Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Gelişim’ Category

– Son günlerde sinirli biri oldum çıktım. Her şey normalken beni sinirlendiren bir şey oluveriyor, bir saniye içinde bambaşka birine dönüşüyorum. Bu durumdan en çok annem muzdarip.

– 16 Nisan seçimlerinin ertesi günü okullar tatil edildi, biz de Zorlu‘da Arda’yla buluştuk. Hava çok güzeldi, parkta bol bol oynadık. Sonra da yemek yedik. Eve dönmek üzereyken babam aradı: Babaannem düşmüş! Gelip bizi aldı ve babaannemi görmeye gittik. Neyse ki kötü bir şey olmamıştı, keyfi yerindeydi. İçimiz rahatladıktan sonra klasik mekanımız olan Günaydın‘da yemek yiyip eve döndük.

– Bu sefer sinema programını babamla yaptık ve ‘Patron Bebek’i izledik.

– Cumartesi için Damla’nın annesi “Program yapalım mı?” diye sordu ama annem çok hastaydı. Bunun üzerine Sibel Teyze “Biz Ela’yı alırız, sen de dinlenirsin.” önerisini getirince çok mutlu oldum. Birlikte at binmeye gittik, sonra da evlerine dönüp film izledik. Akşam da beni eve bıraktılar. Annem gözlerini bile açamayacak durumda olduğu için o kadar makbule geçti ki… Aynı akşam Naz’ın nişanı vardı ama biz gidemedik, ben anneme refakatçi olarak evde kaldım. Ailemizi temsilen babam katıldı.

– ‘Felsefe ve Düşünce Eğitimi’ dersinde bizlere Homeros’un ‘İlyada’ ve ‘Odisseia’ adlı eserlerini okuma görevi verildi. Daha önce de bahsetmiştim, mitolojik kahramanlar o kadar çok ve isimleri o kadar değişik ki okurken kafam karışıyor, bir yandan da sorular oluşuyor. Bu yüzden kitapları annemle birlikte okuduk. Karakterler ve yaşananlar üzerinde sohbet ederek, geçmişte olanları hatırlayarak gittik. Böylesi daha zevkli oldu. Hem de okuduklarım bir bütün olarak bir şey ifade eder hale geldi. Kitapların ağır bir dili yok ve okunmaları kolay. ‘İlyada’ 9 yıl süren Truva Savaşı’nın 51 gününü konu ediyor. Truva kentinden, o zamanki insanların inanışlarından, kahramanlıklarından, hatalarından, bol bol da tanrılardan bahsediyor. ‘Odisseia’ ise Truva Savaşı’ndan sonra evine dönmeye çalışan İthaka kralı Odisseus’un yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitabı daha hızlı okudum çünkü Odisseus ülkesine ulaşmaya çalıştıkça karşısına türlü türlü engeller çıkıyor, insan okurken “Hadi artık! Bu son olsun ve Odisseus evine kavuşsun!” diye diye heyecanla çeviriyor sayfaları. Tanrıların müdahalesi çok fazla olduğu için Odisseus ellerinde oyuncak olup maceradan maceraya koşuyor. Bu sırada onu bekleyen karısı ve oğlu da kolay günler geçirmiyor tabii… (9+, Can Çocuk Yayınları, 10,5 TL)

Reklamlar

Read Full Post »

Büyüklerin zaman içerisinde unuttuğu ama biz çocukların sahip olduğu bazı beceriler var; sezgisel karar verme, anda kalma ve yargılara değil algılara dayanan ilişkiler kurma…

“Onlara mutsuzluğun prensiplerini öğretmektense, onlardan mutluluğun prensiplerini öğrenmeliyiz.” diyor Özgür Bolat.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Read Full Post »

Bugün 20 Mart 2017 Pazartesi ve bu demek ki ben bir yaş daha büyüdüm. 🙂 Yine aile arasında bir kutlama yaptık. Bir tek dayım eksikti, bir süreliğine Londra’da olduğu için gelemedi ama görüntülü olarak görüşünce o da burdaymış gibi hissettim. Mutluluğumu önemseyen, beni olduğum gibi kabul eden ve aşırı sevgi gösteren bir ailede büyüdüğüm için çok şanslıyım… İyi ki doğmuşum!


Read Full Post »

Yılbaşının yaklaştığı şu günlerde büyükler küçüklere hediye alma telaşına düştü bile. 🙂 Onların seveceği, ilgi göstereceği, yaratıcılıklarını geliştireceği ya da giyince çok yakışacağı bir şey… Eğer özel günlerin dışında da çocuklara sık sık hediye alma alışkanlığınız varsa bunun uzun vadede negatif sonuçları olabileceğini düşünmüş müydünüz?

Çocukları hediyelerle aşırı şımartmak, her zaman geri teper ve dünya tatlısı küçükleri – ne kadar hediye alırlarsa alsınlar – asla tatmin olmayan ve şükran duygusu hissetmeyen “zorbalara” dönüştürür. Hediye olayını abartmadan ve bir çocuğu hediye yağmuruna tutmadan önce şu negatif sonuçları da göz önüne almanızı tavsiye ederiz:

Yazının devamı için tıklayın

Read Full Post »

John Rosemond’dan N vitamini hakkında önemli bilgiler…

Read Full Post »

Günümüz çocuklarının anne-babalarını mutsuz eden bazı davranışları var; çabuk sıkılmak, bekleyememek, sabredememek, hep kendi istediği olsun diye diretmek, bir şeye uzun süre konsantre olamamak vb. Bu noktada sanırım çuvaldızı kendilerine batırmaları gerekiyor. Unutmayın ki bebekler mükemmel doğar, büyüdükçe sergiledikleri yanlış davranışlar o süreçte ebeveynlerinin bilerek/bilmeyerek verdikleri yanlış mesajların birer sonucudur. Çok fazla teknoloji kullanımına izin verilen çocuklarda dikkat dağınıklığı ve sosyal becerilerde eksiklik, her istediği anında yapılan çocuklarda hazzı ertelemede güçlük, sürekli eğlendirilen çocuklarda çalışmaktan kaçınma gibi davranışların geliştirilmesi normaldir.

Bir duyu bütünleme terapisti olan Victoria Prooday’e göre çocuklar, ebeveynleri ebeveynliğe bakış açılarını değiştirdikleri andan itibaren değişiyorlar. Çocuklarınızın hayatta başarılı olmalarına yardım etmek için sonra değil, hemen şimdi beyinlerini eğitip güçlendirmeniz gerekiyor. Konuyla ilgili yazılan makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Read Full Post »

Büyükler bazen (tamamen iyi niyetle) bazı şeyler yapıyorlar fakat bunların sonuçları hem kısa hem uzun vadede bizim yararımıza olmayabiliyor. Her zaman ve koşulda bizi mutlu etmeye çalışmak, bir şeyi yapmak istemediğimiz zaman ödül vererek yapmamızı sağlamak, her ihtiyacımız olduğunda yardımımıza koşmak, oyunlarda hep bizim kazanmamıza izin vermek vb. Büyüdüğümüzde her zaman mutlu olamayacağız, bazen işleri yardımsız halletmemiz gerekecek ve tabii ki her zaman kazanan biz olmayacağız… Olaylara bu açıdan bakınca sizce de azıcık zora gelmek, bizi gerçek dünyaya daha iyi hazırlamayacak mı?

Eğitimpedia’da güzel bir yazı var, okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: