Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Okul maceram’ Category

– Sosyal bilgiler dersinde kültürel özelliklerimiz ve ülkemiz konusunu işledik. Konu kapsamında sınıftaki herkesin ailesinin memleketi hakkında sunum yapması gerekiyordu. Sıra bana geldi ve ben tabii ki annemin memleketi olan İzmir‘i anlattım. 💕 Aslında İzmir anlata anlata bitirilemez bir yer ama özet olarak tarihteki önemi, görülmesi gereken yerler, İzmir’e özgü yiyecekler ve İzmirli sözlüğüne göre farklı söylenen kelimelerden bahsettim. Arkadaşlarımdan bazıları “Karnımı acıktırdın Ela!” derken, bazıları “Bu yaz kesinlikle İzmir’e gitmeliyiz!” dedi.

– Doğum günü Halloween ile aynı gün olan arkadaşımız Efe Pasha’nın Funloft‘taki kostümlü partisinde sınıfça eğlendik.

41. Vodafone İstanbul Maratonu‘nun halk koşusu kısmına katıldık ve Boğaz Köprüsü’nü yürüyerek geçtik. Yaklaşık 5 km yürüdük. Yürüme kısmından çok bekleme kısmı yorucuydu. Yüzlerce kişiyi aynı anda başlatmak yerine grup grup alıyorlardı. Sıra bize gelene kadar 1 saatten fazla ayakta bekledik. Köprüyü geçtikten sonra Barbaros Bulvarı’ndan aşağı inmeden Zorlu‘ya geçtik ve yemek yedik. Sonra köprü hala kapalı olduğu için metro+marmaray+taksi yoluyla eve döndük ve saniyeler içinde üst değişip voleybol antremanıma yetiştik. Biraz koşturmaca oldu ama bu deneyimi yaşamak güzeldi.

– Saatleri uyduğu sürece Burhan Felek‘teki voleybol maçalarını kaçırmıyoruz. Bu kez Galatasaray-Beşiktaş kadın voleybol maçını izledik. 2-3 yenildik.

– TLC’de ‘Köpekleri Tanıyalım’ adlı bir program var. Köpek cinsleri hakkında bilgi veriyor; bakımı kolay mı, eğitilebilir mi, tüy döker mi vs. Biz de bölüm kaçırmadan izliyoruz. Gönlümden geçen cins belli, bu programı izledikçe ve diğer köpek cinslerini tanıdıkça kararımın değişmeyeceğini bir kez daha anladım. Bu arada annemi kendi tarafıma çekmeyi başardım. Babam hala biraz mesafeli olsa da “İkiniz de kararlıysanız ben engel olmam.” dedi. Bu noktaya gelmek bile başarı! Umarım bir gün benim de bir köpeğim olur… 💕🐶

– Televizyonda ‘Eight Below’ adlı filme rastladık ve gözlerimizi alamadan izledik. Türkçe’ye ‘Kutup Macerası’ olarak çevrilen eski bir film, nasıl olmuş da böyle güzel bir filmden haberimiz olmamış?? Kızak eğitmeni olan Jerry, Antartika’da bilimsel bir çalışma sırasında kötüleşen hava koşulları yüzünden köpeklerini bağlayıp orayı terk etmek zorunda kalır. Kısa süre sonra Antartika’ya tekrar döneceğini düşünerek bu kararı vermiştir fakat hava koşullarında düzelme olmayınca Jerry’nin kutuplara dönmesine izin verilmez. Jerry gelene kadar 6 ay geçer 8 köpek bu süre zarfında hayatta kalmak için mücadele eder. Gerçek bir olaydan alınma, duygu yüklü bir macera. Mutlaka izleyin. (Ve gönlümdeki cinsin ne kadar muhteşem bir hayvan olduğunu görün.. 😍)

Reklamlar

Read Full Post »

– Resimde görmüş olduğunuz güzel surat, ponçik ayak Can 1 yaşında! İyi ki doğmuş, iyi ki bizim küçük prensimiz olmuş!

– İngilizce derslerinde mitoloji çalışıyoruz. Daha önce İlyada ve Odisseia‘yı okuduğum için konuya yabancı değilim ama o kadar çok tanrı ve tanrıça var ki hepsini akılda tutmak gerçekten zor!

– Bilsem çıkışında sürekli program yapmak istiyoruz, annem de geç olduğunu söylüyor. Neyse ki bu kez onay aldık da; Berrak, Lara ve Pınar’la birlikte yemek yedik.

– Voleyboldan sonra sınıftan birkaç arkadaş Zorlu Funloft‘ta buluştuk. Bu aralar sınıfça bir Harry Potter çılgınlığı içerisindeyiz. Hepimiz kitaplarını okuyup filmlerini izliyor, kostüm siparişi veriyoruz. Dolayısıyla buluşma sırasında da bir kitapçı ziyareti yapıp Harry Potter kitaplarını inceledik.

– Babamla sinemaya gittik ve ‘Küçük Ayak’ı izledik. Film Yetiler’in gözünden Küçük Ayak dedikleri insanları anlatıyor. Biz nasıl onların efsane olduğuna inanıyorsak, onlar da bizim efsane olduğumuzu ve insanların var olmadığını düşünüyorlar. Çok eğlenceli bir filmdi. Annemle film tercihimiz ise ‘Beyaz Diş’ oldu. Jack London’ın kaleme aldığı klasik, filmiyle beni aşırı etkiledi diyebilirim. Hem köpekleri çok seviyor oluşum, hem bu cins köpeklere bayılıyor oluşumun bunda etkisi büyük tabii. Mutlaka izleyin!

– ‘Bu aralar ne okuyorsun?’ diye sorarsanız, yukarıda bahsettiğim üzere sınıfça Harry Potter okuyoruz. 🙂 Arkadaşlarımın bazıları karışık okuyor ama ben sırayla okumayı tercih ediyorum bu yüzden serinin ilk kitabı olan ‘Felsefe Taşı’ndan başladım. Serinin bu ilk kitabında; Harry Potter’ın hayatı bir baykuşun getirdiği mektupla değişir. Harry, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na kabul edilmiştir. Halbuki bu okula başvurmamıştır bile! Okulda iki yakın arkadaş edinir ve birlikte hem büyücüğülü öğrenir, hem de maceralara atılırlar. Bu arada kitabın dünya yayıncılık tarihinde en kısa sürede en çok satan kitap olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim. (9+, Yapı Kredi Yayınları, 25 TL)

Read Full Post »

– Ortaokula hızlı bir başlangıç yaptık. Bu yıl bazı yenilikler ve değişiklikler mevcut. Formalarımızda ufak tefek farklar var. Fazladan bir ders yaptığımız için eve daha geç geliyorum. Serviste de ortaokul arabalarına terfi ettik. İngilizce ders sayısı arttı, sınıf öğretmenimiz de İngilizce öğretmenimiz oldu: Miss Shantel. Onu çok seviyoruz ama biraz da üzüyoruz çünkü sınıfça çok konuşmak gibi bir huyumuz var. Beden eğitimi dersi yok. Ben klüp etkinliğini voleybol olarak seçip bu eksikliği kapattım. Kodlama dersimiz var, Scratch öğreniyoruz.

– Bu sene sınıflar karıldı, arkadaşlarımın çoğunu zaten tanıyorum da keşke daha önce aynı sınıfta olsaymışız diye düşündüğüm iki arkadaşım oldu: Ela B. ve Kayra. İkisini de çok seviyorum.

– Bu sene de Deniz’in doğum günü partisine katılamadım. Hem geçmiş de olsa doğum gününü kutlamak, hem de yeni doğan kardeşini görmek için okul çıkışı onlara gittik. Komik komik oyunlar yaratıp eğlendik. Mavi’nin tatlılığını ise anlatmam imkansız! İyi ki doğmuşsun Deniz!

– Havalar böyle güzel gittiği sürece bizi hafta sonları Caddebostan sahilinde bulabilirsiniz.

– Ailecek film keyfinde ‘Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı’nı izledik. Mitolojiye ilgisi olanlara tavsiye ederim. İlk film hoşuma gidince hemen serinin ikinci filmi olan ‘Percy Jackson: Canavarlar Denizi’ni de izledik. Yalnız filmlerde bazı korkunç yaratıklar var. Kitapları okumuş olsaydım onları bu şekilde hayal etmezdim.

– Türkçe dersinde sınıfça okuduğumuz ilk kitap Andrew Clements’in ‘Bunun Adı Findel’ adlı çok satan kitabı oldu. Bizler gibi 5. sınıf öğrencisi olan Nicholas, yaratıcı fikirleri ile ünlüdür ve bu fikirleri ders kaynatmak için de kullanmaktadır. Bir gün dilbilgisi dersinde yine ders kaynatmak için sözlüklerdeki bunca sözcüğün nereden çıktığını sorar. Öğretmeni soruya cevap vermek yerine bunu araştırmasını ve sonuçları rapor olarak sınıfta sunmasını ister. Nick, raporunu hazırlayıp sunar. O öğleden sonra sınıfta olanları düşünürken aklına öğretmeninin söylediği bir şey gelir ve Nick bundan böyle kaleme ‘findel’ demeye başlar. Bu küçük oyun yayıldıkça yayılır ve önce kentte sonra tüm ülkede ‘findel’ kelimesi tanınır hale gelir. (9-12 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 18 TL)

Read Full Post »

Merhaba 5. sınıf! ✌🏻

Read Full Post »

– İstanbul’a döndük ve ilk iş okul alışverişini hallettik. Kitaplar kaplandı, dolabıma yerleştirildi. Kıyafetler yıkandı, ütülendi. Sınıfımız değişti ve 5-D olarak belirlendi. Yani her şey tamam! Yeni eğitim-öğretim yılı için hazırım!

– Kalan boş günleri de arkadaşlarımla buluşarak değerlendirdim.

– Annem ve babamla sinemaya gittik ve ‘İnanılmaz Aile-2’yi izledik. İlk film gibi bunu da çok sevdik.

– Yeni voleybol sezonunda klüp değişikliği yaptım ve yuvaya döndüm. İlk dakikalarda biraz çekingendim ama çabucak alıştım. Çok doğru bir karar vermişiz, Galatasaray‘da olmaktan çok mutluyum!

– Son günlerde Enid Blyton‘ın kaleme aldığı ‘Gizli Macera’ serisinin ilk kitabı ‘Gizli Ada’yı okuyorum. Mike, Peggy ve Nora’nın ebeveynlerinin uçağı kaybolur ve çocuklar hala ve enişteleriyle birlikte yaşamak zorunda kalır. Kendilerine kötü davranıldığı için çok mutsuzdurlar. Evin tüm işleri, yemek, temizlik vs. onlara yıkılmıştır. Bir gün Jack adında bir çocukla tanışırlar. Jack onlara gizli bir adadan bahsedip oraya kaçmayı önerir. Bu plan çocukları çok heyecanlandırır ve hemen hazırlıklara başlarlar… (7-12 Yaş, Artemis Çocuk, 15 TL)

Read Full Post »

– Bu hafta itibariyle sınavlar bitti. Hepimiz bir “Oh!” çektik.

– Artık rahatladığıma göre normalde hafta içleri oynama iznim olmayan Playstation serbest oldu. Son zamanlarda en keyif aldığım oyun ‘The Lego Movie Videogame’. Filmden de bildiğimiz üzere Emmet dünyayı kurtarmak için seçiliyor. Kahramanlardan aldığı destekle Lord Business’i alt edip dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Çok eğlenceli bir oyun! (119 TL)

– Okulumuza Kral Şakir‘in yapımcısı geldi. Yapım bana pek hitap etmiyor ama biliyorum seveni çok. Mesela Ömer. 😉

– Heyecanla senenin son haftalarını beklerken, bu sene okul pikniği yapılmayacağı söylendi. Hepimiz çok üzüldük. Sonra gönlümüz olsun diye bahçede yapabileceğimizi söylediler. Hepimiz evden bir şeyler getirdik. Ben yine arkadaşlarımın çok sevdiği M&M’li kurabiyelerden yaptım.

– Fırsat buldukça Akasya‘daki trombolin parkına gittik.

– Kitapçı ziyaretimizde bu kez ‘Where’s Wally’i seçtim. Kitapta Wally ve arkadaşlarını, farklı yerlerden atılmış kartpostallarda arayıp bulmamız gerekiyor. Görseller o kadar küçük ki, annem “Ela emin misin? Kafayı yiyip kitabı bir yere atmayasın?” dedi. “Hayır, çok severim böyle şeyleri!” diye ısrar edip kitabı aldırdım. İçinden bir de büyüteç çıkıyor. Resimlerdeki mini mini karakterleri arayıp buluyoruz. (5+, Walker Books, £4.99)

– Zeynep ve Ömer’le Kidzania‘da buluştuk. Ömer’in pek keyfi yoktu, içeride de hiç eğlenmedi. Annelerin yanında olmayı tercih edip çıkmak istedi. Normalde üçümüz hiç ayrılmayız ama zorlamadık, biz de Zeynep’le takıldık.

– Bilsem’de son dersimizi yaptık. Farklı atölyeler düzenleyerek eğlenceli bir veda olsun istemişler. Lara ve ben, maske boyama ve hamurdan oyuncak yapma atölyesine katıldık, sonra da sınıfa gidip sene boyunca üzerinde çalıştığımız tuvallerimizi aldık. Seneye ortaokul öğrencisi olacağımız için proje bazlı çalışacakmışız. Umarım son iki seneden daha verimli geçer.

– Eczacıbaşı’nda da son dersimizi yaptık. Beni hazırlık takımına seçtiler. Antremanlara temmuzda başlayacaklar ama biz İstanbul’da olmayacağımız için katılamayacağımdan eylülde görüşmek üzere koçlarla vedalaştım.

– Yaz tatiline girerken bir puzzle’ım olsun, gelir gider yaparım diye düşündüm. Kedili-köpekli şirin bir şey aldım. Acaba okul açılıncaya kadar bitirebilecek miyim?

– Ve mezuniyetimizi kutladık! Okulumuzun bir organizasyonu yoktu; 4D ve 4E velileri olarak ailelerimiz ilkokula güzel bir veda olsun diye Garden Fiesta‘da barbekü partisi organize etmişler. Kocaman çim alanda koşup oynadık. Sonra da pasta kesip kepleri havaya attık! Arkadaşlarımın çoğuyla 3-4 yaşından beri beraberiz, iyisiyle kötüsüyle birçok anımız oldu. Başarıyla geçen ilkokul yıllarından sonra sıra ortaokula geldi! Bakalım bizi neler bekliyor?

Read Full Post »

– Okulumuzun kapanmasına az kaldığı şu günlerde elimizdeki projeleri de tamamlıyoruz. İkinci dönemin başından beri İngilizce olarak hazırladığımız Autobiography’lerimizi bitirip teslim ettik. “9 yıllık yaşamın otobiyografisi mi olurmuş?” demeyin. Oldu, çok da tatlı oldu. 😎

– Salı annemin doğum günüydü. İyi ki doğmuşsun anneciğim, seni çok seviyoruz! 💕

– Lara ile sinemaya gittik ve ‘Yakışıklı Prens’i izledik. Prensli, prensesli, bozulması gereken lanetli, gerçek aşkın peşinden koşmalı, eğlenceli bir filmdi.

Akasya‘ya trambolin park kuruldu. Zıplamayı çok severim, fırsat buldukça uğruyoruz.

– Hafta sonu Caddebostan piknikçileri olarak annemin doğum gününü tekrar kutladık. 🎈

– Arzu İngilizce kitapları sevdiğimi düşünerek doğum günümde Roald Dahl’ın ‘BFG’ adlı kitabını hediye etmişti. (Tam isabet!) Bu hafta okumaya başladım. İlk kez 1982’de basılan kitap günümüzde hala en çok okunan çocuk kitaplarından biri. 2016’da filmi de çekildi ama ben korkacağımı düşünüp izlemeyi reddettiğim için gitmedik. Anneme göre iyi olmuş çünkü önce kitabı okumamı tercih edermiş. Kahramanımız Big Friendly Giant, en uzun boylu insanın 4 katı kadar uzun ama devler ülkesinin en kısasıdır. Devler insan yerken, bizimki farklı şeylerle beslenmektedir. Devler Ülkesi’nde ondan başka 9 dev daha yaşar ve hepsi birbirinden kötüdür. Kitabın diğer kahramanı da yetimhanenin penceresinden bakarken BFG’yi gören küçük Sophie’dir. BFG, Sophie’yi fark edince onu Devler Ülkesi’ne kaçırmıştır. Diğer devler insan kokusunu fark eder, kahramanlarımızın eğlenceli diyaloglar eşliğinde onları alt etme planı başlar. BFG’nin değişik telafuzu ve minik Sophie’yle olan diyalogları eşliğinde su gibi akan bir kitap. İllüstrasyonlar yine Quentin Blake’e ait. Türkçe çevirisini ‘Koca Sevimli Dev’ başlığıyla okuyabilirsiniz. (8+, Puffin Books, £4.89)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: