Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘İlkler’ Category

Son günlerde hepimizin heyecanla beklediği bir etkinlik vardı: ‘Can Dostlar’ filminin galası! Filmin oyuncularından biri Damla’ydı ve çalışmalar sırasında hepimizi galaya davet edeceğinin haberini vermişti. Sonunda o gün geldi, çattı ve biz 5D&5G olarak bu önemli günde Damla’yı yalnız bırakmadık. Filmin ilk gösterimi Özdilek AVM’nin içindeki sinema salonunda yapıldı. Hep birlikte izledik ve çıkışta hem Damla’yı hem de diğer oyuncuları tebrik ettik. Bu arada filmi çok beğendik, sömestr tatilinde sinemaya giden çocuklar için güzel bir alternatif olacak… Mutlaka izleyin!

Reklamlar

Read Full Post »

Heyecanla beklediğimiz Sarıkamış tatili geldi çattı. Her sene olduğu gibi sömestr kalabalığını çekmemek için yine okul zamanı kaçamak yaptık. Çok da iyi oldu, hiçbir yer tıklım tıklım olmadığı için rahat ettik.

Tatilin özelliği; çok sevdiğim Zeynep ve Ömer’le hiç ayrılmadan 5 gün geçirecek ve kara doyacak olmamızdı. Sarıkamış tam bir doğa harikası, pistleri çok geniş, sarı çamların altında kaymak ise ayrı bir keyif…

Sarıkamış yaklaşık 2.500 mt. yükseklikte bir platoda, sarı çam ormanları arasında yer alıyor. Havaalanından ulaşım yaklaşık 40 dk. Kar kalitesi ise muhteşem! Alpler’de görülen kristal kar Türkiye’de sadece Sarıkamış’ta mevcutmuş. Dolayısıyla kaymak da çok keyifli. Piste pudra şekeri serpilmiş gibi.. Her seviyeye göre pist mevcut. Biz bir tek 5 ve 6 numaralı siyah pistlerden kaymadık. Bu arada Seda muhteşem kayıyor… Bu yüzden o her pisti denedi ve çok keyif aldı. Tek sıkıntı telesiyejlerin çok yavaş olması ama bu sorun seneye hallolmuş olacak. Yeni bir telesiyej yapılıyor.

Habitat Otel’de konakladık. Evimizde gibi rahat ettik. Odalarımız yan yanaydı. Sabah uyanır uyanmaz Ömer bizim odaya geliyordu. Zeynep uyanana kadar oyun oynuyorduk. Akşam yemeğinden sonra bir odada toplanıp yatana kadar yine oyun oynuyorduk.

Biz çocuklar sabah ve öğleden sonra olmak üzere günde ikişer saat ders aldık. Ders dışı zamanlarda annelerimizle kaydık. Kaymadığımız zamanlarda oyun oynadık, havuza girdik, kardan adam yaptık.

Çok ama çok güzel bir tatil geçirdik. Hepimiz çok memnun kaldık. Seneye tekrar Sarıkamış’a gitmek için sabırsızlanıyoruz!

Read Full Post »

Merhaba 5. sınıf! ✌🏻

Read Full Post »

– İstanbul’a döndük ve ilk iş okul alışverişini hallettik. Kitaplar kaplandı, dolabıma yerleştirildi. Kıyafetler yıkandı, ütülendi. Sınıfımız değişti ve 5-D olarak belirlendi. Yani her şey tamam! Yeni eğitim-öğretim yılı için hazırım!

– Kalan boş günleri de arkadaşlarımla buluşarak değerlendirdim.

– Annem ve babamla sinemaya gittik ve ‘İnanılmaz Aile-2’yi izledik. İlk film gibi bunu da çok sevdik.

– Yeni voleybol sezonunda klüp değişikliği yaptım ve yuvaya döndüm. İlk dakikalarda biraz çekingendim ama çabucak alıştım. Çok doğru bir karar vermişiz, Galatasaray‘da olmaktan çok mutluyum!

– Son günlerde Enid Blyton‘ın kaleme aldığı ‘Gizli Macera’ serisinin ilk kitabı ‘Gizli Ada’yı okuyorum. Mike, Peggy ve Nora’nın ebeveynlerinin uçağı kaybolur ve çocuklar hala ve enişteleriyle birlikte yaşamak zorunda kalır. Kendilerine kötü davranıldığı için çok mutsuzdurlar. Evin tüm işleri, yemek, temizlik vs. onlara yıkılmıştır. Bir gün Jack adında bir çocukla tanışırlar. Jack onlara gizli bir adadan bahsedip oraya kaçmayı önerir. Bu plan çocukları çok heyecanlandırır ve hemen hazırlıklara başlarlar… (7-12 Yaş, Artemis Çocuk, 15 TL)

Read Full Post »

22 Haziran Cuma, yine bolca yeşil tonu eşliğinde Flåm turumuzu yaptık. Flåm; Sognefjord’un bir kolu olan Aurlandsfjord’un bittiği noktada bulunuyor. Burada 400 kadar insan yaşıyor ama yılda 500.000 turist ağırlanıyor. Bu küçücük yer coğrafi olarak o kadar şanslı ki çevrenize baktıkça huzur doluyorsunuz.

Myrdal-Flåm arasında yapılan tren yolculuğu (Flåmsbana) ise buraya geldiğinizde yapmadan dönmemeniz gereken şeylerden biri. Bu nostaljik tren yolculuğu boyunca birbirinden güzel dağ, nehir, vadi, şelale ve fiyord manzaraları eşliğinde ilerledik. Arada geyik bulmaca yarışması yapmaya çalıştık ama sürekli tünellere girip çıktığımızdan oyunumuz bölündü diye vazgeçtim. Yaklaşık 20 km.lik yolculuk boyunca 20 kadar tünele girdik. Tren 225 m.den dökülen Kjosfossen Şelalesi‘nde kısa bir mola verdi. Bu noktada turistlerin ilgisini çekecek bir şov hazırlamışlar, hep birlikte dans eden kırmızı elbiseli kızı izledik.

Sonraki durağımız Voss‘du. Burada yine harika bir manzara eşliğinde öğle yemeği ve kahve molası verdik. Çok rüzgar vardı ama güneş insanın içini ısıtıyordu. Biz yemekten biraz erken kalkıp etrafta yürüdük, sonra da grubun geri kalanıyla buluşup Gudvangen’a gitmek üzere otobüse bindik.

Yol üzerinde Skulestadmo‘daki Tvindefossen şelalesinde kısa bir mola verdik.

Tekrar otobüse binip Vossestrand‘daki çiftleri izleyerek Stalheim vadisi boyunca yolculuğumuza devam ettik.

Vardığımız nokta ise yine başka bir doğa harikasıydı. Norveç’in en uzun fiyordu olan 18 km.lik Sognefjord‘da cruise gemileri salınıyor ama öyle bir nokta var ki sadece 500 m. genişliğinde. O da: Naeroyfjord.

Doğanın güzelliğini kelimelerle anlatmak mümkün değil. Bu yüzden burada geçirdiğimiz süre yetmedi, uzun uzun oturup tadı çıkarılması gereken bir yer. Her yer karavan doluydu. Zaten Norveçliler çok fazla yurtdışına çıkmazlarmış ama hiç evde de oturmazlarmış. Karavanları ile en kısa tatilde bile doğayla baş başa olacakları yurt içi seyahatlere çıkarlarmış. Ne güzel!

Gezinin sonuna geldiğimiz için otobüse binip Flåm‘a döndük. Geminin kalkacağı saate kadar biraz vaktimiz vardı. Çevrede turlama ve hediyelik eşya alma gibi aktivitelerle süremizi doldurup gemiye bindik. Bu biniş ile de Norveç tatilimizin sonuna gelmiş olduk. Hamburg’a doğru dönüş yolculuğumuz başladı. Yaklaşık 1,5 gün denizde olup 24 Haziran sabahı Hamburg‘a yanaşacağız.

Norveç kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Doğal güzellikleri sayesinde insana birçok yeni deneyim yaşamayı vaadediyor. Pek çok yeri gezmemize rağmen tekrar tekrar gelmekten sıkılmayacağımız, her gelişimizde de farklı duygular yaşatacağından emin olduğum bir yer. Umarım bir gün tekrar Norveç’e yolumuz düşer. Seyahat notlarımın sonuna gelirken babaannemle dedeme çok ama çok teşekkür etmek istiyorum. Onlar sayesinde yeni yerler gezip gördüm ve harika vakit geçirdim. Sizi çok seviyorum! 💕

Read Full Post »

Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen yolculuğun sonunda Hellesylt‘e yanaştık. Böyle diyorum çünkü deniz çok dalgalıydı, koca gemi beşik gibi sallandı ve yapılabilecek her şeyi yaptık, bütün eğlenceyi tükettik. Bizimkilerle konken oynamaya başladım, o derece! Neyse ki demir attığımız yerde harika bir manzara bizi karşıladı. Her taraf yemyeşildi, resmen içimiz açıldı. Ağaçlara filan sarıldık. Temiz havayı bol bol içimize çektik.

Otobüse binip yeşil renk tonları eşliğinde göller, nehirler, şelaleler gördük.

Avrupa’nın en derin gölü olan Hornindal Gölü ve dağ kıyısındaki Stryn Gölü‘nde mola verdik. Bazı noktalarda durup fotoğraf çekildik. Sonra da Geirangerfjord manzarasını tepeden görebileceğimiz bir yere; Dalsnibba‘ya (1.500 m) çıktık. Yine gökyüzünün kapalı olduğu bir ana denk geldik ama olsun… Burada hala kar vardı. Küçük bir kardan adam yaptım. ⛄️ Yükseklik korkusu olmayanlar için metal bir ızgara üzerinde yürüyerek ‘skywalk’ yapma imkanı da var.

Sonra Geiranger’e indik ve yemek yedik. Biraz etrafı gezip gemiye çıktık. Gemimiz hareket ettikten sonra 2 saat boyunca Geirangerfjord‘da dolaştı. Biz de bu sırada De Syv SøstreneSeven Sisters Şelalesi‘ni yani yedi ayrı ırmağın yedi ayrı yerden 250 mt. yükseklikten dökülüşünü izledik. Ardından tekrar yola koyulduk. Neyse ki yolculuk bu sefer çok uzun sürmeyecek. İstikamet; Flåm.

Read Full Post »

18 Haziran Pazartesi sabahı Honningsvåg açıklarında demirledik. Hava 5-7C civarında ve güneşliydi. Akşama doğru Nordkapp’a gideceğimiz için biraz gemide keyif yaptık, sonra da şehri keşfe çıktık.

Burası Norveç’in en kuzeyinde bulunan, yaklaşık 2500 kişinin yaşadığı küçücük bir yer. Deniz donmadığı için harika deniz ürünleri yetişiyor ve halk çoğunlukla balıkçılık yaparak geçim sağlıyor. Çok eskiden insanlar Honningsvåg’ın dünyanın kıyısında yer aldığına inanırlarmış.

Turistlerinse burada yapacağı iki şey var; biri Artico adlı buz barda drink almak, diğeri ise her biri 8-10 kg civarında olan kral yengeci tatmak. Yengeçleri yerinde yakalayıp orada pişirip yemek mümkün. (Bota binip 1 saat yol gidip fiyordlardan birine yanaşıp denizden yengeç çıkarıp pişirip yeme.) Bunu fazla maceracı bulanlar Honningsvåg’da bir yerde oturup sakince yengecini de yiyebilir tabii..

Artico Ice Bar’ı Lapland’dan kalıp kalıp kesilip getirilen buzlarla yapmışlar. Termal kıyafetler giyilerek içeri giriliyor ve içki içiliyor. Aynı zamanda hediyelik eşya dükkanı da var. Benim esas ilgimi çeken ise Lonchas adlı Alaska Malamutu oldu. (Bu cinsi Beyaz Diş adlı ünlü hikayeden hatırlarsınız..) Kocaman ve çok sevilesiydi fakat yanındaki panoda dokunmanın yasak olduğu yazıyordu. Ben de uzaktan baktığımla kaldım.

Gemiden indiğimizde harika bir ışık vardı, çekilen tüm fotoğraflar sanki yağlı boya tablo gibiydiler. Fakat ansızın başlayan sağanak yağmur fotoğraf keyfimize noktayı koydu. Nordkapp’a gitmeden önce 1 saatimiz vardı, koşarak Corner Cafe’ye sığınıp bişeyler içtik. Aslında harika pizza kokuları geliyordu ama tok olduğumuz için yiyemedik.

Nordkapp’a gidiş vakti geldiğinde grubumuzla buluştuk ve yaklaşık 30 km. sürecek yolculuğumuz için otobüsteki yerimizi aldık. Nordkapp’ta 22:00-02:00 arası güneş ufuk çizgisine en yakın yerde durduğu için rehberimizin yönlendirmesiyle özellikle bu geç saati seçtik. Nasılsa 24 saat gündüzü yaşıyorduk ve uykumuz yoktu. Yol üzerinde Norveç’in kuzeyinde yaşayan Sami insanlarının yerleşim yerine uğradık. Çadırlar, geyikler, değişik el işleri gördük. Toprakları İsveç, Norveç, Finlandiya ve Rusya arasında paylaşılan bu halkın dil, kültür, din ve gelenekleri yasaklanmış. Yeni yeni bazı haklara kavuşmaya başlamışlar ve halen daha mücadele ediyorlamış. Samilerin özelliklerini yazmaya kalksam çok uzun sürer ama şöyle özetleyeyim; doğaya saygılılar, hiçbir şeyi ziyan etmeden, kendi imkanlarıyla, izole bir halde kuzeyde yaşıyorlar. Daha doğrusu yaşıyorlarmış. Artık entegre (asimile) olmuşlar.

Nordkapp ya da North Cape; Avrupa karasının en uç noktası ve 71. paralelde yer alıyor. Buraya bir merkez inşa edilmiş. İçerisinde müze, restoran, bar, Nordkapp hakkında film gösterilen sinema salonu, şapel vs. bulunuyor. Ayrıca buradan posta kartı da atılıyor. (Grand Cayman’deki Hell gibi! 😈Güneşin hiç batmadığı günleri (midnight sun) yaşadığımız için harika fotoğraflar çekme imkanı var. Fakat şansımıza hava o kadar bulutluydu ki, güneşi göremedik bile. Ne yapalım kısmet böyleymiş.

Bulutlar olmasaydı güneş hangi saatte nasıl görünüyordu sorusunun cevabı ise şöyle:

Nordkapp’ın rüzgarına dayanabilirseniz dünya küresini, Children of the World heykelini, Kral Oscar’ın dikilitaşını ve Nordkapp miltaşını görebilir, küçük taşları üst üste dizmek geleneğine uyabilirsiniz.

Nordkapp’dan ayrıldıktan sonra gemiye dönüşümüz 01:30’u buldu. Gece denize açıldık, yaklaşık 2 gün denizde olacağız. Çok yukarı çıkmışız artık aşağı iniyoruz. 🙈 İstikamet; Hellesylt.

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: