Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘7 yaş’ Category

Epeydir dondurmamızı evde yapıyoruz. Dondurma makinesine gerek olmadan, yoğurt bazlı, meyveli, kolay dondurmalar… Ben çok seviyorum, kendim yaptığım için daha kıymetli oluyor ve artık pek dışarıdan dondurma almıyoruz. Bu tür sağlıklı dondurmaların bir adı varmış: Nicecream. Ne güzel düşünmüşler.. ☺️ Aşağıya tarifi yazıyorum. Biz ilk Gurmebebek’te görmüştük. Bir kere yaptıktan sonra ağız tadınıza göre; daha yoğun meyve tadı ya da daha çok bal olsun gibi yorumlarınız olursa istediğiniz gibi tarifi şekillendirebilirsiniz.

6-7 çorba kaşığı süzme yoğurt

8-10 çilek/böğürtlen ya da 2 küçük şeftali

1 çorba kaşığı bal

Blenderda önce meyveleri püre haline getirdikten sonra bal ve yoğurt ekleyip tekrar karıştırın ve çubuklu dondurma kalıplarına doldurun. Buzlukta birkaç saat donmasını bekledikten sonra keyifle hüpletin. 😋

Reklamlar

Read Full Post »

Bu ara sosyal medyada çokça paylaşılan ve kitap okumaya teşvik amaçlı, iyi niyetle yapılmış bir uygulama var. Kitap okumak bence hiçbir zaman zorla ya da bu tür teşviklerle olmamalı. Her gün okumamız gereken sayfa sayısı olmamalı, bu bilgiyi yazdığımız ve velimize imzalattığımız bir defter de olmamalı. Hangi kitapları okuyacağımız da okul tarafından belirlenmemeli. (Bazen gerçekten çok sıkıcı kitaplar seçiyorlar.) Bunlar benim düşüncelerim ama işte maalesef gerçek hayatta böyle olmuyor.

Wifi şifresini elde edebilmek için başkasının belirlediği bir kitabı okuyan birisi, bu yöntemle okumayı sever mi? Sadece şifreyi çözebilmek için hızlıca göz atıp şifreyi alıp bol bol internette takılmak gibi bir şansı varken…

Kitap okumak keyif verici bir şey olduğunda güzel… Bizimki gibi çok fazla uyaranın olduğu bir dünyada fazlasıyla durağan bir şey, kabul ediyorum. Ama bence herkes kendine göre bir kitap bulup okuyabilir. Günde birkaç sayfa bile olsa…

Konuyu Özgür Bolat çok güzel değerlendirmiş. Buyrun, okuyun.

http://m.hurriyet.com.tr/yazarlar/ozgur-bolat/cocuklara-ic-motivasyonla-okuma-aliskanligi-nasil-kazandirilir-40571267

Read Full Post »

– Yaz tatilinde okumamız için okuldan bize iki kitap verildi: Sahibini Arayan Keman ve Pora’nın Maceraları-Gizemli Yolculuk… Koray Avcı Çakman’ın kaleme aldığı ‘Sahibini Arayan Keman’, öğretmeninin yönlendirmesiyle koleksiyon yapmaya başlayan Erhan’ın hikayesini anlatıyor. Sınıfta herkes bir koleksiyon yapar fakat Erhan herkesinkinden farklı bir şey arar. Babasının doktor arkadaşı Ömer Amca’nın önerisi üzerine ‘anı koleksiyoncusu’ olmaya karar verir. Çevresindekilerden bir anı paylaşmalarını ister ve bunları not ederek koleksiyonuna ekler. Bize de bu öyküleri okumak düşer. (8-10 Yaş, Tudem Yayınları, 14 TL)

– Nesteren Gazioğlu’nun kaleme aldığı ‘Pora’nın Maceraları’ serisinin üçüncü kitabı ‘Gizemli Yolculuk’ta; Pora’nın ailesi, arkadaşları ve komşularıyla ilişkilerini okuyoruz. Önceki kitaplardan aktarılan bir de komşudan gelen gizemli ses konusu var ama bu kitapta açıklığa kavuşmuyor. Aile Truva antik kentine doğru seyahate çıkıyor, biz de Truva hakkında kısa bir bilgi ediniyoruz. Onlar Asos’a devam ederlerken kitap bitiyor…  (6-10 Yaş, Final Kültür Sanat Yayınları, 8,5 TL)

– Listeye benim eklediğim kitaplar ise; Matilda, Büyük Tuzak ve Çubuk Makarna Düğümü oldu. İlk baskısı 1988 yılında yapılan Roald Dahl’ın sevilen öyküsü ‘Matilda’, ailesine hiç benzemeyen, küçük, zeki Matilda’yı anlatıyor. Matilda’nın garip bir ailesi var; sürekli televizyon izliyorlar ve para kazanırken insanları aldatmakta sakınca görmüyorlar. Matilda erken yaşta okumayı öğreniyor ve sık sık köyün kütüphanesine gidip büyüklerin okuduğu tarzda kitaplar alıyor. Okula başladığında sınıf öğretmeni Bayan Honey ile aralarında derin bir bağ kuruluyor çünkü Bayan Honey küçük kızdaki cevheri fark ediyor ve onu çok seviyor. Bayan Trunchbull’u, diğer çocukları ve aileyi yakından tanıdıkça kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. (9+, Can Çocuk Yayınları, 19 TL)

Küçük Cadı Şeroks‘un devamı olan ‘Büyük Tuzak’ta Prens Milla’nın canlandırdığı eski bir lanet sonucu sözcükleri unutarak konuşamaz hale gelen ve bunun sorumlusu olarak Şeroks’u gören insanlar var. Fare Pibo, Masallar Ülkesi’nin arşiv odasında duran Sözcüklerin Masalı’nı yediği için sözcükler, masallar ve dil tamamen yok olma tehlikesinde… Şeroks hem kaçıp saklanmalı, hem de masalı tekrar yazmalı… (9-11 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 18 TL)

‘Çubuk Makarna Düğümü’, dört kitaplık ‘Abur Cubur Peşinde’ serisinin üçüncü kitabı. İlk kez 1991’de yayınlanmış ve yıllardır sevilerek okunuyor. Anne ve babaları yanardağ uzmanlığı gibi tehlikeli bir iş yaptığı için Tom ve Niki’ye teyzeleri bakmaktadır. Rebecca Teyze sağlıklı beslenme konusunda takıntılı olduğundan çocuklar hiç makarna yememiştir. Bir gün uzaktaki amcaları Niki’nin doğum gününde para gönderir ve çocuklar bu parayla dışarıda yemek yemeye karar verirler. Fakat… (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 11 TL)

– İş Bankası bu yıl da ‘Karneni Göster, Kitabını Al’ kampanyası kapsamında ilk ve ortaokul öğrencilerine kitap hediye etti fakat biz oradan oraya koşturmaktan şubeye gidemedik. Neyse ki dedem unutmamış, Foça’ya gittiğimizde kitabım beni bekliyordu. ‘Astronotlar Üşür mü?-Bilim Yolunda Eğlenceli Adımlar Kitabı’nda yaşam, insan bedeni, evren, dünya, bilim ve teknolojiye dair kısa kısa bilgiler var. Sadece bizim değil, büyüklerin de ilgisini çekebilecek çok güzel bir kitap. Benim gibi bilgi yarışmalarına saranlar için harika bir kaynak! Kampanya bu yıl 10 yaşında. İş Bankası’nın çocuk kitapları ve Kumbara dergisi gibi çok başarılı ve alkışı hak ediyor.

Read Full Post »

Büyüklerin zaman içerisinde unuttuğu ama biz çocukların sahip olduğu bazı beceriler var; sezgisel karar verme, anda kalma ve yargılara değil algılara dayanan ilişkiler kurma…

“Onlara mutsuzluğun prensiplerini öğretmektense, onlardan mutluluğun prensiplerini öğrenmeliyiz.” diyor Özgür Bolat.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Read Full Post »

– Geçtiğimiz hafta önemli bir gün vardı: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Sınıfça 8 Mart’ın hikayesini, anlamını ve önemini öğrendik. Artık kuru kuru “Kadınlar günün kutlu olsun!” demek yok.

– Yaklaşan doğum günüm için bende heyecan başladı. Annem bu sene pastayı hazır almak için yol yaptı ama kabul etmedim. Tasarımını aklımda netleştirdim diyebilirim. Cumartesi çıkmadık; pastamın süslerini hazırlamaya başladım. Sonra da annemle ponpon yaptık ama ponponlar bir türlü istediğimiz kadar sıkı ve pofidik olmadılar.

– Pazar sabahı babamın kuzeni Ertan’ın sürpriz doğum günü partisi için İTÜ Lokal‘de toplandık. Aslında pek çok kişiyi tanımama rağmen bana bir utangaçlık geldi. Yaşıtlarıma yanaşmadım, Doruk kendi arkadaşlarıyla takıldı. Partiden sonra eve dönerken başka programımız olmadığını öğrendim. Hava yağmurlu ve soğuktu. Zaten sabah sıkılmıştım, günün geri kalanında da evde sıkılacağımı düşünerek yol boyunca söylendim. Eve henüz dönmüştük ki Rüzgar’dan gelen mesajla havalara uçtum. Annesi Akasya’ya gelirken Rüzgar’ı bize bıraktı. Böylece günümün geri kalanı neşeli geçti.

– Yaklaşan doğum günüm için anneannemle dedem İstanbul’a geldiler. Kalabalık olunca oynamayı çok sevdiğim oyun hangisiydi? 🙂 Hemen Monopoly’ye başladık.

– Bugün de Ilgın’ın doğum günü partisi için Rahmi Koç Müzesi‘nde toplandık. Burası bize uzak olduğu için daha önce gitme fırsatı bulamamıştım. Partiden önce Lara’yla etrafı keşfettik. Renkli Matematik Dünyası‘nda çok eğlendik. Giant Soap Wall’da dev sabun köpüğünün içine girdik ve etkinlik alanındaki bulmacaları çözdük.


– Sınıfça okuduğumuz kitap bir Behiç Ak öyküsü olan ve yitirilen değerlere dikkat çeken Vapurları Seven Çocuk‘tu. Gülümseten Öyküler serisinden olan kitapta balon satarak para kazanan ve boğaz kıyısındaki bir semtte annesi, kardeşi ve kedisiyle yaşayan küçük Fırat’ın yaşadıklarını okuyoruz. Sevgi dolu bir mahallede komşularıyla yaşayan Fırat, vapurları çok sevmektedir. Mahalleli ve vapurlar, iç içe mutlu ve uyumlu bir yaşam sürmektedir. Bir gün, 100 yıllık yalıda oturan komşuları Meliha Hanım, çok yaşlandığı için mahalleden taşınır ve güzelim yalının zaman içerisinde harabeye dönmesi Fırat’ı çok üzer. Sadece yalı değil, eski vapurlar, ahşap iskele, yüz yıllık çınar ağacı da mahallelinin gözünde değersizleşmiştir. Fırat, mahalle ve mahallelideki bu değişime anlam verememekte ve bir şeyler yapması gerektiğini hissetmektedir… (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 16 TL)

– Kütüphaneme eklediğimiz kitaplar ise Klasiklerle Tanışıyorum serisinden Alice Harikalar Ülkesinde ve Define Adası oldu. Bu seride hikayeler renkli çizimler eşliğinde, akıcı bir dille anlatılıyor.

Alice Harikalar Ülkesinde, aslında bir matematikçi olan ve Lewis Carroll mahlasını kullanan Charles Lutwidge Dodgson tarafından 1862’de yazılmış. Ablasının okuduğu hikaye yüzünden sıkılan Alice’nin önünden acelesi olan bir tavşan geçer. Tavşanın ileride bir çukurun içine atladığını gören Alice de çukura atlar. Tavşan sonra bir tünele girer, Alice de peşinden tabii. Tünelin sonunda karşısına kapılar çıkar. Alice bu kapıların birinden geçtikten sonra birbirinden ilginç karakterlerle tanışır. (8-10 Yaş, Doğan Egmont, 9,5 TL)

Robert Louis Stevenson, Define Adası‘nı 1883’de yayınlamış ve kitap o günden bugüne hem çocuklar hem de büyükler tarafından severek okunmuş. Hatta bugün hepimizde olan tahta bacaklı, kanca kollu, omzunda papağan duran korsan imgesi bu kitap sayesinde oluşmuş. Kahramanımız küçük Jim Hawkins, ailesiyle birlikte Amiral Benbow Hanı’nı işletmektedir. Bir gün hana Billy Bones adında yaşlı bir denizci gelir. Billy’nin kocaman bir sandığı ve kendisinden kaçmaya çalıştığı tek bacaklı bir denizci vardır. Billy aniden ölünce, Jim sandığı açar ve içinden çıkanları alıp güvendiği Doktor Livesey’e götürür… (8-10 Yaş, Doğan Egmont, 9,5 TL)

Read Full Post »

– Bu hafta evimiz çok şenlikliydi. Salı gecesi Ayşe Bade bizde kaldı, çarşamba okul çıkışı Eda bize geldi, cuma akşamı da Rüzgar bizdeydi.

– Cumartesi Irmak’ın doğum günü dolayısıyla sınıfça Funloft‘ta toplandık. Yine çok eğlendik.


– Partiden sonra doğruca Ardalar’a gittik. Gece de onlarda kaldık. Çok güzel vakit geçirdik.


– Pazar sabahı harika bir bahar havasına uyandık. Kahvaltı keyfini öğlene kadar uzattık, hatta Kutluğs da sonradan bize katıldılar. Günün geri kalanı için Zeynepler’e sözümüz vardı, güneşin bizi daha fazla mayıştırmasına izin vermeden kalkıp Öztezeller’e geçtik. Bir sürü oyun kurduk, sonra da Minecraft’ta Zeynep’le ortak bir dünyamız vardı, onunla uğraştık. Ne zaman akşam olmuş anlamadık. Ertesi gün okul olduğu için fazla gecikmeden eve döndük.

– Bol buluşmalı bol oyunlu süpper bir hafta oldu!

Read Full Post »

Bu hafta sonu için ödevimiz ıslanmayan kağıt deneyiydi. Fen dersini çok seviyorum, bu yüzden bu çalışmayı da severek yaptım.

Malzemeler: Genişçe bir kap, bardak, kağıt ve su.

Uygulama: Kağıdı buruşturup bardağın tabanına yerleştirin. Kabı su ile doldurun ve bardağı dik olarak su dolu kaba batırın. (Dikkat! Eğer bardağı dimdik bir şekilde suya sokmazsanız içeri hava gireceğinden kağıt ıslanır. Amaç havayı bardağın içinde hapsetmek. Bu yüzden bardağı suya dik sokmaya dikkat edin.) Bardağı yine dik bir şekilde yukarı çekin. Bardağın içinde sıkışan havanın kağıdın ıslanmasını engelleyişini gözlemleyin.

Deney sayesinde öğrendiğimiz: Hava da bir maddedir. Bardağı ters çevirip suya batırdığımızda çıkacak yer bulamaz. Bardağın içinde sıkıştığı için havanın hacmi küçülür ve daha fazla küçülemeyecek kadar sıkışan hava, suyun bardağı doldurmasını engeller.


PS: Yaptığım diğer ilginç deneyler için tıklayın:

 

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: