Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘4.sınıf’ Category

– Bu senenin bir diğer üzücü olayı da Rüzgar’ın taşınması oldu. Cumadan pazara iki ev arasında mekik dokuyarak ne güzel vakit geçiriyorduk. Çok uzağa gitmediler ama aynı apartmanda olmak gibi değil tabii.. Artık mümkün olduğunca sık görüşmeye çalışacağız.

– Bizimkiler geçtiğimiz mayıs Londra’ya gittiklerinde Türkiye’de olmayan kahvaltılık gevrekler almışlardı. (Değişik şeyler denemek hoşuma gittiği için bunu hep yapıyoruz..) Ürünlerin ambalajlarında çekilişe katılmak için kodlar vardı. Hiç umudumuz yoktu aslında çünkü gün içinde herhangi bir saatte kodu girince rastlantısal olarak o saniye ödülü kazanılıyordu. Şansa bakın ki kazanan ben oldum! Ve hediyem bugün bana ulaştı; bir Minion karakteri olan ve el ile kontrol edilerek uçan Fluffy! Oyuncak çalıştırılınca uçmaya başlıyor, aşağı doğru indikçe alttan elinizi uzatarak tekrar yukarı çıkmasını sağlıyorsunuz. (Oyuncağımın bana ulaşmasını sağlayan Charlotte ve Ilgaz’a öpücüklerimi gönderiyorum!)

– Berra’dan gelen teklifle sınıftan birkaç arkadaş Zorlu‘da toplandık. Aslında parkta oynayacaktık ama o kadar kalabalıktı ki mümkün olmadı. Biz de Funloft‘a geçtik. Çılgınlar gibi eğlendik diyebilirim. Sonrasında bizim başka programımız vardı; No. 1903‘te Zeynep ve Ömer’le buluştuk. Güzel havayı değerlendirdik, sonra da onlara geçtik.

– Doruk ve Mark, Hillside’ın içindeki Daily News Cafe‘de ortak doğum günü yaptılar. Sınıfça oradaydık. Yine bol bol kudurduk, film izleyip pasta kestikten sonra evlere dağıldık.

– 17 Ekim’de güzeller güzeli bir kız dünyaya geldi: Lisya ve Rubi’nin İris‘i. 😍 Hastane ziyaretine gidemedim ama ilk fırsatta evlerine gideceğim.

– Güzel havaları değerlendirmeye devam! Cumaları Bilsem’den sonra Göztepe Parkı‘ndayız. Bekleriz.. ✌🏻

– Çok sevdiğimiz ama sık görüşemediğimiz Tiryakiler ile Yeniköy’deki Arnavutköy Balıkçısı‘nda buluştuk. Arda’yla yine çok uyumluyduk. O da benim gibi sanatsal işleri seviyor. Resim yapıp sergi açtık ve eserlerimizi Seda satın aldı. Zenginiz!

– Zeynep ve Ömer’le geçen buluşmamızın tadı damağımızda kaldı, arayı açmadan tekrar buluştuk. Bu sefer Zorlu‘ya gittik. Yemek yedik ve ‘Bak Şu Leyleğe’ adlı filmi izledik. Leylekler tarafından büyütülen küçük serçe Richard, ailesi göç ederken arkada kalınca aslında bir leylek olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Biz filmi çok sevdik. 🙂

– 25 Ekim’de ise Öniz’le Serdar’ın Can‘ı dünyaya geldi. Annemin dediğine göre çok ponçik, çok uslu bir bebekmiş. Sevmek için sabırsızlanıyorum.

– Cadılar Bayramı’nda Sihirli Spatula‘yı konsepte uygun süslemişler. Biz de Lara’yla gittik, bir şeyler yiyip biraz takıldık.

– Cumhuriyet çocukları olarak okulda ve Eczacıbaşı’nda 29 Ekim’i coşkuyla kutladık.

– Sınıfça okuduğumuz kitap Behiç Ak’ın ‘Akvaryumdaki Tiyatro’suydu. Toroslar’ın eteğindeki Balıklı Köy’de balıkları çok seven ve doğal bir hayat yaşayan insanlar vardır. Balıkları o kadar çok severler ki, hepsi evlerinde akvaryumda balık beslerler. Yalnız bu köyün bir sorunu vardır; gölün suları yükselmektedir. Köylüler “Nasılsa bir çözüm bulunur..” diye düşünürken köye film çekmek üzere bir yönetmen gelir. Bir anda herkes bu sorunu unutur ve köyün tek konusu bu film olur…  (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 19 TL)

– İlk sömestr boyunca İngilizce dersinde Roald Dahl’ın ‘The Witches’ adlı kitabını okuyoruz. Tüm sömestre yayılan bir çalışma olduğu için yavaş ilerliyoruz. Kitap çok sürükleyici olduğundan ben dayanamadım ve sınıftan önde gitmeye başladım. Fakat sınavda kitabın başında sorulan küçük detayları hatırlayamayınca böyle yapmamaya karar verdim, artık sınıfla birlikte gidiyorum. Bazılarımız kitabı korkutucu buldu. Ben öyle düşünmüyorum. İlk kez 1983’te yayımlanan hikayede; annesini ve babasını trafik kazasında kaybeden bir çocuğun Norveçli büyükannesiyle yaşadıkları, cadılar hakkında öğrendikleri, Cadıların Cadısı’nın İngiltere’deki tüm çocuklardan kurtulma planları ve kahramanımızın bunu engellemek için yaptıkları anlatılıyor. İzlemek isterseniz kitabın 1990 yapımı filmi de var. (8+, Puffin Books, £6.99)

– Bu sene kütüphaneden daha çok kitap almaya karar verdim. İlki Enid Blyton’ın yazdığı ‘The Pig with Green Spots and Other Stories’ oldu. İçinde okuması kolay birkaç hikaye var, çabucak bitiverdi. Bulursam serinin diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Reklamlar

Read Full Post »

Bu ara sosyal medyada çokça paylaşılan ve kitap okumaya teşvik amaçlı, iyi niyetle yapılmış bir uygulama var. Kitap okumak bence hiçbir zaman zorla ya da bu tür teşviklerle olmamalı. Her gün okumamız gereken sayfa sayısı olmamalı, bu bilgiyi yazdığımız ve velimize imzalattığımız bir defter de olmamalı. Hangi kitapları okuyacağımız da okul tarafından belirlenmemeli. (Bazen gerçekten çok sıkıcı kitaplar seçiyorlar.) Bunlar benim düşüncelerim ama işte maalesef gerçek hayatta böyle olmuyor.

Wifi şifresini elde edebilmek için başkasının belirlediği bir kitabı okuyan birisi, bu yöntemle okumayı sever mi? Sadece şifreyi çözebilmek için hızlıca göz atıp şifreyi alıp bol bol internette takılmak gibi bir şansı varken…

Kitap okumak keyif verici bir şey olduğunda güzel… Bizimki gibi çok fazla uyaranın olduğu bir dünyada fazlasıyla durağan bir şey, kabul ediyorum. Ama bence herkes kendine göre bir kitap bulup okuyabilir. Günde birkaç sayfa bile olsa…

Konuyu Özgür Bolat çok güzel değerlendirmiş. Buyrun, okuyun.

http://m.hurriyet.com.tr/yazarlar/ozgur-bolat/cocuklara-ic-motivasyonla-okuma-aliskanligi-nasil-kazandirilir-40571267

Read Full Post »

– Yeni okul yılının en üzücü gelişmesi Ayşe Bade’nin bizden ayrılışı oldu. Başka bir şehre taşınıyorlar. 😢 Son bir kez Bebek Parkı‘nda buluşup oynadık. Artık fırsat buldukça tatillerde görüşeceğiz.

– Babalarımız Kuzey’le beni Galatasaray-Kasımpaşa maçına götürdü. Maça gitmeyi çok seviyorum, skor bizden yana olunca ekstra mutlu oluyorum. ❤💛

– Bizimkiler birkaç günlüğüne Yunanistan’a gittiler, beni dedemlere bıraktılar. Aslında bu durumun çok keyifli olması gerekiyordu ama hafif ateşim olduğu için annem tedbir amaçlı evde oturup dinlenmemi tembih etti. Böyle hafif ateş durumlarında arkasından kötü bir şey gelir mi diye takip altında oluyorum ama hep de evde tutulduğumla kalıyorum. 😡 Neyse ki ateş mevzusu ilk gün kapandı, hem bizimkilerin içi rahatladı hem de ben dışarı çıkabildim.

– Dedem bana ‘Çocuklar İçin Başarı Hikayeleri-Edison’ adlı kitabı aldı. Vazgeçmemenin gücünün ve kendini geliştirmenin öneminin altını çizen kitabı Mümin Sekman yazmış. Edison’ın kötü bir öğrenci olduğunu ve yoksul bir ailede yetiştiğini biliyoruz da, nasıl kendini geliştirip muhteşem bir mucit olduğunu bu kitap sayesinde öğreniyoruz. Kitabın biz çocuklara iki mesajı var: ‘Neyin mümkün olduğunu, yeterince denemeden bilemezsin!’ ve ‘Denemeye devam ettikçe kaybetmezsin!’ (6-10 Yaş, Alfa Yayıncılık, 15 TL)

– Cansu’nun ikiz kuzenleri sünnet oldular ve düğüne bizi de davet ettiler. Böylece ilk kez bir sünnet düğününe gitmiş oldum. Bekir Amca ile Filiz Teyze her şeye çok özenmişler, sanki normal düğüne gelmiş gibiydik. Damat olduklarını da görürler inşallah.. 😇

Read Full Post »

Bugün itibariyle 4. sınıf öğrencisiyim. Bu sene bazı yenilikler var;

– Matematik, sosyal bilgiler vb. derslere sınıf öğretmeni yerine branş öğretmenleri girecek.

– Sınav, not, takdir/teşekkür gibi şeyler söz konusu. 🙈

– İkinci yabancı dil olarak Almanca seçtim. İngilizce’den sonra Almanca öğrenmenin kolay olduğunu söylediler. Bazı kelimeler de benziyormuş; bread/brot vb.

– Müzik aleti seçimim de flütten yana oldu. Çalması çok zor ve narin bir enstrüman, bakalım başarabilecek miyim?

– Sporda ve klüpte seçimim yine voleybol. Bir de Eczacıbaşı’na yazıldım. Haftada iki gün okulda, iki gün klüpte voleybol oynayacağım.

Hepimiz için başarılarla dolu, güzel bir eğitim/öğretim yılı olmasını dilerim!

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: