Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘4.sınıf’ Category

– Bu hafta itibariyle sınavlar bitti. Hepimiz bir “Oh!” çektik.

– Artık rahatladığıma göre normalde hafta içleri oynama iznim olmayan Playstation serbest oldu. Son zamanlarda en keyif aldığım oyun ‘The Lego Movie Videogame’. Filmden de bildiğimiz üzere Emmet dünyayı kurtarmak için seçiliyor. Kahramanlardan aldığı destekle Lord Business’i alt edip dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Çok eğlenceli bir oyun! (119 TL)

– Okulumuza Kral Şakir‘in yapımcısı geldi. Yapım bana pek hitap etmiyor ama biliyorum seveni çok. Mesela Ömer. 😉

– Heyecanla senenin son haftalarını beklerken, bu sene okul pikniği yapılmayacağı söylendi. Hepimiz çok üzüldük. Sonra gönlümüz olsun diye bahçede yapabileceğimizi söylediler. Hepimiz evden bir şeyler getirdik. Ben yine arkadaşlarımın çok sevdiği M&M’li kurabiyelerden yaptım.

– Fırsat buldukça Akasya‘daki trombolin parkına gittik.

– Kitapçı ziyaretimizde bu kez ‘Where’s Wally’i seçtim. Kitapta Wally ve arkadaşlarını, farklı yerlerden atılmış kartpostallarda arayıp bulmamız gerekiyor. Görseller o kadar küçük ki, annem “Ela emin misin? Kafayı yiyip kitabı bir yere atmayasın?” dedi. “Hayır, çok severim böyle şeyleri!” diye ısrar edip kitabı aldırdım. İçinden bir de büyüteç çıkıyor. Resimlerdeki mini mini karakterleri arayıp buluyoruz. (5+, Walker Books, £4.99)

– Zeynep ve Ömer’le Kidzania‘da buluştuk. Ömer’in pek keyfi yoktu, içeride de hiç eğlenmedi. Annelerin yanında olmayı tercih edip çıkmak istedi. Normalde üçümüz hiç ayrılmayız ama zorlamadık, biz de Zeynep’le takıldık.

– Bilsem’de son dersimizi yaptık. Farklı atölyeler düzenleyerek eğlenceli bir veda olsun istemişler. Lara ve ben, maske boyama ve hamurdan oyuncak yapma atölyesine katıldık, sonra da sınıfa gidip sene boyunca üzerinde çalıştığımız tuvallerimizi aldık. Seneye ortaokul öğrencisi olacağımız için proje bazlı çalışacakmışız. Umarım son iki seneden daha verimli geçer.

– Eczacıbaşı’nda da son dersimizi yaptık. Beni hazırlık takımına seçtiler. Antremanlara temmuzda başlayacaklar ama biz İstanbul’da olmayacağımız için katılamayacağımdan eylülde görüşmek üzere koçlarla vedalaştım.

– Yaz tatiline girerken bir puzzle’ım olsun, gelir gider yaparım diye düşündüm. Kedili-köpekli şirin bir şey aldım. Acaba okul açılıncaya kadar bitirebilecek miyim?

– Ve mezuniyetimizi kutladık! Okulumuzun bir organizasyonu yoktu; 4D ve 4E velileri olarak ailelerimiz ilkokula güzel bir veda olsun diye Garden Fiesta‘da barbekü partisi organize etmişler. Kocaman çim alanda koşup oynadık. Sonra da pasta kesip kepleri havaya attık! Arkadaşlarımın çoğuyla 3-4 yaşından beri beraberiz, iyisiyle kötüsüyle birçok anımız oldu. Başarıyla geçen ilkokul yıllarından sonra sıra ortaokula geldi! Bakalım bizi neler bekliyor?

Reklamlar

Read Full Post »

– Okulumuzun kapanmasına az kaldığı şu günlerde elimizdeki projeleri de tamamlıyoruz. İkinci dönemin başından beri İngilizce olarak hazırladığımız Autobiography’lerimizi bitirip teslim ettik. “9 yıllık yaşamın otobiyografisi mi olurmuş?” demeyin. Oldu, çok da tatlı oldu. 😎

– Salı annemin doğum günüydü. İyi ki doğmuşsun anneciğim, seni çok seviyoruz! 💕

– Lara ile sinemaya gittik ve ‘Yakışıklı Prens’i izledik. Prensli, prensesli, bozulması gereken lanetli, gerçek aşkın peşinden koşmalı, eğlenceli bir filmdi.

Akasya‘ya trambolin park kuruldu. Zıplamayı çok severim, fırsat buldukça uğruyoruz.

– Hafta sonu Caddebostan piknikçileri olarak annemin doğum gününü tekrar kutladık. 🎈

– Arzu İngilizce kitapları sevdiğimi düşünerek doğum günümde Roald Dahl’ın ‘BFG’ adlı kitabını hediye etmişti. (Tam isabet!) Bu hafta okumaya başladım. İlk kez 1982’de basılan kitap günümüzde hala en çok okunan çocuk kitaplarından biri. 2016’da filmi de çekildi ama ben korkacağımı düşünüp izlemeyi reddettiğim için gitmedik. Anneme göre iyi olmuş çünkü önce kitabı okumamı tercih edermiş. Kahramanımız Big Friendly Giant, en uzun boylu insanın 4 katı kadar uzun ama devler ülkesinin en kısasıdır. Devler insan yerken, bizimki farklı şeylerle beslenmektedir. Devler Ülkesi’nde ondan başka 9 dev daha yaşar ve hepsi birbirinden kötüdür. Kitabın diğer kahramanı da yetimhanenin penceresinden bakarken BFG’yi gören küçük Sophie’dir. BFG, Sophie’yi fark edince onu Devler Ülkesi’ne kaçırmıştır. Diğer devler insan kokusunu fark eder, kahramanlarımızın eğlenceli diyaloglar eşliğinde onları alt etme planı başlar. BFG’nin değişik telafuzu ve minik Sophie’yle olan diyalogları eşliğinde su gibi akan bir kitap. İllüstrasyonlar yine Quentin Blake’e ait. (8+, Puffin Books, £4.89)

Read Full Post »

– Lara ile Zorlu‘da buluştuk; yemek yedik, oyuncakçıları gezdik ve Funloft‘a gittik. Artık havalar ısınıyor, herhalde bu son Funloft ziyaretimiz olur. Zaten içerisi de normale göre boştu. Rahat rahat oynadık. Kazandığımız puanlarla da birer bant aldık. Bu kazançlı alışveriş annelerimizin gözünü yaşarttı.

– Caddebostan piknikçileri olarak bu hafta Eskinaziler’le buluştuk. Fakat Alp yoktu. Arkadaşlarıyla Kidzania’ya gitmeyi tercih etti. Ben de bizimkilerle takıldım.

– Bir buluşma da okuldan sonra Deniz’le yaptık ve birlikte akşam yemeği yedik. Yanımda Sticky 10 götürmüştüm; biraz oyun, biraz sohbet derken keyifli bir akşam oldu. Finali dondurma ile yaptık.

– Okulda hepimiz sene başından beri bir klübe devam ediyoruz. Bir gün ders bitiminde ailelerimizi okula davet ettik ve klüp dersini birlikte işledik. Ben voleybol klübünde olduğumdan doğal olarak ebeveynler çocuklara karşı maç yaptık. Anne-babalarımız çok iddialılardı ama biz de hazırlıklıydık. Azıcık şans, azıcık da kuralların lehimize esnetilmesi sayesinde kazanan biz olduk.

– Bu ay Bilsem’de taramalar başladığı için öğretmenlerimiz sınavlarda görevli, dolayısıyla ders yok. Fakat biz cumaları Cadde tarafına gitme alışkanlığımızı aksatmamış olduk; çünkü Lara’nın doğum günü için ‘BoomBoom Parti Evi’nde buluştuk. Çok eğlenceli bir parti oldu, iyi ki doğmuşsun Lara!

– Artık ligin de son haftalarındayız ve içerideki son maçımız Yeni Malatyaspor’la oldu. Açıkçası babamı maça gitmeye ben ikna ettim. İyi ki de gitmişiz; ilk gol ilk dakikada geldi, maçı da 2-0 kazandık. Eve yine keyifle ama kısık bir sesle döndüm.

– Çarşamba sinemasında ailecek ‘Jumanji: Vahşi Orman’ı izledik. İlk filmi izlemediğim için bilmiyorum ama bunu çok eğlenceli buldum. Sürükleyici bir macera; kahramanların canları bitmeden oyundan çıkmaları gerekiyor. Aynı heyecanı izleyicilere de yaşatıyorlar. Filmde okul müdürü 4 öğrenciye okulun bodrum katını temizleme görevi verir. Çocuklar isteksizce görevi yerine getirirken eski bir video oyunu bulurlar. Oyunu oynamaya başlarlar ve birer karakter seçtikleri anda oyun tarafından yutulurlar. Artık hepsi seçtikleri karakter olmuşlardır. Oyunu tamamlayıp ormandan kurtulmaktan başka şansları yoktur.

– Yıl boyunca sınıfça okuduğumuz kitapları bitirdik. Ben de yeni bir kitap alayım dedim ve ‘Kedimin Adı Çamur’u seçtim. Ayşe Sarısayın’ın yazdığı öyküde sokaktan sahiplenilen Çamur adlı kediciğin maceralarını okuyoruz. Aile kedileri çok seviyor ama bakımıyla ilgili pek bir şey bilmiyorlar. Zamanla herkes birbirine alışıyor ve Çamur yeni ailesine çok güzel şeyler katıyor. Evin hem annesi, hem babası, hem oğlu, hem de Çamur anlatıcı olarak karşımıza çıkıyorlar. Açıkçası bu olay beni zamanla sıktı ve kitap gittikçe daha yavaş akmaya başladı. Özellikle kedi sevenlerin çok hoşuna gidecek güzel bir hikaye fakat ilgimi sonuna kadar canlı tutamadığını söylemeliyim. (8-10 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 14,5 TL)

Read Full Post »

– Okulumuzun bahçesinde coşkuyla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutladık.

– Play-off’larda Eczacıbaşı’nın maçları çok çekişmeli geçiyor. Biz de takımımızı desteklemeye devam ediyoruz.

– Havalar güzelleşti, Caddebostan sahili biz piknikçilere açıldı. Tam oturmuştuk ki Cansular “Oradaysanız geliyoruz.” diye mesaj attılar. Neşeli bir öğleden sonra geçirdik.

– Arda’nın hediyesi olan ‘My Fairy Unicorn Garden’ı hazırladım. Çimler çıktığı zaman içinde dilek kuyusu ve peri de olan çok güzel bir bahçem olacak.

– Rüzgar’la Kidzania‘da buluştuk. Annem de bizimleydi. Normalde bizi kapıdan teslim eder, içeri girmezdi. O kadar güzel vakit geçirdik ki, annem de bizimle birlikte eğlendiğini söyleyip çıkmaktan vazgeçti.

– Almanca dersinde t-shirt boyama yaptık. Dersi çok sevdiğimiz için etkinlik de güzel geçti. Bu arada sınıfta herkes seçtiği ikinci yabancı dilden memnun. Almanca seçenler Almanca’yı, Fransızca seçenler Fransızca’yı severek öğreniyor. 💕

– Yan komşularımız tatile giderken bize su kaplumbağalarını bıraktılar. Yemek verip sularını değiştirdik. Bol bol da neler yaptıklarını gözlemledik. Kısacık sürede kendilerini sevdirdiler. Ayrılık zor oldu. 😢

– Çarşamba sinemasında annemle ‘A Dog’s Purpose’ı izledik. Tam da benim gibi bir hayvansevere göreydi! Film, birkaç kez ölüp farklı cins olarak tekrar dünyaya gelen ve hayatın anlamını arayan bir köpeğin hikayesini anlatıyor. Karşılık beklemeyen sevgi, bağlılık, aşk, dostluk, aile gibi kavramlarla örülmüş hikayenin sonunda bir de güzel sürpriz var. Ailecek izlenebilecek çok tatlı bir film! 🐶

– Hafta içi günlerde Playstation’a izin yok ama bu kuralın tek istisnası var; o da Trivial Pursuit Live! Çünkü bu oyunu ailecek oynuyoruz ve birlikte zaman geçirdiğimiz için kutu oyunu muamelesi görüp kısıtlamaya takılmıyor. İşin garibi bu oyun sayesinde iç güdülerimin çok iyi durumda olduğu ortaya çıktı çünkü hayatımda izlemediğim bir filmin kahramanı ya da gitmediğim bir yerin özelliği vs. hakkında doğru cevaplar veriyorum. Bu yüzden annemle babam beni paylaşamıyorlar. Ben de kim daha az puana sahipse onun takımında oluyorum. Bu arada annemin favori kategorisi sanat, babamınki spor. İkisinin de en başarılı olduğu kategori ise coğrafya. Kutu oyunu olarak da bu kadar eğlenceli midir bilmiyorum ama Playstation’da Trivial Pursuit Live! oynamak çok keyifli! (44,99 TL)

Read Full Post »

– Eczacıbaşı, CEV kupası finalinde Minchanka Minsk ile oynayıp kupayı kaldırdı. Biz de minik Eczacıbaşılılar olarak Eda’yla takımımızın yanındaydık.

– Çarşamba sinemasında bu kez Lara ile ‘Fındık İşi-2’yi izledik. Surly ve arkadaşları fındık dükkanından parka taşınmak zorunda kalırlar. Tam bu hayata alışmaya çalışırken parkın lunapark haline getirileceğini öğrenirler ve bunu engellemek için maceraya atılırlar. Eğlenceli bir filmdi.

– Zeynep ve Ömer’le birlikte Miyabi Sushi‘de origami atölyesine katıldık. Origamiyi çok seviyorum, evde origami kitaplarım da var. Origami aynı zamanda teneffüslerde bizi oyalayan aktivitelerden biri. Dolayısıyla etkinlikten çok keyif aldım. Sonra Zeynepler’in evine geçtik, biraz da evde takıldıktan sonra ayrıldık.

– Sudeler bizi kahvaltıya davet ettiler. Program kahvaltıyla başlayınca bütün günü birlikte geçirdik. Biraz evde oynadık, biraz bahçede. Sonra yakındaki AVM’ye gittik. Kısa bir duvar tırmanışı yaptık. Çok güzel vakit geçirdik, keşke yakın oturup sık görüşebilseydik.

Eve döndükten sonra annemle Akasya’ya gittik ve ne gördük???? Pikmi Pops gelmiş!!!! Heyecanla bir tane seçtim. Bir tane de L.O.L Confetti Pop aldım. Benden mutlusu yoktu!

– Bu yıl sınıfça okuduğumuz son kitap ‘Louis Braille-Görmezlerin Kitap Okumasını Sağlayan Çocuk’ oldu. Hepimiz Braille alfabesini biliyoruz ama Louis’nin alfabeyi 15 yaşında oluşturduğunu, alfabenin yaygınlaştırılmasında ne zorluklar yaşadığını, alfabenin kabul görmesi için 25 yıl uğraştığını ve hayatındaki diğer detayları bu kitap sayesinde öğreniyoruz. (7+, Can Çocuk Yayınları, 9 TL)

Komiser Mert‘i çok sevdiğimi söylemiştim. Kitap bittikten sonra başka bulmacalı kitap arayışındaydım. Annemin ‘Einstein Bulmacası’ kitabındaki çerezler ile idare ediyorken anneannemle dedem ‘Tehlikesavar Matematik Cambazları’nı görünce seveceğimi düşünüp almışlar. Kitapta akıl yürütme, dört işlem, geometri vb. bilgilerimiz sayesinde kurtulacağımız bazı sakat durumlar anlatılıyor. Çözmesi çok zevkli. Tabii Mert’in çözdüğü kadar basit olaylar değil, iyi bir matematik bilgisi şart. Kitabın tanıtım videosu burada. (10-14 Yaş, Tudem Yayınları, 32 TL)

Read Full Post »

– Son günlerde ‘Fortnite: Battle Royale’a sardım. Bazen DanTDM’in oynamasını izliyorum, bazen PS4’te kendim oynuyorum. Oyun tüm dünya çocukları arasında popüler, tabii bunda Youtube nesli olmamızın da payı var. Bir şey popüler oldu mu (ya da reklam/pazarlama araçları ile popüler yapıldı mı diyelim..) hemen dünyaya yayılıyor. Oyunda 100 kişi uçakla bir adaya bırakılıyor ve bunlar tek bir kişi kalana kadar çeşitli silahlar kullanarak birbirlerini öldürüyorlar. Bu arada kendileri korumak için yapılar inşa ediyorlar. Zaman geçtikçe alan daralıyor, bu yüzden uzun süre kaçmak ya da saklanmak gibi bir şans yok. Komik danslar ve kostümler var, grafikler başarılı. Şiddet/vahşet görüntüsü içermiyor. Yeni başladığım için henüz hiç kazanan ben olamadım ama son 6’ya kalabildim. Oyun ücretsiz, uygulama içi satın alma mevcut. Tanıtım videosu için buraya tıklayabilirsiniz. (12+)

– Hafta içi buluşmalarında bu sefer Eda bize geldi. Yanında bende olmayan bir Wii oyunu getirmiş: Wii Party. Küçük küçük yarışmalardan oluşan çok eğlenceli bir oyundu. Giderken oyunu bıraktılar, biraz oynayıp geri vereceğiz.

– Başka bir hafta içi buluşmasını da Lara ile yaptık. Her ne kadar annelerimiz “Siz burası için büyümediniz mi?” diye şaşırsalar da Playland‘deki oyun alanına girmek istedik. Çok da eğlendik. 🙂

– Cuma okul çıkışında kız-kıza pub’a gittik. The North Shield, annelerimizin arada bizsiz kaçamak yaptığı bir yermiş. Bu sefer hep birlikteydik. Pub olduğuna bakmayın, fazlasıyla çocuk dostu bir mekan. Çok keyifli bir akşam oldu.

– Tam da çilek mevsimindeyiz ama ağız tadıyla çilek yiyemiyoruz. 😔 Evde dondurma yapmayı çok seviyorum, tabii ki arada çilek de kullanıyorum. Minimumda tutmaya çalışıyorum diyeyim. İpek Hanım Çiftliği Kars’ta çilek ekimi yapıyor, umarım seneye ilaçsız çilek yeme şansımız olacak. Çilek, bu yıl da EWG’nin en kirli ürünler listesinde 1. sırada!

‘Ayı Paddington 2’yi sinemada kaçırmıştım, sonunda televizyonda izleyebildim. Bu da ilk film gibi çok tatlı ve sevgi dolu. İyice Londralı olan Paddington, Lucy Teyze’nin 100. doğum günü için harika hediye olabilecek bir pop-up kitap buluyor. Kitabı almak için para biriktirirken kitap çalınıyor, sonra olaylar birbirini izliyor. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. 🐻

– Babamın olmadığı bir akşam annemle yemek yerken ‘Karayip Korsanları 5-Salazar’ın İntikamı’na denk geldim. Annem izlemiş, Salazar ve tayfasının hoşuma gitmeyebileceğini söyledi. “Bir bakayım, korkarsam geçeriz.” dedim. Pek korkutucu çıkmadı, keyifle izledim.

– Bu aralar Türkçe derslerinde atasözleri üzerine eğiliyoruz ve ‘Geçmişin İzleri Atasözleri’ kitabını işleyerek gidiyoruz. Atasözlerini günlük hayatta kullanmayı çocuklara keyifle öğretmeyi amaçlayan kitapta; etkinlikler, bulmacalar, yaratıcı yazmayı teşvik edici çalışmalar var. (8-10 Yaş, Doğan Egmont, 15 TL)

Read Full Post »

– Doğum günüm için ne istediğimi soran herkese aynı cevabı verdim: L.O.L ya da Num Noms. Yeni ‘collectables’ yani ebeveyn dilinde ‘para tuzakları’ bunlar! Bir de Pikmi Pops var, Youtube’da gördüm ama henüz Türkiye’de bulamadık.

“L.O.L’in ne özelliği var?” derseniz, kat kat paket açtırıyor ve içinden ne çıkacağı belli değil. Hayvan, bebek, kız kardeş, peluş gibi farklı seriler var. Bir tane aldın mı bitmiyor. Aldıkça alasın geliyor. L.O.L bir de ‘confetti pop’ çıkardı. İpini çekince etrafa konfeti saçarak patlıyor. Çocuklara satın aldırma yaptırmak için her şeyi düşünmüşler.

Eczacıbaşı‘nın maçlarına gitmeye devam ediyoruz. Bu hafta FB ile oynadık, çok çekişmeli bir maç sonunda biz kazandık. Maçtan sonra “Kokoreççi Dede’ye mi gitsek?” diye sordum. Bizimkiler zaten dünden razı, kendimizi Durmuş Usta‘ya atıp bir güzel karnımızı doyurduk.

– Bu yaz Bodrum’da ev tutma planımız var. Hazır anneannem buradayken, annemle babam ev bakmaya gittiler. Hanzade ve Emre bir ev bulmuşlardı, hiç dolaşmadan onu tutup gelmişler.

– Hafta sonu babam yoktu. Annem, anneannem ve ben kız kızaydık. Anneannemi voleyboldan sonra Emaar‘a götürdük. Benim asıl amacım Pikmi Pop aramaktı. Gittiğim her yerde bakıyorum ama yok! Kimse de bilmiyor.

‘Einstein Bulmacası’ hep salonda ortalarda bir yerde duran, annemin ara ara okuduğu bir kitap. Annem soruları babamla bana da soruyor. Bazıları gerçekten çok zor ama çerezlik olanları çözebiliyorum. Tam da böyle düşünmeye zorlayan bulmacalardan hoşlananlara göre bir kitap! (Domingo Yayınevi, 18 TL)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: