Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Gelişim’ Category

Bugün 20 Mart 2017 Pazartesi ve bu demek ki ben bir yaş daha büyüdüm. 🙂 Yine aile arasında bir kutlama yaptık. Bir tek dayım eksikti, bir süreliğine Londra’da olduğu için gelemedi ama görüntülü olarak görüşünce o da burdaymış gibi hissettim. Mutluluğumu önemseyen, beni olduğum gibi kabul eden ve aşırı sevgi gösteren bir ailede büyüdüğüm için çok şanslıyım… İyi ki doğmuşum!


Reklamlar

Read Full Post »

Yılbaşının yaklaştığı şu günlerde büyükler küçüklere hediye alma telaşına düştü bile. 🙂 Onların seveceği, ilgi göstereceği, yaratıcılıklarını geliştireceği ya da giyince çok yakışacağı bir şey… Eğer özel günlerin dışında da çocuklara sık sık hediye alma alışkanlığınız varsa bunun uzun vadede negatif sonuçları olabileceğini düşünmüş müydünüz?

Çocukları hediyelerle aşırı şımartmak, her zaman geri teper ve dünya tatlısı küçükleri – ne kadar hediye alırlarsa alsınlar – asla tatmin olmayan ve şükran duygusu hissetmeyen “zorbalara” dönüştürür. Hediye olayını abartmadan ve bir çocuğu hediye yağmuruna tutmadan önce şu negatif sonuçları da göz önüne almanızı tavsiye ederiz:

Yazının devamı için tıklayın

Read Full Post »

John Rosemond’dan N vitamini hakkında önemli bilgiler…

Read Full Post »

Günümüz çocuklarının anne-babalarını mutsuz eden bazı davranışları var; çabuk sıkılmak, bekleyememek, sabredememek, hep kendi istediği olsun diye diretmek, bir şeye uzun süre konsantre olamamak vb. Bu noktada sanırım çuvaldızı kendilerine batırmaları gerekiyor. Unutmayın ki bebekler mükemmel doğar, büyüdükçe sergiledikleri yanlış davranışlar o süreçte ebeveynlerinin bilerek/bilmeyerek verdikleri yanlış mesajların birer sonucudur. Çok fazla teknoloji kullanımına izin verilen çocuklarda dikkat dağınıklığı ve sosyal becerilerde eksiklik, her istediği anında yapılan çocuklarda hazzı ertelemede güçlük, sürekli eğlendirilen çocuklarda çalışmaktan kaçınma gibi davranışların geliştirilmesi normaldir.

Bir duyu bütünleme terapisti olan Victoria Prooday’e göre çocuklar, ebeveynleri ebeveynliğe bakış açılarını değiştirdikleri andan itibaren değişiyorlar. Çocuklarınızın hayatta başarılı olmalarına yardım etmek için sonra değil, hemen şimdi beyinlerini eğitip güçlendirmeniz gerekiyor. Konuyla ilgili yazılan makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Read Full Post »

Büyükler bazen (tamamen iyi niyetle) bazı şeyler yapıyorlar fakat bunların sonuçları hem kısa hem uzun vadede bizim yararımıza olmayabiliyor. Her zaman ve koşulda bizi mutlu etmeye çalışmak, bir şeyi yapmak istemediğimiz zaman ödül vererek yapmamızı sağlamak, her ihtiyacımız olduğunda yardımımıza koşmak, oyunlarda hep bizim kazanmamıza izin vermek vb. Büyüdüğümüzde her zaman mutlu olamayacağız, bazen işleri yardımsız halletmemiz gerekecek ve tabii ki her zaman kazanan biz olmayacağız… Olaylara bu açıdan bakınca sizce de azıcık zora gelmek, bizi gerçek dünyaya daha iyi hazırlamayacak mı?

Eğitimpedia’da güzel bir yazı var, okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Read Full Post »

Eğer mutlu çocuklarınız olsun istiyorsanız, onlara mutsuz olmaya tahammül edebilmeyi öğretmelisiniz. Eğer Veruca’nın babası (Charlie’s Chocolate Factory), kızını sürekli öfke, hayal kırıklığı ve hüsran gibi yoğun duygulardan korumak yerine bunlarla uğraşmayı öğretseydi çok daha iyi bir şey yapardı.

Çocuklarımıza verebileceğimiz en iyi hediyelerden biri duygusal barometrelerini nasıl kuracaklarını ve açacaklarını onlara göstermektir. Bu barometre, hayatları boyunca onlara çok iyi bir şekilde hizmet verecektir. Duygularıyla barışık olan çocuklar ve yetişkinler, kendileriyle daha fazla barışık olurlar ve iş, arkadaşlık ve aşk hayatlarında daha kolay yol alırlar.

Yazının tamamı için; http://www.egitimpedia.com/mutlu-cocuklar-yetistirmenin-gercek-anahtari-mutsuzluk/

Read Full Post »

– Bu sene tatil sezonunun resmi açılışını Nuh’un Gemisi‘nde yaptık. Haziran ayında olmamıza rağmen İstanbul’da hava hafif serin olduğu için yazın geldiğini Kıbrıs’ta anladık diyebilirim. Cansu’yla aramız çok iyiydi. Kaydıraklar sabah ve öğleden sonra ikişer saatliğine açıktı. Günde dört saat boyunca bir an bile ara vermeden kaydık. Yine de pilimiz bitmedi. Kaydıraklar kapanınca da plaja gittik. Harika vakit geçirdim.

– Kıbrıs dönüşü dedemin koşu programına dahil olduk ve bu sayede Güral Sapanca‘da bir hafta sonu geçirdik. Doğrusu dedem kadar sportif olduğumuzu söyleyemeyeceğim. Bizimki daha çok ye-iç-yat şeklindeydi. Sapanca tatilinden aklımızda kalan ve ara sıra gündeme getirip güldüğümüz olay yemek sırasında fıskiyelerin açılmasıydı. Eniştemin şu cümlesi tarihe geçti: “Efe koş, fıskiyeler!” 🙂 Aslında amacı henüz banyo yapıp temiz kıyafetler giyerek yemeğe inen Efe’nin ıslanmasını önlemek üzere yanına çağırmaktı. Ama Efe bu cümleyi fıskıyelere koşması gerektiği şeklinde anlayınca olanlar oldu. Ben de anında eğlenceye katıldım tabii… Sırılsıklam olsak da acayip eğlendik!

– Sapanca’dan döndükten sonra annemle babam bir haftalığına Yunanistan’a gittiler. Ben ilk 3-4 günü halamlarda, diğer günleri dedemlerde geçirdim. Keyifler tıkırındaydı. Birbirimize fotoğraf ve video gönderip durduk. Bu haftanın en önemli olayı ise uzun zamandır sallanan sağ ön dişimin düşmesi oldu. Süt dişim düşmeden arkadan yeni diş geldiği için kendisi hemen yerine geçerek boşluğu doldurdu.

– Annemle babam Yunanistan’dan döndükten sonra Hillside’a gidene kadar bir haftamız vardı. Bu süre zarfında kelebeklerim kozadan çıktı, Ayşe Bade bize geldi, Apple Store’daki iMovie eğitimine katıldım, saçımı kestirdim ve bol bol bizimkilerle oyun oynadım.


– Hillside’da geçirdiğimiz hafta yine çok güzeldi. Babam eski bir arkadaşıyla karşılaştı. Böylece ben de Alp ile tanışmış oldum. Birlikte çok eğlendik. Junior Club’da her gün birbirinden güzel etkinlikler vardı ama bir tanesine bile katılmadım. Hillside’da harika bir deniz var; yüzmek, atlamak, balıkları izlemek çok zevkli. Bu yüzden sahilden bir yere ayrılamıyorum. Çocukların bir hafta boyunca hazırlanıp sergiledikleri bir gösteri var. Ona da katılmak istemedim. Ama akşamki şovların hiçbirini kaçırmadım. Bu sene şemsiye/şezlong rezervasyonu için yeni bir uygulama başlatmışlar. 7’de bile gitsek bir ya da iki tane boş şemsiye bulabiliyorduk. Sabahın köründe kalkan biri olarak duruma el koydum ve gözümü açtığım gibi plaja gidip yer tuttum. Bu seneyle ilgili bir diğer yenilik Arzu’nun Hillside’da işe başlamasıydı. Çocukla çocuk olabilen insanlardan olduğu için onu çok seviyorum. Gün içinde fırsat buldukça, mesaisi bittikten sonra da hep bizimleydi.

– Hillside’dan dönünce soluğu Ayvalık’ta aldık. Ayşe Bade ile birlikte kalacağımız için çok heyecanlıydık. Bir de o kadar yaramazlık yapmasaydık anne-babalarımız için de güzel bir tatil olabilirdi. Bu arada alt ön iki dişimin yanındakiler de Ayvalık’ta düştü.

– Ayvalık’tan otobüse atladığımız gibi Foça‘ya geçtik. Bu benim ilk şehirlerarası otobüs yolculuğumdu. Gerçi Ayvalık ve Foça çok yakın olduğundan fazla uzun bir yolculuk olmadı. Anneannemle dedem yaz başından beri yolumuzu gözlüyorlardı. Biz de onları çok özlemiştik. Foça’ya gider gitmez artık iyice aşağı sarkan sol ön dişim de düştü.

– İzmir’deki ilk hafta sonumuzda havaalanında babamla buluşup Çeşme‘ye geçtik. Bu sefer aquapark’a daha çok gidelim diye Ilıca Otel’de kaldık ama aquapark çok kalabalık, havuz suyu da pis olunca sadece bir kez kısa bir süreliğine gittik. Bir gün Zeynep ve Ömer’e, bir gün de Arda’ya uğrayarak klasik Çeşme turumuzu tamamlamış olduk. Annemle ben Foça’ya dönerken babamı İstanbul’a uğurladık.


– Bir sonraki hafta sonu babam yanımıza Foça’ya geldi. Boyozlu kahvaltılar, balıkçıda rakı tokuşturmalar, Mambo Beach’de iskeleden atlamalar ve dondurmalı akşam yürüyüşleriyle klasik Foça hafta sonunu babama da yaşatmış olduk. Babamı tekrar İstanbul’a uğurladıktan sonra anneannemin doğum gününe kadar Foça’da kaldık. Bu arada üstten bir diş daha düşürdüm. Anneannemle dedeme her şey için teşekkür ederek yaz tatilimizin son durağı olan Bodrum’a geçtik.

– Bir şehirlerarası otobüs yolculuğu da İzmir-Bodrum arası yaptık. Bu da çok kısa sürdü. Babam İstanbul’dan geldi, buluştuk ve birkaç gün de halamlarla birlikte geçirdik. Efe’yle keyfimize diyecek yoktu. Sallanan son dişimi de Bodrum’da düşürdüm.


– Ege sahillerinde diş döke döke geçirdiğim yaz tatilini bugün itibariyle noktalayıp evimize döndük. Şimdi yeni okul dönemi için hazırlık zamanı…

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: