Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Eğitim’ Category

Eğitimde gelişme zihniyetinin önemi, çabayı ve süreci övmenin başarıya katkısı hakkında harika bir konuşma… İzlemek için buraya tıklayın.

Reklamlar

Read Full Post »

– Bu sene 5. sınıflar arasından okul voleybol takımına oyuncu seçmemişlerdi. Seneye takımda yer alması olası öğrencileri belirlemek için perşembeleri ders bitimine antrenman koydular. Dünyalar benim oldu! Tüm günün yorgunluğu üzerine spor yapmama ve 19’a doğru eve gelmeme rağmen benden mutlusu yok!

– Bizi çok güldüren ama aslında çok faydalı olan bir ders işledik ve sofra kurallarını öğrendik. Masaya oturmadan önce erkekler kızların sandalyelerini çekti, yemeği ağzımıza atmadan önce küçük parçalara böldük, doğru çatal/bıçak kullanımı vb. şeyleri öğrendik. Konu ciddiydi ama pek bir gülüşmeli ders oldu doğrusu..

– Şubat ayının sonuna yaklaşırken ve artık kar yağacağına dair ümitler tükenmişken bir sürpriz gerçekleşti ve İstanbul’a kar yağdı. Fazla kar olmamasına rağmen okulları bir günlüğüne tatil ettiler. Tabii bu olayın Kayra’nın bizde kaldığı hafta sonuna denk gelmesi ayrı bir güzel oldu.

– Akşamları BBC Earth‘teki ‘Frozen Planet’ adlı belgeseli izliyoruz. Küresel ısınma yüzünden sürekli değişmekte olan ve kendinden bir şeyler kaybeden kutuplar hakkında yer yer ilgi çekici, bazen de üzücü detaylar var.

– Bayıldığımız ‘Lego Movie’nin ikincisi gösterime girdi, biz de ailecek sinemada yerimizi aldık. Lego Duplolar yüzünden şehirde düzen kalmayınca kahramanlarımız Emmet, Lucy ve Batman devreye girip istilacıları yenmek için uğraştılar. Bu film de çok eğlenceliydi. Annem her ne kadar ilk film kadar iyi olmadığını düşünse de ben çok beğendim.

– İkinci dönem sınıfça okuyacağımız ilk kitaba başladık: ‘Maceralar Teknesi Assos’ta’. Aydoğan Yavaşlı’nın kaleme aldığı Maceralar Teknesi serisinin bu dördüncü kitabında kahramanlarımız kendilerini bir anda 2000 yıl öncesinde Assos’ta buluyorlar. Bu sayede Aristo’yla tanışıyor ve onun düzenleyeceği felsefe kongresini engellemek isteyenlerin planlarını bozmaya çalışıyorlar. (8-10 Yaş, Kırmızı Kedi Yayınevi, 10 TL)

Read Full Post »

Turkcell, çocuklara siber güvenlik kavramını öğretmek amacıyla DQWorld‘ü hayata geçirdi. Biz Bilsemli öğrenciler, DQWorld’ün Zorlu Center’daki lansmanına davetli olduğumuz için konuyu ilk ağızdan dinleme şansım oldu. Ve gördüm ki; siber güvenlik konusunda epey bilgiye sahibim.

Online olduğum günden beri, siber güvenlik annemle babamın hassas olduğu konulardan biri olduğu için bilinçlenmem için yardımcı olmuşlardı. Ayrıca bu konu 5. sınıf müfredatında da işlendi. Fakat şu bir gerçek ki, dünyada benim kadar bilinçli olmadığı için başlarına kötü şeyler gelen çok fazla çocuk var. İşte Turkcell de bu uygulamayla 8-12 yaş aralığındaki çocuklara 8 dijital yetkinliği oyunlaştırarak öğretmeyi ve eğlendirirken bilgilendirmeyi amaçlıyor. Gizlilik yönetimi, siber zorbalıklardan korunma, ekran süresi kontrolü, dijital ayak izi yönetimi vb. konularda bilgilenmek için DQWorld‘ü ziyaret edebilirsiniz.

– Ayşe Bade Ordu’ya dönmeden bir kez daha görüşelim istiyorduk. Eda bizi evine davet edince çok mutlu olduk ve davetine sevinçle iştirak ettik.

– Sömestr tatilinin son günlerini dedemlerde geçirdim. Böylece Efe ile de bol bol oynama şansım oldu.

– Tatil kitabım ise Harry Potter serisinin 2. kitabı olan ‘Sırlar Odası’ydı. Hogwarts’ta geçen ilk yılın ardından, Harry yaz tatili için Dursleyler’in evine dönmüştür ve tatilin bitmesi için gün saymaktadır. Bir gün odasında Dobby adında bir ev cini bulur. Dobby’nin Harry’yi uyarmak istediği bir konu vardır… İlk kitap gibi bu da çok sürükleyici. (9+, Yapı Kredi Yayınları, 30 TL)

Read Full Post »

– Ortaokula hızlı bir başlangıç yaptık. Bu yıl bazı yenilikler ve değişiklikler mevcut. Formalarımızda ufak tefek farklar var. Fazladan bir ders yaptığımız için eve daha geç geliyorum. Serviste de ortaokul arabalarına terfi ettik. İngilizce ders sayısı arttı, sınıf öğretmenimiz de İngilizce öğretmenimiz oldu: Miss Shantel. Onu çok seviyoruz ama biraz da üzüyoruz çünkü sınıfça çok konuşmak gibi bir huyumuz var. Beden eğitimi dersi yok. Ben klüp etkinliğini voleybol olarak seçip bu eksikliği kapattım. Kodlama dersimiz var, Scratch öğreniyoruz.

– Bu sene sınıflar karıldı, arkadaşlarımın çoğunu zaten tanıyorum da keşke daha önce aynı sınıfta olsaymışız diye düşündüğüm iki arkadaşım oldu: Ela B. ve Kayra. İkisini de çok seviyorum.

– Bu sene de Deniz’in doğum günü partisine katılamadım. Hem geçmiş de olsa doğum gününü kutlamak, hem de yeni doğan kardeşini görmek için okul çıkışı onlara gittik. Komik komik oyunlar yaratıp eğlendik. Mavi’nin tatlılığını ise anlatmam imkansız! İyi ki doğmuşsun Deniz!

– Havalar böyle güzel gittiği sürece bizi hafta sonları Caddebostan sahilinde bulabilirsiniz.

– Ailecek film keyfinde ‘Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı’nı izledik. Mitolojiye ilgisi olanlara tavsiye ederim. İlk film hoşuma gidince hemen serinin ikinci filmi olan ‘Percy Jackson: Canavarlar Denizi’ni de izledik. Yalnız filmlerde bazı korkunç yaratıklar var. Kitapları okumuş olsaydım onları bu şekilde hayal etmezdim.

– Türkçe dersinde sınıfça okuduğumuz ilk kitap Andrew Clements’in ‘Bunun Adı Findel’ adlı çok satan kitabı oldu. Bizler gibi 5. sınıf öğrencisi olan Nicholas, yaratıcı fikirleri ile ünlüdür ve bu fikirleri ders kaynatmak için de kullanmaktadır. Bir gün dilbilgisi dersinde yine ders kaynatmak için sözlüklerdeki bunca sözcüğün nereden çıktığını sorar. Öğretmeni soruya cevap vermek yerine bunu araştırmasını ve sonuçları rapor olarak sınıfta sunmasını ister. Nick, raporunu hazırlayıp sunar. O öğleden sonra sınıfta olanları düşünürken aklına öğretmeninin söylediği bir şey gelir ve Nick bundan böyle kaleme ‘findel’ demeye başlar. Bu küçük oyun yayıldıkça yayılır ve önce kentte sonra tüm ülkede ‘findel’ kelimesi tanınır hale gelir. (9-12 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 18 TL)

Read Full Post »

– Squishy’lerim geldi fakat sürekli “Şunu da alalım, bu son!” diye diye siparişlerin ardı arkası kesilmez oldu. Ne yapayım o kadar çok çeşit var ve hepsi o kadar sevimli ki dayanamıyorum. Bir de her gün okuldan gelip heyecanla posta kutusuna bakmak adetim oldu. Aldıklarımız yetmedi, Youtube’daki videoları izleyip kendi squishy’lerimi yapmaya başladım.

– Şu sıralar akşam yemeklerinde Grundig ve Mehmet Gürs’ün ‘Ruhun Doysun’ adlı programını izliyoruz. Programın amacı; doğaya saygının ve bilinçli tüketimin öneminin altını çizmek. Program şimdilik sadece Youtube’da. Buraya tıklayarak göz atabilirsiniz.

– Bazen teneffüste dışarı çıkmıyoruz ve sınıfta oyun oynuyoruz. Derslerde işlediğimiz konularda pratik yapabildiğimiz oyunlardan çok keyif alıyoruz. mathplayground.com‘da kesirler, çarpma/bölme, geometri vb. konularda oyunlar var.

– iPad’e MindSnacks‘in ‘Learn German’ aplikasyonunu yükledik. Okuldan gelince oynuyorum. Almanca öğrenmeye başlayanlar için eğlenceli hem de öğretici bir vakit geçirme aracı… Uygulama ücretsiz fakat dersleri arttırmak için ekstra satın alma yapmak gerekiyor. (4+, 22,99 TL)

– Cumartesi Lara bizi evine davet etti. Voleyboldan çıkar çıkmaz gittik. Bunu duyan Emre de bize katıldı. Biraz evde takıldık, sonra Tepe Nautilus‘e geçtik. Ayı Paddington 2’yi izleriz diye düşünmüştük ama bilet kalmamış. Keşke evden çıkmadan kontrol etseydik diye hayıflandık. Sinema olmayınca parka gittik. Biraz da parkta oynayıp eve döndük.

– Pazar da Derin’le buluştuk. Hava yine aralık ayı için fazlasıyla ılıktı. Biraz ZorluPark‘ta biraz da Funloft‘ta oynadık, deliler gibi eğlendik.

– Sınıfta birbirimizden kitap ödünç almaya devam ediyoruz. Bu sefer Liz Pichon’un bol ödüllü Tom Gates serisinin 8. kitabı ‘Evet! Hayır. (Belki…)’yi aldım. Seri bizim sınıfta erkekler arasında popüler. Saftirik gibi haylaz bir oğlan çocuğunun maceraları olarak özetlenebilir. Düz okunan bir seri değil; bolca grafikten, çizimden ve karalamalardan oluşuyor. Bu kitapta annesi Tom’un çizgi romanlarını satmaya karar veriyor. Tom bununla uğraşmak zorundayken bir de okuldaki Girişimcilik Günü için fikir üretmesi gerekiyor. Tom’u daha yakından tanımak isterseniz burada videoları var. (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

– Annem bir ara Judy Moody serisinin ilk kitabını almış ve sonra unutmuş, kitap koyduğu yerde kalmış. (Maalesef böyle şeyler bizde çok oluyor… Sağdan soldan hiç giyilmemiş ayakkabılar, hiç okunmamış kitaplar çıkıyor. Sonra “Aaa! Tamamen unutmuşum!”) Bulup da bana verince, kitabı çok sevdim ve başladık serinin diğer kitaplarını almaya. Soyadından da anlaşılacağı üzere Judy’nin havası sık sık değişiyor. Başından geçen olayların neredeyse tamamı yazar Megan McDonald ve dört ablasının yaşadıklarından esinlenerek yaratılmış. Megan küçüklen tıpkı Judy gibiymiş. Çizer Peter H. Reynolds da Nokta‘dan tanıdık ve bu seriyi de harika resmetmiş. Serinin ilk kitabında Judy’yi 3. sınıfa başlama stresi sarıyor; sıra değişimi, yanına kimin oturacağı vs. Her kitapta işlenen farklı konuda Judy’nin huysuzlukları, değişen modları ve maceralarını okuyoruz. Judy’nin bir de websitesi var, ayrıca kardeşi Stink de ünlü olup kendi maceralarını yaşamaya başladı. (7-9 Yaş Artemis Yayınları, 15 TL)

– Aralık ayına girmek demek, yılbaşı ağacını kurmak demek! Bu sene ağacımızı kırmızı, beyaz ve gümüş renkleriyle süsledik. Bence şimdiye kadarki en güzel ağaç bu oldu. (Gerçi her sene aynı şeyi söylüyorum…)

– Yılbaşı heyecanı dört bir yanımızı sardı. Annemin ısrarları doğrultusunda Noel pazarlarını gezmek üzere yarın Viyana’ya gidiyoruz. Evet babacım, soğuk olacak ama bence çok eğleneceğiz! 🤗

Read Full Post »

Bu ara sosyal medyada çokça paylaşılan ve kitap okumaya teşvik amaçlı, iyi niyetle yapılmış bir uygulama var. Kitap okumak bence hiçbir zaman zorla ya da bu tür teşviklerle olmamalı. Her gün okumamız gereken sayfa sayısı olmamalı, bu bilgiyi yazdığımız ve velimize imzalattığımız bir defter de olmamalı. Hangi kitapları okuyacağımız da okul tarafından belirlenmemeli. (Bazen gerçekten çok sıkıcı kitaplar seçiyorlar.) Bunlar benim düşüncelerim ama işte maalesef gerçek hayatta böyle olmuyor.

Wifi şifresini elde edebilmek için başkasının belirlediği bir kitabı okuyan birisi, bu yöntemle okumayı sever mi? Sadece şifreyi çözebilmek için hızlıca göz atıp şifreyi alıp bol bol internette takılmak gibi bir şansı varken…

Kitap okumak keyif verici bir şey olduğunda güzel… Bizimki gibi çok fazla uyaranın olduğu bir dünyada fazlasıyla durağan bir şey, kabul ediyorum. Ama bence herkes kendine göre bir kitap bulup okuyabilir. Günde birkaç sayfa bile olsa…

Konuyu Özgür Bolat çok güzel değerlendirmiş. Buyrun, okuyun.

http://m.hurriyet.com.tr/yazarlar/ozgur-bolat/cocuklara-ic-motivasyonla-okuma-aliskanligi-nasil-kazandirilir-40571267

Read Full Post »

Bugün itibariyle 4. sınıf öğrencisiyim. Bu sene bazı yenilikler var;

– Matematik, sosyal bilgiler vb. derslere sınıf öğretmeni yerine branş öğretmenleri girecek.

– Sınav, not, takdir/teşekkür gibi şeyler söz konusu. 🙈

– İkinci yabancı dil olarak Almanca seçtim. İngilizce’den sonra Almanca öğrenmenin kolay olduğunu söylediler. Bazı kelimeler de benziyormuş; bread/brot vb.

– Müzik aleti seçimim de flütten yana oldu. Çalması çok zor ve narin bir enstrüman, bakalım başarabilecek miyim?

– Sporda ve klüpte seçimim yine voleybol. Bir de Eczacıbaşı’na yazıldım. Haftada iki gün okulda, iki gün klüpte voleybol oynayacağım.

Hepimiz için başarılarla dolu, güzel bir eğitim/öğretim yılı olmasını dilerim!

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: