Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Düşme’ Category

– Sonunda sıra bana geldi ve ‘DJ of the week’ oldum. Bu görevi her hafta başka bir öğrenci üstleniyor ve uzun tenefüslerde İngilizce duyurular yapıyor. Şöyle: “Attention! Attention! Hello everyone, I’m Ela Sümer. I’m the DJ of the week. Now, it’s kids’ news time…” Bu standart girişten sonra her gün farklı bilgiler verip o gün doğum günü olan arkadaşlarımızın isimlerini sayıp kendilerini kutluyoruz. Pek eğlenceli bir şey!

djoftheweek

– Okulumuzda revir, içinde de doktor ve hemşireler bulunduğundan bir yerimize bir şey olursa hemen revire koşuyoruz. Önemli bir konuysa annemizi arıyorlar, değilse tedavi edip sınıfa gönderiyorlar. Bu ziyaretlerin kaydı tutulup ailelerimize bildiriyor. Benim revir ziyaret listem ufak tefek kazalardan oluşuyor: Parmakta sıyrık, sol dizini yere çarpmış, yüzüne voleybol topu gelmiş, sağ el beşinci parmağına top gelmiş, dizlerinin üzerine düşmüş, vs. 🙂 Geçen gün de yanağım ağrıdığı için revire gittim. Sanırım diş çıkarıyorum; jel sürdürdüm.

– Yılın son haftasında İstanbul’da hava epey soğuduğu için ev buluşmaları gerçekleştirdik. Bir gün Merto’yu, bir gün de Arda ve Zeynep’i ağırladık. Büyükler sohbet edip maç seyrederken, çocuklar oyun oynadı.


– İstanbul’da çok uzun süredir karlı bir yılbaşı kutlanmamış. Bu yüzden 2016 yılbaşı çok özeldi diyebilirim. Bir anda başlayan kar, kısa sürede tuttu. Okullar tatil edildi. Çocuklara da kardan adam yapmak düştü.

– Biz yılbaşı gecesi ailecek evdeyiz. Bu yıl da yeni yıla girdiğimizi görmeden uyuyakalırım diye düşünüyorum. Hepinizin yeni yılını kutluyorum. Harika bir sene olsun!

Reklamlar

Read Full Post »

– Çok spontane biçimde Yael ve Lisya ile buluştuk. Evden Koçtaş‘a gitmek üzere çıkmıştık. İşimizi halledip çabucak eve dönmeyi düşünüyorduk ama Lisya’dan gelen telefon üzerine karar değiştirdik. Metroya atlayıp Kanyon‘a geçtik. Erken gitmişiz, beklerken Le Pain‘de çok güzel bir domates çorbası içtik. Geldiklerinde Yael pusetinde uyuyordu. Lisya uyandırabileceğimi söyledi. Tatlı tatlı uyandırdık, gözlerini açıp beni görünce Yael neşeyle uyandı. Bütün günü birlikte geçirdik. Oynadık, sohbet ettik, mağazaları gezdik, kitap okuduk…

20130826-213553.jpg

20130826-213626.jpg

– Taşınmayı ertelediğimiz evimizde yarım kalan bir iş varmış. Tamamlanması için annemle birlikte ustaların başında durduk. Sonra Öykü’ye gittik. Salondaki disko topunu görünce çok şaşırdım. Öykü perdeleri sıkı sıkı kapatıp salonu karanlık hale getirdi ve disko topunun ışıklarını açtı. Ben de dans ettim. Karanlıkta çekilen fotoğraf çok başarılı değil ama ortam aşağı yukarı şöyleydi: (Ben yerde break dance yapıyorum.)

20130826-214204.jpg

– Yelda’nın Nuruosmaniye‘de işi varmış. Annemi de götürmek isteyince ben de peşlerine takıldım. İlk defa tramvaya bindim. Çok kalabalıktı, ayakta duracak bile yer yoktu ama çok sevdim. Kuytu bir yer bulup sıkıştım ve etrafı izledim.

20130826-214541.jpg

Aslında gelmişken Kapalıçarşı’yı görmek güzel olabilirdi ama girmedik. Tekrar tramvaya binip arabayı park ettiğimiz yere döndük. En azından Çemberlitaş‘ı görmüş oldum.

20130826-214845.jpg

Yolda uyumuşum. Yelda direksiyonu İstinye Park‘a çevirmiş. Gelince doğal olarak beni uyandırdılar. Kendiliğimden uyanmazsam dünyanın en çekilmez insanı oluyorum. Bugün de öyle oldum. Sürekli ağladım. Annemin kucağından inmek istemedim. Yemek yediğimiz yerde düşüp burnumu duvara vurdum. Çok canım acıdı, ağlamaya devam ettim. Yemek bitince Gap’e gidip mayo aldık. Beden belirleyebilmek için birkaç mayo denedim, neyse ki bu neşemi yerine getirdi.

– Evde olduğumuz zamanları oyun oynayarak geçirdik.

20130826-215551.jpg

– Eylül’le ‘playdate’ yaptık. Çok eğlendiğimiz bir gün oldu. Fakat buluşmadan önceki saatler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim çünkü bizimkilerin odasındaki yüksek çekmeceli dolabı devirdim. Şans eseri altında kalmadım. Bence çok önemli bir olay değildi ama annemin yaklaşımı benimkinden farklı oldu. Çekmecelerle oynamama kızdı. (Hepsini açınca ağırlık merkezi değiştiğinden dolap üzerime devrildi.) Beni ilgilendirmeyen şeylere burnumu sokmama, kendimi sürekli tehlikeye atmama söylendi. “Sana bir şey olacak, acısı beni öldürecek.” diye ağladı. Çok ağladı. Annem ağladı diye ben ağladım. Sakinleşmemiz epey zaman aldı. Havamız değişsin diye Eylül’e verdiğimiz buluşma sözünü iptal etmeyip evden çıktık. Çok da iyi oldu, yoksa bütün gün ağlamaklı geçerdi. Aramızda kalsın ama bu olay bana büyük bir ders oldu…

20130826-220635.jpg

– Yarın sabah annem ve babamla Bodrum‘a gidiyoruz. Bu tatil hepimize iyi gelecek…

Read Full Post »

Bugün okul dönüşü acayip bir trafik vardı, biz de trafikten nasibimizi aldık ve eve gelmem 18’i buldu. Annem Meraklı Minik dergisini almış. Birlikte oyunlarını oynadık, sonra da yemek faslına geçtik. Et şnitzel vardı, en sevdiğim yemeklerden biri olduğu için ağzıma tıkıştırarak yedim. Üzerine de zeytinyağlı barbunya… Babamı beklerken ödevlerimi yaptım. Babam gelince bir kez daha sofraya oturduk. Biraz da onun şnitzelinden yedim. O sırada kalemim yere düştü. Almak için aceleyle kendimi geri ittirince sandalye geriye doğru devrildi. Ben de kafa üstü yere çakıldım. Biraz canım acıdı, biraz da korktum. Acele ile yapılan hareketlerin sonuçlarını böyle tecrübe ede ede öğreniyorum. Halbuki annem ve babam kaç kere sandalyeyi arkaya ittirmememi tembihlemişlerdi. Keşke dinleseydim. 😦

Banyonun ardından hemen yattım. Yarın çok sevdiğim İstanbul Modern etkinliklerinden biri var. Güzel bir hafta sonu beni bekliyor!

Read Full Post »

Aslında hemen her gün bir vukuatım oluyor. Okuldan anneme telefon edip durumu anlatıyorlar ki görünce düşüp bayılmasın. Ama bugünkü gerçekten bomba oldu. Alnımın ortasında koca bir şişle gittim eve.

20130530-194927.jpg

Yapılması gereken her şey okulda yapılmıştı. (Buz koyma ve arnica krem sürme.) Ağlama kısmını da halletmiştim. Dolayısıyla eve pek bir şey kalmadı, olay önemini kaybetti. Annem de çok üstünde durmadı. Olayın nasıl olduğunu anlattım ama anlamadı. (Bahçedeki zıpzıpta sallanırken düştüm.) Daha dikkatli olmam gerektiği hakkında kısa bir konuşma yaptık.

Sakin bir akşam geçirdik: Dayımla Wii oynadım, yemek yedim, banyo yaptım, sahlep içtim ve uyudum.

Read Full Post »

Güzel bir kahvaltıyla güne başladık. Öğlen Rüzgarlar’a gidecektik. Öncesinde Cihangir‘e uğrayıp babaannemle dedemi ziyaret ettik.

1,5 sene kadar önce bahçeli bir eve taşınan Uzuner Ailesi defalarca “Gelin de bahçe keyfi yapalım..” demişlerdi ama bir türlü denk getirememiştik. Kısmet bugüneymiş. Gider gitmez Rüzgar’a dün aldığım hediyesini verdim. Meğer o da benim için hediye almış. Çok mutlu oldum! Hediyeleşme faslından sonra yukarı çıkıp Rüzgar’ın odasında uzun bir süre oynadık. Anne-babalar da duruma şaşırdılar. “Bahçeye gelsenizeee!” diye seslenip durdular. Sonunda ısrarlara dayanamayıp çıktık. Bahçede koşup oynadık. Yazdan kalma bir hava vardı.

20121007-231147.jpg

20121007-231207.jpg

Sonra Umut mangalın başına geçti, biz de sofraya oturduk. Bengü yaprak sarması ve zeytinyağlı barbunya yapmış. Bu ikisini görünce hemen yumuldum. Yemekten sonra büyükler kahve keyfi yaparken biz yine yukarı çıktık ve film seyrettik.

Filmden sonra bahçeye çıkıp oyuna devam ettik. Yan villada bizden birkaç yaş büyük Elif ve Emir adında iki çocuk varmış. Onlara misafirliğe gittik ve Wii oynadık. Ardından bahçede saklambaç oynayıp koşturup durduk.

Saklambaç bitince yine yukarı çıkıp oyuncaklarla oynadık. Elimde gemi ile aşağı inerken gemi elimden kayıp düştü. Rüzgar gemisini özellikle aşağı attığımı zannedip kızdı ve bana bir tane çaktı. Bunun üzerine epey ağladım. Çok canım acıdı. 😦 Konu açıklığa kavuşunca Rüzgar benden defalarca özür diledi. Önce biraz naz yaptım ama sonra barışma teklifini kabul ettim.

Artık eve dönme zamanımız gelmişti. Düşündüğümüzden daha fazla oturunca markete gidip süt almak için vaktimiz kalmamış. Bunu duyan Bengü bana hemen bir bardak süt ikram etti. Böylece moralim epey bir yerine geldi.

Tam ayakkabılarımızı giymek üzere masadan kalkarken ayağım kaydı ve çok kötü bir şekilde düşmek üzereyken babam beni kurtardı. Yine de başımı azıcık vurdum. Bu ikinci darbe sonucu tekrar ağlamaya başladım. Yorulmuştum, uykum gelmişti, canım çok acımıştı. Oyalanmadan eve dönmek üzere arabamıza bindik. Uyuyakalmadan önce çok güzel bir gün geçirdiğimi ve tekrar Rüzgarlar’a gitmek istediğimi söyleyip durdum. Başıma aldığım o iki darbe dışında harika bir gündü! 🙂

Read Full Post »

Güne yeni oyuncağımla oynayarak başladım. Neyse ki bu sette sorun yok gibi, şimdilik hepsi sağlam.

20120805-115112.jpg

Sonra kahvaltı yaptık. Bir süredir zeytini çiğneyip çekirdeğini çıkarabiliyorum. Aslında daha önce de yapabilirdim ama çekirdeğinin çıkarılarak tabağıma konması daha çok işime geliyordu. Artık kendim yapabildiğim için mutluyum. Yeni şeyler başarabildikçe büyüdüğümü anlıyorum. Çünkü en çok istediğim şey büyümek.

Kahvaltının ardından gelen telefonla günün programı belli oldu. Şenay’ın alması gereken bir şeyler varmış, “Benimle Metrocity ve Kanyon‘a gelir misiniz?” diye sordu. Tabii ki olumlu cevap verdik.

Önce Metrocity’e uğradık, fazla oyalanmadan Kanyon’a geçtik. Ögle menümde mücver ve ayran vardı. House Café‘nin havuzun yanına koyduğu masalardan birine oturduk. Yanımda getirdiğim minik oyuncaklarımla oynarken yemeğimi yedim.

Sonra birkaç mağaza gezdik. Bu sırada pusetimin bir ucundan girip diğer ucundan çıkmaya çalışmak gibi bir enayilik yaptım. Tabii çok kötü düştüm. Dudağım patladı. Korkudan biraz ağladım ama güçlü bir kız olduğum için “Kendi kendine geçicek…” diyerek dondurma yemek istedim. Soğuk soğuk çok iyi geldi doğrusu.

Kitap bakmak için Remzi‘ye girdik. Gözüme Disney‘in Temel Matematik Becerileri kitabı çarptı.

20120805-115623.jpg

Henüz birkaç sayfaya bakmıştım ki Yelda arayıp ne yaptığımızı sordu. Kanyon’da olduğumuzu, birazdan eve döneceğimizi söyledik. “Yakındayım, ben sizi alırım.” deyince çıkmak zorunda kaldık. Kitabı almak istedim ama annem daha önce aldığını, eve gidince vereceğini söyleyerek beni Remzi’den çıkardı. Azıcık ağladım, 2 dk. sonra unuttum gitti.

Yelda ve Şenay’la birlikte bize gittik. Dayım da geldi. Bir saat kadar oturduktan sonra hepsi gittiler. Aklıma annemin Remzi’de söylediği geldi ve kitabı sordum. Gerçekten de almış! Vermek için uygun zamanı bekliyormuş. Yaş grubu olarak 4-5 yaş belirtilse de kitaptaki kavramlarla çoktan tanıştığımdan zorlanmadım. Bir tek
üçgen çizmeyi daha önce denememiştim. Bir-iki denemeden sonra çizebildiğimi gördüm ve çok mutlu oldum. Bu tür kitaplardaki alıştırmalardan sadece boyama olanlarını yapmaya hevesli olmuyorum. Önceden çizilmiş resimleri boyamak bence hiç eğlenceli değil!

Babam yine normal bir saatte geldi. Ona da üçgen çizip gösterdim. Sonra yemek yedik ve olimpiyatları izledik. “Yüzme aç baba.” dedim ama o sırada jimnastik varmış. Ablaların hareketlerine bayıldım. “Ben de büyüyünce böyye yapmak istiyoyum!” dedim.

Öğlen uyumadığım için kitaplarımı okuduktan sonra hemen uykuya daldım.

Read Full Post »

La Bomba

Günü yine sakin aktivitelere geçirdik. Kendi kendime oynadığım dakikalar gün geçtikçe çoğalıyor. Bu güzel bir şeymiş.

Kahvaltıdan sonra annemle kakaolu kek yaptık. Karıştırma kabında kalan hamurdan bir parmak aldım. Aman aman ne güzel şeymiş o öyle?! Mikserin karıştırıcılarından birini gösterip heyecanla “Bunu yayamayıyız..” dedim. Annem de mecburen verdi. Yoksa mutfağı başına yıkardım!

Kek pişerken kitap okuduk. Bu sefer Net Çocuk‘un “Mıknatıslı Kitaplar” serisinden Uyuyan Güzel‘i seçtim. Sayfalardaki bazı resimlerin mıknatıslarını yapmışlar, yerlerine yapıştırmam için… (20 TL)

20120215-224240.jpg

Yemekten sonra Tuba uğradı. Annem arkadaşıyla sohbet edeceğini düşünmüş ama tam bir cadaloz gibi davrandım ve onları iki kelime konuşturtmadım. Tuba benimle yakalamaca oynasın istedim. Annem de sakin birkaç dakika geçirebilmek için Buz Devri kartını kullandı. Zaten Tuba da fazla oturmadan gitti.

Yine bolca oyunla akşamı ettik. Annem babaannemle Bahar Teyze’nin geleceklerini söyleyince dünyalar benim oldu. Sabırsızlıkla gelmelerini bekledim ve sürekli nerede kaldıklarını sorup durdum.

Kapı çalınca koşup kucaklarına atladım ve uyku saatim gelinceye kadar onlarla oynadım.

Yatmadan önce yatağımın ucunda Arda’ya “Sarı! Kırmızı!” çektireyim derken dengemi kaybedip kafa üstü yere çakıldım. Böylece bomba gibi bir finalle günü kapatmış oldum.

20120215-230909.jpg

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: