık, aşk, dostluk, aile gibi kavramlarla örülmüş hikayenin sonunda bir de güzel sürpriz var. Ailecek izlenebilecek çok tatlı bir film! 🐶

– Hafta içi günlerde Playstation’a izin yok ama bu kuralın tek istisnası var; o da Trivial Pursuit Live! Çünkü bu oyunu ailecek oynuyoruz ve birlikte zaman geçirdiğimiz için kutu oyunu muamelesi görüp kısıtlamaya takılmıyor. İşin garibi bu oyun sayesinde iç güdülerimin çok iyi durumda olduğu ortaya çıktı çünkü hayatımda izlemediğim bir filmin kahramanı ya da gitmediğim bir yerin özelliği vs. hakkında doğru cevaplar veriyorum. Bu yüzden annemle babam beni paylaşamıyorlar. Ben de kim daha az puana sahipse onun takımında oluyorum. Bu arada annemin favori kategorisi sanat, babamınki spor. İkisinin de en başarılı olduğu kategori ise coğrafya. Kutu oyunu olarak da bu kadar eğlenceli midir bilmiyorum ama Playstation’da Trivial Pursuit Live! oynamak çok keyifli! (44,99 TL)

Read Full Post »

– Eczacıbaşı, CEV kupası finalinde Minchanka Minsk ile oynayıp kupayı kaldırdı. Biz de minik Eczacıbaşılılar olarak Eda’yla takımımızın yanındaydık.

– Çarşamba sinemasında bu kez Lara ile ‘Fındık İşi-2’yi izledik. Surly ve arkadaşları fındık dükkanından parka taşınmak zorunda kalırlar. Tam bu hayata alışmaya çalışırken parkın lunapark haline getirileceğini öğrenirler ve bunu engellemek için maceraya atılırlar. Eğlenceli bir filmdi.

– Zeynep ve Ömer’le birlikte Miyabi Sushi‘de origami atölyesine katıldık. Origamiyi çok seviyorum, evde origami kitaplarım da var. Origami aynı zamanda teneffüslerde bizi oyalayan aktivitelerden biri. Dolayısıyla etkinlikten çok keyif aldım. Sonra Zeynepler’in evine geçtik, biraz da evde takıldıktan sonra ayrıldık.

– Sudeler bizi kahvaltıya davet ettiler. Program kahvaltıyla başlayınca bütün günü birlikte geçirdik. Biraz evde oynadık, biraz bahçede. Sonra yakındaki AVM’ye gittik. Kısa bir duvar tırmanışı yaptık. Çok güzel vakit geçirdik, keşke yakın oturup sık görüşebilseydik.

Eve döndükten sonra annemle Akasya’ya gittik ve ne gördük???? Pikmi Pops gelmiş!!!! Heyecanla bir tane seçtim. Bir tane de L.O.L Confetti Pop aldım. Benden mutlusu yoktu!

– Bu yıl sınıfça okuduğumuz son kitap ‘Louis Braille-Görmezlerin Kitap Okumasını Sağlayan Çocuk’ oldu. Hepimiz Braille alfabesini biliyoruz ama Louis’nin alfabeyi 15 yaşında oluşturduğunu, alfabenin yaygınlaştırılmasında ne zorluklar yaşadığını, alfabenin kabul görmesi için 25 yıl uğraştığını ve hayatındaki diğer detayları bu kitap sayesinde öğreniyoruz. (7+, Can Çocuk Yayınları, 9 TL)

Komiser Mert‘i çok sevdiğimi söylemiştim. Kitap bittikten sonra başka bulmacalı kitap arayışındaydım. Annemin ‘Einstein Bulmacası’ kitabındaki çerezler ile idare ediyorken anneannemle dedem ‘Tehlikesavar Matematik Cambazları’nı görünce seveceğimi düşünüp almışlar. Kitapta akıl yürütme, dört işlem, geometri vb. bilgilerimiz sayesinde kurtulacağımız bazı sakat durumlar anlatılıyor. Çözmesi çok zevkli. Tabii Mert’in çözdüğü kadar basit olaylar değil, iyi bir matematik bilgisi şart. Kitabın tanıtım videosu burada. (10-14 Yaş, Tudem Yayınları, 32 TL)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: