Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘İlkler’ Category

– Bu aralar dünyada çok popüler iki şey var: Biri fidget spinner, diğeri Ed Sheeran‘ın şarkısı Shape of You. Fidget spinner modası nerden çıktı bilmiyorum ama bizim evde olan bir şeydi. Babam almış, elinde çevirip duruyordu. Yine de kendi fidget spinner’ım olsun istediğim için bir tane de ‘glow in the dark’ özellikli olanından aldık. Shape of You da aşırı popüler oldu. Her yerde çalıyor, sürekli dinliyoruz. Ayrıca Singing Dentist’in bir yorumu var ki beni çok güldürüyor. İzlemediyseniz buraya tıklayıp bakabilirsiniz.

– Bir de ev yapımı oyun hamuruna taktım. Yeni bir şey değil aslında ama annem uğraşmak istemediği için biz hiç yapmamıştık. Sınıf arkadaşlarım konuyu tekrar gündeme getirince, ben de girdim mutfağa. İnternette bir sürü tarif var. Siz de henüz yapmadıysanız deneyin derim. Hem yapması çok kolay, hem de güzel saklanırsa uzun süre kurumuyor.

– Okulda su hakkında çalışmalar yapıyoruz. Suyu boşa harcamamanın önemi, kuraklık, ileride çıkabilecek su savaşları vs. ile ilgili konuşuyoruz ve poster hazırlıyoruz. Bir de buraya tıklarsanız izleyebileceğiniz videodaki çocuk şarkısını ezberledik. Bu süreçte şarkıyı o kadar çok dinledim ve söyledim ki evdekiler de “Water, water, water, water…” diye dolaşıyordu. Durumdan bizde kalan Arzu da nasibini aldı. Okulculuk oyunumuzda şarkıyı ona da öğrettim.

– Heyecanla beklediğim bir film vardı: Lego Batman. Gösterime girdiği cuma okuldan döner dönmez gitmek istiyordum fakat cumaları resim okulum olduğundan gidemedim. Bu yüzden biraz ağlamış olabilirim. Annem de cumartesi sabahı ilk seansa gidebileceğimizi söyledi. Sabah Arzu’yu uğurlayıp erkenden sinemaya gittik. Filmi çok matrak bulduk ve aşırı beğendik. Gerçi ben dublajlı olmamasını tercih ederdim ama bu haliyle de başarılıydı. Biz sinemadayken Lara ve Banu aradı, Akasya‘ya geliyorlarmış. “Görüşelim mi?” diye sordular. Film bitince buluştuk ve öğleden sonrayı da birlikte geçirdik.

– Ertesi gün Elif’in Zorlu Funloft‘ta doğumgünü partisi vardı. Deli gibi eğlendik, hepimiz ter içinde kaldık. Bir türlü ayrılmak bilmedik. Parti bitti, biz ekstra krediler yükleyip oynamaya devam ettik. Cumartesi üstü pazar tam benlik iki gün oldu. 🙂

– Hafta içi Turkcell‘in Zeka Küpü projesi kapsamında öğrencilere dağıttığı temel maker ve kodlama kitiyle epey vakit geçirdim. Böyle bir şey düşünmeleri ve bizleri geleceğin dili olan kodlama ile tanıştırmayı amaçlamaları çok güzel bir düşünce. Kitten çıkan malzemelerle kendi robotumu yaptım fakat yapmakla kaldım. Çünkü robotumu kodlayabileceğim program sadece android tabanlı ve bizdeki bütün aletler IOS. Programı IOS işletim sistemiyle çalışan bir tablete yükleyemediğim için benim robotum deli danalar gibi dolaşmakla kaldı. Halbuki onu önüne engel çıktığında yönünü değiştirecek ya da belli bir rotada gidecek şekilde kodlayabilirdim. Heyecanla programın IOS uyumlu halini bekliyorum.

– Annemin sömestr öncesi sipariş ettiği ama kargodaki yoğunluktan ötürü gecikince Uludağ’a giderken yanımıza alamadığımız Four in a Row adlı oyunu da bol bol oynadık. Amaç tatilde Arda’yla beni oyalamaktı ama olmadı. Portatif olduğu için her yere taşıyabiliyoruz, Arda’yla bir dahaki buluşmamızda oynarız artık. Oyunun amacı; rakipten önce 4 pulu yan yana, üst üste ya da çarpraz olacak şekilde sıralamak ve aynı zamanda rakibin bunu başarmasını engellemek. Online olarak oynamak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

– Bu hafta sonu da cumartesiyi halamlarla dolayısıyla bir sürü kedi köpekle geçirdim. Pazar da Ayşe Bade’yle Kidzania‘ya gittik. Kim bilir kaçıncı gidişim ama yine çok eğlendim. Bu hafta sonunun neşesi de geçen hafta sonunu aratmadı.

– Kütüphaneme Sakar Cadı Vini serisinden 3 kitap daha ekledik; Vini’nin Zaman Yolculuğu, Vini Ormanda ve Vini Altın Arıyor. Serinin diğer kitaplarındaki gibi bunlarda da Vini’nin birbirinden komik dört macerası anlatılıyor. (8-12 Yaş, İş Bankası Kültür Yayınları, 10 TL)

Reklamlar

Read Full Post »

– Güzel bir bahar havasında Cansu’nun anne ve babası bizi çiftliğe davet ettiler. Cansu’nun aile büyükleri ve ikiz kuzenleri de vardı. Biz çocuklar etrafta koşturup oyun oynadık. Sonrasında yediğimiz kebaplar ise bir harikaydı!

– Güneşin tadına vardık bir kere… Okuldan döndükten sonra da her fırsatta kendimizi dışarı attık.

– Geçen seneki gibi bu sene de okul pikniğimiz Cumhuriyet Köyü‘nde oldu. Hepimiz evden yiyecekler getirip paylaştık. Sonra da çeşitli oyunlar oynadık.

– Hafta  sonları Hamleys‘de oyuncak tanıtımları oluyor. Akasya’daysak uğrayıp bakıyoruz. Bu sefer Brickadoo markasının tanıtımı vardı. Brickadoo sayesinde tuğla, mala ve harç ile gerçek inşaat yapma şansı bulduk. Malzemeler doğalmış ve su ile yıkandığında harç çözüldüğü için tekrar tekrar oynanabiliyormuş. Benim yaş grubum için biraz basit kalır sanırım, 4-5 yaş civarı olanların daha çok ilgisini çekebilir.

– Benim asıl ilgimi çeken ‘hoverboard’ tanıtımı oldu. Binen kişinin denge sağlaması ve vücut hareketleriyle yön vermesi gereken bu şarjlı kaykaylar, son günlerde birçok yerde karşıma çıkmaya başladı. Macro’ya giriyoruz hoverboard, D&R’a giriyoruz hoverboard… Deneye deneye rahatlıkla kullanır hale geldim. Artık karşıma çıkarsa daha fazla deneyim için biniyorum çünkü bu ürün ailemden veto yedi. Nedeni bol bol koşup oynamanın ve hareket etmenin vücudum için daha iyi olmasıymış. Eğer almayı düşünüyorsanız bilindik bir marka olmasına dikkat edin, CE/ROHS belgelerini ve satış sonrası destek olayını mutlaka sorun.

– Evde vakit geçiriyorsak babamla savaşmak beni acayip eğlendiriyor. Ben ona ok atıyorum, o bana Nerf‘le karşılık veriyor. Kurşunlar bana gelmesin diye ıskaladığının farkındayım ama ben hiç acımıyorum. Attım mı alnının ortasından vuruyorum! Baba olmak zor iş… 🙂


– Çarşambaları okuldan sonra sinema keyfimiz devam ediyor. Son olarak annemle Heidi‘yi izledik. Yine gözyaşlarımı tutamadım.

– Hafta sonu adresimiz ise Caddebostan Sahili oldu. Çimlere yayılıp keyif yaptık, biraz da voleybol oynadık.

– Bir kitapçı ziyaretinde karşıma ‘Sakız Sardunya Eğlence Günlüğü’ çıkınca hemen almak istedim. İçinde oyunlar, bulmacalar, yazı ve resim çalışmaları olması hoşuma gitti. Fakat daha ilk sayfalarda karşılaştığım bir soruyu çözemeyince bu kitaptan önce ‘Sakız Sardunya’ adında başka bir kitabı almış olmam gerektiğini fark ettim. Şimdi ilk fırsatta onu alıp okuyacağım. (7-12 Yaş, Doğan Egmont, 15 TL)

 

Read Full Post »

Sömestr tatilinde katıldığım, Kraft‘taki sanat atölyeleri sayesinde hama boncukları ile tanıştım. Evde de bir şeyler yapmak istediğim için “Alalım!” diye tutturdum. Meğer elimizde varmış; babam yurt dışı seyahatlerinden birinin dönüşünde hama boncuklarıyla süsleyebileceğim bir çanta almış. Hemen açtım, içindekileri masaya döküp ailemin ve arkadaşlarımın seveceklerini düşündüğüm konseptler belirleyip onlar için bir şeyler yapmaya başladım.

Kız/erkek farkı göz etmeden çocukları pey oyalayan bir etkinlik olduğunu söyleyebilirim. Şablon ve boncuklar; büyük kırtasiyeler, internet siteleri, Imaginarium ve IKEA’da satılıyor. Önce belirlediğiniz tasarımlara uygun olacak şekilde boncukları şablona yerleştiriyorsunuz. Sonra da üzerine malzemelerle birlikte alacağınız kağıdı serip fazla sıcak olmayan bir ütüyle bastırıp tasarımınızı sabitliyorsunuz. İşte bu kadar!

Dikkat etmeniz gereken iki nokta var:

– Ütü fazla sıcak olmasın, yoksa boncuklar eriyip formlarını kaybediyor.

– Boncukları ütüyle ısıtıp birbirlerine yapışmalarını sağladıktan sonra şablondan hemen çıkarmayın, biraz bekletin ki çalışmanızın şekli bozulmasın.

İnternette, özellikle de Pinterest’te inanılmaz güzel fikirler var. Perler Beads diye aratabilirsiniz. 😉

Read Full Post »

– TEOG sınavı dolayısıyla 25 ve 26 Kasım’ı tatil ettiler. Biz de ilk gün Ela’yı ve yeni doğan kardeşi Su’yu ziyarete gittik.


– İkinci gün de Damla’yla birlikteydik. Biraz evde oyun oynadık, sonra da sinemaya gittik. Snoopy o kadar güzel bir filmdi ki ikinci kez izlemekten hiç sıkılmadım.


– Yılbaşı ağacımızı süsledim. Bu senenin renklerini kırmızı ve dore olarak belirleyip süsleri ona göre seçtim. En son tepeye yıldız koymak için sandalyeye çıktım ama yine de zor yetiştim. 🙂


– Tiyatro34’ün Zaman Makinesi-Alexander Graham Bell adlı oyunu okulumuzda sahnelendi. Bize de keyifle izlemek düştü.

– Hava bir anda soğudu. Biz evin içinde hissetmedik ama sanırım fanusta yaşayan balığım hissetti. Suyun üstünde halsiz halsiz yatmaya başladı. Annem internetten nesi olabileceğine dair araştırma yaptı, bu sayede balık hastalıklarını da öğrendik ama hiçbiri bizimkinin halini açıklamıyordu. Herhalde üşüdü diyerek onu evin en sıcak yerine koyduk. Strese giren balık ışık sevmezmiş, ışıkları da açmadık. Enfeksiyon varsa sarımsak iyi gelir diye sarımsak verdik. 3 gün öylece yattı… Sonunda bomba gibi aramıza döndü! Ona bir şey olacak diye o kadar üzüldük ki… Şimdi eskisi gibi enerjik. Biz de çok mutluyuz!

– Ev sinemasında bu sefer Lego Filmi‘ni izledim. Bu film iki sene önce gösterime girmişti ama ben gitmek istememiştim. Erkek dünyasına ait gibi gelmişti. Meğer değilmiş! Tam benlikmiş! Çok beğendim. ‘Everything is awesome!’ şarkısı da dilime takıldı. Söyleyip duruyorum.

– Çalışma masamı yeniledik. Tamamen kendim yaptım diyebilirim. Annem sadece kontrol amaçlı başımda durdu. Bu tür işleri çok severek yapıyorum. Sonuç çok başarılı oldu. Odamın çehresi epey değişti. Yeni halinden çok memnunum.


– Bildiğiniz üzere sevdiğim bir başka şey de mutfağa girmek. Yeni bir şey daha öğrendim; kıyma kavurmak. Bir de annemle elma sirkesi yapmaya başladık. Onu ayrıca anlatacağım.


Sabancı Müzesi‘ndeki Zero sergisini gezip atölyelerden birine katıldım. Çok suratsız ve negatif olduğum bir günümdeydim. Gelmeseydim de olurdu. Cumartesi trafiğinde Acıbadem’den Emirgan’a gidip dönmek ciddi bir mücadele gerektiriyor. Ben de böyle isteksiz olunca annemle tartıştık.


Kanyon‘da küçük bir buz pateni pisti kuruldu. Biz de cuma okul çıkışında gittik. Başında Icessporto’dan tanıdığım Taner Öğretmen vardı. Epeydir kaymamıştım. Çok özlemişim. Pist 17 Aralık’a kadar açık kalacak. Her fırsatta gitmek istiyorum.

– Uykudan önce okuduğum kitaplarda sıra Prenses Okulu‘na geldi. Şimdilik 30 kitaptan oluşan seri; mükemmel bir prenses olmak için eğlenceli bir eğitim sürecinden geçen prenseslerin maceralarını anlatıyor. Kibar, şefkatli ve yardımsever prensesler yetiştirmeyi amaçlayan Prenses Okulu’nun her kitabında başka bir prensesin başından geçenleri okuyoruz. Fırsat buldukça alıp seriyi tamamlamaya çalışıyorum. (8-12 Yaş, Doğan Egmont, 9,90 TL)

– Sınıfça okuduğumuz kitap ‘Çevreci Kahramanımız Dodo Kuşu Cosmo – Hazine Avı’ oldu. Serinin bu kitabında da Cosmo ve 3R-V başka gezegenlerdeki dodo kuşlarını bulma ümidiyle uzayda yolculuk yapıyorlar ve karşılarına çıkan gezegende hazine bulmak amacıyla her yeri delik deşik eden Diggs ile tanışıyorlar. Cosmo, yaptığından vazgeçmesi için onu uzaya çıkarıp gezegenine uzaktan bakmasını sağlayınca Diggs hatasını anlayıp gerçek hazinenin gezegenin kendisi olduğunu anlıyor. (6-8 yaş, Maya Çocuk Yayınları, 17,5 TL)

Read Full Post »

– Bu hafta havaların da güzel gitmesini fırsat bilerek her öğleden sonra bisiklete bindim. İşten erken gelebilmişse babamla, gelememişse annemle çıktık. Bana kalsa sonsuza kadar yardımcı tekerleklerle bisiklet sürerdim ama annem artık onları çıkarmam gerektiğini söyledi. Önce yanaşmadım, sonra bir tanesini çıkarıp deneyebileceğimi söyledim. Annem o şekilde denge kuramayacağım konusunda ısrar etti ama dinlemedim. Deneyince gerçekten zor olduğunu gördüm ve ertesi günkü denemede ikinci tekerleği de çıkardım.

Artık yardımcı tekerlekler olmadan sürebiliyorum ama sürekli karşıya bakmam gerekiyor. Dengemi uzun süre koruyamadığım için birisi mutlaka seleden tutsun istiyorum. Bir keresinde dayım bizdeydi, “Ben çıkarayım bugün seni..” dedi. Eminim bu kadar yorulacağını tahmin etmemişti. 🙂 İşi oyuna vurmayıp konsantre olduğumdaysa sonuç daha iyi oluyor.

– Sınıfça okuduğumuz kitap ‘Çevreci Kahramanımız Dodo Kuşu Cosmo – Fabrico’nun Sihirli Kavanozu’ oldu. Dünyada kalan son dodo kuşu olan Cosmo, uzay gemisi 3R-V ile başka gezegenlerdeki dodo kuşlarını bulabilmek için uzayda yolculuk yapıyor. Yolculuklardan birinde ise nehre yeşil bir sıvı dökmekte olan Fabrico ile tanışıyorlar. Fabrico, sıvının doğaya zararlı olabileceğinden habersizken, Cosmo ve 3R-V ona işlerin hiç de tahmin ettiği gibi olmadığını gösteriyor. Bu vesileyle biz de atıkların doğaya bırakılmaması gerektiğini, bırakılırsa canlılara zarar vereceğini öğrenmiş oluyoruz. (6-8 yaş, Maya Çocuk Yayınları, 17,5 TL)

– Kütüphaneme eklediğim kitap ise ‘Katie ve İzlenimci Ressamlar’dı. Kahramanımız Katie, müzede gezerken gördüğü tabloların içine girip çıkıyor. Örneğin bir tabloya girip çiçek alıyor, sonra çiçeklerin kuruduğunu fark edince başka bir tabloya girip su alıyor. Katie müzeyi gezip tablolara girip çıktıkça, biz de sanatçıları ve ünlü tablolarını tanımış oluyoruz. Serinin bu kitabında Monet, Renoir, Degas gibi izlenimci ressamlar tanıtılıyor. İlk kez 1989’da yayınlanan Katie serisi, en başarılı sanata giriş kitaplarından biri kabul ediliyor. (3-8 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 7 TL)

– Cuma öğleden sonralarını sinema keyfiyle değerlendirdiğimizden bahsetmiştim. Bu seferki filmimiz ‘Ejderhanı Nasıl Eğitirsin’di. Daha önce ismini duyduğum ama izlemediğim bu filmi o kadar beğendim ki… Nasıl olmuş da kaçırmışım diye hayret ettim! Film gösterime girdiğinde bir yaşındaymışım, o zaman hiçbir şey izlemiyordum. Sonra da denk gelmemişim demek ki… Haftaya cuma da devam filmini izleyeceğim.

– Dün voleyboldan sonra babaannemle dedemi ziyarete gittik. Gitmişken kalmak istedim. Bugün babam gelip beni aldı. Eve gelince hızlıca ödevlerimi bitirip Ejderhanı Nasıl Eğitirsin’i bir kez daha izledim. Sonra da duş alıp yattım.

Read Full Post »

Bu sene yaz tatilim epey eğlenceli geçti. Leyleği havada görmüş olmalıyız, sürekli bir yerden bir yere gidip durduk. Arada İstanbul’a uğradığımız da oldu tabii. Valizdeki kirli çamaşırları yıkayıp kurutup tekrar valiz hazırladık ve yollara düştük. 🙂

İlk önce babamın arkadaş grubuyla Göcek‘e gittik. D-Resort‘ta kaldığımız süre boyunca o kadar güzel vakit geçirdim ki, hiç dönmek istemedim. Deniz harikaydı, akşam yemekleri için gittiğimiz Göcek’teki restoranlar çok başarılıydı. Balığa doyduk. Ekip çok kafaydı, herkes birlikte olmaktan ötürü çok mutluydu. Seneye aynı grup yine birlikte bir şeyler yapmaya karar verdik.

IMG_1021.JPG

IMG_1074.JPG

IMG_1142.JPG

Babalar Günü’nde İstanbul’daydık. Mutfağa girip babam için bisküvi yaptım ve o güne özel t-shirt’ümü giydim. Babamı çok seviyorum!

IMG_1252.JPG

Sonra Selin, Aylin ve Sinan’la Hillside Beach Club‘a gittik. Burada da inanılmaz güzel vakit geçirdik. Denizdeki balıklar uzansak tutabileceğimiz kadar yakındı bize. İlk kez bu tatilde çok uzaklara kadar yüzdüm, dubalardan atladım ve kano kullandım. Seneye aynı zamanda tekrar gelmek üzere anlaştık.

IMG_1493.JPG

IMG_1555.JPG

IMG_1602.JPG

Bayram haftası İstanbul’daydık. Babaannemle dedemi ziyaret ettik, her gün havuza gittik ve bir nebze olsun boşalmış şehrin tadını çıkararak dolaştık.

IMG_1636.JPG

IMG_1629.JPG

IMG_1616.JPG

IMG_1632.JPG

Bayramın bitişiyle birlikte soluğu Bodrum‘da aldık. Öniz’in hamileliğinin son haftalarıydı. Bebek öncesi biraz keyif yaptık. Belki Bade de benim gibi erken gelir diye umduk ama olmadı.

IMG_1795.JPG

IMG_1715.JPG

IMG_1707.JPG

Bodrum’dayken tabii ki Eylül’ü de görmeye gittik. Hem çok eğlendik hem de çok kapıştık. Sürekli bir tartışma halindeydik. Fakat ayrılık vakti geldiği zaman çok üzüldük. Böyle de acayipiz! 🙂

IMG_1754.JPG

IMG_1763.JPG

Alt ön dişlerimden biri sallanıyordu ama müdahale etmeden kendiliğinden düşmesini bekliyorduk. Tuba’nın bize sabah kahvaltısında hazırladığı kaşarlı tostu ısırınca dişim de düşüverdi. İşin komik yanı, dişi sertleşmiş kaşar peyniri sanıp tükürdüm. Eylül “Ela! Dişin düştü! Dişin o senin!” diye bağırmasa farkında bile olmayacaktım. Eylül sayesinde ilk düşen dişimi saklayabiliyoruz. Arkadan gelen diş epey ortaya çıktığı için gülüşümde pek bir şey değişmedi. Bu arada düşen dişin hemen yanındakinin arkasında da yeni dişimin ucu göründü.

Bodrum’dan İstanbul’a döndük ama fazla durmadık. İstikamet Kıbrıs‘tı. Bu sefer babamın tribünden arkadaşları ile daha kalabalık bir grup olarak gittik. Babaannem, dedem ve Bahar Teyze de geldiler. Deniz yine harikaydı. Arda, Cansu ve ben çok matrak bir grup olduk. Fakat bir dakikamız bir dakikamıza uymadı. Harika anlaşıyorken bir anda kavga edip küsüyor, sonra hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorduk. Buna rağmen çok mutluyduk.

IMG_1880.JPG

Kıbrıs’tan döner dönmez son durağımız olan Foça‘ya geçtik. Artık sürekli valiz hazırlama halinde olduğumuzdan mıdır nedir, neredeyse bir ay kalacak olmamıza rağmen yanımıza mümkün olduğunca az ve öz eşya almışız. Anneannemle dedem bizi tek valizle görünce şaşırdılar. Foça her zamanki gibi benim için çok keyifliydi, hayat benim etrafımda dönüyordu. Gider gitmez üç yavru kedim oldu: Minnoş, Sarışın ve Üç Renk. Sürekli onlarla konuştum ve her gün beslemeye çalıştım. En büyük eğlencemdi diyebilirim. Onun dışında bol bol yüzdüm, oyun oynadım ve yaz tatili için okulumuzun verdiği çalışmaları yaptım. Her sabah taze gevrek almak yine benim görevimdi. Ve tabii ki çok ama çok ama çok fazla dondurma yedim.

IMG_1954.JPG

IMG_1977.JPG

IMG_2027.JPG

IMG_2052.JPG

Foça’da anneannemle ve dedemle harika zaman geçiriyorum ama babamı da çok özlüyorum. Bu yüzden ben İzmir’deyken babam da hafta sonlarını İzmir’de geçiriyor. Bu hafta sonlarından birini yine Çeşme‘ye ayırdık ve yine Radisson Blu‘da kaldık. Fakat seneye Ilıca Otel’de kalmak istiyorum ki Aquapark’ta daha çok vakit geçirebileyim. Bir öğlen Dost Pide’ye gittik ve Zeynep ve Ömer’le karşılaştık. Çok büyük sürpriz oldu. Yemeği birlikte yedik, ayrılmak istemeyince de evlerine gittik. Bir akşamı da Seda’nın Ardası’na ayırdık. Böylece kısa Çeşme kaçamağımızı sonlandırıp Foça’ya döndük.

IMG_2211.JPG

Ağustos sonuna doğru hava sonbahara girmek üzere olduğumuzu hatırlatmak istercesine serinledi. Akşam dışarı çıkarken üzerimize bir şey almadıysak Küçük Deniz’i dönmek imkansızdı. Bu da bize tatilin sonuna geldiğimizi hatırlattı. Her şey için teşekkür edip anneannemle dedeme veda ederek İstanbul’a döndük.

Yarın sabah ilk iş okuldan istenenleri almaya gideceğiz. Yaz çalışmalarından tamamlamam gereken birkaç sayfam kaldı… Uzun lafın kısası: Merhaba İstanbul! 🙂

Read Full Post »

– Yaz tatilim başladı ama havanın pek tadı yok… Havuza girme hayallerim suya düştü. Kapalı havuza da gitmeye değmez diye düşündüm. Annemle evde oyun oynayarak vakit geçirdik.

IMG_0844.JPG

– Annemin diş hekimi ziyaretine ben de katıldım. Muayene saatini beklerken benim süt dişlerimin hala düşmemesi hakkında konuşuyorduk. Henüz sallanmıyorlardı bile! Annem “Bir bakabilir miyim?” diye sordu. Bakınca da alt ön dişlerimin arkasında ucu görünen bir diş gördü! Çok şaşırdık. Demek kalıcı dişlerim, süt dişlerimin düşmesini daha fazla bekleyemeden çıkmaya karar vermişler! Bu bizim için gerçekten sürpriz oldu. Doktora ne yapmamız gerektiğini sorduk. Müdahale etmememizi söyledi. Yeni gelen diş süt dişini ittirip düşürecek, sonra da kendi yerine geçecekmiş.

Muayeneden sonra Akasya‘ya gittik. Yemek yedik, dolaştık ve Efe’nin ikinci yaş günü için hediyelerini aldık. Çok ısrar edince bir puzzle da ben kaptım. Bir an önce dişim düşse de, diş perisi bana hediye getirse diye sabırsızlanıyorum!

IMG_0855.JPG

– Babamın, dedemin, eniştemin ve Efe’nin doğum günlerini kutlamak için Taç Balık‘ta toplandık ve keyifli bir akşam geçirdik.

IMG_0873.JPG

Parkta tanıştığım bir çocuk bana “Paramparça‘yı mı izliyorsun yoksa Kaderimin Yazıldığı Gün‘ü mü? Sence mahkemeyi kim kazanacak?” gibi sorular sordu. Ama neden bahsettiği hakkında hiçbir fikrim olmadığından cevap veremedim.

– Perşembe ve cuma günlerim pek güzel geçmedi çünkü hafiften ateşim çıktı. Piyasada kusma ve ishal yapan bir virüs varmış. Tam da tatil için Göcek’e gidecekken hastalanacağım diye ödümüz koptu. Neyse ki ateşim fazla yükselmedi, sadece istirahat ederek toparlanmayı bekledim.

– Yaz tatili için verilen İngilizce ödevim ‘Wall-e’ adlı film hakkındaydı. İzlemiştim ama sorulardaki ince detaylara cevap verebilmek için tekrar izledim. Zaten ateşli olduğumdan film izlemek ve kitap okumak gibi sakin aktiviteler daha iyi geldi.

– Haftanın anlamı ve önemi dolayısıyla okuduğumuz kitaplar da diş çıkarmayla ilgili oldu. Mr. Men ve Little Miss serisinden ‘Mr. Men and the Tooth Fairy’de Little Miss Curious, Diş Perisi diye bir şeyin olduğunu öğreniyor ve aklındaki sorulara cevap bulabilmek için Diş Perisi’nin peşine düşüyor. (3+, Price Stern Sloan Publishing, $3,99)

IMG_3189.JPG

Natasha Wing’in yazdığı ve Johansen Newman’ın resimlediği ‘The Night Before’ serisinden ‘The Night Before the Tooth Fairy’ benim gibi hevesle süt dişinin düşmesini bekleyen bir çocuğun hikayesini anlatıyor. (4+, Grosset&Dunlap, $3,99)IMG_3190.JPG

Yarın sabah Göcek‘e giderek tatil maratonumuzu başlatıyoruz. Dönüşte görüşmek üzere!

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: