Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘6 yaş’ Category

Büyükler bazen (tamamen iyi niyetle) bazı şeyler yapıyorlar fakat bunların sonuçları hem kısa hem uzun vadede bizim yararımıza olmayabiliyor. Her zaman ve koşulda bizi mutlu etmeye çalışmak, bir şeyi yapmak istemediğimiz zaman ödül vererek yapmamızı sağlamak, her ihtiyacımız olduğunda yardımımıza koşmak, oyunlarda hep bizim kazanmamıza izin vermek vb. Büyüdüğümüzde her zaman mutlu olamayacağız, bazen işleri yardımsız halletmemiz gerekecek ve tabii ki her zaman kazanan biz olmayacağız… Olaylara bu açıdan bakınca sizce de azıcık zora gelmek, bizi gerçek dünyaya daha iyi hazırlamayacak mı?

Eğitimpedia’da güzel bir yazı var, okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Reklamlar

Read Full Post »

Eğer mutlu çocuklarınız olsun istiyorsanız, onlara mutsuz olmaya tahammül edebilmeyi öğretmelisiniz. Eğer Veruca’nın babası (Charlie’s Chocolate Factory), kızını sürekli öfke, hayal kırıklığı ve hüsran gibi yoğun duygulardan korumak yerine bunlarla uğraşmayı öğretseydi çok daha iyi bir şey yapardı.

Çocuklarımıza verebileceğimiz en iyi hediyelerden biri duygusal barometrelerini nasıl kuracaklarını ve açacaklarını onlara göstermektir. Bu barometre, hayatları boyunca onlara çok iyi bir şekilde hizmet verecektir. Duygularıyla barışık olan çocuklar ve yetişkinler, kendileriyle daha fazla barışık olurlar ve iş, arkadaşlık ve aşk hayatlarında daha kolay yol alırlar.

Yazının tamamı için; http://www.egitimpedia.com/mutlu-cocuklar-yetistirmenin-gercek-anahtari-mutsuzluk/

Read Full Post »

Geçenlerde okuldan ipek böceği almıştım. Bakmak isteyen öğrencilere veriyorlardı, ben de deneyimleyip büyümelerini gözlemlemek istedim. Tek yapmam gereken boş bir ayakkabı kutusu götürmekti. Yapraklarıyla birlikte bebeklerimi alıp eve getirdim.

Bakımı hiç zahmetli değil ama evinizin yakınında bir dut ağacı yoksa beslemeniz imkansız. Bizim sitede uzakta da olsa bir dut ağacı var, arada gidip yaprak toplayıp geldik. Yaprakları hava almayacak şekilde streç filme sarıp buzdolabında beklettik. Böylece 3-5 gün idare ettik. Yalnız dolaptan çıkarıp soğuk soğuk vermemek gerekiyor. Önce biraz dışarıda bekletmek lazım… İpek böceği bakımıyla ilgili dikkat edilmesi gereken diğer konular şöyle:

  • İpek böceklerini ışık ve hava alabilecekleri bir yerde tutmalısınız. Biz ayakkabı kutusundan alıp plastik bir kutuya koyduk çünkü kartona tutunup tırmanabiliyorlardı. Sabah uyanıp da gece firar etmiş böceklerle karşılaşmak istemedik. 🙂
  • Böcekler büyüdükçe yaprak tüketimleri de arttı. Başlarda her gün bir kere taze yaprak koyarken günler geçtikçe birkaç kez koyar olduk. Bir de hava çok sıcak olduğu için arada yaprakları nemlendirme ihtiyacı hissettik. Birkaç damla su attık yaprakların üstüne.
  • 3-4 hafta içinde böcekler yeterince beslendi ve yemeği azaltarak sonunda kestiler ve küçük parmak kalınlığına geldiler. Burada anlayamadığımız bir şey oldu; aynı yerde yaşayıp aynı yapraklarla beslenmelerine rağmen birisi tombikleşti ama diğerleri aynı boyuta ulaşamadı. Hatta her zaman taze yemekleri olmasına rağmen biri ilk hafta içerisinde öldü. 3 böceğin 3’ü de farklı boyutlarda koza evresine ulaştılar.
  • Koza örmeye başlayınca yaprakları temizledik ve kendi hallerine bıraktık. 2-3 hafta sonra içlerinden güve değil, ipek böceği kelebekleri çıkacakmış. Bakalım neler olacak?

Read Full Post »

Kendimi bildim bileli ev işi yapmayı çok seviyorum. Çamaşır makinesini kurayım, bitince çamaşırları asayım, toz alıp bulaşıkları yıkayayım… Benden mutlusu yok! Annemden yavaşım, onun kadar da iyi yapamıyorum ama bu tür ev işlerine katkıda bulunmak kişisel gelişimim için çok faydalı olduğundan annem sabırla bitirmemi bekliyor. Ben de zamanla tekniğimi geliştirmeye başladım. İşler gittikçe pratikleşiyor. 

Ev işlerine yardım etmek; çocukların başkalarının ihtiyaçlarına duyarlı olmalarına, arkadaşlarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurmalarına, yardımsever ve akademik olarak daha başarılı bireyler olarak yetişmelerine yarıyormuş. 

Eğitimpedia’da konuyla ilgili yayınlanan yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. 

Read Full Post »

– Güneşli günlerle başlayan mart ayı aynı şekilde devam ediyor. Caddebostan sahilindeki bisiklet turlarım artık daha keyifli!


– Fırsat buldukça Galatasaray’ın voleybol maçlarına gitmeye başladık. Ortam çok eğlenceli. Amatör voleybolcu olduğum için de ekstra keyifli!


– Minecraft’a olan düşkünlüğüm yüzünden bu seneki doğum günü temasını Minecraft olarak belirledik. Pasta tasarımı için annemle internette biraz araştırma yaptık, nasıl bir şey ortaya koyabileceğimizi konuştuk. Araştırmamız sırasında kitap ayracı fikirlerine de rastladık. Hemen bir set yapıverdik.

– Mutfak becerilerinde sıra köfte yapmaya geldi. Annemin elinden bir işi daha kaptım diyebilirim. Bu arada son zamanlardaki favori televizyon programım Cutthroat Kitchen oldu. Home&Entertainment kanalında yayınlanan bu yemek yarışmasında, şefler sunucunun önerdiği araçlarla birbirlerini sabote ediyorlar. Ortaya komik ama zorlayıcı sahneler çıkıyor. Yarışmanın sonunda şeflerin neler çektiğinden haberi olmayan bir jüri üyesi, yemekleri değerlendirip birinciyi belirliyor.

– Daha önce izlediğim ve çok beğendiğim, Eti Çocuk Tiyatrosu‘nun sahnelediği Kral Çıplak adlı çocuk oyununu bir kez de okulda izleme fırsatı buldum. Bir de alkışlarken tırnağım gözüme girmese iyiydi… Bana yine revir yolları göründü. Mikrop kapmasın diye ilaç damlattılar, neyse ki kötü bir şekilde sonuçlanmadı.

– Doğum günüm yaklaşırken anneannemle dedem İstanbul’a geldiler. Fakat olaylar beklediğimden farklı gelişti; annem grip oldu. Annemin partim için hazırlık yaparak geçirmesi gereken günler yatakta geçince partimi ertelemek durumunda kaldık. Zaten pek kimsenin tadı da yoktu. Doğum günümün olduğu hafta sonu evden bir yere çıkamadık. (Voleybol dersimiz de ertelendi.) Evde oyun oynayarak vakit geçirdik. Kalabalık olunca en sevdiğim şey Monopoly oynamak. Kutu oyunlarına bir başlayınca devamı geliyor, evde geçen saatlerin en iyi yanı ailecek oyun oynamamız oldu.

– Kalabalık seyirci grubunu bulmuşken Masal Tiyatrosu serisinden Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler kitabını kullanarak hazırladığım maket tiyatro ve kağıt oyuncaklar ile bir gösteri gerçekleştirdim. Ben öyküyü sahnelerken annem de dış ses görevini üstlendi. (4+, İş Bankası Kültür Yayınları, 18 TL)

 
– Kitaplığıma iki yeni kitap ekledik: ‘Katie ve Dinozorlar’ ile ‘Katie ve Yıldızlı Gece’. Daha önce iki kitabını okuduğum seride, Katie müzede gezerken gördüğü tabloların içine girip çıkarken yaşadıkları çerçevesinde gelişen olaylar anlatılıyor. ‘Yıldızlı Gece’de Vincent Van Gogh’un eserlerini tanıyoruz. ‘Dinozorlar’da ise Doğa Tarihi Müzesi’ndeki dinozor fosilleri arasında gezerken dinozor türleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz. İlk kez 1989’da yayınlanan Katie serisi, en başarılı sanata giriş kitaplarından biri kabul ediliyor. (3-8 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 7 TL)

Read Full Post »

– Hava nasıl olursa olsun, hafta sonları Caddebostan sahiline gitme alışkanlığımızı devam ettiriyoruz. Ben bisiklete biniyorum, babam yanımda koşuyor, annem de tempolu yürüyüşle bizi takip ediyor. Havalar çok sıcak olmadığı sürece bu rutini sürdürmeye niyetliyiz.

– Irmak’ın 8. yaş günü partisi Kidzmondo‘da oldu. Karnımızı doyurup pastayı kestikten sonra, hep beraber birkaç istasyonda vakit geçirdik, sonra da kapanış saatine kadar istediğimiz gibi takıldık.


– Bir akşam yatmak üzereyken televizyondaki filme gözüm takıldı. Film, fırtınalı havada denize çakılan kargo uçağından sağ kurtulan bir adamın ıssız bir adada verdiği yaşam mücadelesini anlatıyordu. Konu inanılmaz ilgimi çekti, bir türlü yatağa gidemedim. Annem sonunda başka bir zaman birlikte izleyebileceğimizi söyleyerek beni ikna etti. Sonraki günlerde fırsat bulduğumuz ilk anda Cast Away‘i izledik. Annem bu filmi izleyeli 16 yıl olmuş, tekrar izlemekten o da benim kadar keyif aldı. Şimdi de ilk fırsatta Robinson Crusoe’yu okuyacağız.

– Arda’nın benim için aldığı yılbaşı hediyesi olan ‘Acaba Neyim?’ hem eğlenceli hem de kafa çalıştıran oyunlardan biri.. Oyun en az iki kişiyle oynanıyor. Oyuncular birer kart seçip başlarındaki taca takıyor ve diğer oyunculara soru sorarak ne olduğunu bulmaya çalışıyor. Nedense bu oyunda çok iyi değilim. Kesinlikle daha sık oynamamız lazım.

– Geçtiğimiz günlerde sınıfça ‘Dino Dostlar – Kızarmış Muz Hırsızlığı’nı okuduk. Tarih öncesi devirde geçen hikayede, insan yavrusu Rototom ile dinozor yavrusu Mumu’nun maceraları konu ediliyor. Mumu küçükken, kendinden başka bir dinozor sürüsü tarafından evlat edinilmiş ve hiç kendine benzeyen bir dinozor görmemiştir. Bir gün iki gezgin, Rototom’u ziyarete gelirler ve Mumu’yu görünce onu geçen gün gördükleri dinozor zannederler. Böylece Mumu, dünyada kendisiyle aynı tür bir dinozor daha olduğunu düşünür ve hep birlikte onu aramaya çıkarlar. (6-8 Yaş, Final Kültür Sanat Yayınları, 10 TL)

– Kitaplığıma eklediğimiz kitap ise Pettson ve Findus’un maceralarını konu eden serinin üçüncü kitabı; ‘Doğum Günü Pastası’ oldu. Yine birbirinden detaylı çizimler eşliğinde anlatılan öyküde, Findus için doğum günü pastası yapmak isteyen Pettson’un başına gelenler anlatılıyor. Evde un bulamayan Pettson’un markete gitmesi gerekiyor. Fakat markete gidebilmesi için bisikletinin patlayan tekerleğini tamir etmesi, bunun için marangoz atölyesine girmesi, atölyeye girebilmek için anahtarı bulması, anahtara ulaşabilmek için olta kamışını alması, olta kamışını almak için tavan arasına çıkması, tavan arasına çıkmak için de boğayı merdivenden uzaklaştırması gerekiyor. 🙂 Üstüste gelen aksiliklerle kurgulanmış çok tatlı bir hikaye daha…  (5+, Ayrıntı Çocuk, 15 TL)

– 1 Mart itibariyle süt ve kurabiye keyfi yaparak balkon sezonunu açtık. Yazın gelmesini iple çekiyorum!

Read Full Post »

– Son günlere Minecraft damgasını vurdu diyebilirim. Rüzgar’la hafta sonlarımız ayrılmaz ikili şeklinde geçip giderken, beraber geçirdiğimiz saatlerin çoğunda Minecraft oynar olunca, ben de oyunu iPad’ime yüklemek istedim. Annemle babam oyunun bağımlılık yarattığını düşünmelerine rağmen, ısrarlarıma dayanamayıp App Store şifresini giriverdiler. Çok fazla oynamayacağıma dair söz verdim tabii ki… (18,99 TL)

Söz verdim vermesine de, tutmak o kadar kolay olmadı. Oyun resmen insanı ele geçiriyor. (İstatistikler, dünyada 40 milyondan fazla kişinin Minecraft oynadığını gösteriyor.) Farklı materyallerle eşyalar yapıyorum; evlerim ve odalarım var. Bunları düşmanlardan korumaya çalışıyorum. Oyunun modlarına göre çok fazla detay söz konusu, açıkçası ben o kadar derinlere inmiyorum. Rüzgar’la birbirimizin iPad’lerine bağlanıp yanyana oturup Minecraft oynuyoruz. Bir de yaratıklar var. En sevdiğim ise Creeper! Bu yaratıklardan kaçıp inşa ettiklerimizi korumamız gerekiyor.

Her şey çok zevkli ama biz Rüzgar’la inanılmaz eğlenen ve sürekli kıkırdayan bir ikili iken Minecraft işin içine girince saatlerca yanyana koltukta oturup ekrana bakar olduk. Bu kısım annem tarafından tepki gördü. İlk golü buradan yedim diyebilirim. Sonra İpad’i elimden düşürmez olunca sadece hafta sonu Minecraft oynamama izin verilir oldu. Çaresiz kabul ettim, hiç yoktan iyidir…

– Geçen sene bayıla bayıla izlediğim Masterchef Junior‘ın yeni sezonu başladı. Home&Entertainment kanalında yayınlanıyor. Saatleri bana uymadığı için kaydedip ertesi akşam yemeğimizi yerken izliyoruz. Sadece ben değil, bizimkilerin de hayranlıkla izlediği bir program bu… Çocuklar inanılmaz yetenekli. Benim de amacım mutfakta onlar kadar iyi olabilmek! Bu yüzden mümkün oldukça mutfağa girmeye çalışıyorum.

–  Mutfakla bu kadar ilgili olunca insanın hayran olduğu şefler de oluyor. Benim için Arda Türkmen bunlardan biri… Akasya’ya geleceğini öğrenince koşa koşa onunla tanışmaya gittim. Tam ayrılırken yakaladım da birlikte fotoğraf çektirme şansımız oldu. 🙂

FullSizeRender

– Şubat ayında olabilecek en ılık havayı görünce Oya, Rüzgar ve ben parkta buluşup oynadık. (Tabii sonra da eve çıkıp Minecraft!)

– Sınıfça okuduğumuz kitap Kokosnuss serisinden ‘Küçük Ejderha Kokosnuss Okula Başlıyor’ oldu. Yavru ‘ateş ejderhası’ Kokosnuss için o gün büyük gündür çünkü okula başlamaktadır. İlk tanıştığı arkadaşı bir ‘obur ejderha’ olur. Fakat obur ejderhaları okula almıyorlardır, Oskar sadece gözetlemek için oradadır. Halbuki Oskar, okula gitmeyi çok istemektedir. Ailesi karşı çıksa da Oskar, öğretmenleri Kornelius’tan izin alıp derslere girer, böylece biz de maceralarına tanık oluruz. (5-8 yaş, ABM Yayınevi, 15 TL)

(Okulda ilk gün hakkındaki çocuk kitapları önerilerim için buraya tıklayabilirsiniz.)

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: