Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘İlk okuma kitapları’ Category

– Sonunda yarıyıl tatili geldi çattı. Her gün için program yapmıştık; arkadaşlarımla görüşüp sanatsal etkinliklere katıldığım ve bol bol oyun oynadığım bir tatil dönemi geçirdim. Karın ya da yağmurun çok şiddetli olduğu günlerde karşıya geçmemizi gerektiren programlar bile oldu ama sıcacık evimizde tembellik yapmak yerine yollara düştük. İyi ki de öyle yapmışız. Her gününden ayrı keyif aldığımı söyleyebilirim.

– İlk hafta Rüzgar’la birlikte sabahtan öğlene kadar süren beş günlük bir atölye programına katıldık. ‘Kraft Junior Sömestr Sanat Kampı’nda seramik heykel, polimer kil ve millefiori tekniği ile çerçeve, portre çalışması, Kandinsky ile tuval üzerine resim ve stopmotion film yaptık. Son gün de annelerimizin katıldığı küçük bir kokteyl ile çalışmalarımızı sergiledik. Gerçekten bitsin istemedim…

– Keyifle katıldığım bir diğer sanat etkinliği ise ‘DotKanyonda Çocuk Atölyeleri’ oldu. Tiyatro atölyelerinin iki tanesinin gün ve saatine uyabildik. Hatta birine Eylül ile birlikte katıldık. Çok eğlenceliydi… Bundan sonra Dot’un tüm etkinliklerine koşa koşa giderim!

Zorlu‘da 13 Mart’a kadar sürecek olan Sanat Atölyeleri başladı. Bu serinin kitaplarını küçüklüğümden beri keyifle okuduğumdan hepsi benim için tanıdıktı. İlk haftanın konusu ‘Picasso ve At Kuyruğu Saçlı Kız’ atölyesiydi; Eylül ile birlikte katıldık.

– Uzun bir zamandır sokaklarda ve metrolarda Shrek Müzikali‘nin billboardlarını görüyordum. Sonunda Shrek geldi, biz de izleme imkanı bulabildik. Bizim gittiğimiz gün salon tıklım tıklım doluydu. Birçok arkadaşımı gördüm, neredeyse herkes oradaydı. Gösteriyi çok beğendim, ilgiyle de izledim. İyi ki gitmişiz!

Akasya‘da Ali Poyrazoğlu‘nun düzenlediği yaratıcı drama atölyesine katıldım. Dot’ta harika vakit geçirdiğim için yüksek beklentiyle gittim sanırım, bu atölye bana bebeksi geldi. Yaş grubu 4-8 olarak belirtilmiş olmasına rağmen…

– Keyifli etkinliklere katılmanın yanı sıra ev buluşmaları da gerçekleştirdik. Rüzgar, Zeynep, Ömer, Derin ve Alp’le buluşup evde oyun oynadık.

  

– Bir de Bansko kaçamağımız oldu; Arda, Cansu ve Ela çetesi olarak kayakla tanıştık. Bütün gün kaymamıza rağmen yorulmak nedir bilmedik.

– Milli Eğitim Bakanlığı okullara yazı göndererek, sömestr tatilinde çocuklara ödev verilmemesini istediği için okulumuzun normalde hazırladığı kitapçıklardan bu sefer vermediler. Bence kötü oldu. Çünkü erken kalktığımda ev çalışmalarıyla oyalanmaya alışmıştım. İki gün iyiydi de sonra sıkıldım. “Bari ödev verselerdi… Ben şimdi sabahları ne yapıcam?” diye söylenirken Tuba yarıyıl tatili kitaplarından alabileceğimizi söyledi. Onlar Tudem Yayınları’nın kitabını almışlar ama biz Tudem’i bulamayınca Sözün Özü Yayınları‘nın çıkardığı kitabı aldık. Sabahları uyanıp da yapacak şey bulamadığımda Türkçe, Matematik ve Hayat Bilgisi sorularını çözdüm. Tamamen gönüllü olarak kalkıştığım bir iş olduğu için annem beni soru çözmeye zorlamadı. Kitabın çoğunu bitirdim, kalan soruları başka zaman çözmek üzere bıraktım. (2. Sınıf Yarıyıl Tatil Kitabı, Sözün Özü Yayınları, 7 TL)

– İki haftalık sürede, tatil kitabımız olan ‘Meraklı Karınca Cimcim’in Serüvenleri’ni bitirebildim. Bir de Göknil Genç’in yazdığı ‘Değirmenci ile Baykuş’ adlı kısa hikayeyi okudum. Bir adada tek başına yaşayan ama yalnızlığından memnun olan yaşlı bir değirmenci varmış. Soğuk geçeceği belli olan kış mevsiminin başında yaralı bir baykuş bulmuş. Değirmenci, baykuşun iyileşmesi için merhem hazırlayıp onu evine almış. Bahar gelince, iyileşen baykuşun gitme zamanı da gelmiş. Değirmenci çok üzülmüş ama sonbaharın gelişiyle birlikte onu güzel bir sürpriz bekliyormuş… (2-5 yaş, Can Çocuk Yayınları, 12 TL)

Read Full Post »

– Sonunda kar&yılbaşı tatilleri bitti, biz de kaldığımız yerden derslerimize devam ettik.

– 30 Aralık’ta yapılması planlanan fakat hava şartlarından ötürü ertelenen ‘Kışa Merhaba Konseri’ni gerçekleştirdik. Ben bu tür gösterilerde hep çok hevesli olur, neşeyle katılım gösterirdim ama bu sefer pek öyle olmadı. Tam tepemde duran spot ışıklarının altında aşırı derecede terledim, bu yüzden de daraldım. Bitse de gitsek modundaydım. Yine de hakkını vermem gerek; çok güzel bir konser oldu. Bu akşam için çok çalışmıştık. Karşılığını bol alkışla aldık.

aacb8c2fc529e76b86e4b179ca46228b (1)

– Karlı günlerden sonra açan güneşi değerlendirmek amacıyla okuldan gelince parkta vakit geçirdik. Cuma programımız ise Rüzgar’la oyundu… Cumartesi de voleyboldan sonra soluğu Göztepe Parkı‘nda aldık. Paten, bisiklet ve sahilde yürüyüşten sonra eve döndük.

– Babamla birlikte ‘Alvin ve Sincaplar-Yol Macerası’nı izledik. Annem gelmek istemedi çünkü sincapların seslendirmesi kulağını tırmalıyormuş. Üçümüzün izleyebileceği başka bir alternatif olarak ‘Pan’ vardı, onu da ben istemedim. (Fragmanını izlemiş ve korkunç bulmuştum.) Sonuç olarak Alvin’i babamla izledik.

– Bu hafta sınıfça Süleyman Bulut’un ‘Ormandaki Dev’ adlı kitabını okuduk. Ormanda yaşayan hayvanlar, sıradan bir günde sıradışı bir şey görüyorlar ve gördüklerini heyecanla Anne Tavşan’a anlatıyorlar. Kimi kocaman bir gövde gördüğünü, kimi biri uzun biri kısa iki kuyruk, kimi beş bacak gördüğünü söylüyor. Çünkü her biri, bu yeni sakini bulundukları yerden farklı açılarla görüyorlar. Hikayenin sonunda ortaya çıkan gerçek ise hepsini şaşırtıyor. (6-8 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 8,5 TL)

IMG_5838

– Birinci sınıftayken okuduğumuz ‘Kütüphane Faresi’ni çok sevmiştim. Ne zamandır serinin diğer kitaplarını da almak istiyordum, sonunda ‘Dünya Seyahati’ ve ‘Evim Güzel Evim’i de kitaplığıma ekleyebildim. Bu hikayelerde kütüphanenin diğer tarafında yaşayan maceraperest Sarah ile tanışıyoruz. Sam ve Sarah, kitaplar sayesinde araştırma yaparak dünyanın farklı yerleri ve çeşitli kültürlere ait evler hakkında birçok yeni şey öğreniyorlar. Seri, benim gibi ikinci sınıf öğrencisi için seviye altı kalıyor ama ben hala resimli kitapları okumayı çok seviyorum. (5-7 Yaş, Final Kültür Sanat Yayınları, 10 TL)

– Bir de güzel haber; Seda ve Cem’in bebeği dünyaya geldi. Ali Sarp Tiryaki, aramıza hoş geldin! Türkiye’ye döner dönmez seni görmeye geleceğim.

Read Full Post »

– Yılbaşı tatili, kar tatili ile birleşince yılın ilk günlerini ailecek evde geçirdik. Hiç de fena olmadı çünkü yılbaşı hediyelerini açmanın ve onlarla oynamanın heyecanı, her gün iki kez kardanadam yapmak için dışarı çıkma, annem ve babamla bolca kutu oyunu oynama, son olarak da kestane ve salebin dibine vurma sayesinde epey güzel vakit geçirdim.


– Yalan yok, evde olunca sürekli bizimkilere sarmak durumunda kaldım. Oyun da bir yere kadar… Bir noktadan sonra sıkılıyorlar. Az da olsa odamda kendi başıma vakit geçirdim diyebilirim. Özellikle Barbie Airbrush Tasarım Stüdyosu‘nun bu konuda çok yardımı oldu. Set içerisindeki beyaz kıyafetleri boya püskürten tabanca ile istediğim gibi boyadıktan sonra Barbie’ye giydirerek epeyce oyalandım. Kıyafetlerin güzel yanı yıkanınca üzerlerindeki boyanın çıkması… Bu sayede defalarca kullanılabiliyorlar.


– “Üç kişi nasıl oynadınız?” diye sormayın ama Tabu Junior da evde geçirdiğimiz saatleri renklendiren bir diğer oyuncaktı. Kuralları azıcık değiştirdik yoksa üç kişi olduğumuz için oyunu oynayamazdık. 🙂 Ben Tabu Junior’ı çok sevdim, çocukların kelime haznesini geliştirmeye yarayan harika bir oyun. Çok da eğlenceli!

Tepetaklak Ailesi, canım komik bir şeyler okumak istediğinde çıkarıp tekrar tekrar okuduğum bir kitap. Bu aile gerçekten bir acayip, her şeyi farklı yapıyorlar. Örneğin çocuk kağıda resim çizerken “Kağıda değil, duvara yap!” diyorlar. Günleri böyle acayipliklerle geçiyor. Her sayfada büyük puntolarla yazılmış bir-iki cümle olduğundan ‘ilk okuma kitabı’ seviyesinde ama matraklığı sayesinde bizim evde hala okunan kitaplar arasında. (5-7 Yaş, İletişim Yayınları, 10 TL)

Bitli Vini, Sakar Cadı Vini serisinin daha çok yazı ve daha çok siyah beyaz resim içeren ince kapaklı kitaplarından… Kitapta 4 hikaye var: Vini’nin Sulu Hafta Sonu, Vini Dinozor Peşinde, Vini Düğüne Gidiyor ve Bitli Vini. Yaş grubu 8-12 olarak belirtilmiş olsa da okuması akıcı hale gelen 1. sınıf öğrencilerinin de ilgisini çekebilecek hikayeler… (6+, İş Bankası Kültür Yayınları, 8 TL)

– Gülüp eğlenerek geçen şu kısa tatilin son gecesinde üzücü bir olay oldu: Balığım öldü. Geçen sefer hastalandığında bir şeylerin ters gittiğini anlayıp hemen müdahale etmiştik ama bu sefer gözden kaçırdık herhalde… Bilgin, bir anda suyun dibine giderek aramızdan ayrıldı. Çok üzüldük ama elimizden bir şey gelmedi. 😦 Onu çok özleyeceğiz.

Read Full Post »

– Sizlerin de bildiği üzere; yalnızlıktan hoşlanmıyorum, ne yaparsam mutlaka yanımda biri olsun istiyorum. Fakat son günlerde, kendi kendime uzun süre oyun oynar oldum. Annemle babam bu durum karşısında çok şaşkın ama mutlular. :)) Tabii bu demek değil ki sürekli kendi kendime takılıyorum. “Scrabble?” diye sorsalar, koşa koşa gelirim.


– Favorimse; her zaman okulculuk!


– Hele bir de arkadaşım bize gelmişse, değmeyin keyfime! 🙂

Kanyon‘da buz pateni pisti kurulduğunu ve sık sık gitmek istediğimi söylemiştim ama trafik derdi yüzünden yapamadım. Sadece bir kere daha gidebildik. Hatta bu sefer Zeynep de geldi. Birlikte çok eğlendik.

– Soğuk da olsa güneşli günlerde voleyboldan sonra Göztepe Parkı‘na gidiyoruz. Sonra da sahilde yürüyoruz. Bu hafta sonu da hava çok güzel olduğu için adresimiz belliydi.

‘Annemle ev sineması keyfi’nde bu kez bir Miyazaki filmi olan ‘Küçük Deniz Kızı Ponyo’yu izledik. Bir filmi beğendiysem birkaç gün üstüste izlemek hoşuma gidiyor. Ponyo’yu da çok sevdim ve iki kez izledim.

IKEA‘da hikaye kitabı satıldığını biliyor muydunuz? Biz bilmiyorduk… Çalışma masama uygun sandalye almaya gittiğimizde gördük. Rengarenk sayfalarına bakınca almadan duramadık. Kitaplardaki bazı kahramanların peluş oyuncakları da satılıyordu.

‘Kurbağa Prens’in konusu tanıdık: Prenses Klara, arkadaşı Prens Karl onlarda kalacağı için çok mutludur. Fakat Karl’a bebekken büyü yapılmıştır ve talihsizliğin en mutlu anında kendisini bulacağı söylenmiştir. Bu yüzden çocukların ‘çok fazla eğlenmeleri’ yasaktır. Klara ve Karl, bunu başaramazlar ve büyü gerçekleşerek Karl’ı bir kurbağaya çevirir. Hikaye çeşitli masal kahramanlarıyla renklenir ve sonunda Klara’nın öpücüğüyle Karl normale döner. (2-7 Yaş, IKEA, 19,99 TL)


‘Baykuş Tatilde’de ise ormandaki okulda yavru hayvanlara öğretmenlik yapan baykuş, çok yorulduğu için kısa bir tatile çıkar ama öğrencilerini çok özlediği için çok geçmeden geri döner. Yokluğunda yerini alan saksağan, işleri biraz karıştırmış olsa da kimse halinden şikayetçi olmaz. Baykuş da bıraktığı yerden sevgiyle öğretmenlik yapmaya devam eder. (2-7 Yaş, IKEA, 19,99 TL)

– D&R’a uğradığımızda yeni çıkan kitaplara göz atarken ‘Güzel Periler’e rastladık. İlk okuma kitaplarından olduğu için büyük puntolarla yazılan kısa bir hikaye olması hoşuma gitti. Ünlü İtalyan yazar Gianni Rodari’nin yazdığı kitabın konusu şöyle: Zorluklar ve savaşlarla boğuşan insanlık artık perilere inanmaz, çocuklara masal anlatmaz olmuş. Buna çok üzülen periler kimsenin bilmediği bir yere gitmişler. Geri gelmeleri için insanların yine barış ve mutluluk içinde yaşaması gerekiyormuş… (5-7 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 6,5 TL)

Read Full Post »

– Birinci sınıfın sonlarına doğru İngilizce seviyemizi ölçen bir sınava girmiştik. Sertifikalarımızı sonunda aldık. Okulda küçük bir tören düzenlendi. Herkes bir-iki cümleyle bir arkadaşını anons ederek sahneye davet etti ve sertifikasını verdi. Beni Sude anons etti, ben de Eda’yı. Sonra da minicik bir konser vererek töreni noktaladık.

ela

– Okulda oyuncak partisi düzenlendi. Herkes istediği oyuncaklarını okula getirdi ve neden o oyuncağı seçtiğini birkaç cümleyle anlattı. Ders yaparken oyuncaklarımız da bizimleydi.

23b1f3247258d4603eac7f9c69486d42

– Okulla ilgili bir diğer havadis de sınıf arkadaşlarımın birkaçında bit görülmesi oldu. Tabii tüm anneler alarma geçti; saçlarda dikkatli bit taramaları yapıldı. Bende çıkmadı ama önlem almak adına okula giderken bit tokası takmaya başladım.

– Annemle birlikte Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelen ‘Kitap Kurdu ile Can, Haylazlara Karşı’ adlı oyunu izlemeye gittik. Kitap okumanın ve ders çalışmanın önemini vurgulayan oyunda, sınıfın çalışkan öğrencisi Can’ın, dersten kaytaran arkadaşlarına kitap okumayı nasıl sevdirdiğini izledik. Öğretmen, bilgi yarışmasında dört haylazın okulu temsil edeceğini söyleyince hepsi birer kitap kurdu oldu. Sistemli olarak çalışıp bilgi yarışmasını kazandılar ve ‘oyun zamanı oyun, ders zamanı ders’ ilkesi ile başarılı olabileceklerini gördüler. (Fotoğraf, Devlet Opera ve Balesi’nin sayfasından alıntıdır.)

kitap

– Uzun zamandır beklediğim ‘Snoopy ve Charlie Brown Peanuts Filmi’ gösterime girince koşa koşa gittik. Tabii ki Snoopy oyuncağımla…


– Evdeki sinema seanslarında ise ‘Ejderhanı Nasıl Eğitirsin-2’yi seyrettim. Tıpkı ilk film gibi buna da bayıldım!

– Eylül birkaç günlüğüne İstanbul’a geldi. Hemen program yaptık: Ailelerimizin de konuşacağı çok şey olduğundan önce uzun bir kahvaltı, ardından da güneşli havanın keyfini çıkarmak üzere Bebek Parkı ziyareti. Söz dinlemediğimizden ayakkabılar sırılsıklam oldu ama olsun. Çok eğlendik! 🙂

– Yael ile uzun zamandır görüşmemiştik. O kadar büyümüş ki! Birlikte Zorlu Center‘daki Snoopy etkinliğine katıldık.

Sonra da açık havadaki oyun alanında vakit geçirdik. Hava karardı, epeyce de soğudu ama bizi parktan ayırmak mümkün olmadı. Karanlık çöktü, anne-babalarımız açlıktan ve ayakta dikilmekten bayılacak hale geldiler. Biz de sonunda insafa geldik ve parktan ayrıldık. Hava ne kadar soğuk olursa olsun, bence burada vakit geçirmek çok zevkli! Yemek yedikten sonra da Işık Festivali‘ndeki çalışmaları gezip evlere dağıldık.

– Babam çok sevdiğim Pipkin serisinden ‘Bir Milyon Ne Kadar Büyük?’ü almış. Çok mutlu oldum. Benim gibi meraklı ve çok soru soran penguen yavrusu Pipkin, bu sefer de bir milyonun ne kadar büyük olduğunu öğrenmeye çalışıyor. On, yüz, bin derken bir milyona ulaşıyor. (3+, Tübitak Yayınları, 14 TL)

– Yatmadan önce okumak üzere aldığımız kitaplardan biri ‘Bizim Okul Bi’ Acayip!’ serisinin beşinci kitabı ‘Pazartesi Gelmese!’ oldu. Bu seri çok matrak, bir çırpıda okunuyor. Karakterler her ne kadar okulu sevmiyor gibi görünseler de okuldaki günleri inanılmaz keyifli geçiyor. (7+, Epsilon Yayınları, 17,5 TL)

– Sınıfça okuduğumuz kitap da ‘Toparlacık Nokta ve Arkadaşları’ydı. Cümlenin her zaman sonunda duran nokta, bu durumdan sıkılıp cümlenin içinde gezintiye çıkıyor. Biz de bu sayede noktalama işaretlerini yakından tanıma fırsatı buluyoruz. (6+, Can Çocuk Yayınları, 9 TL) 

 

Read Full Post »

– Bu hafta havaların da güzel gitmesini fırsat bilerek her öğleden sonra bisiklete bindim. İşten erken gelebilmişse babamla, gelememişse annemle çıktık. Bana kalsa sonsuza kadar yardımcı tekerleklerle bisiklet sürerdim ama annem artık onları çıkarmam gerektiğini söyledi. Önce yanaşmadım, sonra bir tanesini çıkarıp deneyebileceğimi söyledim. Annem o şekilde denge kuramayacağım konusunda ısrar etti ama dinlemedim. Deneyince gerçekten zor olduğunu gördüm ve ertesi günkü denemede ikinci tekerleği de çıkardım.

Artık yardımcı tekerlekler olmadan sürebiliyorum ama sürekli karşıya bakmam gerekiyor. Dengemi uzun süre koruyamadığım için birisi mutlaka seleden tutsun istiyorum. Bir keresinde dayım bizdeydi, “Ben çıkarayım bugün seni..” dedi. Eminim bu kadar yorulacağını tahmin etmemişti. 🙂 İşi oyuna vurmayıp konsantre olduğumdaysa sonuç daha iyi oluyor.

– Sınıfça okuduğumuz kitap ‘Çevreci Kahramanımız Dodo Kuşu Cosmo – Fabrico’nun Sihirli Kavanozu’ oldu. Dünyada kalan son dodo kuşu olan Cosmo, uzay gemisi 3R-V ile başka gezegenlerdeki dodo kuşlarını bulabilmek için uzayda yolculuk yapıyor. Yolculuklardan birinde ise nehre yeşil bir sıvı dökmekte olan Fabrico ile tanışıyorlar. Fabrico, sıvının doğaya zararlı olabileceğinden habersizken, Cosmo ve 3R-V ona işlerin hiç de tahmin ettiği gibi olmadığını gösteriyor. Bu vesileyle biz de atıkların doğaya bırakılmaması gerektiğini, bırakılırsa canlılara zarar vereceğini öğrenmiş oluyoruz. (6-8 yaş, Maya Çocuk Yayınları, 17,5 TL)

– Kütüphaneme eklediğim kitap ise ‘Katie ve İzlenimci Ressamlar’dı. Kahramanımız Katie, müzede gezerken gördüğü tabloların içine girip çıkıyor. Örneğin bir tabloya girip çiçek alıyor, sonra çiçeklerin kuruduğunu fark edince başka bir tabloya girip su alıyor. Katie müzeyi gezip tablolara girip çıktıkça, biz de sanatçıları ve ünlü tablolarını tanımış oluyoruz. Serinin bu kitabında Monet, Renoir, Degas gibi izlenimci ressamlar tanıtılıyor. İlk kez 1989’da yayınlanan Katie serisi, en başarılı sanata giriş kitaplarından biri kabul ediliyor. (3-8 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 7 TL)

– Cuma öğleden sonralarını sinema keyfiyle değerlendirdiğimizden bahsetmiştim. Bu seferki filmimiz ‘Ejderhanı Nasıl Eğitirsin’di. Daha önce ismini duyduğum ama izlemediğim bu filmi o kadar beğendim ki… Nasıl olmuş da kaçırmışım diye hayret ettim! Film gösterime girdiğinde bir yaşındaymışım, o zaman hiçbir şey izlemiyordum. Sonra da denk gelmemişim demek ki… Haftaya cuma da devam filmini izleyeceğim.

– Dün voleyboldan sonra babaannemle dedemi ziyarete gittik. Gitmişken kalmak istedim. Bugün babam gelip beni aldı. Eve gelince hızlıca ödevlerimi bitirip Ejderhanı Nasıl Eğitirsin’i bir kez daha izledim. Sonra da duş alıp yattım.

Read Full Post »

– Sabırsızlıkla beklediğim ‘Küçük Prens’ gösterime girdiğinde annem yurtdışındaydı, filme ilk gün anneannem ve dedemle gitmiştim. Anneme de onunla tekrar gidebileceğimi söylemiştim, sözümü yerine getirdim.

image

– Küçük Prens başlamadan önce gösterilen tanıtımlarda ‘Hotel Transylvania 2’ye rastladık. İlk filme gideli 3 sene olmuş, filmle ilgili hiçbir şey hatırlamıyordum. Cuma günleri erken geldiğim için bazen annemle mısır patlatıp film keyfi yaparız, bir cuma da ‘Hotel Transylvania’yı izledik. Şimdi sabırsızlıkla beklediğim film; ‘Hotel Transylvania 2’ oldu.

BBC‘de yayınlanan ödüllü çocuk programı ‘Nina and the Neurons’u çok severek izliyorum. Nina, her programda çocukların sorduğu bir soruya 5 duyunun yardımıyla cevap veriyor ve laboratuvarında çocuklarla birlikte deney yapıyor. Aslında bu epey eski bir program. Bu aralar tekrar yayınlamaya başlamışlar. Kaydedip akşam yemeğimizi yerken izliyoruz.

Kanyon‘da düzenlenen ‘Silikon Vadisi’ etkinliğinin, son günündeki son seansına yetiştim. Kanyon’a epeydir gelmemişiz, ne kadar soğuk olabildiğini de unutmuşuz. Ben montumu arabada bırakmıştım. Neyse ki annemin yeleği yanındaydı, üzerime onu geçirdim.

image

– Kanyon’daki yeniliklerden biri de Escale‘di. Gitmişken bir şeyler atıştırmak için uğradık. Ben limonata istemiştim, hayatımda gördüğüm en büyük limonata geldi. Resmen gözlerim yuvalarından fırladı! Yediğimiz her şey de çok lezzetliydi.

image

– Sınıfça okuduğumuz kitap ise ‘Renk Cüceleri’ oldu. Hikayedeki güzel ülkede, kralın düzen merakı doğrultusunda her şeyden tek bir tane varmış ve bunların da önceden belirlenmiş olan tek bir rengi… Örneğin tüm gömlekler beyaz, tüm pantolonlar maviymiş, herkesin evindeki tabak-çanak aynıymış ve tek bir kitapçı, restoran vs. varmış. Çünkü her şey çok renkli ve çeşitli olunca kralın gözleri rahatsız oluyor, bu yüzden ülkeyi yönetemiyormuş. Halkın da bu durumdan pek bir şikayeti yokmuş. Fakat bir gün, oyuncak fabrikasında renkleri oluşturan cücelerden biri bu durumdan sıkılıp değişik bir şey yapmış… Sonra her şey beklenmedik bir şekilde gelişmiş. (5-8 yaş, Tudem Yayınları, 10 TL)

image

 

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: