Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘İlkler’ Category

16 Haziran Cumartesi bu seyahati özel kılan yerlerden birine ayak bastık: Svalbard.

Artık kutup noktasına çok yakınız. Şu an güneşin hiç batmadığı günlerde olduğumuz için her saat gündüz yaşanıyor. Svalbard’ın %60’ı buzullarla kaplı ve gerçekten çok soğuk. Bir diğer ilginç nokta; burada insandan çok kutup ayısı yaşıyor. Belli sınırların dışına çıkıldığında kutup ayılarının saldırısına uğrama tehlikesi var. Bu yüzden ruhsatlı silahı olmayanların şehir merkezi dışına çıkma izni yok.

78. paralelde bulunan Svalbard, Norveç’e bağlı takım adalardan oluşuyor. Özerk bir yönetim şekli var. 42 ülkenin imzaladığı anlaşmaya göre o ülkelerin vatandaşları burada yaşayıp çalışabiliyor. Vergi yok. Başkenti Longyearbyen. Bir de kömür madenleri olan ve çoğunlukla Rusların yaşadığı Barentsburg var.

Svalbard’ın özelliği dünyanın en kuzeyindeki yönetim birimi olması. Dolayısıyla en kuzeydeki kilise, en kuzeydeki üniversite, en kuzeydeki bar vs. burada.

Hiç yeşil olmasa da, her yer siyah-gri ve beyaz olsa da Svalbard’ın doğa harikası olduğunu söylememe gerek yok sanırım. İnanılmaz bir çeşitlilik ve buraya özgü hayvanlar var; çok özel kuşlar, kutup tilkisi, kutup martıları, foklar, balinalar, geyikler… Biz bol bol kuş gördük ama kutup ayısı göremedik. O kadar çok olmalarına rağmen kutup ayılarını görmek zor. İsteyenler özel turlara katılıp teknelerler kıyı kıyı geziyorlar. Garantisi yok tabii, eli boş dönmek de mümkün.

Longyearbyen’de 2100, Barentsburg’da 450 kişi yaşıyor. Ruslar Barentsburg’ü sahiplenmişler ve stratejik olarak bırakmak istemiyorlar, buradaki kömür madenlerini işletiyorlar. Svalbard’da azıcık insan yaşıyor ama folklor kulübünden tutun, kütüphaneye, sıcak havuza, müzeye kadar her şeyleri var.

Bir de Pyramiden denilen ve artık kimsenin yaşamadığı bir yer var. Eskiden kömür çıkarıyorlarmış. 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın eline geçebileceği endişesiyle Ruslar kendi elleriyle şehri yerle bir etmişler.

Svalbard’daki bir diğer önemli yer: Küresel Tohum Deposu (Global Seed Vault). Nükleer savaş ya da meteor düşmesi gibi felaketler sonucu yok olabilecek bitki-sebze-meyveleri tekrar üretebilmek amacıyla burada tohumlar saklanıyor.

Svalbard’daki turumuz tamamlandıktan sonra gemimiz bizi dev bir buzulun (glacier) yakınına götürdü. Fiyordların arasındaki tabak gibi bir buz kütlesini izledikten sonra yolculuğumuza devam ettik.

Kara kara dağlar daha doğrusu fiyordlar arasında ilerliyoruz. Yaklaşık 2 gün denizde seyredeceğiz. İstikamet: Honningsvåg.

Reklamlar

Read Full Post »

14 Haziran Perşembe sabahı Tromsø’ya yanaştık. Martılar bize “Hoşgeldiniz!” demek için yaklaştılar, biz de onlara ekmek atarak “Hoşbulduk!” dedik.

Şehir turları benim çok ilgimi çekmiyor, değişik bir atraksiyon varsa daha mutlu oluyorum. Bu yüzden bizimkiler günü benim keyif alacağım şekilde planlamışlar. Yuppii!

Norveç’e gelmeden Husky çiftliklerinden haberim olmuştu ve gitmek için sabırsızlanıyordum. Anne-baba ve 3 çocuktan oluşan bir ailenin, 300 kadar köpekleriyle birlikte yaşadıkları ve aynı zamanda ziyaretçilerine vahşi hayatı deneyimleme fırsatı sundukları bir kampa gittik. Köpekleri görünce kendimden geçtim, hangisini seveceğimi şaşırdım. Yeni doğmuş bebekleri sevmeme, azıcık büyümüş olanları kucağıma almama izin verdiler. Mutluluktan ölebilirdim!

Laf aramızda yavrulardan birini çaktırmadan çantaya atmamak için kendimizi zor tuttuk. Bunu tek düşünen biz olmamalıyız ki; otobüse bindiğimizde rehberimiz “Umarım içinizden çantasına yavru köpek saklayan olmamıştır.” diye espri yaptı. Annemle birbirimize bakıp gülüştük. 😝

Kutup yaşamıyla ilgili bilgilerin verildiği Polaria Center, bir diğer uğrak noktamızdı. Kuzey ışıkları ve kutup hayvanlarını tanıtan ‘Life in the Freezer’ adlı belgeseli izledik. Akvaryumdaki canlıları ve havuzdaki fokları gözlemledik. Mağazadaki peluşlar beni benden aldı ama sadece küçük bir kutup ayısına izin çıktı.

Tromsø anakaraya bir köprü ile bağlanan Troms Adası‘nda. Yemyeşil bir yer. Teleferikle Storsteinen tepesine çıkıp şehre ve çevredeki adalara bakmak mümkün. Biz şehir turunu otobüs ile yaptık. Tromsø’nun ilginç mimarisiyle ünlü Arctic Cathedral‘ini bu vesileyle görmüş olduk. Umarım bir gün Tromsø’ya tekrar yolum düşer de kuzey ışıklarını görürüm.

Kuzeye doğru yolculuğumuz devam ediyor. Yarın tüm gün denizdeyiz. İstikamet; Svalbard.

Read Full Post »

Ålesund’dan ayrılıp Tromsø’ya gitmek üzere yaklaşık 1,5 gün süren yolculuğumuzda Kuzey Kutup Dairesi’ne girdiğimiz için 24 saat gündüzü yaşamaya başladık. Güneş hiç batmıyor, ufuk çizgisine yakın bir yerde asılı kalıyor. (Midnight Sun) Bu elbette bizim için çok değişik bir tecrübe.

Gemide nasıl vakit geçirdiğimize gelince; ben Juniors’ Club’a gittim, babamla dedem basketbol ve masa tenisi oynadılar, Dünya Kupası maçlarını izlediler, sonra hep birlikte kağıt oynadık, trivia’ya katıldık, şovları izledik, yürüyüş yaptık vs.

Bir de 19. kattaki ‘Himalayan Bridge’ adındaki macera parkurunda vakit geçirdim. Norveç Denizi’nde ilerlerken bulutların üzerinde yürüyor gibiydim.

Açık havadaki sulu kaydıraklardan kaymak için mayolarımızı giyip gittik ama o sırada bir arıza çıkmıştı, bu yüzden kayamadık. Hava güneşliydi ve çok rüzgar yoktu. Umarım tekrar fırsat bulabiliriz.

Her ne kadar black-out perdeler de olsa gece bir türlü uykumuz gelmek bilmiyor. Geç yatıp erken kalkmamıza rağmen uykunun eksikliğini de hissetmiyoruz. Hava sıcaklığı 4C. Şu an 69. paraleldeyiz ve yukarı çıkmaya devam ediyoruz. İstikamet; Tromsø.

Read Full Post »

Hamburg limanından çıkıp Elbe nehri boyunca ilerleyen gemimiz Kuzey Denizi’nde seyretmeye başladı. Hava çok rüzgarlı, deniz çok dalgalı, dolayısıyla koskocaman da olsa geminin sallandığı hissediliyor. Gemide yaklaşık 5.700 yolcu, 1.500 mürettebat var.

Bu kez yalnız değiliz; 20 kadar Türküz ve rehberimiz var. Rehberimizin ilk söylediği hemen buluşup karaya yanaştığımız günlerde çıkacağımız turları seçmemiz gerektiği oldu. İnanılmaz ama gerçekten de bizden önce binenler turların çoğunu doldurmuş bile! Önceden araştırdığımız için biz turlara hakimdik, tekrar bir üstünden geçip beğendiğimiz turlara kayıt olduk ve henüz karar veremeyenlerden ayrılıp gemiyi keşfe çıktık.

Karayipler seyahatimizde annemin yanından bir saniye bile ayrılmamıştım. Bu kez rica minnet Juniors’ Club’a bakmaya gittim. Çocuklar için harika bir yer yapmışlar: PS4, legolar, kutu oyunları, sanat malzemeleri ve belirli saatlerde özel etkinlikler… İlk gün bir saatliğine gidip diğer çocuklarla PS4 (Minecraft) oynadım. Ortam hoşuma gitti, arada uğrarım diye düşünüyorum.

Gemide her şey belirli bir düzen içerisinde işliyor. Önceden akşam yemeğinizi saat kaçta yemek istediğinizi söylüyorsunuz, ona göre ayarlamalar yapılıyor. Herkesin restoranı, masası, hatta garsonu bile belli. Bu yüzden kaos yok. Yemekten sonra yine canlı şovlar var. Çocuklar için klüp 23’e kadar açık.

İlk akşam babamın ve dedemin doğum günü olduğundan, garsonlar mutfak malzemeleriyle müzik yaparak kendi dillerindeki doğum günü şarkısı eşliğinde pasta getirdiler. Biz de, etrafımızdaki herkes de çok eğlendi. İyi ki doğmuşsunuz babacım ve dedecim!

Günün yaklaşık 20 saati gündüz olduğu için odalarda black-out perdeler sayesinde rahat uyuyoruz. Odamız gayet konforlu. Hava sıcaklığı 11C. Şimdilik havadisler bu kadar. İstikamet; Ålesund. 🇳🇴

Read Full Post »

Sabah erken kalkıp Hamburg uçağına binmek üzere havaalanına gittik. Ben çok neşeliydim çünkü bu geziye babamın da bizimle geleceğini öğrenmiştim. Aslında bu bana sürpriz olacakmış…

Geçen seneki Amerika seyahatimizde babamdan ayrı olmak hepimize çok zor gelmişti. Bu sene de Norveç’e babaannem, dedem ve annemle birlikte gidiyorum zannediyordum ve babam gelmeyeceği için çok üzülüyordum. Meğer plan şuymuş: Sabah babam bizi havaalanına bırakacakmış gibi evden birlikte çıkacakmışız ama son anda vedalaşırken babam “Sürprizzz! Ben de geliyorum!” diyecekmiş. Ama bu plan gerçekleşemedi… Geçen hafta dedemlere gitmeyi çok istediğim halde babamla uzun bir ayrılık öncesi geçireceğim son günlerde yine ayrı olmak hiç içime sinmedi. Üzgün bir şekilde Acarkent’e gitmekten vazgeçtiğimi bizimkilere söyleyince sürprizi bozmak durumunda kaldılar. Kelimenin tam anlamıyla havalara uçtum! Babamsız hepimiz eksik olacaktık çünkü.. 💕

Sorunsuz bir yolculukla Hamburg’a ulaştık. Norveç fiyordlarını ve Svalbard‘ı göreceğimiz 14 günlük seyahatimiz için gemimiz MSC Meraviglia, Hamburg limanından kalkıp Ålesund’a doğru yol alacak. Bu da 1,5 gün denizde olacağımız anlamına geliyor. Gemide beni eğlendirecek pek çok şey varmış. Bakalım zaman nasıl geçecek?

Read Full Post »

Bize 4. sınıfta okul takımı seçmeleri olmayacağı, maçlara 5. sınıfta çıkacağımız söylenmişti. Sonra bir anda haber geldi! En iyi servis atanlardan bir takım oluşturuldu ve doğru düzgün antrenman bile yapmadan maça çıktık.

Maçın ilk saniyelerinde sahada yerlerimizi almak üzere koşuyorduk ki ben düştüm. Hem de bileğimin üzerine çok kötü düştüm. Kimsede buz ya da soğutucu sprey yoktu. (Bu da bize önemli bir ders; bir dahaki sefere yanımızda bulunduracağız. ) Oyundan çıkmayı kendime yediremedim, o acıyla oynadım. Zaten moralim bozuktu, karşı takım bastırdıkça daha da bozuldu…

Ama şunu söyleyebilirim ki, bizim için çok iyi bir deneyim oldu. Henüz takım bile olamamıştık. Oyun kuramadık, servisleri karşılayamadık, şans eseri karşılasak topu çeviremedik, üç pas yapamadık. Anlayacağınız tam anlamıyla döküldük. Karşı takım (Büyük Çamlıca Koleji) bize göre çok daha hazırlıklı ve tecrübeli görünüyordu. Sonuç: 2-0 yenildik. Sinirden ağlayanlar oldu (Eda ve ben). Eğer yenebilseydik önümüzdeki maçlara bakabilirdik fakat maalesef elendik. 😢 Seneye daha hazırlıklı çıkacağımız maçlarda görüşmek üzere!

Read Full Post »

Annem 6 günlüğüne Kars’a gitti. İlk duyduğumda aşırı sevindim. “En büyük hayalim senin tatile gitmen, benim de babamla kalmamdı!” dedim. Annem de en büyük hayalimin bu olduğunu bilmediğini, bundan sonra her fırsatta kaçacağını söyledi. Yuppii!

Sabahları beni babam uyandırdı, okula yolcu etti, okuldan karşıladı. Çok mutluyduk. Bol bol aşk yaşadık, bir dediğim iki olmadı. Yalnız ilk duyduğumdaki “Yuppii!”nin şiddeti zamanla azaldı çünkü itiraf ediyorum; annemi çok özledim. Birbirimize komik videolar çekip gönderdik, fırsat buldukça Facetime yaptık.

Cumartesi Galatasaray Odeabank-Eskişehir basketbol maçına gittik. Efe için üzüldüm, kazanacaklarına dair çok ümitliydi ama bence hiç şansları yoktu.

Pazar da sinemaya gittik ve ‘Küçük Kahramanlar’ı izledik. Filmde; annesiyle birlikte yeni bir eve taşınmak zorunda kalan Chloe, bahçe cinlerini keşfeder. Cinler, evi Trogg adındaki küçük canavarlardan korumaktadır. Trogg’ların, başka bir dünyadaki bir portal aracılığıyla evi istila ettiklerini öğrenen Chloe ve meraklı komşuları Liam, cücelerle işbirliği yaparak evi korumaya ve Trogg’ların istilasını önlemeye çalışırlar.

Neyse ki sayılı gün çabuk geçti ve anneme kavuştum. Yokluğunda çok iyi idare ettiğimiz ve aklı hiç burada kalmadığı için de babamla ben kocaman bir aferin aldık. 🌟

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: