Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Moda’ Category

Sabah uyandım ve annemin yanına gittim. Uyuyordu, geldiğimi duymadı. Burnumu burnuna değdirip sordum: “Deniz’e mesaj gönderebilir miyim anne?” Arkadaşlarımla Whatsapp’tan mesajlaşıyorum da…

Kahvaltıdan sonra Ömer Efe’ye doğum günü hediyesi almak için Kanyon‘a gittik. Karnımız acıkınca Numnum‘da yemek yedik. Yanımda getirdiğim kitap, defter vs. ile ilgilendiğim için sakince vakit geçirdim.

20131102-221335.jpg

Etkinlik alanında Ortaçağ şatosu kurulmuş, ejderhalar, prensler, prensesler vardı. Çocuklar kostüm giyip fotoğraf çekiliyorlardı. Gidip baktım ama beni sarmadı. “Ben ejderha sevmem..” dedim. Aklım D&R‘daydı, çıkıp kısa bir süre kitap okuduk ama sırada okuldan istenen malzemeleri alma işi vardı. Bu yüzden fazla oyalanmadan Kanyon’dan ayrılıp listedekileri almaya gittik.

Babam kalabalığa girmek istemedi, biz de annemle gittik ve çabucak halledip sıraya girdik. Annem ödeme yaparken elinde hamur gibi bir şeyle oynayan bir abla gördüm. Ne olduğunu sorunca anlattı. Silgiymiş ama hamur gibi oynayabiliyormuşsun. O sırada annem yanımıza gelince ona garip silgiden bahsettim. Hiç duymadığını ama araştıracağını söyledi. Hemen ablanın yanına koşup silgiyi nereden aldığını sordum. “Gel göstereyim.” diyerek beni kırtasiye reyonuna götürdü. “Bak anne burada varmış. Alabilir miyiz?” dedim ama annem “3 TL ödemek için tekrar o sıraya giremem. Çıkıp gitmek istiyorum, çok daraldım! Ama söz yolda kırtasiye görürsek durup alırız.” dedi. Ağlamaya başladım. İstediğim olmadığında ağlamam bizimkileri çileden çıkarıyor. Bu yüzden yolda görüp alma hakkımı da kaybettim. Kös kös arabaya binip kemerimi bağladım.

Bir sonraki durak Efe’nin eviydi. Yolda giderken arabada biraz kestirdim. Uyanınca yukarı çıktık. İlk gelen bizmişiz. Efe 2 yaşında ama bana çok ilgi gösterdi.

20131102-221428.jpg

Diğer davetliler gelene kadar odasında oyuncaklarla oynadık. Herkes bir şeyler yedi ama ben yemedim. Sadece pasta yedim. Sonra Efe hediyelerini açtı. Biz lego almıştık. Biraz da lego ile oynadıktan sonra eve döndük. Geç bir saat olduğundan hemen yattım.

PS: Üzerimdeki elbise Boray’ın doğum günü hediyesiydi. Pembe Gardırop’un bence en güzel parçası. Çok severek giydim, teşekkür ederim. 🙂

Reklamlar

Read Full Post »

Bu hafta okulun son haftasıydı. Sene başından beri çok severek gittiğim okuluma ve arkadaşlarıma o kadar alıştım ki okul kapanınca ne yapacağımı bilmiyorum. Annem spor okullarını araştırdı fakat 4 yaş için sadece TSYD günde 1 saat yüzme programı hazırlamış. Günü yüzme, tenis ve basketbol ile dolu dolu geçirip öğleden sonra eve gönderen spor okulları 4 yaşındakileri almıyor. Bizimkiler de Temmuz ayında benim için bolca tatil programı yaptılar. Ağustos ayını nasıl geçireceğimizi şimdilik bilmiyorum.

– Pazartesi okul dönüşü yine doğruca parka indik. Eve çıktıktan sonra tavşanlarıma okulda öğrendiğim ‘Musical Chairs’ oyununu oynattım. Tavşan sayısından bir eksik sandalye hazırladım. Şarkı söyledim, tavşanlar sandalyelerin etrafında dönerken sustum, hepsi oturmaya çalıştı. Ayakta kalan elendi. Bu oyunu oynamayı ben de çok seviyorum, tavşanlarıma oynatırken de aynı şekilde eğlendim.

– Salı akşamı Sinan’larla Yelken Balık‘a gittik. Öncesinde evlerine uğradık, babamla Sinan’ın gelmesini beklerken Selin’le oynadık. Yemek sırasında Selin’e bolca ablalık yaptım; sıkılmasın diye oyunlar bulmaya çalıştım, yere attığı oyuncaklarını topladım.

20130818-145755.jpg
Dil şişimi de sorunsuz bitirdiğim için annemin “İyi ki çıkmışız.” dediği akşamlardan biri oldu. Üzerimdeki GapKids tulum da Tan Ailesi’nin doğum günü hediyesi. Çok severek giydim, teşekkür ederim. 🙂

20130818-150006.jpg
Yemekten eve döndükten sonra da 1 saat tavşan evimle oynadım. Bu set gerçekten elimden düşürmediğim ve bıkmadan oynadığım sayılı oyuncaktan biri oldu.

– Çarşamba sabahı hazırlanırken dün giydiğim tulumu giymek istedim. Bazen böyle bir kıyafete takıyorum ve sürekli onu giymek istiyorum. Bu annemle ters düştüğümüz konulardan biri. Yine anlaşamadık ama bu sefer iyi günümdeydim, üstelemedim ve başka bir şey giydim. Okul dönüşü beni bir sürpriz bekliyordu; servisten dayım aldı. Hep birlikte parka gittik. Maalesef Eylül bileğinin üzerine düştü. Çok ağlayınca tedavi etmek için eve çıktılar. Benim de tadım kaçtı. Eylül’ü sorup durdum. Neyse ki tekrar geldi ve iyiydi. Yoksa acayip aklım kalacaktı.

– Perşembe okul çıkışı Arda’nın evinin olduğu sitenin bahçesinde toplandık. Açık havada epey vakit geçirdik ve çok eğlendik. Eve döndüğümüzde saat 21’i geçiyordu. Hemen duş alıp yattım.

20130818-170959.jpg

20130818-150242.jpg

20130818-150303.jpg

– Cuma okulun son günüydü. Öğretmenlerimiz bizimle güzel bir konuşma yaptılar. Eylül’de tekrar buluşmak üzere ayrıldık. Bir Ela Sümer klasiği olarak okulun son günü de anneme “Küçük bir kaza yaşadık..” telefonu gelmiş. Sene boyunca haftada 2-3 kez annemi okuldan böyle arayıp başıma gelen her kazayı anlatmışlar. Anneme kalp krizi geçirtmeden ufak tefek kazalarla ilk seneyi atlattık. Çok şükür! 🙂 Dün sene boyunca yaptığımız faaliyetleri bir dosya içinde ailelerimize vermişlerdi. Okuldan gelince hepsini yere döktüm ve teker teker gösterip ne olduklarını anlattım. Annemle babam çalışmalarımı çok beğendiler.

Eğitim-öğretim hayatımın ilk senesi böylece bitti. Şimdi tatil zamanı! 🙂

Read Full Post »

Dün gece annemle birlikte uyuduğumuz için sabaha da romantik bir başlangıç yaptık. Sonra kalkıp hazırlandık. Annem havalar düzelir düzelmez Ayça ve Plamen’in caddede açılan Hello Kitty World‘den aldıkları eşofman takımını giyebileceğimi söylemişti. Baktım sabah onu hazırlamış, neşeyle giydim ve servise koştum. Bu isabetli hediye için teşekkür ederim, ne de olsa Hello Kitty’li her şeyi çok seviyorum.

20130606-162227.jpg

Okul dönüşü Ada, annesi ve teyzesiyle birlikte beni ziyarete geldi. İstanbul’a son gelişlerinin (Ada Paris’te yaşıyor.) hiçbirinde denk düşememiştik. Yarın İzmir’e gideceğiz, dolayısıyla bugünü de kaçırmamamız gerekiyordu. Birbirimize hediyeler verdik ve oyuna geçtik. Aklım Şenay’ın aldığı oyuncakta kaldı fakat tek başıma konsantre olarak yapmam gerektiği söylendi. Bu duruma biraz sıkıldım tabii. Bir yandan Ada’yla oynamak eğlenceliydi çünkü iyi anlaşıyorduk ama bir yandan da yeni oyuncağımı açmak istiyordum. İkilemde kaldım.

20130606-163432.jpg

20130606-163650.jpg

Adalar kapıdan çıkar çıkmaz oyuncağımı alıp masaya oturdum. Kutudan kumaş bir bebek ve boyalar çıktı. İnce bir çalışmayla bebeğimi boyamaya başladım. (Clairefontaine Avenue Mandarine Lily)

20130606-163851.jpg

Böyle oyuncakları çok seviyorum, beni epey oyalıyorlar fakat annemin küçük bir eleştirisi oluyor. O da boyamayı bir noktada sonlandırmıyor olmam. Büyük bir dikkatle başlıyorum, ince detaylar üzerinde çalışıyorum fakat boyadıkça boyuyorum böylece o detaylar kayboluyor. Annem koyu renkleri sona bırakmamı, önce açık renklerle çalışmamı, siyahı da mümkün olduğunca az kullanmamı tavsiye etti. Elimden geleni yaptım. Kesinlikle daha iyi oldu. Teşekkür ederim Şenaycım, yine harika bir hediye almışsın! 🙂

Cumartesi babaannemle Akmerkez‘e gittiğimizde çok istediğim Angry Birds kitaplarından almıştık. Bir set de boya kalemi. Akşamın geri kalanını da bunlarla geçirdim.

20130606-164606.jpg

Sticker kitabındaki stickerlar’ı kullanarak domuzları kuşlardan koruyacak mekanizmaları oluşturmak gerekiyor. (Mühendisliğe Giriş-1)

20130606-164747.jpg

Yine dolu dolu bir gün oldu. Yarın İzmir yolcusuyuz. Anneannemle dedemin haberleri yok, büyük sürpriz olacak! 🙂

Read Full Post »

Bugün okulda kostüm partisi vardı. Daha önceki kostüm partilerinin birinde peri kostümümü, diğerinde Minnie kostümümü giymiştim. Değişiklik olsun diye bu sefer yanımda gelinliğimi götürdüm. Anneme “Acaba elkeklelden damatlık giyen olul mu?” diye sordum, o da “Sanmıyorum ama bolca Spider Man, Iron Man vs. olacaktır.” dedi. Güneş açınca partiyi bahçede yaptık. Öğretmenim üşümeyeyim diye üzerime sweatshirt giydirdi. Biraz acayip oldu ama ben uçuş uçuş eteğimle çok mutluydum.

20130527-224015.jpg

Okul dönüşü şoför amca annemi sokakta görmeyince sağa çekip beklemeye başladı. O sırada servisin camından biri göründü. A a?!? Dayım!!! Çok şaşırdım! Hemen kucağına atlayıp boynuna sarıldım. Onu gerçekten çok özlemiştim. Anneme sürekli ne zaman geleceğini soruyordum. Sonunda geldi!

Eve çıkınca dayım hemen hediyemi verdi. Kostümleri çok sevdiğim için bu sefer de Tinkerbell elbisesi almış. Çok mutlu oldum. Üzerime giyince kanatları olmadığı dikkatimi çekti. Dayım “Biliyorum dayıcım, kanatları da alacaktım ama yoktu.” dedi. Annem önümüzdeki ay yurt dışına çıkacağını ve Disney mağazasına bakacağını söyledi.

Anneannemle dedemi görüntülü arayarak sürpriz yaptık. Dayımın geldiğinden onların da haberi yokmuş. Tabii çok mutlu oldular. Şimdi dayımın İzmir’e gitmesini iple çekiyorlar.

Bütün akşam dayıma sarılıp durdum. Kucağından inmedim. Hoş geldin dayıcım, iyi ki geldin! 🙂

20130527-224056.jpg

Read Full Post »

Bugünün sürprizi dayımdan geldi…

Akşam üzeri kapı çalınca anneme bakıp “Kim acaba?” diye sordum. Annem de kimseyi beklemediğimizi söyledi. Beraber kapıya koştuk. Elinde paketle kargocu abiyi görünce hemen “Bana olabilil!” dedim. Annem de büyük ihtimal öyle olduğunu çünkü son günlerde sipariş vermediğini söyledi. “Belki dayımdandıl..” diyerek heyecanla paketi kaptım.

Annem “Ela doğru tahmin ettin, paket Amerika’dan ama nasıl bildin ki? Bu bir süprizdi!” derken paketi açmıştım bile. Akıllı kızım vesselam. 🙂

Daha geçen seneden 2013 doğum günü temamı Minnie Mouse olarak belirleyip hazırlıklara başlamıştık. Pasta tarzını belirlemiş, parti malzemelerini almıştık bile. Geriye bir tek kostümüm kalmıştı. Onu da sağ olsun dayım halletti.

Pembe elbiseyi ve kurdeleli tacı görünce o kadar mutlu oldum ki! Gerçekten çok isabetli bir hediye ve zamanlama oldu. Çok teşekkür ederim dayıcığım, bu öpücük sana! 🙂

20130405-155102.jpg

Read Full Post »

Okula başladıktan sonra bütün günü ailemden ayrı, kendi çevremde geçirir oldum. Yeni dostluklarım, yeni yeni huylarım var. Benden yaşça büyük çocukları olan arkadaşları zamanında bizimkileri uyarmış, “Okula başlayınca huyları değişecek, hazırlıklı olun.” diye. Elbette aynen böyle oldu. 🙂

– Ses yükselmesi: Sınıfta kalabalık ortamda birbirimizi duyurmaya çalıştığımızdan ses seviyemde yükselme oldu. Boş odada iki kişi olduğumuzda bile bağırarak konuşuyorum. Duyma problemi olmayan dinleyicilerim için kötü bir durum.

– Ağlamanın gücünü keşfetme: Pek ağlayan bir tip olmadım. Fakat okula başladıktan sonra bol bol ağlayan çocuk gördüm. Çatlayana kadar ağlayan oldu. Aynı zamanda ağlayan bir çocuğa nasıl yaklaşıldığını da öğrendim. Ağladığımız zaman büyüklerin daha yufka yürekli, daha ilgili olduklarını gördüm. Ağlamadığımız zaman bize “Hayır!” demek daha kolay. Ama ağlayınca… Yelkenler hemen suya iniyor. Bunu keşfettim keşfedeli, her olumsuz cevaba ağlayarak karşılık veriyorum.

– İstediği yapılmadığı zaman sonuna kadar direnme, geri adım atmama: Diyelim ki bir şey istedim ve yapılmadı. Daha “Hayır!”ın “H”si ile başlıyorum ağlamaya. Nedenler, niçinler izah ediliyor ama nafile. Sonuna kadar gidiyorum, dediğimden dönmüyorum. Durum iki şekilde sonuçlanıyor: Zırıldadığım kişi annemse, ağladığımla kalıyorum. Annem bir kere “Hayır!” demişse asla geri dönmez. Zırıldadığım kişi babamsa, istediğim hemen yapılıyor. Babamın ağlamama tahammülü yok.

– Cinsler arasındaki farklılıkları keşif: Daha önce görmemiştim. Kızlarla erkekler arasında bazı farklar varmış. Kızlar tuvalette otururken, erkekler işlerini ayakta görüyorlarmış. Bu iki organa verilen isimler de farklı. Şimdilik bütün bilgim bu kadar.

– Erkek çocuk davranışlarını ve espri tarzını benimseme: Sınıfta erkek egemenliği olduğundan, onlar gibi gülüp onlar gibi espri yapmaya başladım. Erkeklerin en çok yaptığı şey birbirlerine ‘p.pi’ ya da ‘p.po’ gibi kelimeler söyleyip gülmek. Birbirlerine bu kelimelerle seslenmek. Sonra da kahkahayı patlatmak. Okulda da böyleler, serviste de. Ben de evde aynısını yapayım dedim ama bizimkiler nedense hiç gülmediler. Önce oralı olmadılar. Sonra konuyla ilgili konuşmalar yaptılar. Çocukların ve büyüklerin espri anlayışları farklı sanırım…

– Sinirli tavırlar, şiddet eğiliminde artış: Erkek dünyası böyle; vurdulu-kırdılı. Ama merak etmeyin, kendimi ezdirmeye hiç niyetim yok. Bana vuran olursa aynısını iade ediyorum.

– Düzene baş kaldırma (yıkanmak istememe, yatmadan önce diş fırçalamayı reddetme vb.): Burada amaç muhalefet yapmış olmak. İtiraz etmek ve sözümü geçirmek.

– Şık olma şartı: Okula giderken şık olmak önemli. Benim şıklık anlayışım ise ayakkabıdan başlıyor. Resimdeki ‘topuklu’ ayakkabılar favorim. Her gün bunları giymek istiyorum.

20121210-174253.jpg

Okulda şıklık kadar rahatlık da önemli. Yani spor-şık olabilirim. Böyle düşünürsem skinny jean ya da eşofman ile aşağıdaki (Yelda’nın erken verdiği yılbaşı hediyesi olan) ayakkabılarımı giyiyorum.

20121210-174411.jpg

Okulun hayatımıza getirdiği değişikliklerden belli başlıları böyle. Bakalım daha neler olacak?

Read Full Post »

Sabah uyanıp hemen bizimkilerin yanına koştum. Nazlanmadan uyandılar. Bugünün ‘bayram’ olduğunu söyleyerek beni öptüler. Barış Manço’nun “Bugün bayram, erken kalkın çocuklar..” şarkısını dinleyip dans ettik. Kahvaltı yaptıktan sonra bayramlıklarımı giydim. Sonra da babamın teyzelerini ziyaret etmek üzere yola çıktık.

20121029-122011.jpg

Kapıdan girer girmez dedemi gördüm ve ona uzun uzun sarıldım. Zekiye, Bilir ve Perran Teyzeler beni çok özlemişler. Hemen ilgi odağı olunca geçen gün hastanede yaptığım gibi kendimi çektim ve babamın kucağından inmedim. Kısa bir süre Muna, Nadin ve Murat geldiler. Kuzen kontenjanından kendime oynayacak birini bulmak çok iyi oldu. Önce biraz uzaktan bakıştık, sonra kaynaştık. Resim yaparken her şey güzeldi ama çantamdan Mickey ve Minnie figürlerimi çıkarınca Muna onları aldı ve bana geri vermeyeceğini söyledi. Ne dediysek ikna edemedik. “Mini senin olabilii ama mikiyi bana vey çünkü başka mikim yok, minim vaa..” diyerek Minnie’yi ona hediye ettim, Mickey’i ise geri istedim. Maalesef bu da işe yaramadı.

Bunun üzerine babası oyuncakçıya gidip Mickey ve Minnie almaya karar verdi. Tek başına satılan Minnie yokmuş, bu nedenle Fisherprice Minnie Oyun Seti‘ni almış. Benim için de Donald’ı…

Bu çözüm Muna’yı sakinleştirmeye yetti ama ek olarak ortaya başka bir oyuncak, dolayısıyla yeni bir paylaşma problemi çıktı. Muna oyuncağı bana elletmedi, yırttığımız kutusunu bile vermedi. Naz ve Seda bizi oyalamak için içerideki odaya götürdüler. Naz oyun kurmaya ve oyuncağı ikimizin oynayacağı bir pozisyona çekmeye çalıştı ama Muna tarafında bir değişiklik olmadı. Neyse ki çok ılımlı bir günümdeydim, durumu olgunlukla karşıladım.

20121029-124045.jpg

20121029-124227.jpg

Biz oradayken Müjdem Hala ve Ahsen Yenge ile Naz’la Seda’nın annesi Funda Hala da geldiler. Böylece bayramı İstanbul’da geçiren diğer aile bireylerini de görmüş olduk.

Bayramlaşmanın ardından arabaya bindik ve babam bana nereye gitmek istediğimi sordu. Ben de “Kanyon’a.” diye cevap verdim.

C: Ne yapacağız ki Kanyon’da?
E: Biyaz dolaşıyız, oyuncakçıya gideyiz, yemek yeyiz, Histabaats’a gideyiz..

Yolda uyumuşum. Yarım saatin sonunda kendiliğimden uyanmayınca annemle babam beni uyandırdılar ve Kanyon‘a girdik. Önce oyuncakçıya gitmek istedim. Annem başka bir mağazaya girdi, buluştuğumuzda babama istediğim oyuncağı aldırmıştım bile.

Karnımız acıkınca Carluccio’s‘a oturduk. Ben sossuz spagetti istedim. Çok güzelmiş, bitirince bir tabak daha istedim. Onu da mideye indirdim. Annemle babam çok şaşırdılar.

20121029-130205.jpg

Makarnam bitince tiramisu da yedim. Göbüşüm kocaman oldu. Aslında Starbucks’a da gitmek istiyordum ama bizimkiler kahvelerini restoranda içtikleri için bugünlük Starbucks’ı pas geçtik.

Bayramda burada olmayacağız diye buzdolabını boşaltmıştık, bu yüzden eve dönmeden önce markete uğrayıp alışveriş yaptık. Yeni oyuncağım için pil almayı da unutmadık.

Eve girer girmez banyomu yaptım ve My Little Pony uzaktan kumandalı arabamla oynamaya başladım.

20121029-131502.jpg

Gündüz uyuduğum o 30 dakika enerjimi öyle bir fullemiş ki bir türlü yatmak bilmedim. 23’e kadar takıldım, sonra da yattım.

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: