Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Arkadaşlarım’ Category

– Önceki yazıma ‘Tatiller sona erdi.’ diye başlık atmış ve normal düzene döndüğümüzü yazmıştım ama bu durum fazla uzun sürmedi. Kar yağışı tekrar başladığı için biz miniklere gün doğdu; biraz daha tatil yaptık! Annelerimiz her gece İstanbul Valisi’nin eğitime ara verip vermediğine dair mesajını bekler oldular. Yatmadan önce soruyordum, annem “Henüz bir açıklama yapılmadı, sen yat canım.” diyordu. Valinin kararına göre de sabah bizi uyandıracak olan alarmı açıyor ya da kapatıyordu. Kar keyfinin azıcık daha uzaması bence iyi oldu. Daha da çok kardam adam yaptım, gezdim, tozdum.


– Havanın güzel olduğu bir gün Derin’le uzun zamandır planladığımız buluşmamızı gerçekleştirdik. Çoğunlukla evde oynadık, sonra parka indik. Ayrılırken sömestr tatilinde de buluşmak üzere anlaştık.

– Bu hafta, sömestr tatilinde okuyacağımız, Bilgin Adalı‘nın ‘Meraklı Karınca Cimcim’in Serüvenleri’ adlı kitabına başladım. Yalıköy civarlarında yaşayan Cimcim, çok meraklı bir karıncadır. Ağaçlara tırmanıp uzaklara bakar ve gördüğü yerlere gitmek ister. Çıktığı yolculukta yeni arkadaşlar edinip birçok yeni şey öğrenir. Karınca Tintin ve kırlangıç Kırla, yolculuğunda ona eşlik ederler. Kırla’nın güneye göç etme zamanı geldiğinde birbirlerinden ayrılmak istemedikleri için Cimcim ve Tintin de onunla güneye gitmeye karar verirler. İlk durakları İstanbul olur… Kitap büyük puntolarla yazılmış, hem de resimli. Böyle olduğu için okuması kolay ama epey de kalın. Bakalım kaç günde bitirebileceğim? (7-9 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 11 TL)

‘Gerçek Hayattan Hikayeler’ dizisinden ‘Beni Rahat Bırak!’, akran zorbalığı üzerine yazılmış bir hikaye. Kahramanımız Else, en yakın arkadaşı Cessi okula gelmediği için çok bozulur. Şansa bakın ki; o gün okula yeni bir kız gelir. Else, sınıfın yeni üyesi Mayke’yi tanımadan ona kötü davranmaya karar verir… Çocukların bir anda nasıl zorbaya dönüşebildiğini anlatan kitap için yaş grubu 3-8 olarak belirtilmiş olsa da hikaye bana çocuksu geldi. Çünkü olaylar anaokulu öğrencileri arasında geçiyor. Bu nedenle 5-6 yaş için daha uygun gibi… Kitabın sonunda yine ebeveynlere rehber olabilecek bilgiler mevcut. (3-8 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 7 TL)

– Bugün itibariyle sömestr tatilimiz başladı. Son zamanlarda yeteri kadar tatil yapamamıştık. Çok iyi oldu bu iş!:)

Read Full Post »

– Sonunda kar&yılbaşı tatilleri bitti, biz de kaldığımız yerden derslerimize devam ettik.

– 30 Aralık’ta yapılması planlanan fakat hava şartlarından ötürü ertelenen ‘Kışa Merhaba Konseri’ni gerçekleştirdik. Ben bu tür gösterilerde hep çok hevesli olur, neşeyle katılım gösterirdim ama bu sefer pek öyle olmadı. Tam tepemde duran spot ışıklarının altında aşırı derecede terledim, bu yüzden de daraldım. Bitse de gitsek modundaydım. Yine de hakkını vermem gerek; çok güzel bir konser oldu. Bu akşam için çok çalışmıştık. Karşılığını bol alkışla aldık.

aacb8c2fc529e76b86e4b179ca46228b (1)

– Karlı günlerden sonra açan güneşi değerlendirmek amacıyla okuldan gelince parkta vakit geçirdik. Cuma programımız ise Rüzgar’la oyundu… Cumartesi de voleyboldan sonra soluğu Göztepe Parkı‘nda aldık. Paten, bisiklet ve sahilde yürüyüşten sonra eve döndük.

– Babamla birlikte ‘Alvin ve Sincaplar-Yol Macerası’nı izledik. Annem gelmek istemedi çünkü sincapların seslendirmesi kulağını tırmalıyormuş. Üçümüzün izleyebileceği başka bir alternatif olarak ‘Pan’ vardı, onu da ben istemedim. (Fragmanını izlemiş ve korkunç bulmuştum.) Sonuç olarak Alvin’i babamla izledik.

– Bu hafta sınıfça Süleyman Bulut’un ‘Ormandaki Dev’ adlı kitabını okuduk. Ormanda yaşayan hayvanlar, sıradan bir günde sıradışı bir şey görüyorlar ve gördüklerini heyecanla Anne Tavşan’a anlatıyorlar. Kimi kocaman bir gövde gördüğünü, kimi biri uzun biri kısa iki kuyruk, kimi beş bacak gördüğünü söylüyor. Çünkü her biri, bu yeni sakini bulundukları yerden farklı açılarla görüyorlar. Hikayenin sonunda ortaya çıkan gerçek ise hepsini şaşırtıyor. (6-8 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 8,5 TL)

IMG_5838

– Birinci sınıftayken okuduğumuz ‘Kütüphane Faresi’ni çok sevmiştim. Ne zamandır serinin diğer kitaplarını da almak istiyordum, sonunda ‘Dünya Seyahati’ ve ‘Evim Güzel Evim’i de kitaplığıma ekleyebildim. Bu hikayelerde kütüphanenin diğer tarafında yaşayan maceraperest Sarah ile tanışıyoruz. Sam ve Sarah, kitaplar sayesinde araştırma yaparak dünyanın farklı yerleri ve çeşitli kültürlere ait evler hakkında birçok yeni şey öğreniyorlar. Seri, benim gibi ikinci sınıf öğrencisi için seviye altı kalıyor ama ben hala resimli kitapları okumayı çok seviyorum. (5-7 Yaş, Final Kültür Sanat Yayınları, 10 TL)

– Bir de güzel haber; Seda ve Cem’in bebeği dünyaya geldi. Ali Sarp Tiryaki, aramıza hoş geldin! Türkiye’ye döner dönmez seni görmeye geleceğim.

Read Full Post »

– Sonunda sıra bana geldi ve ‘DJ of the week’ oldum. Bu görevi her hafta başka bir öğrenci üstleniyor ve uzun tenefüslerde İngilizce duyurular yapıyor. Şöyle: “Attention! Attention! Hello everyone, I’m Ela Sümer. I’m the DJ of the week. Now, it’s kids’ news time…” Bu standart girişten sonra her gün farklı bilgiler verip o gün doğum günü olan arkadaşlarımızın isimlerini sayıp kendilerini kutluyoruz. Pek eğlenceli bir şey!

djoftheweek

– Okulumuzda revir, içinde de doktor ve hemşireler bulunduğundan bir yerimize bir şey olursa hemen revire koşuyoruz. Önemli bir konuysa annemizi arıyorlar, değilse tedavi edip sınıfa gönderiyorlar. Bu ziyaretlerin kaydı tutulup ailelerimize bildiriyor. Benim revir ziyaret listem ufak tefek kazalardan oluşuyor: Parmakta sıyrık, sol dizini yere çarpmış, yüzüne voleybol topu gelmiş, sağ el beşinci parmağına top gelmiş, dizlerinin üzerine düşmüş, vs.:) Geçen gün de yanağım ağrıdığı için revire gittim. Sanırım diş çıkarıyorum; jel sürdürdüm.

– Yılın son haftasında İstanbul’da hava epey soğuduğu için ev buluşmaları gerçekleştirdik. Bir gün Merto’yu, bir gün de Arda ve Zeynep’i ağırladık. Büyükler sohbet edip maç seyrederken, çocuklar oyun oynadı.


– İstanbul’da çok uzun süredir karlı bir yılbaşı kutlanmamış. Bu yüzden 2016 yılbaşı çok özeldi diyebilirim. Bir anda başlayan kar, kısa sürede tuttu. Okullar tatil edildi. Çocuklara da kardan adam yapmak düştü.

– Biz yılbaşı gecesi ailecek evdeyiz. Bu yıl da yeni yıla girdiğimizi görmeden uyuyakalırım diye düşünüyorum. Hepinizin yeni yılını kutluyorum. Harika bir sene olsun!

Read Full Post »

– Sizlerin de bildiği üzere; yalnızlıktan hoşlanmıyorum, ne yaparsam mutlaka yanımda biri olsun istiyorum. Fakat son günlerde, kendi kendime uzun süre oyun oynar oldum. Annemle babam bu durum karşısında çok şaşkın ama mutlular. :)) Tabii bu demek değil ki sürekli kendi kendime takılıyorum. “Scrabble?” diye sorsalar, koşa koşa gelirim.


– Favorimse; her zaman okulculuk!


– Hele bir de arkadaşım bize gelmişse, değmeyin keyfime!:)

Kanyon‘da buz pateni pisti kurulduğunu ve sık sık gitmek istediğimi söylemiştim ama trafik derdi yüzünden yapamadım. Sadece bir kere daha gidebildik. Hatta bu sefer Zeynep de geldi. Birlikte çok eğlendik.

– Soğuk da olsa güneşli günlerde voleyboldan sonra Göztepe Parkı‘na gidiyoruz. Sonra da sahilde yürüyoruz. Bu hafta sonu da hava çok güzel olduğu için adresimiz belliydi.

‘Annemle ev sineması keyfi’nde bu kez bir Miyazaki filmi olan ‘Küçük Deniz Kızı Ponyo’yu izledik. Bir filmi beğendiysem birkaç gün üstüste izlemek hoşuma gidiyor. Ponyo’yu da çok sevdim ve iki kez izledim.

IKEA‘da hikaye kitabı satıldığını biliyor muydunuz? Biz bilmiyorduk… Çalışma masama uygun sandalye almaya gittiğimizde gördük. Rengarenk sayfalarına bakınca almadan duramadık. Kitaplardaki bazı kahramanların peluş oyuncakları da satılıyordu.

‘Kurbağa Prens’in konusu tanıdık: Prenses Klara, arkadaşı Prens Karl onlarda kalacağı için çok mutludur. Fakat Karl’a bebekken büyü yapılmıştır ve talihsizliğin en mutlu anında kendisini bulacağı söylenmiştir. Bu yüzden çocukların ‘çok fazla eğlenmeleri’ yasaktır. Klara ve Karl, bunu başaramazlar ve büyü gerçekleşerek Karl’ı bir kurbağaya çevirir. Hikaye çeşitli masal kahramanlarıyla renklenir ve sonunda Klara’nın öpücüğüyle Karl normale döner. (2-7 Yaş, IKEA, 19,99 TL)


‘Baykuş Tatilde’de ise ormandaki okulda yavru hayvanlara öğretmenlik yapan baykuş, çok yorulduğu için kısa bir tatile çıkar ama öğrencilerini çok özlediği için çok geçmeden geri döner. Yokluğunda yerini alan saksağan, işleri biraz karıştırmış olsa da kimse halinden şikayetçi olmaz. Baykuş da bıraktığı yerden sevgiyle öğretmenlik yapmaya devam eder. (2-7 Yaş, IKEA, 19,99 TL)

– D&R’a uğradığımızda yeni çıkan kitaplara göz atarken ‘Güzel Periler’e rastladık. İlk okuma kitaplarından olduğu için büyük puntolarla yazılan kısa bir hikaye olması hoşuma gitti. Ünlü İtalyan yazar Gianni Rodari’nin yazdığı kitabın konusu şöyle: Zorluklar ve savaşlarla boğuşan insanlık artık perilere inanmaz, çocuklara masal anlatmaz olmuş. Buna çok üzülen periler kimsenin bilmediği bir yere gitmişler. Geri gelmeleri için insanların yine barış ve mutluluk içinde yaşaması gerekiyormuş… (5-7 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 6,5 TL)

Read Full Post »

El yazısı ile yazmak ne kadar zor biliyor musunuz? Özellikle yazma süreci uzadıkça bileğimizin nasıl ağrıdığını? 1. sınıfa başlayan çocukların 5,5-7 yaşlarında olduğunu ve bu yaşlarda ince kasların tam olarak gelişmediğini de düşününce, bunun nasıl bir işkence haline geldiğini? İlk dört sene el yazısı ile yazıp beşinci sınıfta düz yazıya geçildiğinde tekrar zorluk yaşadığımızı? Offf, çok sıkıcı işler bunlar!

Bana gelince, sene başından sene sonuna doğru el yazım epey bir değişmiş oluyor. Kitaplarımın ilk sayfaları daha özenli, haftalar geçtikçe koyvermişim gitmiş. Yoruluyorum ve hızlı yazmaya çalıştıkça daha kötü yazıyorum. Ama biliyorum ki; yalnız değilim. Hepimiz aşağı yukarı aynıyız. Annem geçenlerde sınıfımıza geldi ve panoda asılı duran çalışmalardan hangisinin bana ait olduğunu anlayamadı. Hepimizin yazısı aynı. Aynı okulda okumadığım arkadaşlarımın yazıları bile aynı. Sonuçta hepimiz aynı işkenceyi çekiyoruz…

Çocuklarda kalem tutuşu yaşlar itibariyle gelişim gösteriyor. El-göz koordinasyonu arttıkça, ince motor becerileri ve kaslara hakimiyet geliştikçe, kalem tutuşumuz da gelişiyor.

1-1,5 yaş arası şöyle tutuyoruz:

IMG_0263 (1)

2-3 yaş civarı böyle:

img_2862

3,5-4 yaş civarı ise böyle:

20130701-234848

4,5-7 yaş arasında artık kalemi doğru bir şekilde kavrayabilecek hale geliyoruz:

20131017-190754

Fakat sorun şu ki; el yazısı yazarken bileklerimiz yorulduğu ve parmaklarımız ağrıdığı için bir süre sonra kalemi doğru tutamıyoruz. İşte o zaman görüntü şöyle oluyor ve bu tutuşu düzeltmemiz gerekiyor:

Doğru kalem tutuşunu benimsediğimizde yorulmadan, anlaşılır bir şekilde yazabiliyoruz. Tripod tutuşu da denilen doğru pozisyonda; baş parmak ve işaret parmağı ile kalemi tuttuktan sonra kalemi orta parmak üzerine destek alacak şekilde yerleştirmemiz gerekiyor. İşte böyle:

Bu tutuşu sürekli kılmanın yollarından biri; boşta kalan iki parmağın tutacağı şekilde avuç içine minik bir top ya da peçete yerleştirip öyle yazmak. Oyun hamuruyla oynamak, kağıtları küçük parçalara yırtmak, lego takıp çıkarmak da el ve parmak kaslarının güçlenmesini sağlıyor. Anne-babalarımızın yaptığı kalem çevirme hareketinin de çok faydası oluyor.

Güzel yazı yazma çalışmalarında hepimize sabır ve kolaylıklar diliyorum!:)

Read Full Post »

– Teog sınavı dolayısıyla 25 ve 26 Kasım’ı tatil ettiler. Biz de ilk gün Ela’yı ve yeni doğan kardeşi Su’yu ziyarete gittik.


– İkinci gün de Damla’yla birlikteydik. Biraz evde oyun oynadık, sonra da sinemaya gittik. Snoopy o kadar güzel bir filmdi ki ikinci kez izlemekten hiç sıkılmadım.


– Yılbaşı ağacımızı süsledim. Bu senenin renklerini kırmızı ve dore olarak belirleyip süsleri ona göre seçtim. En son tepeye yıldız koymak için sandalyeye çıktım ama yine de zor yetiştim.:)


– Tiyatro34’ün Zaman Makinesi adlı oyunu okulumuzda sahnelendi. Bize de keyifle izlemek düştü.

– Hava bir anda soğudu. Biz evin içinde hissetmedik ama sanırım fanusta yaşayan balığım hissetti. Suyun üstünde halsiz halsiz yatmaya başladı. Annem internetten nesi olabileceğine dair araştırma yaptı, bu sayede balık hastalıklarını da öğrendik ama hiçbiri bizimkinin halini açıklamıyordu. Herhalde üşüdü diyerek onu evin en sıcak yerine koyduk. Strese giren balık ışık sevmezmiş, ışıkları da açmadık. Enfeksiyon varsa sarımsak iyi gelir diye sarımsak verdik. 3 gün öylece yattı… Sonunda bomba gibi aramıza döndü! Ona bir şey olacak diye o kadar üzüldük ki… Şimdi eskisi gibi enerjik. Biz de çok mutluyuz!

– Ev sinemasında bu sefer Lego Filmi‘ni izledim. Bu film iki sene önce gösterime girmişti ama ben gitmek istememiştim. Erkek dünyasına ait gibi gelmişti. Meğer değilmiş! Tam benlikmiş! Çok beğendim. ‘Everything is awesome!’ şarkısı da dilime takıldı. Söyleyip duruyorum.

– Çalışma masamı yeniledik. Tamamen kendim yaptım diyebilirim. Annem sadece kontrol amaçlı başımda durdu. Bu tür işleri çok severek yapıyorum. Sonuç çok başarılı oldu. Odamın çehresi epey değişti. Yeni halinden çok memnunum.


– Bildiğiniz üzere sevdiğim bir başka şey de mutfağa girmek. Yeni bir şey daha öğrendim; kıyma kavurmak. Bir de annemle elma sirkesi yapmaya başladık. Onu ayrıca anlatacağım.


Sabancı Müzesi‘ndeki Zero sergisini gezip atölyelerden birine katıldım. Çok suratsız ve negatif olduğum bir günümdeydim. Gelmeseydim de olurdu. Cumartesi trafiğinde Acıbadem’den Emirgan’a gidip dönmek ciddi bir mücadele gerektiriyor. Ben de böyle isteksiz olunca annemle tartıştık.


Kanyon‘da küçük bir buz pateni pisti kuruldu. Biz de cuma okul çıkışında gittik. Başında Icessporto’dan tanıdığım Taner Öğretmen vardı. Epeydir kaymamıştım. Çok özlemişim. Pist 17 Aralık’a kadar açık kalacak. Her fırsatta gitmek istiyorum.

– Uykudan önce okuduğum kitaplarda sıra Prenses Okulu‘na geldi. Şimdilik 30 kitaptan oluşan seri; mükemmel bir prenses olmak için eğlenceli bir eğitim sürecinden geçen prenseslerin maceralarını anlatıyor. Kibar, şefkatli ve yardımsever prensesler yetiştirmeyi amaçlayan Prenses Okulu’nun her kitabında başka bir prensesin başından geçenleri okuyoruz. Fırsat buldukça alıp seriyi tamamlamaya çalışıyorum. (8-12 Yaş, Doğan Egmont, 9,90 TL)

– Sınıfça okuduğumuz kitap ‘Çevreci Kahramanımız Dodo Kuşu Cosmo – Hazine Avı’ oldu. Serinin bu kitabında da Cosmo ve 3R-V başka gezegenlerdeki dodo kuşlarını bulma ümidiyle uzayda yolculuk yapıyorlar ve karşılarına çıkan gezegende hazine bulmak amacıyla her yeri delik deşik eden Diggs ile tanışıyorlar. Cosmo, yaptığından vazgeçmesi için onu uzaya çıkarıp gezegenine uzaktan bakmasını sağlayınca Diggs hatasını anlayıp gerçek hazinenin gezegenin kendisi olduğunu anlıyor. (6-8 yaş, Maya Çocuk Yayınları, 17,5 TL)

Read Full Post »

– Birinci sınıfın sonlarına doğru İngilizce seviyemizi ölçen bir sınava girmiştik. Sertifikalarımızı sonunda aldık. Okulda küçük bir tören düzenlendi. Herkes bir-iki cümleyle bir arkadaşını anons ederek sahneye davet etti ve sertifikasını verdi. Beni Sude anons etti, ben de Eda’yı. Sonra da minicik bir konser vererek töreni noktaladık.

ela

– Okulda oyuncak partisi düzenlendi. Herkes istediği oyuncaklarını okula getirdi ve neden o oyuncağı seçtiğini birkaç cümleyle anlattı. Ders yaparken oyuncaklarımız da bizimleydi.

23b1f3247258d4603eac7f9c69486d42

– Okulla ilgili bir diğer havadis de sınıf arkadaşlarımın birkaçında bit görülmesi oldu. Tabii tüm anneler alarma geçti; saçlarda dikkatli bit taramaları yapıldı. Bende çıkmadı ama önlem almak adına okula giderken bit tokası takmaya başladım.

– Annemle birlikte Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelen ‘Kitap Kurdu ile Can, Haylazlara Karşı’ adlı oyunu izlemeye gittik. Kitap okumanın ve ders çalışmanın önemini vurgulayan oyunda, sınıfın çalışkan öğrencisi Can’ın, dersten kaytaran arkadaşlarına kitap okumayı nasıl sevdirdiğini izledik. Öğretmen, bilgi yarışmasında dört haylazın okulu temsil edeceğini söyleyince hepsi birer kitap kurdu oldu. Sistemli olarak çalışıp bilgi yarışmasını kazandılar ve ‘oyun zamanı oyun, ders zamanı ders’ ilkesi ile başarılı olabileceklerini gördüler. (Fotoğraf, Devlet Opera ve Balesi’nin sayfasından alıntıdır.)

kitap

– Uzun zamandır beklediğim ‘Snoopy ve Charlie Brown Peanuts Filmi’ gösterime girince koşa koşa gittik. Tabii ki Snoopy oyuncağımla…


– Evdeki sinema seanslarında ise ‘Ejderhanı Nasıl Eğitirsin-2’yi seyrettim. Tıpkı ilk film gibi buna da bayıldım!

– Eylül birkaç günlüğüne İstanbul’a geldi. Hemen program yaptık: Ailelerimizin de konuşacağı çok şey olduğundan önce uzun bir kahvaltı, ardından da güneşli havanın keyfini çıkarmak üzere Bebek Parkı ziyareti. Söz dinlemediğimizden ayakkabılar sırılsıklam oldu ama olsun. Çok eğlendik!:)

– Yael ile uzun zamandır görüşmemiştik. O kadar büyümüş ki! Birlikte Zorlu Center‘daki Snoopy etkinliğine katıldık.

Sonra da açık havadaki oyun alanında vakit geçirdik. Hava karardı, epeyce de soğudu ama bizi parktan ayırmak mümkün olmadı. Karanlık çöktü, anne-babalarımız açlıktan ve ayakta dikilmekten bayılacak hale geldiler. Biz de sonunda insafa geldik ve parktan ayrıldık. Hava ne kadar soğuk olursa olsun, bence burada vakit geçirmek çok zevkli! Yemek yedikten sonra da Işık Festivali‘ndeki çalışmaları gezip evlere dağıldık.

– Babam çok sevdiğim Pipkin serisinden ‘Bir Milyon Ne Kadar Büyük?’ü almış. Çok mutlu oldum. Benim gibi meraklı ve çok soru soran penguen yavrusu Pipkin, bu sefer de bir milyonun ne kadar büyük olduğunu öğrenmeye çalışıyor. On, yüz, bin derken bir milyona ulaşıyor. (3+, Tübitak Yayınları, 14 TL)

– Yatmadan önce okumak üzere aldığımız kitaplardan biri ‘Bizim Okul Bi’ Acayip!’ serisinin beşinci kitabı ‘Pazartesi Gelmese!’ oldu. Bu seri çok matrak, bir çırpıda okunuyor. Karakterler her ne kadar okulu sevmiyor gibi görünseler de okuldaki günleri inanılmaz keyifli geçiyor. (7+, Epsilon Yayınları, 17,5 TL)

– Sınıfça okuduğumuz kitap da ‘Toparlacık Nokta ve Arkadaşları’ydı. Cümlenin her zaman sonunda duran nokta, bu durumdan sıkılıp cümlenin içinde gezintiye çıkıyor. Biz de bu sayede noktalama işaretlerini yakından tanıma fırsatı buluyoruz. (6+, Can Çocuk Yayınları, 9 TL) 

 

Read Full Post »

Older Posts »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 49 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: