Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Güzellik ve bakım’ Category

– Yaz tatilim başladı ama havanın pek tadı yok… Havuza girme hayallerim suya düştü. Kapalı havuza da gitmeye değmez diye düşündüm. Annemle evde oyun oynayarak vakit geçirdik.

IMG_0844.JPG

– Annemin diş hekimi ziyaretine ben de katıldım. Muayene saatini beklerken benim süt dişlerimin hala düşmemesi hakkında konuşuyorduk. Henüz sallanmıyorlardı bile! Annem “Bir bakabilir miyim?” diye sordu. Bakınca da alt ön dişlerimin arkasında ucu görünen bir diş gördü! Çok şaşırdık. Demek kalıcı dişlerim, süt dişlerimin düşmesini daha fazla bekleyemeden çıkmaya karar vermişler! Bu bizim için gerçekten sürpriz oldu. Doktora ne yapmamız gerektiğini sorduk. Müdahale etmememizi söyledi. Yeni gelen diş süt dişini ittirip düşürecek, sonra da kendi yerine geçecekmiş.

Muayeneden sonra Akasya‘ya gittik. Yemek yedik, dolaştık ve Efe’nin ikinci yaş günü için hediyelerini aldık. Çok ısrar edince bir puzzle da ben kaptım. Bir an önce dişim düşse de, diş perisi bana hediye getirse diye sabırsızlanıyorum!

IMG_0855.JPG

– Babamın, dedemin, eniştemin ve Efe’nin doğum günlerini kutlamak için Taç Balık‘ta toplandık ve keyifli bir akşam geçirdik.

IMG_0873.JPG

Parkta tanıştığım bir çocuk bana “Paramparça‘yı mı izliyorsun yoksa Kaderimin Yazıldığı Gün‘ü mü? Sence mahkemeyi kim kazanacak?” gibi sorular sordu. Ama neden bahsettiği hakkında hiçbir fikrim olmadığından cevap veremedim.

– Perşembe ve cuma günlerim pek güzel geçmedi çünkü hafiften ateşim çıktı. Piyasada kusma ve ishal yapan bir virüs varmış. Tam da tatil için Göcek’e gidecekken hastalanacağım diye ödümüz koptu. Neyse ki ateşim fazla yükselmedi, sadece istirahat ederek toparlanmayı bekledim.

– Yaz tatili için verilen İngilizce ödevim ‘Wall-e’ adlı film hakkındaydı. İzlemiştim ama sorulardaki ince detaylara cevap verebilmek için tekrar izledim. Zaten ateşli olduğumdan film izlemek ve kitap okumak gibi sakin aktiviteler daha iyi geldi.

– Haftanın anlamı ve önemi dolayısıyla okuduğumuz kitaplar da diş çıkarmayla ilgili oldu. Mr. Men ve Little Miss serisinden ‘Mr. Men and the Tooth Fairy’de Little Miss Curious, Diş Perisi diye bir şeyin olduğunu öğreniyor ve aklındaki sorulara cevap bulabilmek için Diş Perisi’nin peşine düşüyor. (3+, Price Stern Sloan Publishing, $3,99)

IMG_3189.JPG

Natasha Wing’in yazdığı ve Johansen Newman’ın resimlediği ‘The Night Before’ serisinden ‘The Night Before the Tooth Fairy’ benim gibi hevesle süt dişinin düşmesini bekleyen bir çocuğun hikayesini anlatıyor. (4+, Grosset&Dunlap, $3,99)IMG_3190.JPG

Yarın sabah Göcek‘e giderek tatil maratonumuzu başlatıyoruz. Dönüşte görüşmek üzere!

Reklamlar

Read Full Post »

Ece Hanım merhaba, yeni doğan bebeğin göbek bakımı ve hastane seçimi hakkında görüşlerimi sormuştunuz. Bebek bekliyorsunuz sanırım, şimdiden sağlıkla kucaklamanızı dilerim. 🙂

Öncelikle göbek bakımından bahsedeyim. Hiç çekinceniz olmasın, ölü doku olduğu için o bölgeye rahatlıkla dokunabilirsiniz, .

Sadece üzerini bezle kapatmamaya dikkat edin. Açıkta kalmalı ki, havayla temas etsin, kurusun ve düşsün. Kurumayı hızlandırmak için alkollü pamuk ile silebilirsiniz. Göbek bağı varken bebeği su dolu küvette banyo yaptırmamak gerekiyor. Çok ihtiyaç olursa hastanede yaptıkları gibi musluğun altında başından aşağı su akıtarak göbekte su birikmeyecek şekilde yıkayabilirsiniz. Ama genel kanı göbek bağı düşene kadar bebekleri yıkamamak gerektiği yönünde. Mustela‘nın Physiobebe adlı durulama gerektirmeyen bir temizleme sıvısı var. İsterseniz bebeğinizi bu ürünle silebilirsiniz.

Bazı bebekler ilk hafta göbek bağını düşürüyor, bazılarının düşürmesi 10 günü bulabiliyor. Göbek bağında kötü koku olmadığı sürece endişe etmeyin, koku hissederseniz de herhangi bir enfeksiyon olasılığına karşı hemen doktora götürün. Ben bebek bakımında ne zaman yardıma ihtiyaç duysam Ayşe Öner‘in ‘Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı’nı referans aldım, buraya tıklayarak göz atabilirsiniz. Yeni doğanın göbek bakımı hakkında kendisinin bir video’su var, onu da buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Hastane seçimi için kafa yormakta haklısınız. Çünkü gerçekten çok fazla hastane var ve bir çoğu resmen otel konforunda hizmet sunuyor. Ben her konuda araştırma yapma ve üzerinde bolca düşünme huyu olan biriyim. Neyse ki hastane konusunda karar vermek benim için çok kolay oldu. Doktorum Gayrettepe Florence Nightingale ve Amerikan Hastanesi’nde doğum yaptırdığını, bu iki hastaneye ve ekibine güvendiğini söyleyerek ikisinden birini seçmemizi önerdi. İkinci alternatifle ilgili çevremizde kötü deneyimi olan pek çok kişi vardı. Bu yüzden ben biraz ön yargılıydım, Gayrettepe Florence Nightingale hakkında da bir o kadar pozitif yorum almıştık. Evimize çok yakın oluşu da tercih yapmamızda etkili oldu diyebilirim. Ben de size doktorunuzun rahat edeceği ekiple, güvendiği bir hastanede doğum yapmanızı öneririm. Eğer kendisinin bu konuda bir yönlendirmesi bulunmuyorsa birkaç hastaneyi gezerek ya da telefonla arayıp aşağıdaki soruları sorarak bir seçim yapabilirsiniz:

– Hem anne, hem bebek için yoğun bakım ünitesi ve her türlü tıbbi olanak mevcut mu? Hem anne, hem bebek bakımına önem veriliyor mu? (Maalesef bazı hastanelerde bebeklere çok iyi bakıyorlar fakat annelere aynı derecede özen göstermiyorlar.)

– Hastane ‘bebek dostu’ mu? (Bu konu gerçekten çok önemli. Bebeği doğar doğmaz yıkamayan, hemen mama vermek için uğraşmayan, emzirme konusunda anneye destek olmaya çalışan bir hastane olduğundan lütfen emin olun. Özellikle emzirme ve mama desteği konusundaki yaklaşımlarının bebeğinizi büyütme sürecinize etkisi büyük olacak.)

– Bazı hastaneler 2, bazıları 3 gün yatmanızı ister. Bazıları normal doğum yaparsanız hemen ertesi gün çıkış verebilirler. Hastanenin bu konudaki yaklaşımı nedir? Normal doğumda kaç gün, sezaryanda kaç gün yatarsınız? Paket fiyat var mı? Suit oda imkanı var mı? Varsa fiyatı nedir? Doktor hariç tüm ücretler ne kadar tutar? Epidural kullanılması durumunda tutara dahil midir, yoksa ekstra ücret mi alınır? Sigortanız varsa ne kadarını kapsıyor, ne kadar ekstra ödeme çıkıyor?

– Bebek paketi uygulaması var mı, yoksa bebek bakımıyla ilgili masraflar ücrete dahil mi? (Bebeğin çocuk doktoru tarafından yapılacak olan ilk muayenesi, işitme testi, yapılan tahliller, kalça çıkığı için ultrason… vb.)

– Normal doğum yapacaksanız odada yapabiliyor musunuz, yoksa doğumhaneye mi alıyorlar?

– Eşinizin doğuma girmesini istiyorsanız, hastane buna izin veriyor mu?

– Doğumdan sonra bebeğin annenin yanında kalmasına izin veriliyor mu yoksa bebek odasında mı tutuluyor?

– Yine doğumdan sonra emzirme ve bebek bakımıyla ilgili anne-babaya eğitim veriliyor mu?

Çok keyifli bir yolculuğun başındasınız. Size şimdiden sağlık ve mutluluk diliyorum. Umarım yardımcı olabilmişimdir…

Ela’nın annesi Gaye 🙂

Read Full Post »

Saç kestirme konusunda kesin kararımı verdiğimi söylemiştim. Bugün büyük gündü… Annemle erkenden kalkıp kuaföre gittik. Çok heyecanlıydım. Hemen yerimi aldım ve kesim işlemi başladı.

IMG_7479.JPG
Ve işte sonuç:

IMG_7484.JPG
Yeni halimi çok beğendim. Neşe içinde kuaförden çıktık. Nişantaşı’ndan Beşiktaş’a yürüdük. Bale dersine yetişemeyiz diye korkuyorduk ama erken bile gittik.

Dersten sonra Zorlu‘da Arda ve Seda’yla buluştuk. ‘Madagaskar Penguenleri’ etkinliğine isim yazdırıp başlama saatine kadar Starbucks’da bir şeyler atıştırdık. Sonra da anneleri bırakıp etkinlik alanına koştuk.

IMG_7504.JPG

IMG_7487.JPG
Etkinlik alanının yanına şekerci dükkanı kurulmuş. İnsanlar yıllardır şeker yememiş gibi alışveriş yapıyorlardı. Böyle bir ortamda beni şekerden uzak tutmak zor olduğu için annemin canı sıkıldı. Arda’nın yanında arada atıştırmasına izin verilen doğal şekerlemelerden varmış. Birkaç tane ondan yedim ama benim istediğim dükkana dalıp renkli şekerler arasında kaybolmaktı…

Akşam olurken Arda ve Seda’dan ayrıldık. Annem de artık yorulmuştu. “Eve girmeden Akasya’da yemek yiyelim, ne dersin?” diye sordu. Halbuki benim aklımda başka bir fikir vardı: “Eataly‘ye gidip Carla orada mı diye baksak?” Annem “Ama bu saatte Carla yoktur ki..” dese de, gidip bakmak için yalvardım.

Gittiğimizde Carla’nın orada olmadığını gördük ama yine de oturduk. Gözüm belki gelir diye hep mutfaktaydı. Bir yandan da oyun oynuyorduk.

IMG_7492.JPG

Yemekten sonra kendime iki arkadaş edindim. Balon oynayarak o kadar eğlendik ki “Umarız tekrar karşılaşırız.” diyerek ayrıldık.

IMG_7499.JPG

Sabah evden 9’da çıkmıştık. Annemin çoktan pili bitmişti ama ben hala koşturup duruyordum. “Yatma saatimiz geldi Ela, haydi artık eve!” cümlesi üzerine pek bir şansımın kalmadığını fark edip yola düştüm.

Read Full Post »

– Bu hafta annemle başbaşaydık. Babam pazartesi sabahı Paris’e gitti. Cuma sabahı İstanbul’a dönüp akşam da Kıbrıs’a gitti. Pazar öğleden sonra döndü.

– Okul dönüşü yine soğuk havaya rağmen parkta vakit geçirmeye çalıştık. Deli gibi koşturup yakalamaca oynadık. Nefes nefese kalınca ne yapsak diye düşünüp kısa süren oyunlar kurduk. Sonra yine koşturmaca başladı.

IMG_7391.JPG

– Saç kestirme konusu bu hafta da gündemimizdeydi. Saçım bu kadar uzamışken kestirmek istemem annemi biraz üzdü ama ben kesin kararımı verdim.

IMG_7430.JPG

– İngilizce dersinde ‘Snowman’ adlı kitabı okuduk. Raymond Briggs’in resimlediği kitabın sayfalarında yazı yok, resimlerine bakarak hikayeyi anlatıyorsunuz. Tabii etkinlik olarak da bol bol kardan adam çizdik. (3+, Random House Books for Young Readers, $6,99)

thesnowman

– Yatmadan önce okuduğumuz kitaplara bir yenisi eklendi: Küçük Filozof dizinden ‘Neden İstediğimi Yapamıyorum?’. Fransız filozof Oscar Brenifier’in yazdığı seri, çok soru soran minik meraklılar için hazırlanmış. Benim gibi, Filo’nun da kafasında bazı sorular var. Bu sorulara cevap alamadığında oyuncağı Zof ile birlikte cevapları aramak için yola çıkıyorlar. Bu kitapta da Filo neden istediğini yapamadığını öğrenmek istiyor. Bu soruyu önce babasına, sonra da birçok ‘şeye’ soruyor. Kitabın sonunda babası Filo’nun anlayabileceği şekilde cevabı veriyor: “İstediğini yapamazsın, çünkü hala çok küçüksün. Bilmediğin çok şey var ve büyükler seni tehlikelerden korumak zorunda.” (3-6 yaş, Tudem Yayınları, 7,5 TL)

IMG_7408.JPG

– Yılbaşı ağacımızı kurduk. Evimizi aydınlatan ışıl ışıl bir ağacımız var artık. Annemle yaptığımız faaliyetlerin konusu da hep yılbaşıydı. Kartlar hazırladık, resimler yaptık…

IMG_7456.JPG

– Yemek yapma konusunda çok hevesliyim. Anneme sürekli “Sana nasıl yardım edebilirim?” diye sorarım. Bu hafta bir akşam yemeğini ben yaptım. Yaparken televizyondaki şefler gibi anlattım, annem de videoya çekti. (Bu tür çekimleri sık sık yapmaya çalışıyoruz, sonradan izlemesi çok keyifli oluyor.)

IMG_7460.JPG

 

Read Full Post »

Bir tatilin daha sonuna geldik. Resmen tadı damağımda kaldı. Yer yer huysuzluğum ve inatçılığım tuttu ama genel olarak uyumlu bir çocuktum. Uçağa giderken “Yine buraya gelelim!” diye sayıklamaya başlamıştım ama annem beklentiye girmemi istemediği için bunun düşük bir olasılık olduğunu söyledi.

– Geçen sene de bu zamanlar Voyage Türkbükü‘ndeydik ve çok memnun kaldığımız için bu sene tekrar gelmiştik. Memnun kaldıklarımız arasından değişmeyen tek şey denizin güzelliğiydi. Onun dışında hizmetler aksadı, otel çok kalabalıktı, tesis eskimeye başlamıştı vs. Uzun uzun yazmayayım şimdi. Yine de bu aksaklıklar benim tatilden keyif almamı engellemedi. Güzel arkadaşlar (Heidi ve Naz) edindim, denizden çıkmadım, bol bol dondurma yedim, mini diskoda tepindim. Daha ne isteyeyim?

20141015-210742-76062454.jpg

20141015-210742-76062818.jpg

– Tesis içerisinde kendimce ‘zıpzıp araba’ diye isim taktığım golf arabalarıyla dolaşılıyordu. Odamız sahile çok yakın olmasına rağmen her fırsatta bunlara bindim. Benim için gerçekten büyük eğlenceydi.

20141015-211024-76224805.jpg

– Okumayı öğrendim ama yaz tatilinde bol bol da pratik yapmam gerekiyordu. Şimdiye kadar pek zaman bulamadım fakat bundan sonra bu konuya daha fazla önem vereceğim. Öğlen güneşinden kaçıp odaya gittiğimiz zamanları kitap okuyarak ve çizgi film izleyerek değerlendirdim.

20141015-211216-76336894.jpg
– Valizimde bolca kitap vardı. Bunlardan ikisi son zamanlarda en severek okuduklarımdı: Hırçın Prenses Goncagül ve Şarkı Söyleyen Berber.

Fulvia Degl’Innocenti tarafından kaleme alınan Hırçın Prenses Goncagül, prenses olmak istemeyen bir prensesin öyküsü… Hayatını nasıl yaşayacağını kendisi belirleyene kadar bazı hırçınlıklar yapıyor. En sonunda annesi ve babası gerçekten ne istediğini sormayı akıl ediyorlar. Bunun üzerine Goncagül gönlünde yatanı açıklıyor, ailesini ikna ediyor. Sonra da çok ama çok mutlu bir hayat sürüyor. (5+, Yapı Kredi Yayınları, 14 TL)

20141015-212452-77092678.jpg

Şarkı Söyleyen Berber ise Arslan Sayman ve Deniz Üçbaşaran birlikteliğiyle ortaya çıkmış. İşleri iyi gitmeyen Meraklı Berber, tüm çocukların neden Şarkı Söyleyen Berber’e gittiğini merak ediyor ve sırrını öğrenmek için o da Şarkı Söyleyen Berber’in müşterisi oluyor. Sonunda Şarkı Söyleyen Berber’in sırrı olmadığını, sadece çocukları çok sevdiğini öğreniyor. Ama bunu öğrenirken hem bıyığından hem de kâkülünden oluyor. (5+, Yapı Kredi Yayınları, 8 TL)

20141015-214010-78010436.jpg
– Sivri sineklerin tatilimizi zehir etmemesi için bu sene de hazırlıklı gitmiştik. Yalnız geçtiğimiz senelerde aldığımız gülen suratlı sinek kovucudan bu sene yoktu, onun yerine Mosquitno Spotz çıkmış. Bir pakette 6 yapışkanlı sinek kovucu flaster var ve her birinin etkisi 3 gün sürüyor. Akşam yemeğine çıkmadan mutlaka bir tane sırtıma yapıştırdık.

20141015-213507-77707078.jpg

– Güneş koruyucu olarak yine parabensiz ve geniş spektrumlu ürünler kullandık. Başımda hep ıslak bandana vardı ve mümkün oldukça gölgede kalmaya gayret ettim.

20141015-214419-78259470.jpg

– Veee tabii ki Bodrum’a gitmişken çok sevdiğim arkadaşım Eylül’ü görmeden dönmedim! Bir akşam Memedof‘ta yemek yedik, anne-babalarımız sohbet ederken biz oyun oynadık. Birbirimizi gerçekten çok özlemişiz.

20141015-214627-78387429.jpg

Read Full Post »

Bugün Akmerkez‘e uğramamız gerekiyordu. Kahvaltıdan sonra çıktık. Sinanlar da orada olacakmış. Gider gitmez babaanemle buluştuk, ben gruptan ayrılarak babaannemle Joker‘e gittim. Jetonlu oyuncaklarda vakit geçirdikten sonra alışveriş yaptık. Beğendiğim bir fotoğraf makinesi vardı, onu aldık. Koluma geçici dövme yaptırdık. (Annemin istemeyeceğini bildiğimiz için kullandıkları malzemeleri sorduk. Sağlıklı olduğunu öğrenince yaptırmaya karar verdik.) Babaannemden ayrıldıktan sonra bizimkilerle buluştum ve bol bol fotoğraf çektim.

20140926-182612-66372148.jpg
Annem tabii ki hemen kolumdaki dövmeye takıldı. Merak etmemesini, çocuklara uygun olduğunu söyledim. Böyle durumlarda benimle tartışmak faydasız olduğundan “Peki ama yine de bir daha yaptırma olur mu?” diye tembihledi, fazla uzatmadı.

Öğlen ve akşam yemeklerini birleştirip Kıyı Balık‘a gitmeye karar verdik. Selin’le karnımızı bir güzel doyurduk. Yerimiz dar olduğundan Selin bir süre sonra sıkıldı, onu iPad’indeki aplikasyonlarıyla oyalamaya çalıştım. Fırsat buldukça da fotoğraf çekmeye devam ettim.

20140926-182748-66468691.jpg

Eve dönünce çektiğim fotoğrafları bilgisayara aktardık. Sonra da mail ile ilgili kişilere gönderdik. Çok sevdim ben bu işi!

Read Full Post »

Salı ve çarşambayı evde geçirdim, bitlerden/sirkelerden teker teker ayıklama yöntemiyle kurtuldum. Bugün de güle oynaya okula gittim. Okul çıkışı dayım geldi. Yatana kadar uno oynadık. Son günlerdeki hastalığım bu. Sürekli uno oynayalım istiyorum. Tabii ki kaybetmeye tahammülüm yok! Oyun bazen çok uzun sürüyor. Ben kazanayım öyle bitsin istiyorum…

Bu sefer kazanamayınca ekstra üzüldüm çünkü okulda voleybol oynamıştık ve bizim takım kaybetmişti. “Bugün şanssız günümdeyim..” diye ağladım.

20140725-182127.jpg

İlk oyunu dayım, ikinciyi annem kazandı. Üçüncüyü ben kazandım, böylece hepimiz birer kez kazanmış olduk. Rahatladım ve yattım. Cin Ali kitaplarını dinleyip uyudum. (Bu hafta Cin Ali serisini elimden düşürmedim, okula da götürüyorum serviste okuyoruz.)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: