Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Okul çağı kitapları’ Category

– Eczacıbaşı, CEV kupası finalinde Minchanka Minsk ile oynayıp kupayı kaldırdı. Biz de minik Eczacıbaşılılar olarak Eda’yla takımımızın yanındaydık.

– Çarşamba sinemasında bu kez Lara ile ‘Fındık İşi-2’yi izledik. Surly ve arkadaşları fındık dükkanından parka taşınmak zorunda kalırlar. Tam bu hayata alışmaya çalışırken parkın lunapark haline getirileceğini öğrenirler ve bunu engellemek için maceraya atılırlar. Eğlenceli bir filmdi.

– Zeynep ve Ömer’le birlikte Miyabi Sushi‘de origami atölyesine katıldık. Origamiyi çok seviyorum, evde origami kitaplarım da var. Origami aynı zamanda teneffüslerde bizi oyalayan aktivitelerden biri. Dolayısıyla etkinlikten çok keyif aldım. Sonra Zeynepler’in evine geçtik, biraz da evde takıldıktan sonra ayrıldık.

– Sudeler bizi kahvaltıya davet ettiler. Program kahvaltıyla başlayınca bütün günü birlikte geçirdik. Biraz evde oynadık, biraz bahçede. Sonra yakındaki AVM’ye gittik. Kısa bir duvar tırmanışı yaptık. Çok güzel vakit geçirdik, keşke yakın oturup sık görüşebilseydik.

Eve döndükten sonra annemle Akasya’ya gittik ve ne gördük???? Pikmi Pops gelmiş!!!! Heyecanla bir tane seçtim. Bir tane de L.O.L Confetti Pop aldım. Benden mutlusu yoktu!

– Bu yıl sınıfça okuduğumuz son kitap ‘Louis Braille-Görmezlerin Kitap Okumasını Sağlayan Çocuk’ oldu. Hepimiz Braille alfabesini biliyoruz ama Louis’nin alfabeyi 15 yaşında oluşturduğunu, alfabenin yaygınlaştırılmasında ne zorluklar yaşadığını, alfabenin kabul görmesi için 25 yıl uğraştığını ve hayatındaki diğer detayları bu kitap sayesinde öğreniyoruz. (7+, Can Çocuk Yayınları, 9 TL)

Komiser Mert‘i çok sevdiğimi söylemiştim. Kitap bittikten sonra başka bulmacalı kitap arayışındaydım. Annemin ‘Einstein Bulmacası’ kitabındaki çerezler ile idare ediyorken anneannemle dedem ‘Tehlikesavar Matematik Cambazları’nı görünce seveceğimi düşünüp almışlar. Kitapta akıl yürütme, dört işlem, geometri vb. bilgilerimiz sayesinde kurtulacağımız bazı sakat durumlar anlatılıyor. Çözmesi çok zevkli. Tabii Mert’in çözdüğü kadar basit olaylar değil, iyi bir matematik bilgisi şart. Kitabın tanıtım videosu burada. (10-14 Yaş, Tudem Yayınları, 32 TL)

Reklamlar

Read Full Post »

– Son günlerde ‘Fortnite: Battle Royale’a sardım. Bazen DanTDM’in oynamasını izliyorum, bazen PS4’te kendim oynuyorum. Oyun tüm dünya çocukları arasında popüler, tabii bunda Youtube nesli olmamızın da payı var. Bir şey popüler oldu mu (ya da reklam/pazarlama araçları ile popüler yapıldı mı diyelim..) hemen dünyaya yayılıyor. Oyunda 100 kişi uçakla bir adaya bırakılıyor ve bunlar tek bir kişi kalana kadar çeşitli silahlar kullanarak birbirlerini öldürüyorlar. Bu arada kendileri korumak için yapılar inşa ediyorlar. Zaman geçtikçe alan daralıyor, bu yüzden uzun süre kaçmak ya da saklanmak gibi bir şans yok. Komik danslar ve kostümler var, grafikler başarılı. Şiddet/vahşet görüntüsü içermiyor. Yeni başladığım için henüz hiç kazanan ben olamadım ama son 6’ya kalabildim. Oyun ücretsiz, uygulama içi satın alma mevcut. Tanıtım videosu için buraya tıklayabilirsiniz. (12+)

– Hafta içi buluşmalarında bu sefer Eda bize geldi. Yanında bende olmayan bir Wii oyunu getirmiş: Wii Party. Küçük küçük yarışmalardan oluşan çok eğlenceli bir oyundu. Giderken oyunu bıraktılar, biraz oynayıp geri vereceğiz.

– Başka bir hafta içi buluşmasını da Lara ile yaptık. Her ne kadar annelerimiz “Siz burası için büyümediniz mi?” diye şaşırsalar da Playland‘deki oyun alanına girmek istedik. Çok da eğlendik. 🙂

– Cuma okul çıkışında kız-kıza pub’a gittik. The North Shield, annelerimizin arada bizsiz kaçamak yaptığı bir yermiş. Bu sefer hep birlikteydik. Pub olduğuna bakmayın, fazlasıyla çocuk dostu bir mekan. Çok keyifli bir akşam oldu.

– Tam da çilek mevsimindeyiz ama ağız tadıyla çilek yiyemiyoruz. 😔 Evde dondurma yapmayı çok seviyorum, tabii ki arada çilek de kullanıyorum. Minimumda tutmaya çalışıyorum diyeyim. İpek Hanım Çiftliği Kars’ta çilek ekimi yapıyor, umarım seneye ilaçsız çilek yeme şansımız olacak. Çilek, bu yıl da EWG’nin en kirli ürünler listesinde 1. sırada!

‘Ayı Paddington 2’yi sinemada kaçırmıştım, sonunda televizyonda izleyebildim. Bu da ilk film gibi çok tatlı ve sevgi dolu. İyice Londralı olan Paddington, Lucy Teyze’nin 100. doğum günü için harika hediye olabilecek bir pop-up kitap buluyor. Kitabı almak için para biriktirirken kitap çalınıyor, sonra olaylar birbirini izliyor. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. 🐻

– Babamın olmadığı bir akşam annemle yemek yerken ‘Karayip Korsanları 5-Salazar’ın İntikamı’na denk geldim. Annem izlemiş, Salazar ve tayfasının hoşuma gitmeyebileceğini söyledi. “Bir bakayım, korkarsam geçeriz.” dedim. Pek korkutucu çıkmadı, keyifle izledim.

– Bu aralar Türkçe derslerinde atasözleri üzerine eğiliyoruz ve ‘Geçmişin İzleri Atasözleri’ kitabını işleyerek gidiyoruz. Atasözlerini günlük hayatta kullanmayı çocuklara keyifle öğretmeyi amaçlayan kitapta; etkinlikler, bulmacalar, yaratıcı yazmayı teşvik edici çalışmalar var. (8-10 Yaş, Doğan Egmont, 15 TL)

Read Full Post »

– Doğum günüm için ne istediğimi soran herkese aynı cevabı verdim: L.O.L ya da Num Noms. Yeni ‘collectables’ yani ebeveyn dilinde ‘para tuzakları’ bunlar! Bir de Pikmi Pops var, Youtube’da gördüm ama henüz Türkiye’de bulamadık.

“L.O.L’in ne özelliği var?” derseniz, kat kat paket açtırıyor ve içinden ne çıkacağı belli değil. Hayvan, bebek, kız kardeş, peluş gibi farklı seriler var. Bir tane aldın mı bitmiyor. Aldıkça alasın geliyor. L.O.L bir de ‘confetti pop’ çıkardı. İpini çekince etrafa konfeti saçarak patlıyor. Çocuklara satın aldırma yaptırmak için her şeyi düşünmüşler.

Eczacıbaşı‘nın maçlarına gitmeye devam ediyoruz. Bu hafta FB ile oynadık, çok çekişmeli bir maç sonunda biz kazandık. Maçtan sonra “Kokoreççi Dede’ye mi gitsek?” diye sordum. Bizimkiler zaten dünden razı, kendimizi Durmuş Usta‘ya atıp bir güzel karnımızı doyurduk.

– Bu yaz Bodrum’da ev tutma planımız var. Hazır anneannem buradayken, annemle babam ev bakmaya gittiler. Hanzade ve Emre bir ev bulmuşlardı, hiç dolaşmadan onu tutup gelmişler.

– Hafta sonu babam yoktu. Annem, anneannem ve ben kız kızaydık. Anneannemi voleyboldan sonra Emaar‘a götürdük. Benim asıl amacım Pikmi Pop aramaktı. Gittiğim her yerde bakıyorum ama yok! Kimse de bilmiyor.

‘Einstein Bulmacası’ hep salonda ortalarda bir yerde duran, annemin ara ara okuduğu bir kitap. Annem soruları babamla bana da soruyor. Bazıları gerçekten çok zor ama çerezlik olanları çözebiliyorum. Tam da böyle düşünmeye zorlayan bulmacalardan hoşlananlara göre bir kitap! (Domingo Yayınevi, 18 TL)

Read Full Post »

– Koca kış kar yağmadı, 1 Mart kar sürpriziyle geldi. Tutmadı bile ama buna da şükür diyerek azıcık biriken karla oynadık.

– Okuldan geldiğimde asansörde babamla karşılaştık. Fırsat bu fırsat onu hemen oyuna davet ettim. Kabul etti ama oyunda anlaşamadık. Ben Minecraft oynamak istedim, babam istemedi. Nedense bizimkilere şu oyunu sevdiremedim. Piksel piksel oluşu göz yoruyormuş, sürekli sağa sola döndüğümüz için başları dönüyormuş vs. Napalım derken evdeki oyunlara baktık ve COD bulduk. Şimdi de ona sardım, elimde silah adam öldürüyorum. 🙈

– Annemle çarşamba sinema keyfimizde bu sefer ‘Tavşan Peter’ vardı. Her gelen filme gittiğim için öncesinde izlediğim fragmanlardan bir sonra gideceğimiz filmi belirleyip film gösterime girer girmez gidiyoruz. ‘Küçük Vampir’ ve ‘Ayı Paddington 2’yi kaçırdım, bir daha öyle olsun istemiyorum. Filme gelirsek; Tavşan Peter, arkadaşı ve ailesiyle Bay Yeşilbahçe’nin öldükten sonra boş kalan kır evinde yaşamaktadır. Komşuları tatlı Bea ile de çok iyi arkadaşlardır. Bir gün yaşadıkları evin mirasçısı Bay McGregor gelip eve yerleşir. Bizimkilerin keyfi kaçar tabii. Bundan sonra tavşanlarla McGregor arasında kıyasıya bir mücadele başlar. Mücadele yer yer sertleşiyor, kimsenin aklına gelmeyecek kurnazlıklar görüyoruz ama neyse ki sonu tatlıya bağlanıyor.

– Digiturk’te ‘Born in China’yı izledik. Disneynature yapımı olan belgesel niteliğindeki filmde panda, altın maymun, kar leoparı gibi anavatanı Çin olan hayvanların hayatından kesitler sunulmuş. O kadar güzel ki! Mutlaka izleyin. (Dikkat: Aşırı derecede sevimlilik içerir!💕)

‘Komiser Mert Her Olayı Çözer’ son günlerde çok keyifle okuduğum bir kitap. İçinde çeşitli dedektiflik hikayeleri ve Komiser Mert’in olayları çözüşü var. Bize düşen ise nasıl çözdüğünü bulmak. Tanık ifadelerinden ya da çizimlerden bazı detaylara ulaşıp Mert’in suçluyu nasıl tahmin ettiğini bulmaya çalışıyoruz. Kitapta 40 dedektiflik olayı var, her akşam yatmadan önce annemle 4 tanesini okuyoruz. Jürg Obrist‘in bir dedektiflik kitabı daha varmış fakat artık satılmıyor. Keşke bulsak, çok sevdim bu tarzı. (7+, 1001 Çiçek Kitaplar, 9,90 TL)

‘Küçük Vampir’ filmini izleyememiştim ama kitabını buldum. Aslında Rüdiger Titrektaşzade’nin (sanırım 20 kitaptan oluşan) bir kitap serisi var. 1979’dan beri çocukların ilgiyle okuduğu serinin kahramanları Anton ve Rüdiger, bu sefer filme konu olmuşlar. Filmde; Rüdiger’in doğum günü kutlaması için tüm vampirler Transilvanya’da buluşur. Vampir avcısı Kargaburun onları ortadan kaldırmak için güzel bir fırsat yakaladığını düşünür. Fakat Anton da ailesiyle Transilvanya’dadır… (8+, Hep Kitap, 25 TL)

Read Full Post »

– Ne zamandır Kutlu’yla okul dışında buluşmak istiyorduk, sonunda gerçekleştirebildik. Funloft’ta eğlenceli saatler geçirdik, oynamaya doyamadık. Kutlu anaokulundaki ilk arkadaşım, o yüzden bende yeri ayrı.

– Aynı akşam Doruk’la birlikte Ege’ye yemeğe davetliydik. İki erkek-tek kız olacağımız için acaba ben dışarda kalır mıyım diye endişe etmiştim ama boşunaymış. Üçümüz ortak bir şeyler bulmakta zorluk çekmedik ve birlikte çok güzel zaman geçirdik.

Birbirimize küçük hediyeler almışız. Biz kitap almıştık. Doruk da seçimini kitaptan yana kullanmış. Benim soğuk esprileri çok sevdiğimi bildiği için ‘Roald Dahl’s Marvellous Joke Book’u görünce “Tam Elalık!” demiş. Gerçekten de öyle! (6+, Puffin Books, £4.99)

– Ertesi gün de Akasya’da Deniz’le buluştuk. Çok zamanımız yoktu ama yine de çok mutlu oldum. Arkadaşlarımla okul dışında bir şeyler yapmak çok zevkli. Yanımda Sticky 10 adlı oyunumu getirmiştim. Biraz da onunla oynadık. Deniz’in bir kızkardeşi olacak. Bence çok şanslı!

‘Sticky 10’i bana geçtiğimiz yaz Eylül öğretmişti. Sude’yle buluştuğumuz bir gün oyuncakçıda rastlayınca, oyunu ona da anlatmıştım. Annesi hemen birer tane aldı. O günden beri biz de evde babamla oynuyoruz. Dışarıya çıkarken de çantama atıyorum, yanımda oyalanacak şeyler bulunması iyi oluyor. (7+, 20 TL)

Çubuk Makarna Düğümü’nü çok sevmiştim, bu yüzden ‘Balonlu Sakız Ağacı’nı da hevesle aldım. Serinin ilk kez 1996’da yayımlanan bu kitabında harika balonlu sakızlar üreten fabrikada sakızlar eskisi kadar lezzetli ve balonlu olmamaktadır. Çünkü sakızın gizli formülünde Hindistan’dan gelen bir hammadde vardır fakat artık temin edilememektedir. Bunu öğrenen çocuklar Hindistan’ a gidip durumu öğrenmeye karar verirler. Bu da çok sürükleyici bir macera… (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 11 TL)

Read Full Post »

– Tekrar squishy yapımına döndüm. Bu hafta ‘Squishy vending machine’ ile uğraşıp durdum. Youtube’da videoları var, oradan bakıp yaptım. Para atıp kolu çevirince squishy düşüyor. Mekanizması için çok uğraştım.

– Bu aralar aramızda moda olan bir diğer şey de lades tutuşmak. Evde deli gibi sürekli lades tutuşuyoruz. Babam biraz daha iyi, annem arkasını döner dönmez unutuyor. Okulda öğretmenlerimizle de oynuyoruz.

– 2. dönemle birlikte Eczacıbaşı’nda üst sınıfa geçtim. Yaşıma uygun olacak şekilde 2008-2011’lerin bulunduğu gruptaydım fakat bu grupta amaç daha çok voleybolla tanışmak ve voleybolu sevdirmek gibiydi. Fazlasıyla oyunla geçiyordu ve beni geliştirmiyordu. Annemle babam konuyu öğretmenlerime açtılar. Onlardan onay alınca grubum değişti. Başta çok korkuyordum, benden büyük oldukları için ezilirim diye düşündüm ama öyle olmadı. Resmen kendimi buldum. Derslere çok mutlu gidip geliyorum. Tek bir handikap var o da dersler 9:00’da başlıyor. Benim için hava hoş da annem hafta sonları da 7’de kalkmak zorunda oldu. Öyle tembel tembel takılmak, uzun kahvaltılar artık yok.

– Pazar voleyboldan sonra misafirlerimiz vardı. Alp, Arel, Mert, ben ve ailelerimiz evde güzel bir gün geçirdik.

– Coys bana evde mini tarım yapabilmem için ‘Benim İlk Botanik Bahçem’i almış. İçinde organik ıspanak ve marul tohumları var. Heyecanla ekip bitkilerimin çıkmasını beklemeye başladım. (7-10 Yaş)

– Sınıf arkadaşım Elif’in doğum günü için Zorlu’da toplandık. Eataly‘de yemek yedikten sonra Funloft‘a geçtik. Jetonlu oyuncaklar, karaoke derken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız. Çok güzel bir gün oldu. İyi ki doğdun Elif!

– Ertesi günü de babaannemin doğum günü dolayısıyla aile saadetiyle geçirdik. İyi ki doğmuşsun babaannecim!

– Müzik öğretmenime söz verdim, hafta içi iki kez flüt çalışıyorum. Sene sonuna doğru Karayip Korsanları’nın müziğini çalabilir hale geleceğiz. Hepimiz bunun için çalışıyoruz.

– Digiturk’te ‘Mucize’ adlı filme denk gelince ailecek izledik. Genetik bir hastalıktan ötürü yüzünde deformasyonla doğan Auggie, annesiyle ev okulunda eğitim görmektedir. Fakat diğer çocuklara karışıp okula gitme zamanı gelince Auggie bazı zorluklarla karşılaşır. Farklılıklara nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda öğütler de içeren harika ötesi bir film. Mutlaka izleyin!

– İngilizce derslerinde bu dönem E.B. White‘ın 1952’de yazdığı ve Türkçe’ye ‘Örümcek Ağı’ olarak çevrilen ‘Charlotte’s Web’ adlı klasiği okuyoruz. Küçük Fern, diğer domuzlara göre cılız doğan yavruyu sahiplenir ve ona Wilbur adını verir. Wilbur sağlıklı bir şekilde büyümeye başlar ve çiftliğe gönderilir. Burada örümcek Charlotte ve diğer hayvanlarla tanışır. Onlardan yaz bitip de kış geldiğinde yeterince gelişeceğini ve kesilmek üzere satılacağını öğrenir… (7+, Puffin Books, £6.99)

– Türkçe derslerinde sınıfça okuduğumuz kitap ise ‘İkiz Gezginler İstanbul’dan Bodrum’a’ oldu. 4 kitaptan oluşan ‘İkiz Gezginler’ adlı serinin bu kitabında; Ege ve Peri adında tatillerde seyahat etmeyi çok seven ikizler, ebeveynleri arkeoloji eğitimi aldığı için bebekliklerinden beri masal diye dinledikleri efsanelerin peşine düşüyorlar. Serinin bu kitabında Boğaz’a neden Bosphorus dendiğini, Troya’da yaşananları, Ayvalık’ta neden Şeytan Sofrası olduğunu, Manisa’daki Ağlayan Kaya’yı ve daha nicesini İstanbul’dan Bodrum’a yaptıkları araba yolculuğunda öğreniyorlar. (8-11 Yaş, Tudem Yayınları, 16 TL)

– Can’dan bir Tom Gates kitabı daha aldım; ‘Tom Gates – Sınıfın Birincisi’. Serinin bu kitabında Tom hem okul meclisine seçiliyor hem de sınavda sınıf birincisi oluyor. İnanılmaz değil mi? Tom da her şeyin bu kadar yolunda gitmesine inanamıyor zaten. Ve zaten gitmiyor da… (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

– Lara’dan da ‘İyi ki Doğdun Kötü Kedi’yi aldım. Serinin bu kitabında Kötü Kedi’nin doğum günü kutlanıyor. Kötü Kedi çok özel hediyeler bekliyor fakat işler umduğu gibi gitmiyor. (7-10 Yaş, Epsilon Yayınevi, 19,50 TL)

Read Full Post »

– Cuma okula giderken biraz boğazım ağrıyordu, annem “İstersen gitme.” dedi ama kabul etmedim. Zaten ikinci dersten sonra karne alıp eve dönecektik. O iki derste de film izledik, oyun oynadık. Zaman çabucak geçti. Eve döner dönmez ıhlamur, adaçayı ve zencefil kampına girdim. Ateşim olmadığı için keyfim yerindeydi.

– Sıcak içecekler çabuk etki gösterdi ve boğaz ağrım geçti. Bir süre sonra sıkıldım ve dışarı çıkmak istedim ama bizimkilerden izin koparamadım.

– Cumartesi neyse de pazar iyice sıkıldım. Öğleden sonra annemle çıkıp kitap almaya gittik. Sömestr tatilinde ödev verilmedi. Tatilde çözmek üzere nasıl bir kitap alsam diye bakınırken Bilsem Matematik ve Zeka Kitabı‘nı görüp aldım. Sonra babam da bize katıldı. Yemek yiyip eve döndük.

Kitap epey zorlayıcı çıktı. “Bir grupta en az kaç kişi bulunmalı ki yılın aynı ayında doğmuş üç kişi garanti bulunsun?” Off, iyi mi ettim kötü mü ettim bilmiyorum. Ne güzel ödev de yoktu. Otur uğraş şimdi bunlarla!

– Pazartesi annemle sinemaya gittik ve Coco‘yu izledik. Aile olmak, geçmişe saygı, hayallerinden vazgeçmemek üzerine muhteşem ötesi bir film. Sonra yine kitap bakmaya gittik. Bu sefer ‘The Boy in the Dress’i aldım ve orada okumaya başladım. Akşam yemeğini evde yemek istemedim, babam yine yanımıza geldi. Yemek yedik, filmde olanları heyecanla ona anlattım. Ve eve dönüp kitaba kaldığım yerden devam ettim.

David Walliams komik ve çok satan çocuk kitaplarıyla ünlü bir yazar, komedyen, sunucu ve oyuncu. Hatta ilgiyle izlediğim Britain’s Got Talent’ta jüri. Bu kitabı da sürükleyici ve bir çırpıda okunuyor. İllüstrasyonlar Quentin Blake’e ait. Kahramanımız Dennis sıkıcı bir evde babası ve abisiyle sıkıcı bir hayat sürmektedir. Annesi onları terk etmiştir. Babası çok mutsuzdur ve bu mutsuzluk tüm eve yansımaktadır. Annesini özlediğinde Dennis’in ağlaması yasaktır, babası ona hiç sarılmaz, abisi de hep üstüne gelmektedir. Bir gün Vogue dergisinin kapağından çok etkilenir ve dergiyi alır. Bu arada Lisa ile arkadaş olurlar ve olaylar yer yer duygusal, yer yer komik bir şekilde gelişmeye başlar. (8+, HarperCollins, £6.99)

– Ertesi gün çantamı toplayıp Acarkent’e taşındım. Tatilin en sevdiğim yanlarından biri bu; Efe’yle takılmak!

– Dedemlerde çok kalamadım çünkü annem beni dublaj atölyesine yazdırmış. Neden? Çünkü çoğunlukla dublajları beğenmiyorum ve mecbur kalmadıysam orijinal dilinde izlemeyi tercih ediyorum. Eleştirim özellikle tv programları için geçerli ama bazı sinema filmlerinde de aynı şeyi görüyorum. Koca koca kadınlar/adamlar seslerini değiştirerek çocukları seslendiriyorlar ve bu işi yapan az kişi var herhalde ki Küçük Prens’in sesini başka bir kahramanda duyuyorum. Ve yadırgıyorum. Ben böyle dışarıdan eleştirip durunca annem işin detaylarını/zorluklarını öğrenmemin iyi olacağını düşünmüş ve beni Kadıköy’deki Sesstanbul‘da çocuklar için düzenlenen dublaj atölyelerine yazdırmış. Benim için muhteşem bir deneyim oldu. İşin inceliklerini, dilimizi düzgün kullanmanın ve kendimizi doğru ifade etmenin önemini, beden dilini vs. öğrendik. Tabii kısa bir zaman dilimi tüm bunları hazmetmek için yeterli olmayabilir ama çok şey kattı diyebilirim. Ice Age’den iki sahneyi seslendirdik. Elimizde güzel bir de anı kaldı.

– Kadıköy’e inmişken gittiğimiz yerlerden biri İş Bankası Yayınları’nın kitapçısıdır. Tatilde okumak üzere ‘Süper Kedi’ serisini aldım. Jeanne Willis’in yarattığı 3 kitaplık seride kahramanımız Kaplan bir gün toksik bir çorap yalar ve bazı güçlere kavuşarak Süper Kedi olur. En iyi arkadaşı James ile birlikte Kont Gerisayım’ın başının altından çıkan kötülükleri önlemek üzere kolları sıvar. Hikayeler komik ve çabuk okunuyor, ben sevdim. Sınıfta sunmak üzere powerpoint hazırlayıp kitapları arkadaşlarıma da tanıtacağım. (7-11 Yaş, İş Bankası Kültür Yayınları, 14 TL)

– Tatilimin çoğu bitmiş azı kalmışken, çarşamba sabahı hafif ateşle uyandım ama keyfim yerindeydi. “Hoppalaa!” şeklinde gelen ilk tepki üzerine beklenen oldu: Günü evde dinlenerek geçirmece. Netflix’te ‘Pettersson und Findus: Das schönste Weihnachten überhaupt’ filmine denk geldik ve keyifle onu izledik. Keşke başka filmleri de olsa diye aradık ama yoktu. Filmde bizimkiler şimdiye kadarki en iyi yılbaşını geçirmek istiyorlar. Fakat havanın kötü olması, güzel bir çam ağacı bulamamaları gibi bazı sorunlar var.. Burada kar yokken böyle kar dolu tatlı bir yılbaşı filmi izlemek çok iyi geldi. Bu arada ateşim de geçti.

– Ertesi gün erkenden kalkıp kuaföre gittik. Ne zamandır saçımı kestirmek istiyordum, sömestr tatiline bırakmıştık. Sonra Eda’yla Akmerkez‘de buluştuk. Buz pateni yapma hayallerimiz vardı ama pistin yanına gidince bir de ne görelim? Erimiş! Biz d günü evlerinde geçirdik. Hatta daha bile iyi oldu, çok eğlendik.

– Cumartesi için planımız Arda’yla ‘Uniq Hall’daki ‘Akıllı Çocuklar Klubü’ adlı sihirbazlık gösterisini izlemekti. Gösteriden sonra Tamirane‘de bir şeyler yedik ve Xtreme Aventures‘a gittik. Buz patenini hiç değerlendirmedik çünkü pist çok kalabalıktı.

– Tatilin son gününde Zeynep ve Ömer bize geldiler. Gelirken ailenin yeni üyesi Jingle’ı da getirdiler. Benim için ekstra bir mutluluk oldu.

– Böylece bir sömestr tatilini daha bitirdik. Gelsin yine ödevler, sınavlar sunumlar… Yeni dönemde görüşmek üzere!

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: