Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Arkadaşlarım’ Category

 – Bu haftanın bombası Snapchat oldu! Hayatımıza girişiyle birlikte abuk sabuk ama bizi gülmekten öldüren video ve fotoğraflar çeker olduk. 🙂

– Şu an tam 6 dişim sallanıyor. Bunların hepsi aynı anda mı düşecek acaba? Tam bir nineye benzeyeceğim. 🙂

– Bu hafta ‘Kokosnuss Ormandaki Hazine’yi okudum. Bu küçük ejderha ile daha önce okula başlama macerası sayesinde tanışmıştım. Serinin bu kitabında; Kokosnuss arkadaşlarıyla oynarken üzerinde garip resimler olan bir deri parçası buluyor. Bunun bir define haritası olduğunu düşünüp işaretleri takip ederek hep birlikte ormanın içine giriyorlar. Böylece daha başka haritalar ve yeni hayvanlarla karşılaşacakları bir maceraya başlamış oluyorlar. (5-8 yaş, ABM Yayınevi, 15 TL) 

Kokosnuss serisinde 10’dan fazla kitap var. Hepsi de büyük puntolarla yazılmış, bol resimli hikayeler. Özellikle 1. ve 2. sınıf öğrencileri için okuması rahat ve keyifli bir seri… Kitapçılarda orijinal dilinde yani Almanca olarak basılmış olarak da mevcut. Bir de 2014 yapımı ‘Sevimli Ejderha Kokonat/Der Kleine Drache Kokosnuss’ adında animasyonu var.

– Bugün okuldan bizi Ayşe Bade’nin babası aldı. Birlikte Kidzania‘ya gittik. Defalarca gitmeme rağmen hiç sıkılmadım, burada hala çok güzel vakit geçiriyorum.


– Yarın iki günlüğüne Eskişehir‘e gideceğiz. Dönüşte görüşmek üzere…

Read Full Post »

– Güzel bir bahar havasında Cansu’nun anne ve babası bizi çiftliğe davet ettiler. Cansu’nun aile büyükleri ve ikiz kuzenleri de vardı. Biz çocuklar etrafta koşturup oyun oynadık. Sonrasında yediğimiz kebaplar ise bir harikaydı!

– Güneşin tadına vardık bir kere… Okuldan döndükten sonra da her fırsatta kendimizi dışarı attık.

– Geçen seneki gibi bu sene de okul pikniğimiz Cumhuriyet Köyü‘nde oldu. Hepimiz evden yiyecekler getirip paylaştık. Sonra da çeşitli oyunlar oynadık.

– Hafta  sonları Hamleys‘de oyuncak tanıtımları oluyor. Akasya’daysak uğrayıp bakıyoruz. Bu sefer Brickadoo markasının tanıtımı vardı. Brickadoo sayesinde tuğla, mala ve harç ile gerçek inşaat yapma şansı bulduk. Malzemeler doğalmış ve su ile yıkandığında harç çözüldüğü için tekrar tekrar oynanabiliyormuş. Benim yaş grubum için biraz basit kalır sanırım, 4-5 yaş civarı olanların daha çok ilgisini çekebilir.

– Benim asıl ilgimi çeken ‘hoverboard’ tanıtımı oldu. Binen kişinin denge sağlaması ve vücut hareketleriyle yön vermesi gereken bu şarjlı kaykaylar, son günlerde birçok yerde karşıma çıkmaya başladı. Macro’ya giriyoruz hoverboard, D&R’a giriyoruz hoverboard… Deneye deneye rahatlıkla kullanır hale geldim. Artık karşıma çıkarsa daha fazla deneyim için biniyorum çünkü bu ürün ailemden veto yedi. Nedeni bol bol koşup oynamanın ve hareket etmenin vücudum için daha iyi olmasıymış. Eğer almayı düşünüyorsanız bilindik bir marka olmasına dikkat edin, CE/ROHS belgelerini ve satış sonrası destek olayını mutlaka sorun.

– Evde vakit geçiriyorsak babamla savaşmak beni acayip eğlendiriyor. Ben ona ok atıyorum, o bana Nerf‘le karşılık veriyor. Kurşunlar bana gelmesin diye ıskaladığının farkındayım ama ben hiç acımıyorum. Attım mı alnının ortasından vuruyorum! Baba olmak zor iş… 🙂


– Çarşambaları okuldan sonra sinema keyfimiz devam ediyor. Son olarak annemle Heidi‘yi izledik. Yine gözyaşlarımı tutamadım.

– Hafta sonu adresimiz ise Caddebostan Sahili oldu. Çimlere yayılıp keyif yaptık, biraz da voleybol oynadık.

– Bir kitapçı ziyaretinde karşıma ‘Sakız Sardunya Eğlence Günlüğü’ çıkınca hemen almak istedim. İçinde oyunlar, bulmacalar, yazı ve resim çalışmaları olması hoşuma gitti. Fakat daha ilk sayfalarda karşılaştığım bir soruyu çözemeyince bu kitaptan önce ‘Sakız Sardunya’ adında başka bir kitabı almış olmam gerektiğini fark ettim. Şimdi ilk fırsatta onu alıp okuyacağım. (7-12 Yaş, Doğan Egmont, 15 TL)

 

Read Full Post »

– Slava’s Snowshow ile başlayan eğlence, hafta sonunda da devam etti. Cumartesi okulumuzda tören vardı. Biz dans kulubü öğrencileri de minik bir gösteri düzenledik. Törenin ardından çocukları eğlendirecek birkaç etkinlik hazırlanmış ama bizim başka bir programımız olduğundan o bölüme kalamadık.

123

Köprü trafiği ile boğuşarak karşıya geçtik ve İstanbul Modern‘de Zeynep&Ömer ile buluştuk. Alize de gelmişti. Onunla çok iyi anlaşıyoruz, böylece güzel bir dörtlü olduk. 23 Nisan dolayısıyla düzenlenen 11. Çocuk Şenliği kapsamındaki “Dünya İçin Hayallerim Var” adlı atölyeye katıldık. Atölye 4-12 yaş grubuna hitap etmesine rağmen, bize bebeksi geldi. Bitse de gitsek modundaydık.

Atölyeden sonra hemen ayrılmak istemediğimizden restoranda bir şeyler atıştırıp müzenin bahçesinde koşturduk. Ayşe Bade’nin beni beklediğini bildiğim için bu faslı çok uzatamadık, ilk fırsatta buluşmak üzere sözleşerek vedalaştık. Günün geri kalanını Ayşe Bade ile kudurarak geçirdik. Ne kadar eğlendiğimizi anlatamam! Gece oldu, uyku saati kavramı filan kalmadı ama biz hala oyun peşindeydik. Son olarak anne-babalarımızla birlikte ‘aç kapıyı bezirgan başı’ oynayarak günü noktaladık. Gün bitti ama bizim enerjimiz bitmedi.

– Pazar günümüz nispeten daha sakindi. Babaannemle dedemi ziyarete gittik. Dedem beni parka götürdü. Biraz paten kayıp açık havada vakit geçirdim.


– Heyecanla beklediğimiz ve ailecek izlemeyi planladığımız ‘Orman Çocuğu’ adlı filme gittik. Harika bir filmdi! Gözyaşlarımı tutamadım…

– Öniz bana kendi doğum günü hediyemi seçmem için D&R’dan hediye çeki vermişti. Çeklerimi Pet Parade oyuncakları ile değerlendirdim. Bu seride bir de havuzlu oyun seti var. Onu da karne hediyesi olarak düşünüyorum… Teşekkür ederim Öniz!😘

– Bu kadar gezip eğlenmenin yanında kitap okumayı da ihmal etmedim. Bu aralar sınıfça ‘Meraklı Karınca Cimcim Yollarda’yı okuyoruz. Serinin ikinci kitabında Cimcim, Karınca Tintin ve kırlangıç Kırla ile birlikte Bursa, Kuş Cenneti, Allianoi, Bergama, İzmir, Efes, Pamukkale, Dalyan, Demre ve Antalya’yı gezerken yurdumuzun doğal güzelliklerini keşfediyor. Biz de onlarla birlikte yeni şeyler öğreniyoruz. (7-9 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 11 TL)

 

Read Full Post »

Bugün okuldan sonra hiç oyalanmadan Rüzgar ile buluşup Zorlu‘ya gittik. Slava’s Snowshow‘a biletimiz vardı, öncesinde de parkta biraz vakit geçirip yemek yeriz diye plan yapmıştık. Başlangıçta her şey çok güzeldi.. Ta ki parkın kapalı olduğunu görene kadar! Çalışma varmış, parkı kapatmışlar. Planımız suya düştü diye bozulduk, sinirlendik, epey de söylendik. Tatlı bir şeyler yiyelim de moralimiz yerine gelsin diye Jamie’s‘e oturduk ama o negatiflik üzerimizden gitmedi. Annelerimiz ilk fırsatta tekrar geleceğimize dair söz verdiler ama ne fayda.. Bir türlü anlaşamadık; tartıştık, küstük, barıştık, sonra da kalkıp biraz dolaşmaya karar verdik. ‘Yaratıcı Minikler Zorlu’da’ adlı etkinliğe katıldık. Ardından şovu izlemek üzere Zorlu PSM‘ye geçtik.

Dünyaca ünlü palyaço Slava Polunin ve ekibi, eğlenceli bir gösteri hazırlamış. Gösteride konuşma yok, palyaçolar vücut dili ve mimiklerle bize bir hikaye anlatıyorlar. Arada seyircilerin arasına karışıp koltukların üzerinde yürüyorlar. Seyircinin başından aşağı minik kağıtlar boşaltıyor, birinin çantasını kapıp başka bir yere fırlatıyorlar mesela… Böyle abuklukları komik bulduğum için ben epey eğlendim. Çok detaya girmeyeyim ki henüz gitmemiş olanlar için sürpriz bozulmasın. Bu arada gösteriyi anlamsız bulanlar olmuş. Ben öyle düşünmüyorum. Slava’s Snowshow’u izlemek isteyenlere bunun bir ‘palyaço’ gösterisi olduğunu ve bolca hayal gücü içerdiğini hatırlatmak isterim. 😉

    

Read Full Post »

– Yedinci yaşımı doldurmamla üst ön dişlerim sallanmaya başladı. Diş çıkarma konusunda standart zamanlamalar olmamakla birlikte, ben arkadaşlarıma göre bir miktar gerideyim.

– Ve bahar geldi! Caddebostan’a giderken yanımıza değişik hava koşullarına göre giyebileceğimiz ceket, rüzgarlık, yelek vs. alıyoruz ama onları giymek yerine üstümüzdekileri çıkarır hale geldik. Bir de yeni bisikletimle o kadar hızlıyım ki annemle babam bana yetişmeye çalışırken iyice sıcaklıyorlar. Eskiden yanımda hızlı bir tempoyla yürümeleri yeterliydi ama artık koşmaları gerekiyor! Biz de şöyle yapıyoruz; ben bisiklet sürerken babam yanımda koşuyor. Annem yürüyerek arkamızdan geliyor. Dönüşte onu yakalayıp birlikte arabaya gidiyoruz. (Bu vesileyle hediyem için anneannemle dedeme teşekkür ederim. 😘) 

– Minecraft’a olan düşkünlüğüm iyice arttı. Aşağıda gördüğünüz şekilde saatler geçiyor, farkında olmuyorum. Hal böyle olunca, annemle babam duruma el koydular. Söylediklerine göre ‘tadında bırakamıyormuşum’. Zaten hafta içi oynayamıyordum. Artık hafta sonu da tercihimi yapıp (televizyonda çizgi film ya da iPad’de Minecraft) bir-iki saatimi ekran karşısında geçiriyorum. Bizimkiler aslında yasaklamalardan hoşlanmazlar ama dediklerine göre ben kendimi kontrol edemediğim için buna mecbur kalmışlar. Biraz üzüldüm ama düşününce gerçek hayattan soyutlanmaya başladığımı fark ettim ve durumu kabullendim.

– Gucigu’mla ne zamandır okul dışında buluşma planları yapıyorduk. Baktık hafta sonu olmuyor, cuma okul çıkışı buluştuk. Biraz parkta oynadık, sonra da Akasya’ya gittik. Arzu doğum günüm için istediğim bir hediyeyi seçebileceğimi söyledi. Ben de Minecraft oyuncağı seçtim. 🙂

– Cuma-pazar yine her fırsatta ya Rüzgar bizde, ya ben onlardayım. ‘Bilim Çocuk’ dergisinin mart sayısından çıkan ‘Dörtdönerler İş Başında’ adlı oyun son zamanlardaki favorim olmuştu. Rüzgar’la da oynadık ama onu pek sarmadı. Zaten her fırsatta bizimkilerle oynadığımız için bir şey demedim. Oyunda kutucuklara ayrılmış ve numaralandırılmış bir alan, her alan için bir kart ve her kartta bir görev var. Oyunun başında çektiğimiz kartlara bakıp kafamızda bir plan çizerek, dörtdönerler ile (Drone’un Türkçe karşılığı dörtdönermiş, öğrenmiş olduk..) mümkün olan en kısa zamanda görevleri tamamlamaya çalışıyoruz.

– Selim ve İnci’yi yeni taşındıkları evlerinde ziyaret etmemiz en çok bana yaradı çünkü köpeklerle haşır neşir olmayı çok seviyorum. Bu seferki arkadaşlarım bir Alman Kurdu, bir de Labrador’du.

– Öniz ve Serdar bizi Heybeliada’daki favori mekanları olan Mavi Restaurant‘ta ağırladılar. Ben yine ablalık görevimi başarıyla yerine getirdim. Bade’ye mamasını annesi yediremedi, babası yediremedi, dayısı yediremedi ama ben yedirdim! Acayip gururluyum, herkese anlatıp duruyorum.


– Sınıfça okuduğumuz kitap Behiç Ak’ın sevilen eseri ‘Güneşi Bile Tamir Eden Adam’dı. Tamirci Kadir Bey her şeyi ama her şeyi, kırık kalpleri bile tamir edebilen biridir. Birinin ne zaman bir şeyi bozulsa hemen tamir ettiği için adada hiç kimse yeni bir şey alamamakta, yıllar önce aldıkları ama hala iş gören eşyalarıyla yaşamaktadır. Bu bazı satıcıların işine gelmeyince halkı ikna edip Kadir Bey’i tatile göndermeye karar verirler. Kadir Bey gidince yepyeni eşyalar almak için halkın eline fırsat geçer fakat yeni alacakları eşyaların daha kalitesiz ama daha pahalı, üstelik de yaşanmışlığa sahip olmadıklarını fark ederler. Kitap günümüzün aşırı tüketim çılgınlığına komik bir yaklaşımda bulunuyor ama söylediklerinde de doğruluk payı var… Ben çok sevdim. (7-9 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 15 TL)

– Kitaplığıma eklediğimiz kitap ise ‘Kulaktan Kulağa’ oldu. Filiz Özdem’in yazdığı hikayede; ormandaki kuşların benim çok sevdiğim kulaktan kulağa oyununu oynadığına tanık oluyoruz. Bu sayede Türkiye’de yaşayan kuş türlerini de öğreniyoruz. Kitabın arka kapağındaki cepte kuş türleri hakkında bilgilendirici kartlar var. Amatör kuş gözlemcileri için güzel bir kaynak olmuş. (3-8 Yaş, Yapı Kredi Yayınları, 19 TL)

Read Full Post »

– Güneşli günlerle başlayan mart ayı aynı şekilde devam ediyor. Caddebostan sahilindeki bisiklet turlarım artık daha keyifli!


– Fırsat buldukça Galatasaray’ın voleybol maçlarına gitmeye başladık. Ortam çok eğlenceli. Amatör voleybolcu olduğum için de ekstra keyifli!


– Minecraft’a olan düşkünlüğüm yüzünden bu seneki doğum günü temasını Minecraft olarak belirledik. Pasta tasarımı için annemle internette biraz araştırma yaptık, nasıl bir şey ortaya koyabileceğimizi konuştuk. Araştırmamız sırasında kitap ayracı fikirlerine de rastladık. Hemen bir set yapıverdik.

– Mutfak becerilerinde sıra köfte yapmaya geldi. Annemin elinden bir işi daha kaptım diyebilirim. Bu arada son zamanlardaki favori televizyon programım Cutthroat Kitchen oldu. Home&Entertainment kanalında yayınlanan bu yemek yarışmasında, şefler sunucunun önerdiği araçlarla birbirlerini sabote ediyorlar. Ortaya komik ama zorlayıcı sahneler çıkıyor. Yarışmanın sonunda şeflerin neler çektiğinden haberi olmayan bir jüri üyesi, yemekleri değerlendirip birinciyi belirliyor.

– Daha önce izlediğim ve çok beğendiğim, Eti Çocuk Tiyatrosu‘nun sahnelediği Kral Çıplak adlı çocuk oyununu bir kez de okulda izleme fırsatı buldum. Bir de alkışlarken tırnağım gözüme girmese iyiydi… Bana yine revir yolları göründü. Mikrop kapmasın diye ilaç damlattılar, neyse ki kötü bir şekilde sonuçlanmadı.

– Doğum günüm yaklaşırken anneannemle dedem İstanbul’a geldiler. Fakat olaylar beklediğimden farklı gelişti; annem grip oldu. Annemin partim için hazırlık yaparak geçirmesi gereken günler yatakta geçince partimi ertelemek durumunda kaldık. Zaten pek kimsenin tadı da yoktu. Doğum günümün olduğu hafta sonu evden bir yere çıkamadık. (Voleybol dersimiz de ertelendi.) Evde oyun oynayarak vakit geçirdik. Kalabalık olunca en sevdiğim şey Monopoly oynamak. Kutu oyunlarına bir başlayınca devamı geliyor, evde geçen saatlerin en iyi yanı ailecek oyun oynamamız oldu.

– Kalabalık seyirci grubunu bulmuşken Masal Tiyatrosu serisinden Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler kitabını kullanarak hazırladığım maket tiyatro ve kağıt oyuncaklar ile bir gösteri gerçekleştirdim. Ben öyküyü sahnelerken annem de dış ses görevini üstlendi. (4+, İş Bankası Kültür Yayınları, 18 TL)

 
– Kitaplığıma iki yeni kitap ekledik: ‘Katie ve Dinozorlar’ ile ‘Katie ve Yıldızlı Gece’. Daha önce iki kitabını okuduğum seride, Katie müzede gezerken gördüğü tabloların içine girip çıkarken yaşadıkları çerçevesinde gelişen olaylar anlatılıyor. ‘Yıldızlı Gece’de Vincent Van Gogh’un eserlerini tanıyoruz. ‘Dinozorlar’da ise Doğa Tarihi Müzesi’ndeki dinozor fosilleri arasında gezerken dinozor türleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz. İlk kez 1989’da yayınlanan Katie serisi, en başarılı sanata giriş kitaplarından biri kabul ediliyor. (3-8 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 7 TL)

Read Full Post »

– Hava nasıl olursa olsun, hafta sonları Caddebostan sahiline gitme alışkanlığımızı devam ettiriyoruz. Ben bisiklete biniyorum, babam yanımda koşuyor, annem de tempolu yürüyüşle bizi takip ediyor. Havalar çok sıcak olmadığı sürece bu rutini sürdürmeye niyetliyiz.

– Irmak’ın 8. yaş günü partisi Kidzmondo‘da oldu. Karnımızı doyurup pastayı kestikten sonra, hep beraber birkaç istasyonda vakit geçirdik, sonra da kapanış saatine kadar istediğimiz gibi takıldık.


– Bir akşam yatmak üzereyken televizyondaki filme gözüm takıldı. Film, fırtınalı havada denize çakılan kargo uçağından sağ kurtulan bir adamın ıssız bir adada verdiği yaşam mücadelesini anlatıyordu. Konu inanılmaz ilgimi çekti, bir türlü yatağa gidemedim. Annem sonunda başka bir zaman birlikte izleyebileceğimizi söyleyerek beni ikna etti. Sonraki günlerde fırsat bulduğumuz ilk anda Cast Away‘i izledik. Annem bu filmi izleyeli 16 yıl olmuş, tekrar izlemekten o da benim kadar keyif aldı. Şimdi de ilk fırsatta Robinson Crusoe’yu okuyacağız.

– Arda’nın benim için aldığı yılbaşı hediyesi olan ‘Acaba Neyim?’ hem eğlenceli hem de kafa çalıştıran oyunlardan biri.. Oyun en az iki kişiyle oynanıyor. Oyuncular birer kart seçip başlarındaki taca takıyor ve diğer oyunculara soru sorarak ne olduğunu bulmaya çalışıyor. Nedense bu oyunda çok iyi değilim. Kesinlikle daha sık oynamamız lazım.

– Geçtiğimiz günlerde sınıfça ‘Dino Dostlar – Kızarmış Muz Hırsızlığı’nı okuduk. Tarih öncesi devirde geçen hikayede, insan yavrusu Rototom ile dinozor yavrusu Mumu’nun maceraları konu ediliyor. Mumu küçükken, kendinden başka bir dinozor sürüsü tarafından evlat edinilmiş ve hiç kendine benzeyen bir dinozor görmemiştir. Bir gün iki gezgin, Rototom’u ziyarete gelirler ve Mumu’yu görünce onu geçen gün gördükleri dinozor zannederler. Böylece Mumu, dünyada kendisiyle aynı tür bir dinozor daha olduğunu düşünür ve hep birlikte onu aramaya çıkarlar. (6-8 Yaş, Final Kültür Sanat Yayınları, 10 TL)

– Kitaplığıma eklediğimiz kitap ise Pettson ve Findus’un maceralarını konu eden serinin üçüncü kitabı; ‘Doğum Günü Pastası’ oldu. Yine birbirinden detaylı çizimler eşliğinde anlatılan öyküde, Findus için doğum günü pastası yapmak isteyen Pettson’un başına gelenler anlatılıyor. Evde un bulamayan Pettson’un markete gitmesi gerekiyor. Fakat markete gidebilmesi için bisikletinin patlayan tekerleğini tamir etmesi, bunun için marangoz atölyesine girmesi, atölyeye girebilmek için anahtarı bulması, anahtara ulaşabilmek için olta kamışını alması, olta kamışını almak için tavan arasına çıkması, tavan arasına çıkmak için de boğayı merdivenden uzaklaştırması gerekiyor. 🙂 Üstüste gelen aksiliklerle kurgulanmış çok tatlı bir hikaye daha…  (5+, Ayrıntı Çocuk, 15 TL)

– 1 Mart itibariyle süt ve kurabiye keyfi yaparak balkon sezonunu açtık. Yazın gelmesini iple çekiyorum!

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: