Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Cruise Seyahati’ Category

12 Haziran Salı, Ålesund‘dan merhaba! 🙋🏼‍♀️ Burası tur satın almayıp kendi başımıza gezebildiğimiz tek yer oldu. Gemiden iner inmez karşımıza çıkan tren tüm şehri gezdirerek bizi Aksla Tepesi‘ne çıkardı.

1793’te kurulan ve Norveç’in en önemli limanlarından biri olan Ålesund, 1904’te yanıp kül olmuş. Yaklaşık 850’den fazla ahşap ev varmış ve hepsi yanmış. 10.000 kişi evsiz kalmış. Tabii bütün komşular en çok da Almanya yardıma koşmuş ve tüm binalar Art Nouveau tarzda tekrar inşa edilmiş. Günümüze kadar da korunmuş.

Bu arada Aksla Tepesi’ne çıkmak için illa trene binmenize gerek yok. 400 küsur basamağı çıkarım derseniz tepeye tırmanabilirsiniz. Dedem bizi kandırmaya çalıştı ama hepimiz o kadar basamağı çıkamayacağımızı söyleyerek isyan bayrağını çektik. Yukarıda manzarayı izledikten sonra tekrar trene binip limana inebilirdik ama inmek çıkmaktan kolay olduğundan geze geze inmek için gruptan ayrıldık. Tabii dedem çok mutlu oldu. Aşağı indiğimizde karşımıza bir çocuk parkı çıktı. Biraz orada takıldık, ben sallanıp tırmandım vs. Sonra yürüyerek Ålesund’u gezdik. Norveç’te her yerde Troller var. Uğur getirdiği söyleniyor ama ben sevimsiz ve korkutucu buluyorum. Troll efsanesinden başka bir yazıda bahsederim.

Yarın tüm gün denizdeyiz. İstikamet; Tromsø!

Reklamlar

Read Full Post »

Hamburg limanından çıkıp Elbe nehri boyunca ilerleyen gemimiz Kuzey Denizi’nde seyretmeye başladı. Hava çok rüzgarlı, deniz çok dalgalı, dolayısıyla koskocaman da olsa geminin sallandığı hissediliyor. Gemide yaklaşık 5.700 yolcu, 1.500 mürettebat var.

Bu kez yalnız değiliz; 20 kadar Türküz ve rehberimiz var. Rehberimizin ilk söylediği hemen buluşup karaya yanaştığımız günlerde çıkacağımız turları seçmemiz gerektiği oldu. İnanılmaz ama gerçekten de bizden önce binenler turların çoğunu doldurmuş bile! Önceden araştırdığımız için biz turlara hakimdik, tekrar bir üstünden geçip beğendiğimiz turlara kayıt olduk ve henüz karar veremeyenlerden ayrılıp gemiyi keşfe çıktık.

Karayipler seyahatimizde annemin yanından bir saniye bile ayrılmamıştım. Bu kez rica minnet Juniors’ Club’a bakmaya gittim. Çocuklar için harika bir yer yapmışlar: PS4, legolar, kutu oyunları, sanat malzemeleri ve belirli saatlerde özel etkinlikler… İlk gün bir saatliğine gidip diğer çocuklarla PS4 (Minecraft) oynadım. Ortam hoşuma gitti, arada uğrarım diye düşünüyorum.

Gemide her şey belirli bir düzen içerisinde işliyor. Önceden akşam yemeğinizi saat kaçta yemek istediğinizi söylüyorsunuz, ona göre ayarlamalar yapılıyor. Herkesin restoranı, masası, hatta garsonu bile belli. Bu yüzden kaos yok. Yemekten sonra yine canlı şovlar var. Çocuklar için klüp 23’e kadar açık.

İlk akşam babamın ve dedemin doğum günü olduğundan, garsonlar mutfak malzemeleriyle müzik yaparak kendi dillerindeki doğum günü şarkısı eşliğinde pasta getirdiler. Biz de, etrafımızdaki herkes de çok eğlendi. İyi ki doğmuşsunuz babacım ve dedecim!

Günün yaklaşık 20 saati gündüz olduğu için odalarda black-out perdeler sayesinde rahat uyuyoruz. Odamız gayet konforlu. Hava sıcaklığı 11C. Şimdilik havadisler bu kadar. İstikamet; Ålesund. 🇳🇴

Read Full Post »

Sabah erken kalkıp Hamburg uçağına binmek üzere havaalanına gittik. Ben çok neşeliydim çünkü bu geziye babamın da bizimle geleceğini öğrenmiştim. Aslında bu bana sürpriz olacakmış…

Geçen seneki Amerika seyahatimizde babamdan ayrı olmak hepimize çok zor gelmişti. Bu sene de Norveç’e babaannem, dedem ve annemle birlikte gidiyorum zannediyordum ve babam gelmeyeceği için çok üzülüyordum. Meğer plan şuymuş: Sabah babam bizi havaalanına bırakacakmış gibi evden birlikte çıkacakmışız ama son anda vedalaşırken babam “Sürprizzz! Ben de geliyorum!” diyecekmiş. Ama bu plan gerçekleşemedi… Geçen hafta dedemlere gitmeyi çok istediğim halde babamla uzun bir ayrılık öncesi geçireceğim son günlerde yine ayrı olmak hiç içime sinmedi. Üzgün bir şekilde Acarkent’e gitmekten vazgeçtiğimi bizimkilere söyleyince sürprizi bozmak durumunda kaldılar. Kelimenin tam anlamıyla havalara uçtum! Babamsız hepimiz eksik olacaktık çünkü.. 💕

Sorunsuz bir yolculukla Hamburg’a ulaştık. Norveç fiyordlarını ve Svalbard‘ı göreceğimiz 14 günlük seyahatimiz için gemimiz MSC Meraviglia, Hamburg limanından kalkıp Ålesund’a doğru yol alacak. Bu da 1,5 gün denizde olacağımız anlamına geliyor. Gemide beni eğlendirecek pek çok şey varmış. Bakalım zaman nasıl geçecek?

Read Full Post »

– 14 günlük gemi seyahatimizin sonuna geldik ve 15. günün sabahı Port Miami’ye yanaştık. Çok alışmışım gemide olmaya, herkesi ve her şeyi çok özleyeceğim. Bu güzel tatil planı ve yepyeni deneyimler için babaanneme sonsuz teşekkürler! 😘

– Ben farkında değildim ama dün gece uykumda tir tir titremişim. Gece ateşim yokmuş ama sabah hafif ateşli uyandım. Kolumu kaldıracak halim yoktu. Birol Abi’yle 10’da buluşuruz diye sözleşmiştik. Sabah erken saatte odayı boşalttığımız için 9:30’a kadar Top Sail Lounge’da uzandım. Sonra da herkesle vedalaşıp gemiden ayrıldık.

– Valizlerimizi dün gece kapının önüne bırakıp yatmıştık. Gemiden indikten sonra aynı havaalanında olduğu gibi valizlerin döndüğü bantlar var. Valizlere kalınan kabinin türüne göre farklı renklerde etiketler takılıyor. Bizimkisi yeşildi. Hemen gözlerimiz yeşil etiketli valizleri aramaya başladı. Gemiden geç indiğimiz için valizlerimiz banttan indirilmiş, grup halinde ortada duruyordu. Fakat en büyük valiz görünürde yoktu! Telaşla bir oraya bir buraya koşturmaya başladık. Bu süreç çok sinir bozucuydu. Hafif halsizliğim var demiştim, uçtu gitti. Bir anda canavar gibi oldum. Kayıp valiz için form doldurduk ama bu olay o kadar çok oluyormuş ki kimsenin umrunda değildi. Annem oranın sorumlusu kişiyi buldu. Şansa en yakın arkadaşı Türkmüş. 🙈 Bize cep telefonunu verdi. 2 saat sonra aramamızı söyledi. “Belki de biri yanlış almıştır, fark edince getirir.” dedi. Bu çok küçük bir ihtimaldi ama iyi düşünmeye çalışarak limandan ayrıldık. Annem çok üzüldü çünkü en büyük valiz oydu ve ona ait her şey içindeydi. 20 günlük bir seyahat olduğundan ikimiz de yanımızda çok şey getirmiştik. Hatta son dakika benim valizim rahatlasın diye eşyalarımı çıkarıp büyük valize koymuş! Dolayısıyla benim de epey eşyam ondaymış. Giden gitti moduna girdik. 😔

– Neyse ki uçağımız akşamdı, bu sayede valizin peşini bırakmadık. 2 saat sonra aradığımızda “Bir valiz gelmiş ama sizinki mi bilmiyoruz.” dediler. Annem de etiketi kontrol etmelerini rica etti. (Limandan uzaklaşmıştık, yok yere limana dönmek istemedi.) Yarım saat sonra tekrar aramamızı söylediler. O sırada yemek yiyorduk. Birol Abi ve Aline, bizi sevdikleri bir uzakdoğu restoranına götürmüşlerdi. Annem yarım saat sonra tekrar aradı ve etiketin üzerindeki ismi okuduklarında hepimiz bayram ettik! Gerçekten de birisi bizim dev gibi valizi yanlışlıkla almış ve geri getirmiş!! Yemeğimizi bitirip limana döndük ve valizimize kavuştuk. Anlayacağınız gezinin son günü epey heyecanlı geçti..

– Artık rahatlamış bir şekilde Miami’deki son birkaç saati geçirebilirdik. Birol Abi bizi Miami Lakes’deki evlerine götürdü. Biraz köpekleriyle oynadım. Sonra da havaalanına gitmek üzere yola çıktık.

– Valizleri verip uçak saatini beklemeye başladık. O sırada annemin migreni tuttu. Bu yüzden uçağa biner binmez uyudu. O uyuyunca ben de uyudum. Babaannem zaten hastaydı, o da uyudu. Gelirken yolculuğumuz 12 saat sürmüştü ve çok kısa kestirmiştik, dönüş yolculuğumuz 10 saat sürdü ve tamamen uyuyarak geçti.

– Babam bizi karşılamaya gelmiş. Onu çok ama çok özlemişim! Hemen koşup sarıldım ve heyecanla olanları anlatmaya başladım. Çok şükür ki bu harika tatil kötü bir anıyla bitmedi.. O zaman ne diyoruz? Merhaba İstanbul! 🤗🇹🇷

Read Full Post »

30 Haziran Cuma, Bahamalar’ın başkenti Nassau’dan tekrar merhaba!🙋🏼

– Bahamalar 🇧🇸 700 adadan oluşuyormuş. Biz bugün yine başkent Nassau‘daydık. Burası İngiltere’nin hakimiyetinde. Her sene kurtuluş gününde (10 Temmuz) kraliçe geliyormuş.Tahmin edeceğiniz gibi trafik tersten akıyor.

– Bahamalar korsanların hakimiyetine geçmesin diye zamanında çok uğraşılmış ama başarılı olamamışlar. Zaten 700 adayı nasıl koruyabilirsin ki? Korsanlar her yerde cirit atıyormuş.

– Nassau’ya önceki gelişimizde plaj turu almıştık. Bu sefer şehir turu aldık; Queen’s Staircase‘e, Fincastle Kalesi‘ne romlu kek dükkanına ve rom fabrikasına gittik. Zaten küçücük bir yer. Bana göre pek ilgi çekici bir şey yoktu.

– Kayıp ülke Atlantis‘in burada olduğu düşünülüyormuş. Paradise Island denen bölgede Atlantis adında bir tatil köyü ve avm var. Yunuslarla yüzme imkanı burada da mevcut (Atlantis Dolphin Cay) ve Karayiplerin en iyi aquapark’ı olan Aquaventure da Nassau’da.

– Tur bitince gemiye dönüp son keyiflerimizi yaptık. Sonra annem valizleri topladı. Bu arada dün gece babaannemin boğazı şişti. Zaten geldiğimizden beri gribal durumu devam ediyordu. Antibiyotiğe başladı. Onu dinlensin diye odada bıraktık.

– Akşam yemeğimizi yiyip son şovumuzu izledik ve yattık. Miami’de görüşmek üzere! 🙋🏼

Read Full Post »

Dün geceyi denizde geçirdik, bu sabah Puerto Rico‘nun başkenti San Juan‘a yanaştık. 🇵🇷

– Limandan bakarken annem “Burası Madrid görünümlü Amerika.” dedi. Binalar tipik İspanyol tarzı, markalarsa Polo Ralph Lauren, Swissotel, CVS vs. 😎

– Burayı da Colomb keşfetmiş ve Puerto Rico (Rich Port) yıllar içerisinde birçok ülkenin hakimiyetine girmiş. İngilizler bile fethetmeye çalışmışlar. En son İspanyollar’da kalmış ve Amerika-İspanya savaşını kaybeden İspanyollar burayı Amerika’ya vermek zorunda kalmışlar. Yani Puerto Rico, Amerikan toprağı. Para birimi USD. Vatandaşlarda 🇺🇸 pasaportu var. Ama olimpiyatlarda kendi ülkeleri adına yarışıyorlar ve 🇺🇸 başkan seçiminde oy kullanamıyorlar. Yönetim sistemi de biraz karışık, şimdi yazması çok uzun sürer.

– Biz şehir turu aldık. Önce otobüsle dolaşıp hiç susmayan rehberimizden Puerto Rico hakkında bilgiler aldık. Sonra devasa bir kaleyi (Castillo de San Cristóbal) gezdik. Epey yüksek surları ve uzun yer altı tünelleriyle çok karmaşık bir yapıydı. “Niye bu kadar kasmışlar?” derseniz; burayı alan tüm Karayip Denizi’ne hakim olduğu için burası çok stratejik bir noktaymış. Dolayısıyla sürekli saldırı alıyormuş. Bu yüzden 1500’lerde kocaman kaleler inşa etmişler.

– Puerto Rico’da 3 ırk yaşıyor: Yerliler, İspanyollar ve ağır işlerde çalışmak üzere getirilen Afrikalılar. Halk çoğunlukla ticaretle uğraşıyor.

– Old town yanında bir de new town var ki tüm Amerikan markaları, otelleri vs. burada. Hilton, Amerika dışındaki ilk otelini burada açmış. San Juan, bölgede New York’tan sonraki ikinci büyük limanmış.

– 2 saatlik şehir turunda görülmesi gereken her yeri gezdik. Çok güzel plajları, endemik bitkiler ve buraya özel hayvanlarla dolu yağmur ormanları (El Yungue), gelgitle oluşmuş bataklığı, kelebek çiftliği, at ve golf klüpleri var. Artık bir dahaki gelişte buraları gezeriz. İstikamet➡tekrar Bahamalar’ın başkenti Nassau.

Read Full Post »

– 27 Haziran Salı, St. Maarten‘den merhaba! 🙋🏼 Burası ilginç bir yer; adanın bir kısmı Hollanda’nın, bir kısmı Fransa’nın egemenliğinde. Kuralları, para birimleri, telefon-elektrik santralleri bile farklı. Adanın iki tarafı arasındaki telefon görüşmeleri uluslararası sayılıyormuş.

– Burayı da Colomb keşfetmiş. Doğal kaynakları yüzünden (özellikle de tuz) ada bir çok kez el değiştirmiş. Hollanda’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin ve İspanya’nın egemenliğine girip çıkmış. En son 🇳🇱 ve 🇫🇷 adayı paylaşmışlar. Bir rivayete göre; adanın en uzak iki ucundan bir Fransız ve bir Hollandalı aynı anda yürümeye başlamışlar. Sonra da birbirleri ile birleştikleri yerde sınır çizilmiş. Yalnız orada küçük bir hile olmuş çünkü 37 sq/ml olan adanın 21’ni Fransızlar 16’sını Hollandalılar almış.

– Hollanda tarafının başkenti Phillipsburg, Fransa tarafının başkenti Marigot.

– Doğa buraya o kadar cömert davranmış ki.. Hiç toprak görmedim. Dağların en tepe noktasına kadar her yer yemyeşil. Kuruyan dere yataklarında bile gelişigüzel otlar yeşermiş.

– Phillipsburg’e yanaştığımız için önce Hollanda tarafını gezdik. Fransa tarafına geçmeden son olarak Hollanda tarafının meşhur yeri olan Airport Beach‘e (Maho Beach) uğradık. Bu plajın olayı hemen yandaki Princess Juliana Airport‘tan uçaklar kalkarken jet motorun arkasında durmak! 🙈 Babaannemle ben geride bekleyip yan açıdan inip kalkan uçakları izlerken annem hemen pistin sonuna konuşlandı. Normalde tellerde onlarca insan olması lazım ama pek kimse yoktu. Meğer buraların yüksek sezonu kasım-mayıs arasıymış. Limanda iki gemiydik. (Bir biz, bir de Royal Cr.) Yüksek sezonda aynı anda 8 gemi yanaşırmış adaya…

– Sonra Fransız tarafına geçtik. Burası mağazalarıyla, marketleriyle küçük Fransa gibi. Hollanda tarafına göre daha düzenli ve şık. Hollanda tarafında plajlarda nudizm yasak ama bu tarafta mayo zorunlu değilmiş. Marigot’ta yarım saat kadar mola verildi, dolaşıp gemiye döndük.

– Rehberimiz yol boyunca konuştu, anlatabileceği her şeyi anlattı, trafikte beklerken bilmece sordu mesela. Sürekli şakalar, espriler derken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Çok keyifli bir tur oldu.

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: