Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘İngilizce kitaplar’ Category

– Son günlerde bol bol köpeklerle haşır neşir oldum. Halamlara gittiğimizde Bulut’u gezdirmeye çıkarmak için izin istedim, halamdan onay çıkınca Bulut’la site içinde bir tur attık. Limon çok heyecanlı, söz dinlemeyen ve oldukça da büyük bir köpek; onunla kesinlikle çıkamazmışım. Gölge ile ayrıca bir deneme yapacağız. Bulut içlerinde hem en küçükleri hem de en uysalları… Uslu uslu yürüyüp eve döndük.

– 2 kez de Kadıköy Belediyesi‘nin Ataşehir’deki barınağını ziyaret ettik. Barınağın ihtiyaçlarının çoğu belediye tarafından karşılanıyor, bizden sevgi ve ilgi bekliyorlar. Hafta sonları öğlene kadar zaman ayırıp barınağa giderseniz; köpekleri gezdirebilir, yardım ihtiyaçları varsa karşılayabilirsiniz. Yanınızda eski gazete-çarşaf, hasta köpeklerin tedavisinde kullanılabilecek bazı ilaçlar (buraya isim yazmayayım, özelden sorarsanız söylerim..) götürürseniz ilgililer de çok mutlu olurlar.

– İngilizce dersinde Başkan Jefferson tarafından Amerika’nın henüz haritalandırılmamış toprakları hakkında bilgi toplamak üzere görevlendirilen Meriwether Lewis ile William Clark’ın ve onlara yardım eden Sacagawea’nın hikayesini öğrendik. Amerikan yerlileri hakkındaki her hikaye gibi bu da hüzünlü… 😢 Bu arada derslerde sıkça başvurduğumuz Flocabulary sayesinde konular daha akılda kalıcı oluyor. Çünkü Flocabulary’de bilgiler hiphop şarkıları eşliğinde veriliyor. Farklı konu başlıkları altında birçok şarkı mevcut. Youtube kanalına göz atmak isterseniz buraya tıklayın.

– Sonunda beklenen gün geldi; Avengers Endgame gösterime girdi. ‘Spoiler yememek’ için hemen sinemaya gittik çünkü ilk gün izleyenler sağolsunlar girdikleri her ortamda detayları anlatmaya başladılar! Her seferinde kulaklarımı tıkayarak oradan uzaklaştım. Neyse ki sürprizi kaçmadan filme gidebildim ve çok beğendim!

– Bilsem Görsel Sanatlar Bölümü öğrencileri olarak epey bir süredir Sabancı Müzesi’ne gitme planı yapılıyordu ama plan bir türlü gerçekleştirilemedi. Sonunda fazla uzaklaşamayacağımıza karar verilmiş olmalı ki, bizi Oyuncak Müzesi‘ne götürdüler. Buraya beş sene önce Kutlu’nun doğum gününde gitmiştim ama pek bir şey hatırlamıyordum. Müzeyi gezdik, oyuncakları inceledik ve beğendiğimiz oyuncakların resmini çizdik.

– Bu dönem sınıfça okuyacağımız ikinci İngilizce kitaba başladık: Madeleine L’Engle’nin ilk kez 1962’de yayınlanan ve o günden beri çok sevilen bol ödüllü kitabı ‘A Wrinkle In Time’. Meg’in babası Alex, evrenin sırlarını çözmek, ışık hızıyla yolculuğu mümkün kılmak ve beşinci boyuta zaman yolculuğu yapmanın imkanlarını araştırırken gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Meg aradan yıllar geçse de babasını unutmaz ve hala hayatta olduğuna inanır. Bir gün üç doğaüstü varlık onunla iletişime geçer, babasının yaşadığını ve onu kurtarabileceğini söyler. Böylece macera başlar… Kitap Beyaz Balina Yayınları tarafından ‘Zamanda Kıvrılma’ adıyla Türkçe’ye çevrilmiş. Ayrıca geçen sene Disney tarafından çekilen fakat kitabı beyaz perdeye aktarış tarzının beğenilmediği bir de filmi var. (10+ Yaş, Puffin Books, $6.99)

Read Full Post »

Bilsem‘den sömestr ödevi olarak bir stop-motion film çekmemiz istenmişti. Ben lego kullanarak bir film çektim ve tatil dönüşü ilk derste teslim ettim. Fakat filmin 150 kare olması gerekiyormuş; benimki 149 kare çıktı! Zaten zar zor çekmiştim, tüm emeklerim çöpe gitti diye sinir oldum ama tavşan evini kullanarak başka bir film çekip götürdüm. Bu sefer de minik kamera kaymaları vardı. Öğretmenim yeni bir film daha istedi. Gerçekten çok uğraşmıştım, bunda da pürüz çıkınca iyice sinir oldum! Ama yılmadım ve üçüncü filmi de çektim. Bu sefer yiyeceklerle bir şeyler yapayım diye düşünerek anneme “Akşama ne yemek var?” diye sordum. Pırasa mücver varmış. Hemen işe koyulduk. Önce kameranın hareket etmemesini sağlayacak bir düzenek kurduk. Artık işi şansa bırakamazdım. Anneme şunu getir, bunu götür diyerek filmi çektim. Çok titiz çalıştığım için yemek olması gerekenden daha geç hazır oldu. Ama filmim de çok güzel oldu! 😋 Tam kurtuldum derken, öğretmenim bir görev daha verdi: Filmini çektiğim yemeği okula getirip arkadaşlarıma ikram etmek.. 🎈

– Cansular bu kış hemen hemen her hafta sonu Kartepe‘ye gittiler. Bu hafta sonu biz de onlara takıldık ve İstanbul’a en yakın mesafedeki kayak merkezini keşfettik. Kıratoğlu Turizm ile konforlu bir yolculuktan sonra zirveye vardık. Burada tek bir otel var: Green Park. Ekipmanları biz otelden kiraladık ama araçta yer varsa yol üzerinde Penguentepe vb. yerlerden de kiralamak mümkün. Bol bol inip çıkarız diye günlük skipass aldık fakat kaymaya değil de gezmeye gelen o kadar çok kişi, dolayısıyla da o kadar uzun bir sıra vardı ki düşündüğümüz kadar çok tur yapamadık. Bizim gittiğimiz gün kayakçıdan çok turist vardı. Bir de ben daha önce hiç ezilmemiş karda kaymamıştım. Her yer öbek öbek taze kardı. Böyle pistte kaymak çok yorucuymuş. Bacaklarımda derman kalmadı. Annem zaten yorgun gelmişti, o da çok düştü. Açıkçası pek keyif alamadık. Mehmet “15:30’da kontak çalışır!” demişti. Saatimizi kontrol edip kayakları çıkardık ve kafede oturup bir şeyler atıştırırken ekibin kalanını bekledik.

Dönüş yolculuğumuz da çok rahattı. O yorgunlukla uyuyakalmışım. Mehmet bizi eve bırakmadan Ataşehir’deki Sembol Ocakbaşı‘na götürdü. Bu yorucu günü bir ziyafetle sonlandırdık.

– Kısa bir süre gösterimde kaldığı için kaçırdığım, sonra da bir türlü izlemeye fırsat bulamadığım ‘Küçük Vampir’i sonunda izledim. Angela Sommer-Bodenburg’un çok satan roman serisinden uyarlanan film, 13 yaşındaki vampir Rudolph’un maceralarını anlatıyor. Filmi izleyememiş ama kitabını okumuştum, burada da bahsetmiştim.

– İkinci dönemle birlikte sınıfça okuyacağımız yeni bir kitaba daha başladık: ‘The Boy Who Harnessed The Wind’. Kitap kısa bir özetle geçilmeyi hak etmiyor, mutlaka okunması gereken bir otobiyografi olduğunu söyleyebilirim… 13 yaşındaki William Kamkwamba, kuraklık yüzünden açlıkla tanışır ve köyündeki bazı insanların açlıktan öldüğüne tanık olur. Parasızlık yüzünden okulu bırakmak zorunda kalsa da, her gün kütüphaneye giderek fen kitaplarını okur. Köyüne bir yel değirmeni yaparak elektrik ve su getirmeyi kafaya koyar ama onca imkansızlığın içinde herkes ona deli gözüyle bakmaktadır… Yazarın Tedx konuşmasını buradan izleyebilirsiniz. Türkçe’ye ‘Rüzgarı Dizginleyen Çocuk’ olarak çevrilen kitabın filmi de çekiliyor. Netflix’de izleyebileceğiz. (10+ Yaş, Puffin Books, $8.99)

Read Full Post »

– Minik atom karıncamız, enerjisi hiç bitmeyenimiz, bir an yerinde duramayanımız 4 yaşında… İyi ki doğmuşsun Merto!

– Voleybol antremanlarımın hem cumartesi hem pazar, tam da gün ortası oluşu hafta sonu buluşmalarını bir miktar azalttı. Yine de elimizden geldikçe program yapmaya çalışıyoruz. Bu kez Zeynep ve Ömer’e gittik ve gece geç saate kadar doya doya oynadık.

– Ailece film keyfinde Belle ve Sebastian‘ı izledik. Film, harika dağ manzaraları eşliğinde öksüz bir çocuk ve sahipsiz bir köpeğin dostluğunu anlatıyor. Yani tam benlik!

– Bu dönem İngilizce derslerinde Katherine Applegate’in çok satan ödüllü romanı ‘The One and Only Ivan’ı okuyoruz. Ivan uzun yıllardır, bir AVM’nin içindeki cam duvarlı kafesinde arkadaşları Bob (köpek) ve Stella (fil) ile birlikte yaşamaktadır. Temizlik işçisi George’un kızı Julia ile olan arkadaşlığı ise camın ardından sürmektedir. Ivan televizyon izleyip resim yaparak günlerini geçirmektedir. O, geçmişiyle ilgili çok az şey hatırlarken, Stella tüm hayatını en ufak ayrıntısına kadar hatırlamaktadır. Stella’nın ayaklarında uzun zamandır geçmeyen bir enfeksiyon vardır ve son günlerini yaşadığının farkındadır. Ruby isimli bebek fil aralarına katıldığında hem Stella’nın hem Ivan’ın hayata bakış açıları farklılaşır… Duygu yüklü, mükemmel bir kitap. Türkçe’ye ‘Ben, Yalnız Ivan’ olarak çevrilmiş. (8-12 Yaş, HarperCollins, $8.99)

– Türkçe derslerinde şu sıralarda okuduğumuz ise yine dünya çapında çok satan bir kitap: ‘Kraliçeyi Kurtarmak’. Vladimir Tumanov’un kaleme aldığı hikayenin kahramanı Aleks adında matematikle arası pek iyi olmayan bir çocuk. Aleks bir gün yerde bir kalem bulur ve bu kalemin matematik problemlerini çözdüğünü fark eder. Kalem sayesinde matematik sınavlarından iyi notlar almaya başlar. Fakat bu uzun sürmez ve kalemi kaybeder. O akşam kitaplığında daha önce hiç görmediği bir kitap olduğunu fark eder. Kitap Jayden adlı kraliçeyi esaretten kurtarmak için bazı matematik problemlerinin çözümünü gerektirir. Kraliçenin hikayesinden etkilenen Aleks, arkadaşları Sam ve Vanessa ile birlikte işe koyulur… Çok sürükleyici bir kitap, heyecan hiç bitmiyor! Aynı zamanda da bolca matematik bulmacası çözdürüyor. (9-12 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 20 TL)

Read Full Post »

– Bu hafta itibariyle sınavlar bitti. Hepimiz bir “Oh!” çektik.

– Artık rahatladığıma göre normalde hafta içleri oynama iznim olmayan Playstation serbest oldu. Son zamanlarda en keyif aldığım oyun ‘The Lego Movie Videogame’. Filmden de bildiğimiz üzere Emmet dünyayı kurtarmak için seçiliyor. Kahramanlardan aldığı destekle Lord Business’i alt edip dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Çok eğlenceli bir oyun! (119 TL)

– Okulumuza Kral Şakir‘in yapımcısı geldi. Yapım bana pek hitap etmiyor ama biliyorum seveni çok. Mesela Ömer. 😉

– Heyecanla senenin son haftalarını beklerken, bu sene okul pikniği yapılmayacağı söylendi. Hepimiz çok üzüldük. Sonra gönlümüz olsun diye bahçede yapabileceğimizi söylediler. Hepimiz evden bir şeyler getirdik. Ben yine arkadaşlarımın çok sevdiği M&M’li kurabiyelerden yaptım.

– Fırsat buldukça Akasya‘daki trombolin parkına gittik.

– Kitapçı ziyaretimizde bu kez ‘Where’s Wally’i seçtim. Kitapta Wally ve arkadaşlarını, farklı yerlerden atılmış kartpostallarda arayıp bulmamız gerekiyor. Görseller o kadar küçük ki, annem “Ela emin misin? Kafayı yiyip kitabı bir yere atmayasın?” dedi. “Hayır, çok severim böyle şeyleri!” diye ısrar edip kitabı aldırdım. İçinden bir de büyüteç çıkıyor. Resimlerdeki mini mini karakterleri arayıp buluyoruz. (5+, Walker Books, £4.99)

– Zeynep ve Ömer’le Kidzania‘da buluştuk. Ömer’in pek keyfi yoktu, içeride de hiç eğlenmedi. Annelerin yanında olmayı tercih edip çıkmak istedi. Normalde üçümüz hiç ayrılmayız ama zorlamadık, biz de Zeynep’le takıldık.

– Bilsem’de son dersimizi yaptık. Farklı atölyeler düzenleyerek eğlenceli bir veda olsun istemişler. Lara ve ben, maske boyama ve hamurdan oyuncak yapma atölyesine katıldık, sonra da sınıfa gidip sene boyunca üzerinde çalıştığımız tuvallerimizi aldık. Seneye ortaokul öğrencisi olacağımız için proje bazlı çalışacakmışız. Umarım son iki seneden daha verimli geçer.

– Eczacıbaşı’nda da son dersimizi yaptık. Beni hazırlık takımına seçtiler. Antremanlara temmuzda başlayacaklar ama biz İstanbul’da olmayacağımız için katılamayacağımdan eylülde görüşmek üzere koçlarla vedalaştım.

– Yaz tatiline girerken bir puzzle’ım olsun, gelir gider yaparım diye düşündüm. Kedili-köpekli şirin bir şey aldım. Acaba okul açılıncaya kadar bitirebilecek miyim?

– Ve mezuniyetimizi kutladık! Okulumuzun bir organizasyonu yoktu; 4D ve 4E velileri olarak ailelerimiz ilkokula güzel bir veda olsun diye Garden Fiesta‘da barbekü partisi organize etmişler. Kocaman çim alanda koşup oynadık. Sonra da pasta kesip kepleri havaya attık! Arkadaşlarımın çoğuyla 3-4 yaşından beri beraberiz, iyisiyle kötüsüyle birçok anımız oldu. Başarıyla geçen ilkokul yıllarından sonra sıra ortaokula geldi! Bakalım bizi neler bekliyor?

Read Full Post »

– Okulumuzun kapanmasına az kaldığı şu günlerde elimizdeki projeleri de tamamlıyoruz. İkinci dönemin başından beri İngilizce olarak hazırladığımız Autobiography’lerimizi bitirip teslim ettik. “9 yıllık yaşamın otobiyografisi mi olurmuş?” demeyin. Oldu, çok da tatlı oldu. 😎

– Salı annemin doğum günüydü. İyi ki doğmuşsun anneciğim, seni çok seviyoruz! 💕

– Lara ile sinemaya gittik ve ‘Yakışıklı Prens’i izledik. Prensli, prensesli, bozulması gereken lanetli, gerçek aşkın peşinden koşmalı, eğlenceli bir filmdi.

Akasya‘ya trambolin park kuruldu. Zıplamayı çok severim, fırsat buldukça uğruyoruz.

– Hafta sonu Caddebostan piknikçileri olarak annemin doğum gününü tekrar kutladık. 🎈

– Arzu İngilizce kitapları sevdiğimi düşünerek doğum günümde Roald Dahl’ın ‘BFG’ adlı kitabını hediye etmişti. (Tam isabet!) Bu hafta okumaya başladım. İlk kez 1982’de basılan kitap günümüzde hala en çok okunan çocuk kitaplarından biri. 2016’da filmi de çekildi ama ben korkacağımı düşünüp izlemeyi reddettiğim için gitmedik. Anneme göre iyi olmuş çünkü önce kitabı okumamı tercih edermiş. Kahramanımız Big Friendly Giant, en uzun boylu insanın 4 katı kadar uzun ama devler ülkesinin en kısasıdır. Devler insan yerken, bizimki farklı şeylerle beslenmektedir. Devler Ülkesi’nde ondan başka 9 dev daha yaşar ve hepsi birbirinden kötüdür. Kitabın diğer kahramanı da yetimhanenin penceresinden bakarken BFG’yi gören küçük Sophie’dir. BFG, Sophie’yi fark edince onu Devler Ülkesi’ne kaçırmıştır. Diğer devler insan kokusunu fark eder, kahramanlarımızın eğlenceli diyaloglar eşliğinde onları alt etme planı başlar. BFG’nin değişik telafuzu ve minik Sophie’yle olan diyalogları eşliğinde su gibi akan bir kitap. İllüstrasyonlar yine Quentin Blake’e ait. Türkçe çevirisini ‘Koca Sevimli Dev’ başlığıyla okuyabilirsiniz. (8+, Puffin Books, £4.89)

Read Full Post »

– Ne zamandır Kutlu’yla okul dışında buluşmak istiyorduk, sonunda gerçekleştirebildik. Funloft’ta eğlenceli saatler geçirdik, oynamaya doyamadık. Kutlu anaokulundaki ilk arkadaşım, o yüzden bende yeri ayrı.

– Aynı akşam Doruk’la birlikte Ege’ye yemeğe davetliydik. İki erkek-tek kız olacağımız için acaba ben dışarda kalır mıyım diye endişe etmiştim ama boşunaymış. Üçümüz ortak bir şeyler bulmakta zorluk çekmedik ve birlikte çok güzel zaman geçirdik.

Birbirimize küçük hediyeler almışız. Biz kitap almıştık. Doruk da seçimini kitaptan yana kullanmış. Benim soğuk esprileri çok sevdiğimi bildiği için ‘Roald Dahl’s Marvellous Joke Book’u görünce “Tam Elalık!” demiş. Gerçekten de öyle! (6+, Puffin Books, £4.99)

– Ertesi gün de Akasya’da Deniz’le buluştuk. Çok zamanımız yoktu ama yine de çok mutlu oldum. Arkadaşlarımla okul dışında bir şeyler yapmak çok zevkli. Yanımda Sticky 10 adlı oyunumu getirmiştim. Biraz da onunla oynadık. Deniz’in bir kızkardeşi olacak. Bence çok şanslı!

‘Sticky 10’i bana geçtiğimiz yaz Eylül öğretmişti. Sude’yle buluştuğumuz bir gün oyuncakçıda rastlayınca, oyunu ona da anlatmıştım. Annesi hemen birer tane aldı. O günden beri biz de evde babamla oynuyoruz. Dışarıya çıkarken de çantama atıyorum, yanımda oyalanacak şeyler bulunması iyi oluyor. (7+, 20 TL)

Çubuk Makarna Düğümü’nü çok sevmiştim, bu yüzden ‘Balonlu Sakız Ağacı’nı da hevesle aldım. Serinin ilk kez 1996’da yayımlanan bu kitabında harika balonlu sakızlar üreten fabrikada sakızlar eskisi kadar lezzetli ve balonlu olmamaktadır. Çünkü sakızın gizli formülünde Hindistan’dan gelen bir hammadde vardır fakat artık temin edilememektedir. Bunu öğrenen çocuklar Hindistan’ a gidip durumu öğrenmeye karar verirler. Bu da çok sürükleyici bir macera… (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 11 TL)

Read Full Post »

– Tekrar squishy yapımına döndüm. Bu hafta ‘Squishy vending machine’ ile uğraşıp durdum. Youtube’da videoları var, oradan bakıp yaptım. Para atıp kolu çevirince squishy düşüyor. Mekanizması için çok uğraştım.

– Bu aralar aramızda moda olan bir diğer şey de lades tutuşmak. Evde deli gibi sürekli lades tutuşuyoruz. Babam biraz daha iyi, annem arkasını döner dönmez unutuyor. Okulda öğretmenlerimizle de oynuyoruz.

– 2. dönemle birlikte Eczacıbaşı’nda üst sınıfa geçtim. Yaşıma uygun olacak şekilde 2008-2011’lerin bulunduğu gruptaydım fakat bu grupta amaç daha çok voleybolla tanışmak ve voleybolu sevdirmek gibiydi. Fazlasıyla oyunla geçiyordu ve beni geliştirmiyordu. Annemle babam konuyu öğretmenlerime açtılar. Onlardan onay alınca grubum değişti. Başta çok korkuyordum, benden büyük oldukları için ezilirim diye düşündüm ama öyle olmadı. Resmen kendimi buldum. Derslere çok mutlu gidip geliyorum. Tek bir handikap var o da dersler 9:00’da başlıyor. Benim için hava hoş da annem hafta sonları da 7’de kalkmak zorunda oldu. Öyle tembel tembel takılmak, uzun kahvaltılar artık yok.

– Pazar voleyboldan sonra misafirlerimiz vardı. Alp, Arel, Mert, ben ve ailelerimiz evde güzel bir gün geçirdik.

– Coys bana evde mini tarım yapabilmem için ‘Benim İlk Botanik Bahçem’i almış. İçinde organik ıspanak ve marul tohumları var. Heyecanla ekip bitkilerimin çıkmasını beklemeye başladım. (7-10 Yaş)

– Sınıf arkadaşım Elif’in doğum günü için Zorlu’da toplandık. Eataly‘de yemek yedikten sonra Funloft‘a geçtik. Jetonlu oyuncaklar, karaoke derken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız. Çok güzel bir gün oldu. İyi ki doğdun Elif!

– Ertesi günü de babaannemin doğum günü dolayısıyla aile saadetiyle geçirdik. İyi ki doğmuşsun babaannecim!

– Müzik öğretmenime söz verdim, hafta içi iki kez flüt çalışıyorum. Sene sonuna doğru Karayip Korsanları’nın müziğini çalabilir hale geleceğiz. Hepimiz bunun için çalışıyoruz.

– Digiturk’te ‘Mucize’ adlı filme denk gelince ailecek izledik. Genetik bir hastalıktan ötürü yüzünde deformasyonla doğan Auggie, annesiyle ev okulunda eğitim görmektedir. Fakat diğer çocuklara karışıp okula gitme zamanı gelince Auggie bazı zorluklarla karşılaşır. Farklılıklara nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda öğütler de içeren harika ötesi bir film. Mutlaka izleyin!

– İngilizce derslerinde bu dönem E.B. White‘ın 1952’de yazdığı ve Türkçe’ye ‘Örümcek Ağı’ olarak çevrilen ‘Charlotte’s Web’ adlı klasiği okuyoruz. Küçük Fern, diğer domuzlara göre cılız doğan yavruyu sahiplenir ve ona Wilbur adını verir. Wilbur sağlıklı bir şekilde büyümeye başlar ve çiftliğe gönderilir. Burada örümcek Charlotte ve diğer hayvanlarla tanışır. Onlardan yaz bitip de kış geldiğinde yeterince gelişeceğini ve kesilmek üzere satılacağını öğrenir… (7+, Puffin Books, £6.99)

– Türkçe derslerinde sınıfça okuduğumuz kitap ise ‘İkiz Gezginler İstanbul’dan Bodrum’a’ oldu. 4 kitaptan oluşan ‘İkiz Gezginler’ adlı serinin bu kitabında; Ege ve Peri adında tatillerde seyahat etmeyi çok seven ikizler, ebeveynleri arkeoloji eğitimi aldığı için bebekliklerinden beri masal diye dinledikleri efsanelerin peşine düşüyorlar. Serinin bu kitabında Boğaz’a neden Bosphorus dendiğini, Troya’da yaşananları, Ayvalık’ta neden Şeytan Sofrası olduğunu, Manisa’daki Ağlayan Kaya’yı ve daha nicesini İstanbul’dan Bodrum’a yaptıkları araba yolculuğunda öğreniyorlar. (8-11 Yaş, Tudem Yayınları, 16 TL)

– Can’dan bir Tom Gates kitabı daha aldım; ‘Tom Gates – Sınıfın Birincisi’. Serinin bu kitabında Tom hem okul meclisine seçiliyor hem de sınavda sınıf birincisi oluyor. İnanılmaz değil mi? Tom da her şeyin bu kadar yolunda gitmesine inanamıyor zaten. Ve zaten gitmiyor da… (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

– Lara’dan da ‘İyi ki Doğdun Kötü Kedi’yi aldım. Serinin bu kitabında Kötü Kedi’nin doğum günü kutlanıyor. Kötü Kedi çok özel hediyeler bekliyor fakat işler umduğu gibi gitmiyor. (7-10 Yaş, Epsilon Yayınevi, 19,50 TL)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: