Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Montessori’ Category

Sabaha karşı uyanıp annemi çağırdım. Su istedim ve babamın gelip gelmediğini sordum. Annem de geldiğini söyledi ama babamı uyandırmamamı istedi. İşe gideceği için dinlenmesi gerekiyormuş. Cevabın olumsuz olacağını bile bile (Kolumla odanın ortasını gösterip daire çizerek) sordum: “Beni sen doyaştıımısın anne?”Annem tabii ki reddetti ve aramızda tatlı bir sohbet başladı.

G: Sen bebekken bile böyle bir şey istemezdin Ela, nereden çıkıyor bu her gece kucakta gezmek? Tekrar bebek olduysan dur hemen bez getirip bağlayayım.

E: Hayıı, hayıı!

G: O zaman biberon getireyim öyle iç suyunu?

E: Hayıı! İstemem!

G: Emzik vereyim?

E: I-ıh!

Biraz daha konuşup yattık. Sonra tekrar annemi çağırdım. Biraz daha konuştuk, su içtim. Ezan okunmaya başladı, hava aydınlanmak üzereydi. Annem gidip yattı. Biraz daha oyalanıp 6:30’da kalktım ve yanlarına gittim. (2 gecedir yatağımın parmaklıkları inmiş durumda.)

Baktım annemin iPhone’unda yeni, prensesli bir aplikasyon var. Biraz onunla oynadım, sonra içeri gidip lego oynadım. 2 saat geçti ve babam 8:30’da çalan alarmla uyandı. Böylece evimizde gün resmi olarak başlamış oldu.

Kahvaltıdan sonra dayıma gidecektik ama annem bugün de çıkmak istemedi. Önce ‘gizemli torba’ oyununu oynadık. Annem ben görmeden bez bir torbaya elimle yoklayarak ne olduklarını tahmin etmem üzere nesneler koydu. Ben de önce ne olduklarını tahmin edip sonra torbadan çıkardım. Oyun hoşuma gittiği için nesneleri değiştirip birkaç tur oynadık. (Uygun yaş aralığı: 3-6 yaş)

Ardından yılbaşı kartı yapımına devam ettik. Bu seferkiler taslak olmadığından kaliteli kağıt kullandım. Annem başlangıçta kart için kapakta yılbaşı ağacı ve iç sayfalarda kutlama mesajı ve görseller olan bir konsept düşünmüş ama benim aklımda bambaşka bir konsept oldunca karışmadı, ben de kafama göre takıldım.

Yemekten sonra yine birlikte koltukta uyumak istedim. Çok uykum geldiği için sadece “Eve Dönelim Küçük Ayı”yı okuyabildik. Serinin bu kitabında büyük ayı ve küçük ayı ormanda yürüyerek mağaralarına dönüyorlar. Küçük ayı duyduğu seslerden korkuyor fakat büyük ayı ona kendini güvende hissettirmeyi başarıyor. Sonunda da tıpkı bizim gibi koltukta mışıl mışıl uykuya dalıyorlar. (Kırçiçeği Yayınları – 13,5 TL)

2 saat sonra uyandım ve “Anne seninye tiyen oynıyayım mı?” diye sordum. Treni küp yapboz, tutaçlı yapboz, bebek giydirme, çadır yapma ve lego takip etti.

Akşam babamın da severek yediği sağlıklı bir menümüz vardı; zeytinyağlı barbunya ve tam buğday unundan makarna. Yemekten uyku vaktine kadar olan süreyi bizimkilerle oynayarak, bolca kahkaha atıp ter içinde kalarak geçirdim. Sonra da uslu bir kız olup iyi geceler öpücüğümü vererek yatmaya gittim.

Reklamlar

Read Full Post »

Evde süt kalmadığından kahvaltı biter bitmez markete gitmeye karar verdik. Yumurtanın yanında peynir ve zeytin de yediğim için annem çok mutlu oldu. Üzerine de tahin-pekmezli ekmeğimi yedikten sonra koca göbeğimle evden çıktık. Alışveriş ve yürüyüş sonrası döndük.

Son günlerdeki aşırı hareketliliğim ve şımarıklığım yüzünden annemle aram bozuldu. Benimle dışarı çıkmanın kendisini çok yorduğunu söyleyen annem, günü evde geçirmemize karar verdi. Bu bir anlamda iyi oldu çünkü az da olsa bazı şeyleri tamir ettiğimi söyleyebilirim. Sakince oyun oynadık, yemek yedik ve ben uyudum.

3,5 saat uyumuşum, annem uyandırmasa daha da uyurdum. Baktım Şenay burada. Bizim için kek yapmış, biz de sabah çıktığımızda kurabiye almıştık. Tabaktakilerden atıştırdıktan sonra Şenay’a birlikte resim yapmayı teklif ettim. Şenay poz verdi, ben de portresini çalıştım. Şenay’ın güzel yüzünü tam olarak resmedemedim sanırım, portreler üzerinde biraz daha çalışmam gerek.

Akşam yemeğinde balığımı da afiyetle yiyerek annemden puanları toplamaya devam ettim. Sonra nesneleri renklerine göre sıralama aktivitesi yapmak adına Lisya ve Rubi’nin doğum günümde aldıkları oyunun çivilerini grupladım. Annemin de çocukken severek oynadığı bu oyuncağı dolaptan kısa bir süre önce indirdik. Henüz ortaya şekil çıkarmayı başaramadım ama öğreniyorum.

Nesne sıralama oyunu, dikkati belli bir yöne yoğunlaştırmayı ve mantık yürütmeyi gerektirdiğinden konsantre süremin uzun olduğu, sıkılmadan oynadığım oyunlardan biri. Oyun farklı renkteki düğmeler, tokalar, çoraplar gibi materyallerin renklerine/biçimlerine göre farklı kaselere/kutulara ayrıştırılması gibi çeşitlendirmelerle de oynanabilir. (Uygun yaş aralığı: 2-5 yaş)

Read Full Post »

Sabah babam işe gitti, biz de günü annemle birlikte evde geçirdik. Babamın işe gitmesini hiç istemiyorum, hep evde kalsın oyunlar oynayalım, parka gidelim istiyorum. Ama işe gitmeye mecburmuş. Annem benimle ilgilenmek için işi bırakmış, babam da bırakırsa hiç paramız olmazmış. Bu mantıklı açıklama karşısında söyleyecek söz bulamıyorum ama her sabah bu ajitasyonu yapmaya da devam ediyorum. Babam daha asansöre binmeden söylenmeye başlıyorum: “Babamı özyediimm..”

Bu sabah da “Babamı özyediimm..” diye söylendikten bir süre sonra oyuna daldım. Son günlerde eski oyuncaklarımı yeniden keşfetme adetim var. Örneğin bu iç içe geçen/üst üste dizilen küpleri:

Playskool‘un bu küplerini annem ben 7 aylıkken almıştı. Gördüğünüz gibi hala hayatımızda. 2 yaş civarında büyükten küçüğe dizmeye başlamıştım. Artık bu iş benim için çok kolay olsa da arada yapıyorum. Benzer küpler Montessori okullarında da “Pembe Kule” adıyla kullanıyorlar. Nesneleri büyüklüğüne göre sıralamak dikkati belli bir noktaya yoğunlaştırıyor. Hem de mantık çerçevesinde seçim yapmayı öğretiyor. (Uygun yaş aralığı: 18 ay-3 yaş)

Bir de eskiden çok sevdiğim ama artık yüzüne bakmadığım tahta yapbozlar var:

Hemen ezberlediğim için tahta yapbozların ömrü bizde uzun olmuyor. Bunları ne zamandır elime almamıştım. Bugün bir kez daha yaptım. Montessori okullarında da bu tarz yapbozlar kullanılıyor. (Uygun yaş aralığı: 2-5 yaş)

Oyuncak seçimi önemli konu. Ailem beni oyuncağa boğmuyor. Yaşıma göre olan, ilgimi çekip uzun süre ve defalarca oynayabileceğim oyuncaklar seçmeye çalışıyorlar. Yine de doğruyu söylemek gerekirse oyuncak ile değil, kendi kendime kurduğum oyunlarla ve resim/oyun hamuru gibi faaliyetlerle daha uzun süre vakit geçiriyorum. 2 yaş civarında böyle olmam gerekiyormuş zaten. Annemse hala bekliyor… Elime aldığım bir oyuncak ya da başladığım bir faaliyet ile uzun süre başından kalkmadan uğraşacağım günleri…

Read Full Post »

Bugün Yael ile buluşacaktık ama  ertelenince günü evde geçirip akşam üzeri parka gitmeye karar verdik. “Günü evde geçirmek” benim için “Günü evde anneme yapışık geçirmek” anlamına geldiğinden bu aralar yine zorlaştı. Annem ona rahat vermediğimi, yapması gereken işler olduğunu söylüyor ama bacaklarına sarılıp ağlıyor ve bırakmıyorum onu.

Başına oturup uzun süre konsantre olabileceğim oyun arayışındayken aklımıza ipe boncuk dizmek geldi. Annem hemen eski bir bileziği koparıp ipi ve boncukları önüme koydu. Ben de başladım dizmeye.

Bakın; yapabildiiimmm!

Bu kolaymış, başka bir uğraş bul bana anne. (Uygun yaş aralığı: 2-5 yaş)

Read Full Post »

Kahvaltı sofrasından henüz kalkmıştık ki annem benim için bir sürprizi olduğunu söyledi. “Ne bişey?” diye sordum, meğer Ayça ve PidaPida geleceklermiş! Sevinçten evin içinde çığlık çığlığa koşmaya başladım. Annem bir an önce giyinmem gerektiğini, her an kapının çalabileceğini söyledi ama dinlemedim. Koşuşturmaya devam ettim.

Kostandoflar geldiğinde bir yandan giyinip bir yandan nereye gideceğimize karar vermeye çalıştık. Hava rüzgarlı olduğundan deniz kenarına değil, ormana gitmeye karar verdik. 11:15’de Yıldız Parkı‘na doğru yola çıktığımızda güneş kendini hissettirmediği için hava hala serindi ama olsun. Temiz havada yürüyüş yapmanın hepimize iyi geleceğini düşündük. (Sanırım en çok da bana.)

Pusetimi yanımıza almamak yanlış bir seçim olmuş çünkü yer yer su kaynatarak yürümek istemediğimi söyledim. Kollarımı açıp “Aa beni aa!” diyerek kendimi kucağa aldırmaya çalıştım. Herkes de beni sırayla taşıdı.

Salıncakta 20 dk. kadar sallandım. Bu benim için inanılmaz çünkü rekorum (abartmıyorum) 3 sn. Babam ve PidaPida arasında gidip gelirken zamanın nasıl geçtiğini anlayamamışım.

Park sonrası ördeklere doğru yürümeye karar verdik. Tabii hemen Ayça ve PidaPida’nın arasında yerimi aldım.

Fakat duyduğumuz gözleme kokuları bizimkileri caydırdı ve ördekleri sallayıp oracıkta gözlemeleri mideye indirdiler. Saat 13:30 olmasına rağmen güneş ısrarla bizi ısıtmadığı için eve döndük. Babam ve PidaPida PS3 oynamaya Hakan’a giderek bizi kız kıza bıraktılar. Annemle Ayça da “Fırsat bu fırsat, Sapphire‘e H&M amaçlı bir ziyarette bulunalım.” deyince tekrar düştük yollara. Ben uyuduğum için alışveriş kısmına eşlik edemedim. Uyandıktan sonra da yemek yiyip eve döndük.

Bu arada bugünü dünyadaki tüm çocuklara bayram eden Atatürk‘ü anmadan geçemem. Bizlere hitaben söylediği aşağıdaki sözler günümüzün çocuk yetiştirme prensiplerinden olan “Zekasını değil, çabasını övün.” ile ne kadar bağdaşıyor değil mi? Atamızın ileri görüşlülüğüne bir kez daha hayran kaldığımı söylemeliyim.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk çocuğu, o kabahat de senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekanı unut!.. Daima çalışkan ol…”

Tüm arkadaşlarımın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarım!

Read Full Post »

Bugün delikten kürdan geçirme oyunu oynadım. Bu oyun için bir baharat kavanozu ve bir avuç kürdan gerekiyor. Malzemeleri hazırlayıp masaya koydum.

Önce bir kürdan aldım.

Sonra da bu kürdanı deliklerden içeri attım.

İşte bu kadar basit!

Kavanozu açması için anneme verdim ama açamadı. Ben de denemek istedim. Ve başardım! “Anne, anne!” dedim, “Ben büyümüşümmm!” (Uygun yaş aralığı: 2-5 yaş)

Read Full Post »

Bahar bir türlü gelemedi. Son birkaç sabahtır uyandığımda yağmur görmeyince “Şapiy şapiy yaamu yoiy anne, paata didebiyiyiz!” diye sevinmiştim halbuki… Dondurma sezonunu bile açmıştım! Döndük yine havanın kapalı olduğu günlere… Yağmur azıcık bile yağsa parkımız ıslanıyor; ne kaydıraktan kayabiliyorum ne de salıncakta sallanabiliyorum.

Evde zaman dışarıya göre daha zor geçiyor, sürekli yeni bir şeyler keşfetmek durumundayım. Bugün de değişik bir şey yapıp köpüğe kürdan batırdım. Daha küçük bir köpük parçası da kullanabilirdik ama bulduğumuz köpüğün plaka şeklinde oluşu hoşumuza gitti. Bir ucuna bastırınca devrilmemesi daha sağlıklı gibi geldi.

Montessori aktiviteleri içinde kürdanla oynanacak daha pek çok alternatif var. Biz köpüğe kürdan batırarak başladık. Babamın görünce aklı çıktı. Anneme “Hemen kaldır şunu, bir daha görmek istemiyorum!” dese de ben çok sevdim. Oynarken dikkat ettim ve hiçbir yerime kürdan batırmadım. Merak etme babacığım. 🙂 Yine de için rahat olsun istersen bana bir ucu kapalı olan kokteyl kürdanlarından alabilirsin. (Uygun yaş aralığı: 2-5 yaş)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: