Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘9 yaş’ Category

14 Haziran Cumartesi sabahı Tromsø’ya yanaştık. Martılar bize “Hoşgeldiniz!” demek için yaklaştılar, biz de onlara ekmek atarak “Hoşbulduk!” dedik.

Şehir turları benim çok ilgimi çekmiyor, değişik bir atraksiyon varsa daha mutlu oluyorum. Bu yüzden bizimkiler günü benim keyif alacağım şekilde planlamışlar. Yuppii!

Norveç’e gelmeden Husky çiftliklerinden haberim olmuştu ve gitmek için sabırsızlanıyordum. Anne-baba ve 3 çocuktan oluşan bir ailenin, 300 kadar köpekleriyle birlikte yaşadıkları ve aynı zamanda ziyaretçilerine vahşi hayatı deneyimleme fırsatı sundukları bir kampa gittik. Köpekleri görünce kendimden geçtim, hangisini seveceğimi şaşırdım. Yeni doğmuş bebekleri sevmeme, azıcık büyümüş olanları kucağıma almama izin verdiler. Mutluluktan ölebilirdim!

Laf aramızda yavrulardan birini çaktırmadan çantaya atmamak için kendimizi zor tuttuk. Bunu tek düşünen biz olmamalıyız ki; otobüse bindiğimizde rehberimiz “Umarım içinizden çantasına yavru köpek saklayan olmamıştır.” diye espri yaptı. Annemle birbirimize bakıp gülüştük. 😝

Kutup yaşamıyla ilgili bilgilerin verildiği Polaria Center, bir diğer uğrak noktamızdı. Kuzey ışıkları ve kutup hayvanlarını tanıtan ‘Life in the Freezer’ adlı belgeseli izledik. Akvaryumdaki canlıları ve havuzdaki fokları gözlemledik. Mağazadaki peluşlar beni benden aldı ama sadece küçük bir kutup ayısına izin çıktı.

Tromsø anakaraya bir köprü ile bağlanan Troms Adası‘nda. Yemyeşil bir yer. Teleferikle Storsteinen tepesine çıkıp şehre ve çevredeki adalara bakmak mümkün. Biz şehir turunu otobüs ile yaptık. Tromsø’nun ilginç mimarisiyle ünlü Arctic Cathedral‘ini bu vesileyle görmüş olduk. Umarım bir gün Tromsø’ya tekrar yolum düşer de kuzey ışıklarını görürüm.

Kuzeye doğru yolculuğumuz devam ediyor. Yarın tüm gün denizdeyiz. İstikamet; Svalbard.

Reklamlar

Read Full Post »

Ålesund’dan ayrılıp Tromsø’ya gitmek üzere yaklaşık 1,5 gün süren yolculuğumuzda Kuzey Kutup Dairesi’ne girdiğimiz için 24 saat gündüzü yaşamaya başladık. Güneş hiç batmıyor, ufuk çizgisine yakın bir yerde asılı kalıyor. (Midnight Sun) Bu elbette bizim için çok değişik bir tecrübe.

Gemide nasıl vakit geçirdiğimize gelince; ben Juniors’ Club’a gittim, babamla dedem basketbol ve masa tenisi oynadılar, Dünya Kupası maçlarını izlediler, sonra hep birlikte kağıt oynadık, trivia’ya katıldık, şovları izledik, yürüyüş yaptık vs.

Bir de 19. kattaki ‘Himalayan Bridge’ adındaki macera parkurunda vakit geçirdim. Norveç Denizi’nde ilerlerken bulutların üzerinde yürüyor gibiydim.

Açık havadaki sulu kaydıraklardan kaymak için mayolarımızı giyip gittik ama o sırada bir arıza çıkmıştı, bu yüzden kayamadık. Hava güneşliydi ve çok rüzgar yoktu. Umarım tekrar fırsat bulabiliriz.

Her ne kadar black-out perdeler de olsa gece bir türlü uykumuz gelmek bilmiyor. Geç yatıp erken kalkmamıza rağmen uykunun eksikliğini de hissetmiyoruz. Hava sıcaklığı 4C. Şu an 69. paraleldeyiz ve yukarı çıkmaya devam ediyoruz. İstikamet; Tromsø.

Read Full Post »

12 Haziran Salı, Ålesund‘dan merhaba! 🙋🏼‍♀️ Burası tur satın almayıp kendi başımıza gezebildiğimiz tek yer oldu. Gemiden iner inmez karşımıza çıkan tren tüm şehri gezdirerek bizi Aksla Tepesi‘ne çıkardı.

1793’te kurulan ve Norveç’in en önemli limanlarından biri olan Ålesund, 1904’te yanıp kül olmuş. Yaklaşık 850’den fazla ahşap ev varmış ve hepsi yanmış. 10.000 kişi evsiz kalmış. Tabii bütün komşular en çok da Almanya yardıma koşmuş ve tüm binalar Art Nouveau tarzda tekrar inşa edilmiş. Günümüze kadar da korunmuş.

Bu arada Aksla Tepesi’ne çıkmak için illa trene binmenize gerek yok. 400 küsur basamağı çıkarım derseniz tepeye tırmanabilirsiniz. Dedem bizi kandırmaya çalıştı ama hepimiz o kadar basamağı çıkamayacağımızı söyleyerek isyan bayrağını çektik. Yukarıda manzarayı izledikten sonra tekrar trene binip limana inebilirdik ama inmek çıkmaktan kolay olduğundan geze geze inmek için gruptan ayrıldık. Tabii dedem çok mutlu oldu. Aşağı indiğimizde karşımıza bir çocuk parkı çıktı. Biraz orada takıldık, ben sallanıp tırmandım vs. Sonra yürüyerek Ålesund’u gezdik. Norveç’te her yerde Troller var. Uğur getirdiği söyleniyor ama ben sevimsiz ve korkutucu buluyorum. Troll efsanesinden başka bir yazıda bahsederim.

Yarın tüm gün denizdeyiz. İstikamet; Tromsø!

Read Full Post »

Hamburg limanından çıkıp Elbe nehri boyunca ilerleyen gemimiz Kuzey Denizi’nde seyretmeye başladı. Hava çok rüzgarlı, deniz çok dalgalı, dolayısıyla koskocaman da olsa geminin sallandığı hissediliyor. Gemide yaklaşık 5.700 yolcu, 1.500 mürettebat var.

Bu kez yalnız değiliz; 20 kadar Türküz ve rehberimiz var. Rehberimizin ilk söylediği hemen buluşup karaya yanaştığımız günlerde çıkacağımız turları seçmemiz gerektiği oldu. İnanılmaz ama gerçekten de bizden önce binenler turların çoğunu doldurmuş bile! Önceden araştırdığımız için biz turlara hakimdik, tekrar bir üstünden geçip beğendiğimiz turlara kayıt olduk ve henüz karar veremeyenlerden ayrılıp gemiyi keşfe çıktık.

Karayipler seyahatimizde annemin yanından bir saniye bile ayrılmamıştım. Bu kez rica minnet Juniors’ Club’a bakmaya gittim. Çocuklar için harika bir yer yapmışlar: PS4, legolar, kutu oyunları, sanat malzemeleri ve belirli saatlerde özel etkinlikler… İlk gün bir saatliğine gidip diğer çocuklarla PS4 (Minecraft) oynadım. Ortam hoşuma gitti, arada uğrarım diye düşünüyorum.

Gemide her şey belirli bir düzen içerisinde işliyor. Önceden akşam yemeğinizi saat kaçta yemek istediğinizi söylüyorsunuz, ona göre ayarlamalar yapılıyor. Herkesin restoranı, masası, hatta garsonu bile belli. Bu yüzden kaos yok. Yemekten sonra yine canlı şovlar var. Çocuklar için klüp 23’e kadar açık.

İlk akşam babamın ve dedemin doğum günü olduğundan, garsonlar mutfak malzemeleriyle müzik yaparak kendi dillerindeki doğum günü şarkısı eşliğinde pasta getirdiler. Biz de, etrafımızdaki herkes de çok eğlendi. İyi ki doğmuşsunuz babacım ve dedecim!

Günün yaklaşık 20 saati gündüz olduğu için odalarda black-out perdeler sayesinde rahat uyuyoruz. Odamız gayet konforlu. Hava sıcaklığı 11C. Şimdilik havadisler bu kadar. İstikamet; Ålesund. 🇳🇴

Read Full Post »

Sabah erken kalkıp Hamburg uçağına binmek üzere havaalanına gittik. Ben çok neşeliydim çünkü bu geziye babamın da bizimle geleceğini öğrenmiştim. Aslında bu bana sürpriz olacakmış…

Geçen seneki Amerika seyahatimizde babamdan ayrı olmak hepimize çok zor gelmişti. Bu sene de Norveç’e babaannem, dedem ve annemle birlikte gidiyorum zannediyordum ve babam gelmeyeceği için çok üzülüyordum. Meğer plan şuymuş: Sabah babam bizi havaalanına bırakacakmış gibi evden birlikte çıkacakmışız ama son anda vedalaşırken babam “Sürprizzz! Ben de geliyorum!” diyecekmiş. Ama bu plan gerçekleşemedi… Geçen hafta dedemlere gitmeyi çok istediğim halde babamla uzun bir ayrılık öncesi geçireceğim son günlerde yine ayrı olmak hiç içime sinmedi. Üzgün bir şekilde Acarkent’e gitmekten vazgeçtiğimi bizimkilere söyleyince sürprizi bozmak durumunda kaldılar. Kelimenin tam anlamıyla havalara uçtum! Babamsız hepimiz eksik olacaktık çünkü.. 💕

Sorunsuz bir yolculukla Hamburg’a ulaştık. Norveç fiyordlarını ve Svalbard‘ı göreceğimiz 14 günlük seyahatimiz için gemimiz MSC Meraviglia, Hamburg limanından kalkıp Ålesund’a doğru yol alacak. Bu da 1,5 gün denizde olacağımız anlamına geliyor. Gemide beni eğlendirecek pek çok şey varmış. Bakalım zaman nasıl geçecek?

Read Full Post »

– Yaz tatili başladı, artık tüm gün evdeyim. Yalnız annemle tatil anlayışımız biraz farklı, tıpkı şu karikatürdeki gibi:

– Doya doya televizyon izlemek ve PS4 oynamak istiyorum. Öğrendiklerimizi unutmayalım diye verilen yaz ödevleri ve okumam gereken kitaplar da var. Son güne kalmasından hoşlanmadığım için hemen başladım, evdeyken ne kadar yaparsam kar.

– Henüz havalar ısınmadı ama havuz sezonunu açtım. Madem tatildeyiz, tadını çıkaralım değil mi?

– Hafta sonu Caddebostan piknikçileri olarak son kez toplandık. Can’a bayıldığımı söylemiş miydim?

– Yael pikniğe boyama kitabı getirmişti. Epey oyaladı bizi. Eve gelince boyama kitabı aradım. Boyama yerine resim yapmayı sevdiğim için hiç boyama kitabı alma alışkanlığım olmadı. Alınmış ve sadece çizimleri yapılmış, renklendirilmemiş bir kitap buldum: Çizim Defterim. Sanırım 6 yaşındayken almışız. Boyanacak yerleri boyadım, o zamanlar yazıp çizdiklerime güldüm. (4-6 Yaş, Doğan ve Egmont Yayıncılık, 12 TL)

– Bir tatil klasiği olarak valizimi hazırlayıp babaannemlere taşındım. Efe’nin okulu hala devam ettiği için okuldan onu dedemle ben alıyoruz. Efe yüzmeyi öğrenmek üzere. Okuldan sonra havuza gidip alıştırma yapıyoruz.

– Geçen sene çok keyif alarak katıldığım kiraz toplama etkinliğinde bu yıl da yer aldım. Misbahçem‘den topladığımız kirazları TEGV yararına Collesium‘da sattık ve tüm geliri eğitime destek için bağışladık.

– Efe’nin 5. doğum gününü Tie Break Cafe‘de kutladık. İyi ki doğmuşsun ablasının bir tanesi! Seni çok seviyorum!

– Yarın büyük gün! 15 günlük cruise turuna çıkacağız ve çok değişik yerler göreceğiz. Norveç’ten haberleşmek üzere! 🇳🇴

Read Full Post »

– Bu hafta itibariyle sınavlar bitti. Hepimiz bir “Oh!” çektik.

– Artık rahatladığıma göre normalde hafta içleri oynama iznim olmayan Playstation serbest oldu. Son zamanlarda en keyif aldığım oyun ‘The Lego Movie Videogame’. Filmden de bildiğimiz üzere Emmet dünyayı kurtarmak için seçiliyor. Kahramanlardan aldığı destekle Lord Business’i alt edip dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Çok eğlenceli bir oyun! (119 TL)

– Okulumuza Kral Şakir‘in yapımcısı geldi. Yapım bana pek hitap etmiyor ama biliyorum seveni çok. Mesela Ömer. 😉

– Heyecanla senenin son haftalarını beklerken, bu sene okul pikniği yapılmayacağı söylendi. Hepimiz çok üzüldük. Sonra gönlümüz olsun diye bahçede yapabileceğimizi söylediler. Hepimiz evden bir şeyler getirdik. Ben yine arkadaşlarımın çok sevdiği M&M’li kurabiyelerden yaptım.

– Fırsat buldukça Akasya‘daki trombolin parkına gittik.

– Kitapçı ziyaretimizde bu kez ‘Where’s Wally’i seçtim. Kitapta Wally ve arkadaşlarını, farklı yerlerden atılmış kartpostallarda arayıp bulmamız gerekiyor. Görseller o kadar küçük ki, annem “Ela emin misin? Kafayı yiyip kitabı bir yere atmayasın?” dedi. “Hayır, çok severim böyle şeyleri!” diye ısrar edip kitabı aldırdım. İçinden bir de büyüteç çıkıyor. Resimlerdeki mini mini karakterleri arayıp buluyoruz. (5+, Walker Books, £4.99)

– Zeynep ve Ömer’le Kidzania‘da buluştuk. Ömer’in pek keyfi yoktu, içeride de hiç eğlenmedi. Annelerin yanında olmayı tercih edip çıkmak istedi. Normalde üçümüz hiç ayrılmayız ama zorlamadık, biz de Zeynep’le takıldık.

– Bilsem’de son dersimizi yaptık. Farklı atölyeler düzenleyerek eğlenceli bir veda olsun istemişler. Lara ve ben, maske boyama ve hamurdan oyuncak yapma atölyesine katıldık, sonra da sınıfa gidip sene boyunca üzerinde çalıştığımız tuvallerimizi aldık. Seneye ortaokul öğrencisi olacağımız için proje bazlı çalışacakmışız. Umarım son iki seneden daha verimli geçer.

– Eczacıbaşı’nda da son dersimizi yaptık. Beni hazırlık takımına seçtiler. Antremanlara temmuzda başlayacaklar ama biz İstanbul’da olmayacağımız için katılamayacağımdan eylülde görüşmek üzere koçlarla vedalaştım.

– Yaz tatiline girerken bir puzzle’ım olsun, gelir gider yaparım diye düşündüm. Kedili-köpekli şirin bir şey aldım. Acaba okul açılıncaya kadar bitirebilecek miyim?

– Ve mezuniyetimizi kutladık! Okulumuzun bir organizasyonu yoktu; 4D ve 4E velileri olarak ailelerimiz ilkokula güzel bir veda olsun diye Garden Fiesta‘da barbekü partisi organize etmişler. Kocaman çim alanda koşup oynadık. Sonra da pasta kesip kepleri havaya attık! Arkadaşlarımın çoğuyla 3-4 yaşından beri beraberiz, iyisiyle kötüsüyle birçok anımız oldu. Başarıyla geçen ilkokul yıllarından sonra sıra ortaokula geldi! Bakalım bizi neler bekliyor?

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: