Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Miniklere kitap’ Category

– Cumartesi antrenman sonrası için bir programımız yokken Seda’dan gelen telefonla havalara uçtum! Zeynep’le Ömer bize gelmek istiyorlarmış. 🤗 Birlikteyken çoğunlukla Minecraft ve Roblox ile vakit geçiriyoruz ama iPad’i bırakıp oyun oynadığımızda da gülmekten ölüyoruz.

– Öğretmenler Günü için bu sene sınıfça çiçek göndermek üzere organize olmadık. Ben de kendim bir şeyler yapmak istedim ve minik saksılara sukulent dikip hediye ettim.

– Çiğdem ve Uğur bizi yemeğe davet ettiler. Epey kalabalık bir grup olarak davete icabet ettik. Eğlenceli bir gecenin ardından annem Öniz’le konsere gitmek üzere ayrıldı. Babam alkollü araba kullanmasın diye biz dedemlerde kaldık. Bu arada son zamanlarda şunu fark ediyorum ki; bebeklikten beri arkadaş olduğumuz erkekler büyüdükçe değişmeye başladılar, paylaşımlarımız azaldı. 🤷🏼‍♀️

– Başka bir akşam da Neslihan ve Tunca bizi yemeğe davet ettiler. Gitmişken kaldık ve ertesi sabah Belgrad Ormanı‘na kahvaltı edip yürümeye gittik. Kahvaltı kısmı güzeldi de hava aşırı soğuk olduğundan yürüyüş kısmını çok uzun tutamadık.

– Babamla hafta içi akşamlarımıza renk getirdik ve tenis oynamaya başladık. Birlikte bir şeyler yaptığımız zaman çok ama çok mutlu oluyorum!

– Annemle film keyfinde bu sefer ‘Teen Titans Go! To the Movies’ adlı filmi izledik. Aslında bu film geçtiğimiz ağustosta biz Bodrum’dayken gösterime girdi ama gitmeye fırsat bulamadık. Ne zamandır aklımdaydı, sonunda izleyebildim. Bu, Cartoon Network’te severek izlediğim animasyon dizinin ilk sinema filmi. Hem çok eğlenceli, hem de güzel mesajlar veriyor. Sakın kaçırmayın!

– Bazı akşamlar kitap okuyamayacak kadar yorgun olduğumda annemden küçükken bana okuduğu kitapları okumasını istiyorum. Bir çeşit nostalji yapıyoruz. ‘Mona Lisa’yı Kim Çaldı?, dünyanın en bilinen tablosunun yaratılması ve çalınmasının öyküsünü anlatıyor. Aynı zamanda Louvre Müzesi’nin ziyaretçilerinin %80’inin Mona Lisa’yı görmek için geldikleri gibi ilginç bilgiler de veriyor. (5+, Binbir Çiçek Kitaplar, 5,90 TL)

– Madem aralık ayına giriş yaptık, yılbaşı ağacımızı kurmanın zamanı geldi diyerek bu sene kırmızı ve altın rengi süslerle ağacı süsledim. İşim bitince “Şimdiye kadar süslediğimiz en güzel ağaç bu oldu!” diye yorum yapınca annem her sene aynı şeyi söylediğimi hatırlattı. 😝 Minder kılıflarını değiştirdik, salonun çeşitli yerlerine objeler de koyduk. İşlem tamam, 2019’a hazırız!

Reklamlar

Read Full Post »

– Yaz tatili başladı, artık tüm gün evdeyim. Yalnız annemle tatil anlayışımız biraz farklı, tıpkı şu karikatürdeki gibi:

– Doya doya televizyon izlemek ve PS4 oynamak istiyorum. Öğrendiklerimizi unutmayalım diye verilen yaz ödevleri ve okumam gereken kitaplar da var. Son güne kalmasından hoşlanmadığım için hemen başladım, evdeyken ne kadar yaparsam kar.

– Henüz havalar ısınmadı ama havuz sezonunu açtım. Madem tatildeyiz, tadını çıkaralım değil mi?

– Hafta sonu Caddebostan piknikçileri olarak son kez toplandık. Can’a bayıldığımı söylemiş miydim?

– Yael pikniğe boyama kitabı getirmişti. Epey oyaladı bizi. Eve gelince boyama kitabı aradım. Boyama yerine resim yapmayı sevdiğim için hiç boyama kitabı alma alışkanlığım olmadı. Alınmış ve sadece çizimleri yapılmış, renklendirilmemiş bir kitap buldum: Çizim Defterim. Sanırım 6 yaşındayken almışız. Boyanacak yerleri boyadım, o zamanlar yazıp çizdiklerime güldüm. (4-6 Yaş, Doğan ve Egmont Yayıncılık, 12 TL)

– Bir tatil klasiği olarak valizimi hazırlayıp babaannemlere taşındım. Efe’nin okulu hala devam ettiği için okuldan onu dedemle ben alıyoruz. Efe yüzmeyi öğrenmek üzere. Okuldan sonra havuza gidip alıştırma yapıyoruz.

– Geçen sene çok keyif alarak katıldığım kiraz toplama etkinliğinde bu yıl da yer aldım. Misbahçem‘den topladığımız kirazları TEGV yararına Collesium‘da sattık ve tüm geliri eğitime destek için bağışladık.

– Efe’nin 5. doğum gününü Tie Break Cafe‘de kutladık. İyi ki doğmuşsun ablasının bir tanesi! Seni çok seviyorum!

– Yarın büyük gün! 15 günlük cruise turuna çıkacağız ve çok değişik yerler göreceğiz. Norveç’ten haberleşmek üzere! 🇳🇴

Read Full Post »

Bu ara sosyal medyada çokça paylaşılan ve kitap okumaya teşvik amaçlı, iyi niyetle yapılmış bir uygulama var. Kitap okumak bence hiçbir zaman zorla ya da bu tür teşviklerle olmamalı. Her gün okumamız gereken sayfa sayısı olmamalı, bu bilgiyi yazdığımız ve velimize imzalattığımız bir defter de olmamalı. Hangi kitapları okuyacağımız da okul tarafından belirlenmemeli. (Bazen gerçekten çok sıkıcı kitaplar seçiyorlar.) Bunlar benim düşüncelerim ama işte maalesef gerçek hayatta böyle olmuyor.

Wifi şifresini elde edebilmek için başkasının belirlediği bir kitabı okuyan birisi, bu yöntemle okumayı sever mi? Sadece şifreyi çözebilmek için hızlıca göz atıp şifreyi alıp bol bol internette takılmak gibi bir şansı varken…

Kitap okumak keyif verici bir şey olduğunda güzel… Bizimki gibi çok fazla uyaranın olduğu bir dünyada fazlasıyla durağan bir şey, kabul ediyorum. Ama bence herkes kendine göre bir kitap bulup okuyabilir. Günde birkaç sayfa bile olsa…

Konuyu Özgür Bolat çok güzel değerlendirmiş. Buyrun, okuyun.

http://m.hurriyet.com.tr/yazarlar/ozgur-bolat/cocuklara-ic-motivasyonla-okuma-aliskanligi-nasil-kazandirilir-40571267

Read Full Post »

 – Bu haftanın bombası Snapchat oldu! Hayatımıza girişiyle birlikte abuk sabuk ama bizi gülmekten öldüren video ve fotoğraflar çeker olduk. 🙂

– Şu an tam 6 dişim sallanıyor. Bunların hepsi aynı anda mı düşecek acaba? Tam bir nineye benzeyeceğim. 🙂

– Bu hafta ‘Kokosnuss Ormandaki Hazine’yi okudum. Bu küçük ejderha ile daha önce okula başlama macerası sayesinde tanışmıştım. Serinin bu kitabında; Kokosnuss arkadaşlarıyla oynarken üzerinde garip resimler olan bir deri parçası buluyor. Bunun bir define haritası olduğunu düşünüp işaretleri takip ederek hep birlikte ormanın içine giriyorlar. Böylece daha başka haritalar ve yeni hayvanlarla karşılaşacakları bir maceraya başlamış oluyorlar. (5-8 yaş, ABM Yayınevi, 15 TL) 

Kokosnuss serisinde 10’dan fazla kitap var. Hepsi de büyük puntolarla yazılmış, bol resimli hikayeler. Özellikle 1. ve 2. sınıf öğrencileri için okuması rahat ve keyifli bir seri… Kitapçılarda orijinal dilinde yani Almanca olarak basılmış olarak da mevcut. Bir de 2014 yapımı ‘Sevimli Ejderha Kokonat/Der Kleine Drache Kokosnuss’ adında animasyonu var.

– Bugün okuldan bizi Ayşe Bade’nin babası aldı. Birlikte Kidzania‘ya gittik. Defalarca gitmeme rağmen hiç sıkılmadım, burada hala çok güzel vakit geçiriyorum.


– Yarın iki günlüğüne Eskişehir‘e gideceğiz. Dönüşte görüşmek üzere…

Read Full Post »

– Yedinci yaşımı doldurmamla üst ön dişlerim sallanmaya başladı. Diş çıkarma konusunda standart zamanlamalar olmamakla birlikte, ben arkadaşlarıma göre bir miktar gerideyim.

– Ve bahar geldi! Caddebostan’a giderken yanımıza değişik hava koşullarına göre giyebileceğimiz ceket, rüzgarlık, yelek vs. alıyoruz ama onları giymek yerine üstümüzdekileri çıkarır hale geldik. Bir de yeni bisikletimle o kadar hızlıyım ki annemle babam bana yetişmeye çalışırken iyice sıcaklıyorlar. Eskiden yanımda hızlı bir tempoyla yürümeleri yeterliydi ama artık koşmaları gerekiyor! Biz de şöyle yapıyoruz; ben bisiklet sürerken babam yanımda koşuyor. Annem yürüyerek arkamızdan geliyor. Dönüşte onu yakalayıp birlikte arabaya gidiyoruz. (Bu vesileyle hediyem için anneannemle dedeme teşekkür ederim. 😘) 

– Minecraft’a olan düşkünlüğüm iyice arttı. Aşağıda gördüğünüz şekilde saatler geçiyor, farkında olmuyorum. Hal böyle olunca, annemle babam duruma el koydular. Söylediklerine göre ‘tadında bırakamıyormuşum’. Zaten hafta içi oynayamıyordum. Artık hafta sonu da tercihimi yapıp (televizyonda çizgi film ya da iPad’de Minecraft) bir-iki saatimi ekran karşısında geçiriyorum. Bizimkiler aslında yasaklamalardan hoşlanmazlar ama dediklerine göre ben kendimi kontrol edemediğim için buna mecbur kalmışlar. Biraz üzüldüm ama düşününce gerçek hayattan soyutlanmaya başladığımı fark ettim ve durumu kabullendim.

– Gucigu’mla ne zamandır okul dışında buluşma planları yapıyorduk. Baktık hafta sonu olmuyor, cuma okul çıkışı buluştuk. Biraz parkta oynadık, sonra da Akasya’ya gittik. Arzu doğum günüm için istediğim bir hediyeyi seçebileceğimi söyledi. Ben de Minecraft oyuncağı seçtim. 🙂

– Cuma-pazar yine her fırsatta ya Rüzgar bizde, ya ben onlardayım. ‘Bilim Çocuk’ dergisinin mart sayısından çıkan ‘Dörtdönerler İş Başında’ adlı oyun son zamanlardaki favorim olmuştu. Rüzgar’la da oynadık ama onu pek sarmadı. Zaten her fırsatta bizimkilerle oynadığımız için bir şey demedim. Oyunda kutucuklara ayrılmış ve numaralandırılmış bir alan, her alan için bir kart ve her kartta bir görev var. Oyunun başında çektiğimiz kartlara bakıp kafamızda bir plan çizerek, dörtdönerler ile (Drone’un Türkçe karşılığı dörtdönermiş, öğrenmiş olduk..) mümkün olan en kısa zamanda görevleri tamamlamaya çalışıyoruz.

– Selim ve İnci’yi yeni taşındıkları evlerinde ziyaret etmemiz en çok bana yaradı çünkü köpeklerle haşır neşir olmayı çok seviyorum. Bu seferki arkadaşlarım bir Alman Kurdu, bir de Labrador’du.

– Öniz ve Serdar bizi Heybeliada’daki favori mekanları olan Mavi Restaurant‘ta ağırladılar. Ben yine ablalık görevimi başarıyla yerine getirdim. Bade’ye mamasını annesi yediremedi, babası yediremedi, dayısı yediremedi ama ben yedirdim! Acayip gururluyum, herkese anlatıp duruyorum.


– Sınıfça okuduğumuz kitap Behiç Ak’ın sevilen eseri ‘Güneşi Bile Tamir Eden Adam’dı. Tamirci Kadir Bey her şeyi ama her şeyi, kırık kalpleri bile tamir edebilen biridir. Birinin ne zaman bir şeyi bozulsa hemen tamir ettiği için adada hiç kimse yeni bir şey alamamakta, yıllar önce aldıkları ama hala iş gören eşyalarıyla yaşamaktadır. Bu bazı satıcıların işine gelmeyince halkı ikna edip Kadir Bey’i tatile göndermeye karar verirler. Kadir Bey gidince yepyeni eşyalar almak için halkın eline fırsat geçer fakat yeni alacakları eşyaların daha kalitesiz ama daha pahalı, üstelik de yaşanmışlığa sahip olmadıklarını fark ederler. Kitap günümüzün aşırı tüketim çılgınlığına komik bir yaklaşımda bulunuyor ama söylediklerinde de doğruluk payı var… Ben çok sevdim. (7-9 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 15 TL)

– Kitaplığıma eklediğimiz kitap ise ‘Kulaktan Kulağa’ oldu. Filiz Özdem’in yazdığı hikayede; ormandaki kuşların benim çok sevdiğim kulaktan kulağa oyununu oynadığına tanık oluyoruz. Bu sayede Türkiye’de yaşayan kuş türlerini de öğreniyoruz. Kitabın arka kapağındaki cepte kuş türleri hakkında bilgilendirici kartlar var. Amatör kuş gözlemcileri için güzel bir kaynak olmuş. (3-8 Yaş, Yapı Kredi Yayınları, 19 TL)

Read Full Post »

– Güneşli günlerle başlayan mart ayı aynı şekilde devam ediyor. Caddebostan sahilindeki bisiklet turlarım artık daha keyifli!


– Fırsat buldukça Galatasaray’ın voleybol maçlarına gitmeye başladık. Ortam çok eğlenceli. Amatör voleybolcu olduğum için de ekstra keyifli!


– Minecraft’a olan düşkünlüğüm yüzünden bu seneki doğum günü temasını Minecraft olarak belirledik. Pasta tasarımı için annemle internette biraz araştırma yaptık, nasıl bir şey ortaya koyabileceğimizi konuştuk. Araştırmamız sırasında kitap ayracı fikirlerine de rastladık. Hemen bir set yapıverdik.

– Mutfak becerilerinde sıra köfte yapmaya geldi. Annemin elinden bir işi daha kaptım diyebilirim. Bu arada son zamanlardaki favori televizyon programım Cutthroat Kitchen oldu. Home&Entertainment kanalında yayınlanan bu yemek yarışmasında, şefler sunucunun önerdiği araçlarla birbirlerini sabote ediyorlar. Ortaya komik ama zorlayıcı sahneler çıkıyor. Yarışmanın sonunda şeflerin neler çektiğinden haberi olmayan bir jüri üyesi, yemekleri değerlendirip birinciyi belirliyor.

– Daha önce izlediğim ve çok beğendiğim, Eti Çocuk Tiyatrosu‘nun sahnelediği Kral Çıplak adlı çocuk oyununu bir kez de okulda izleme fırsatı buldum. Bir de alkışlarken tırnağım gözüme girmese iyiydi… Bana yine revir yolları göründü. Mikrop kapmasın diye ilaç damlattılar, neyse ki kötü bir şekilde sonuçlanmadı.

– Doğum günüm yaklaşırken anneannemle dedem İstanbul’a geldiler. Fakat olaylar beklediğimden farklı gelişti; annem grip oldu. Annemin partim için hazırlık yaparak geçirmesi gereken günler yatakta geçince partimi ertelemek durumunda kaldık. Zaten pek kimsenin tadı da yoktu. Doğum günümün olduğu hafta sonu evden bir yere çıkamadık. (Voleybol dersimiz de ertelendi.) Evde oyun oynayarak vakit geçirdik. Kalabalık olunca en sevdiğim şey Monopoly oynamak. Kutu oyunlarına bir başlayınca devamı geliyor, evde geçen saatlerin en iyi yanı ailecek oyun oynamamız oldu.

– Kalabalık seyirci grubunu bulmuşken Masal Tiyatrosu serisinden Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler kitabını kullanarak hazırladığım maket tiyatro ve kağıt oyuncaklar ile bir gösteri gerçekleştirdim. Ben öyküyü sahnelerken annem de dış ses görevini üstlendi. (4+, İş Bankası Kültür Yayınları, 18 TL)

 
– Kitaplığıma iki yeni kitap ekledik: ‘Katie ve Dinozorlar’ ile ‘Katie ve Yıldızlı Gece’. Daha önce iki kitabını okuduğum seride, Katie müzede gezerken gördüğü tabloların içine girip çıkarken yaşadıkları çerçevesinde gelişen olaylar anlatılıyor. ‘Yıldızlı Gece’de Vincent Van Gogh’un eserlerini tanıyoruz. ‘Dinozorlar’da ise Doğa Tarihi Müzesi’ndeki dinozor fosilleri arasında gezerken dinozor türleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz. İlk kez 1989’da yayınlanan Katie serisi, en başarılı sanata giriş kitaplarından biri kabul ediliyor. (3-8 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 7 TL)

Read Full Post »

– Son günlere Minecraft damgasını vurdu diyebilirim. Rüzgar’la hafta sonlarımız ayrılmaz ikili şeklinde geçip giderken, beraber geçirdiğimiz saatlerin çoğunda Minecraft oynar olunca, ben de oyunu iPad’ime yüklemek istedim. Annemle babam oyunun bağımlılık yarattığını düşünmelerine rağmen, ısrarlarıma dayanamayıp App Store şifresini giriverdiler. Çok fazla oynamayacağıma dair söz verdim tabii ki… (18,99 TL)

Söz verdim vermesine de, tutmak o kadar kolay olmadı. Oyun resmen insanı ele geçiriyor. (İstatistikler, dünyada 40 milyondan fazla kişinin Minecraft oynadığını gösteriyor.) Farklı materyallerle eşyalar yapıyorum; evlerim ve odalarım var. Bunları düşmanlardan korumaya çalışıyorum. Oyunun modlarına göre çok fazla detay söz konusu, açıkçası ben o kadar derinlere inmiyorum. Rüzgar’la birbirimizin iPad’lerine bağlanıp yanyana oturup Minecraft oynuyoruz. Bir de yaratıklar var. En sevdiğim ise Creeper! Bu yaratıklardan kaçıp inşa ettiklerimizi korumamız gerekiyor.

Her şey çok zevkli ama biz Rüzgar’la inanılmaz eğlenen ve sürekli kıkırdayan bir ikili iken Minecraft işin içine girince saatlerca yanyana koltukta oturup ekrana bakar olduk. Bu kısım annem tarafından tepki gördü. İlk golü buradan yedim diyebilirim. Sonra İpad’i elimden düşürmez olunca sadece hafta sonu Minecraft oynamama izin verilir oldu. Çaresiz kabul ettim, hiç yoktan iyidir…

– Geçen sene bayıla bayıla izlediğim Masterchef Junior‘ın yeni sezonu başladı. Home&Entertainment kanalında yayınlanıyor. Saatleri bana uymadığı için kaydedip ertesi akşam yemeğimizi yerken izliyoruz. Sadece ben değil, bizimkilerin de hayranlıkla izlediği bir program bu… Çocuklar inanılmaz yetenekli. Benim de amacım mutfakta onlar kadar iyi olabilmek! Bu yüzden mümkün oldukça mutfağa girmeye çalışıyorum.

–  Mutfakla bu kadar ilgili olunca insanın hayran olduğu şefler de oluyor. Benim için Arda Türkmen bunlardan biri… Akasya’ya geleceğini öğrenince koşa koşa onunla tanışmaya gittim. Tam ayrılırken yakaladım da birlikte fotoğraf çektirme şansımız oldu. 🙂

FullSizeRender

– Şubat ayında olabilecek en ılık havayı görünce Oya, Rüzgar ve ben parkta buluşup oynadık. (Tabii sonra da eve çıkıp Minecraft!)

– Sınıfça okuduğumuz kitap Kokosnuss serisinden ‘Küçük Ejderha Kokosnuss Okula Başlıyor’ oldu. Yavru ‘ateş ejderhası’ Kokosnuss için o gün büyük gündür çünkü okula başlamaktadır. İlk tanıştığı arkadaşı bir ‘obur ejderha’ olur. Fakat obur ejderhaları okula almıyorlardır, Oskar sadece gözetlemek için oradadır. Halbuki Oskar, okula gitmeyi çok istemektedir. Ailesi karşı çıksa da Oskar, öğretmenleri Kornelius’tan izin alıp derslere girer, böylece biz de maceralarına tanık oluruz. (5-8 yaş, ABM Yayınevi, 15 TL)

(Okulda ilk gün hakkındaki çocuk kitapları önerilerim için buraya tıklayabilirsiniz.)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: