Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘9 yaş’ Category

Ailem ve arkadaşlarımla dolu dolu geçirdiğim bir tatil daha bitti. 3 ay boyunca bol bol yüzdüm, gezdim, eğlendim ve eve dönme zamanı geldi… Hoşbulduk İstanbul!

Reklamlar

Read Full Post »

Tatil ödevlerimizden biri, tarihi önemi olan bir yeri gezmek ve izlenimlerimizi yazmaktı. Biz de hemen yanıbaşımızdaki Halikarnas Mozolesi‘ni ziyaret ettik. Burası önemli ve çok eski bir anıt mezar, ayrıca da dünyanın yedi harikasından biri. MÖ. 353 yılında ölen Karya Kralı Mousollos için karısı ve kızkardeşi tarafından yaptırılan bu dev mezar, hem Yunan (yüksek kolonlar) hem de Mısır mimarisinden (piramit şekilli çatı) izler taşıyor.

Kral Mousollos’un mezarına halk ‘mozole’ demeye başlamış ve bu tür büyük anıt mezarlar bu isimle anılır olmuş. Halikarnas Mozolesi yaklaşık 1500 yıl ayakta kalmış ve 1304 yılındaki Büyük Anadolu Depremi’nde yıkılmış. 15. yüzyılda Saint Jean şövalyeleri Bodrum’a geldiklerinde, mozoleye yıkık olarak rastlamış ve kalan taş parçalarından Bodrum Kalesi’ni inşa etmişler. Tarihi eser, kralın mezarını arayan defineciler tarafından da yağmalanmaktan kurtulamamış. Eserin ayakta kalan parçaları ise British Museum’a götürülmüş. Şu an bir çukur içerisinde sadece kalıntılarını görebildiğimiz mozolenin eskiden nasıl göründüğünü anlatan bir maket olmasa, üç-beş taşa bakarak buranın bir zamanlar ne kadar görkemli bir yer olduğunu hayal etmek çok zor olurdu…

Mozoleden kalanlar, bugün açık hava müzesinde sergileniyor. Bir rivayete göre mozolenin cam ve aluminyum konstrüksiyonla inşa edilip sergilenmesi düşünülüyormuş…

Bu arada, dünyanın yedi harikasından birinin Bodrum’da olduğunu benden duyan herkes çok şaşırdı. ‘Bunca yıldır Bodrum’a geliyoruz, böyle bir yerin olduğundan haberimiz yok!’ dediler. Hemen Google’a girip kontrol eden bile oldu. Ben de öğrendiklerimi keyifle anlatıp çektiğim fotoğrafları gösterdim. Bu vesileyle dünyanın yedi harikasına da bir göz atalım ve bundan sonra gezeceğimiz yerler listesine ekleyelim derim. 😉

Read Full Post »

– Tatilde okumamız için okuldan bize üç kitap ismi verildi: Taş Devrinde Bir Gün, Almarpa’nın Gizemi ve Gizem İzcileri İstanbul’da… ‘Taş Devrinde Bir Gün’, 3. sınıfta farklı bir macerasını okuduğumuz ‘Geçmiş Zaman Gezginleri’ serisinin ilk kitabı. Selim’in yeni aldığı el bilgisayarında değişik bir program vardır. 2 arkadaşıyla birlikte programın ne olduğunu anlamak için bilgisayarı kurcalarken kendilerini M.Ö. 10.000 senesinde bulurlar. Kahramanlarımız bir yandan oraya nasıl gittiklerini anlamaya, bir yandan da Taş Devri’nde yaşamı öğrenmeye çalışırlar. (8+, Kelime Yayınları, 12 TL)

‘Almarpa’nın Gizemi’nin konusu ise şöyle: İlhan Bey, organik tarım yapmak üzere memleketi Köyceğiz’e taşınmaya karar verir. 10 yaşındaki oğlu Kaan için bu pek kolay değildir. Okulu ve arkadaşlarından ayrılmak ona zor gelse de çaresiz kabul eder. Fakat hiçbir şey korktuğu gibi olmaz, yeni hayatına çabucak alışır. Orada tanıştığı Kuşçu’nun anlattığı hikayeler sayesinde yeni arkadaşlarıyla birlikte maceralara da yelken açar. (9-12 Yaş, Tudem Yayınları, 16 TL)

– Bu yaz hep gizemden ve maceradan gittik… 🙂 ‘Gizem İzcileri İstanbul’da’ ise macerayı Bizans hazine haritası üzerinden yaşatıyor. Amerika’da yaşayan Ceren ve Görkem, sanat tarihi profesörü olan dedeleri Metin Bey’e misafir olarak İstanbul’a gelirler. Fakat ellerindeki tabletlerden başlarını kaldırıp da dışarı çıkmak istemezler. Metin Bey, öğrencisi Nilüfer ile bir hazine haritası hikayesi uydurarak çocukları evden çıkarmayı başarır. Gizemi çözmek için İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezmek gerekmektedir. Bu sayede hem iyi vakit geçirir, hem de yeni şeyler öğrenirler. (8-12 Yaş, Venüsya Yayınları, 30 TL)

– İş Bankası bu yıl da ‘Karneni Göster, Kitabını Al’ kampanyası kapsamında ilk ve ortaokul öğrencilerine kitap hediye etti. ‘Robotlar Hapşırabilir mi?-Bilim Yolunda Eğlenceli Adımlar Kitabı’nda doğal yaşam, dünyamız, bilim ve teknolojiye dair keyifle okunan kısa bilgiler var. Bu kitabı bizlere armağan ettiği için İş Bankası’na kucak dolusu teşekkürler!

Read Full Post »

… Çocuklarınız için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri onların sıkılmasına izin vermektir. Ebeveyn olarak göreviniz çocukları sürekli eğlendirmek değil, onları yetişkinliğe hazırlamak olmalı. İşte ‘sıkılmak’ tam da bunu başaran şeydir.

Günümüzde gençlerin %45’i neredeyse her an online olduklarını söylüyor. Bu gençler çocuksu neşelerini kaybetmiş; sıkılmayı, dolayısıyla hayal güçlerini kullanmayı ve kendi düşünceleriyle baş başa kalmayı bilmiyorlar. Maalesef bu durum onları yetişkinliğe değil, başarısızlığa hazırlıyor…

Tam da yaz tatiline göre bir yazı! İlginizi çektiyse tamamını okumak için tıktık.

Read Full Post »

Read Full Post »

– 14 günlük seyahatin sonunda eve dönmek harikaydı! Gerçi dönüşümüz seçimlere yetişme telaşıyla biraz heyecanlıydı ama hem biz hem Acarkent ekibi zamanında sandık başında olduk. Artık iç rahatlığı ile eve dönüşün keyfini çıkarabilirdik!

– Dönüşümüzün ertesi günü için Tiryakiler’le sözleşmiştik. Büyükler yine çok keyifli bir gün geçirdiler ama bizim Arda’yla frekansımız tutmadı. Böyle bir şey ilk kez olduğu için herkes çok şaşırdı ama bir şekilde zaman geçirdik.

– Bir buluşma da Lara’yla Göztepe Parkı’nda yaptık. Hava tam park havasıydı; ne soğuk ne de sıcak. Bodrum’da görüşebilmek umuduyla sarılıp ayrıldık.

– Evde zaman geçirirken bizimkilerle en çok oynadığımız oyun Tiryakiler’in hediyesi olan ‘Tik… Tak BOMM’du. Bunu Sude’yle oynamıştık, ben biliyordum zaten ama annem de çok sevdiği için fazlaca oynamış olabiliriz. Oyunda seçilen kartlardaki konsepte göre (uzayda, kumsalda, caddede vs.) kelime türetmek gerekiyor. Bunu yaparken de hızlı olmak ve elindeki patlamaya hazır bombayı senden sonraki kişiye geçirmek lazım. Bomba 10-60 sn. arasında herhangi bir anda patlayabiliyor. Patladığı zaman kimin elindeyse kart onda kalıyor. Oyunun sonunda elinde en az kart olan oyuncu kazanıyor. Tik… Tak BOMM’u her dilde oynamak mümkün. (5+)

– Gemideki arkadaşlarımdan öğrendiğim bir iskambil oyunu var: ‘Bonjour Madame! Bonjour Monsieur!’ Oyun hem basit, hem eğlenceli. Dikkatli olmak ve zamanında tepki vermek üzerine kurulu olan oyun şöyle oynanıyor: Bir deste iskambil kağıdı oyuncu sayısına göre bölünüyor. Rastgele ya da eşit olabilir, fark etmez. Sonra oyuncular ellerindeki kartları sırayla yere açmaya başlıyor. Vale, kız ve papaz dışındaki kartlara tepki verilmiyor. Kız çıkarsa herkes “Bonjour Madame!” diyerek elini alnına götürüp selam veriyor. Vale ya da papaz gelirse de “Bonjour Monsieur!” diyerek elini alnına götürüp selam veriyor. Eğer birisi yanlış karta selam verirse/selam vermeyi unutursa ya da gecikirse yerdeki tüm kağıtları alıyor. Oyunu zorlaştırmak isteyenler yere 9 açıldığında miyavlama, 10 açıldığında havlamayı da kurallara ekleyebilir. Bu oyunda biz çok gülüp eğleniyoruz ama dayımla oynamak ayrı bir efsane! 🤣 (6+)

– Bu yaz iki ay Bodrum’da olacağımızdan bahsetmiştim. Yolculuk öncesi eksikleri tamamlama işleriyle de uğraştık bu hafta. Artık her şey hazır. Bekle bizi Bodrum!

Read Full Post »

22 Haziran Cuma, yine bolca yeşil tonu eşliğinde Flåm turumuzu yaptık. Flåm; Sognefjord’un bir kolu olan Aurlandsfjord’un bittiği noktada bulunuyor. Burada 400 kadar insan yaşıyor ama yılda 500.000 turist ağırlanıyor. Bu küçücük yer coğrafi olarak o kadar şanslı ki çevrenize baktıkça huzur doluyorsunuz.

Myrdal-Flåm arasında yapılan tren yolculuğu (Flåmsbana) ise buraya geldiğinizde yapmadan dönmemeniz gereken şeylerden biri. Bu nostaljik tren yolculuğu boyunca birbirinden güzel dağ, nehir, vadi, şelale ve fiyord manzaraları eşliğinde ilerledik. Arada geyik bulmaca yarışması yapmaya çalıştık ama sürekli tünellere girip çıktığımızdan oyunumuz bölündü diye vazgeçtim. Yaklaşık 20 km.lik yolculuk boyunca 20 kadar tünele girdik. Tren 225 m.den dökülen Kjosfossen Şelalesi‘nde kısa bir mola verdi. Bu noktada turistlerin ilgisini çekecek bir şov hazırlamışlar, hep birlikte dans eden kırmızı elbiseli kızı izledik.

Sonraki durağımız Voss‘du. Burada yine harika bir manzara eşliğinde öğle yemeği ve kahve molası verdik. Çok rüzgar vardı ama güneş insanın içini ısıtıyordu. Biz yemekten biraz erken kalkıp etrafta yürüdük, sonra da grubun geri kalanıyla buluşup Gudvangen’a gitmek üzere otobüse bindik.

Yol üzerinde Skulestadmo‘daki Tvindefossen şelalesinde kısa bir mola verdik.

Tekrar otobüse binip Vossestrand‘daki çiftleri izleyerek Stalheim vadisi boyunca yolculuğumuza devam ettik.

Vardığımız nokta ise yine başka bir doğa harikasıydı. Norveç’in en uzun fiyordu olan 18 km.lik Sognefjord‘da cruise gemileri salınıyor ama öyle bir nokta var ki sadece 500 m. genişliğinde. O da: Naeroyfjord.

Doğanın güzelliğini kelimelerle anlatmak mümkün değil. Bu yüzden burada geçirdiğimiz süre yetmedi, uzun uzun oturup tadı çıkarılması gereken bir yer. Her yer karavan doluydu. Zaten Norveçliler çok fazla yurtdışına çıkmazlarmış ama hiç evde de oturmazlarmış. Karavanları ile en kısa tatilde bile doğayla baş başa olacakları yurt içi seyahatlere çıkarlarmış. Ne güzel!

Gezinin sonuna geldiğimiz için otobüse binip Flåm‘a döndük. Geminin kalkacağı saate kadar biraz vaktimiz vardı. Çevrede turlama ve hediyelik eşya alma gibi aktivitelerle süremizi doldurup gemiye bindik. Bu biniş ile de Norveç tatilimizin sonuna gelmiş olduk. Hamburg’a doğru dönüş yolculuğumuz başladı. Yaklaşık 1,5 gün denizde olup 24 Haziran sabahı Hamburg‘a yanaşacağız.

Norveç kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Doğal güzellikleri sayesinde insana birçok yeni deneyim yaşamayı vaadediyor. Pek çok yeri gezmemize rağmen tekrar tekrar gelmekten sıkılmayacağımız, her gelişimizde de farklı duygular yaşatacağından emin olduğum bir yer. Umarım bir gün tekrar Norveç’e yolumuz düşer. Seyahat notlarımın sonuna gelirken babaannemle dedeme çok ama çok teşekkür etmek istiyorum. Onlar sayesinde yeni yerler gezip gördüm ve harika vakit geçirdim. Sizi çok seviyorum! 💕

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: