Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Okul maceram’ Category

Bu hafta sonu için ödevimiz ıslanmayan kağıt deneyiydi. Fen dersini çok seviyorum, bu yüzden bu çalışmayı da severek yaptım.

Malzemeler: Genişçe bir kap, bardak, kağıt ve su.

Uygulama: Kağıdı buruşturup bardağın tabanına yerleştirin. Kabı su ile doldurun ve bardağı dik olarak su dolu kaba batırın. (Dikkat! Eğer bardağı dimdik bir şekilde suya sokmazsanız içeri hava gireceğinden kağıt ıslanır. Amaç havayı bardağın içinde hapsetmek. Bu yüzden bardağı suya dik sokmaya dikkat edin.) Bardağı yine dik bir şekilde yukarı çekin. Bardağın içinde sıkışan havanın kağıdın ıslanmasını engelleyişini gözlemleyin.

Deney sayesinde öğrendiğimiz: Hava da bir maddedir. Bardağı ters çevirip suya batırdığımızda çıkacak yer bulamaz. Bardağın içinde sıkıştığı için havanın hacmi küçülür ve daha fazla küçülemeyecek kadar sıkışan hava, suyun bardağı doldurmasını engeller.


PS: Yaptığım diğer ilginç deneyler için tıklayın:

 

Reklamlar

Read Full Post »

– Bu aralar dünyada çok popüler iki şey var: Biri fidget spinner, diğeri Ed Sheeran‘ın şarkısı Shape of You. Fidget spinner modası nerden çıktı bilmiyorum ama bizim evde olan bir şeydi. Babam almış, elinde çevirip duruyordu. Yine de kendi fidget spinner’ım olsun istediğim için bir tane de ‘glow in the dark’ özellikli olanından aldık. Shape of You da aşırı popüler oldu. Her yerde çalıyor, sürekli dinliyoruz. Ayrıca Singing Dentist’in bir yorumu var ki beni çok güldürüyor. İzlemediyseniz buraya tıklayıp bakabilirsiniz.

– Bir de ev yapımı oyun hamuruna taktım. Yeni bir şey değil aslında ama annem uğraşmak istemediği için biz hiç yapmamıştık. Sınıf arkadaşlarım konuyu tekrar gündeme getirince, ben de girdim mutfağa. İnternette bir sürü tarif var. Siz de henüz yapmadıysanız deneyin derim. Hem yapması çok kolay, hem de güzel saklanırsa uzun süre kurumuyor.

– Okulda su hakkında çalışmalar yapıyoruz. Suyu boşa harcamamanın önemi, kuraklık, ileride çıkabilecek su savaşları vs. ile ilgili konuşuyoruz ve poster hazırlıyoruz. Bir de buraya tıklarsanız izleyebileceğiniz videodaki çocuk şarkısını ezberledik. Bu süreçte şarkıyı o kadar çok dinledim ve söyledim ki evdekiler de “Water, water, water, water…” diye dolaşıyordu. Durumdan bizde kalan Arzu da nasibini aldı. Okulculuk oyunumuzda şarkıyı ona da öğrettim.

– Heyecanla beklediğim bir film vardı: Lego Batman. Gösterime girdiği cuma okuldan döner dönmez gitmek istiyordum fakat cumaları resim okulum olduğundan gidemedim. Bu yüzden biraz ağlamış olabilirim. Annem de cumartesi sabahı ilk seansa gidebileceğimizi söyledi. Sabah Arzu’yu uğurlayıp erkenden sinemaya gittik. Filmi çok matrak bulduk ve aşırı beğendik. Gerçi ben dublajlı olmamasını tercih ederdim ama bu haliyle de başarılıydı. Biz sinemadayken Lara ve Banu aradı, Akasya‘ya geliyorlarmış. “Görüşelim mi?” diye sordular. Film bitince buluştuk ve öğleden sonrayı da birlikte geçirdik.

– Ertesi gün Elif’in Zorlu Funloft‘ta doğumgünü partisi vardı. Deli gibi eğlendik, hepimiz ter içinde kaldık. Bir türlü ayrılmak bilmedik. Parti bitti, biz ekstra krediler yükleyip oynamaya devam ettik. Cumartesi üstü pazar tam benlik iki gün oldu. 🙂

– Hafta içi Turkcell‘in Zeka Küpü projesi kapsamında öğrencilere dağıttığı temel maker ve kodlama kitiyle epey vakit geçirdim. Böyle bir şey düşünmeleri ve bizleri geleceğin dili olan kodlama ile tanıştırmayı amaçlamaları çok güzel bir düşünce. Kitten çıkan malzemelerle kendi robotumu yaptım fakat yapmakla kaldım. Çünkü robotumu kodlayabileceğim program sadece android tabanlı ve bizdeki bütün aletler IOS. Programı IOS işletim sistemiyle çalışan bir tablete yükleyemediğim için benim robotum deli danalar gibi dolaşmakla kaldı. Halbuki onu önüne engel çıktığında yönünü değiştirecek ya da belli bir rotada gidecek şekilde kodlayabilirdim. Heyecanla programın IOS uyumlu halini bekliyorum.

– Annemin sömestr öncesi sipariş ettiği ama kargodaki yoğunluktan ötürü gecikince Uludağ’a giderken yanımıza alamadığımız Four in a Row adlı oyunu da bol bol oynadık. Amaç tatilde Arda’yla beni oyalamaktı ama olmadı. Portatif olduğu için her yere taşıyabiliyoruz, Arda’yla bir dahaki buluşmamızda oynarız artık. Oyunun amacı; rakipten önce 4 pulu yan yana, üst üste ya da çarpraz olacak şekilde sıralamak ve aynı zamanda rakibin bunu başarmasını engellemek. Online olarak oynamak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

– Bu hafta sonu da cumartesiyi halamlarla dolayısıyla bir sürü kedi köpekle geçirdim. Pazar da Ayşe Bade’yle Kidzania‘ya gittik. Kim bilir kaçıncı gidişim ama yine çok eğlendim. Bu hafta sonunun neşesi de geçen hafta sonunu aratmadı.

– Kütüphaneme Sakar Cadı Vini serisinden 3 kitap daha ekledik; Vini’nin Zaman Yolculuğu, Vini Ormanda ve Vini Altın Arıyor. Serinin diğer kitaplarındaki gibi bunlarda da Vini’nin birbirinden komik dört macerası anlatılıyor. (8-12 Yaş, İş Bankası Kültür Yayınları, 10 TL)

Read Full Post »

– Sınıf arkadaşlarım için el yapımı bir yılbaşı hediyesi fikrim vardı: Keçe ve abeslang kullanarak yapılacak bir kitap ayracı! Ağaçları hazır almayıp tek tek elle kestiğimiz için biraz oyalayacı oldu ama yılbaşı öncesine yetiştirdik. Üzerlerine yeni yıl mesajı da yazdım. Arkadaşlarım hiç beklemedikleri için çok şaşırdılar ve sevindiler. 🙂

– Bir diğer el emeği göz nuru çalışmamı Deniz’in sosyal sorumluluk projesine katkı olarak yaptım. Deniz, yılbaşı vesilesiyle Türkiye’de yaşayan mülteci çocukları sevindirecek, fakat maddi değeri olan bir şey yerine el yapımı bir hediye ile bizden projesine destek istedi. Benim de aklıma tahta boncuklardan bilezik yapmak geldi. Umarım hediyemi alan arkadaşların yüzünde de bilezikte olduğu gibi bir gülümseme belirmiştir.

– Bir hediye de annemden bana ve Rüzgar’a geldi. Tencere-kapak gibi değil miyiz? 🙂

Kanyon yılbaşı konserinde bu sene MFÖ vardı. Konser öncesi Gina‘da yerimizi aldık ve müzik eşliğinde yemeğimizi yedik.

– Çarşamba sinemasında bu kez Storks‘u izledik. Yer yer güldüren, yer yer duygulandıran çok tatlı bir filmdi.

– Sınıfça okuduğumız kitap yine bir Behiç Ak öyküsü olan Pat Karikatür Okulu‘ydu. Gülümseten Öyküler serisinin bir üyesi olan kitapta anlatılanlar da diğer kitaplardaki gibi komikti. Kahramanımız Aydın yeni okulundaki arkadaşlarıyla tanışır. Fakat bu okulda bir gariplik vardır; herkese ve her şeye isim takılmakta ve takma ismiyle seslenilmektedir. Hatta bu yüzden esas isimler unutulmaktadır. Aydın’a da gelir gelmez bir isim takarlar: Doğrucu Davut. Aydın başlangıçta bundan hoşlanmasa da zamanla alışır. Sıra arkadaşının lakabı Patates’tir. Olaylar bundan sonra Patates’in maceraları çerçevesinde gelişecektir… Eğer sizin de paylaşmaya değer öyküleriniz varsa ÇizeYaza projesi kapsamında öykülerinizi Behiç Ak’a gönderebilirsiniz. (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 16 TL)

– Kütüphaneme eklediğimiz kitaplar ise Sakar Cadı Vini serisinden Vini’nin Çiftliği ve Vini Spor Yapıyor oldu. Serinin diğer kitaplarındaki gibi bunlarda da çatlak Vini’nin dörder macerası yer alıyor. Şahsen ben çok seviyorum. (8-12 Yaş, İş Bankası Kültür Yayınları, 10 TL)

– Bugün 2016’nın son günü. Yılbaşını biz ailecek dedemlerde geçireceğiz. Herkese mutlu yıllar dilerim!

 

Read Full Post »

– Bu hafta okulda ilginç bir şey oldu. Fen dersindeki sorulardan birinde hem Gaye hem Ela adı geçiyordu. Çok hoşuma gitti. Tüm soruyu kalpler içine alacaktım, sayfanın her yerini kalplerle dolduracaktım ama kendimi zor tuttum.

– Son günlerde keyifle seyrettiğim bir program var: Cake Boss. Tematik kanalları çok seviyorum, akşam yemeği sırasında ya yemek programı, ya yarışma ya da belgesel açık oluyor. Genellikle üçümüzün de ilgisini çekecek programlar bulmaya çalışıyoruz ama ben biraz domine ediyorum ve yemek yarışması ya da yemek programı oldu mu bizimkilere tercih şansı bırakmıyorum. Cake Boss’un her bölümünde Buddy Valastro ve ailesi farklı bir müşteriden brief alıyor. Müşteri aklındaki parti konseptini ya da pastayı kim için/hangi amaçla yaptırdığını anlatıyor. Sonra da Buddy ve ekibi yeteneklerini konuşturuyor ve ortaya şahane tasarımlar çıkıyor.

– Bizimkilerin küçükken oynadığı Solo Test diye bir oyun varmış. Annem dolaşırken gözüne çarpınca bir tane de bana almış. “Ben de neredeyse 30 yıldır oynamamışımdır, dur bakalım nasıl oynanıyordu bu? Bir hatırlamaya çalışayım…”  diyerek bir yandan da bana oyunu anlatmak amacıyla göstererek oynadı. Sonuçta ‘gerizekalı’ çıkınca biraz bozuldu tabii. Zaten zor sabretmişim, annem bitirir bitmez “Ben! Ben!” diye atladım. Kolay gibi gözüküyordu, ‘bilgin’ çıkarım derken ‘tecrübesiz’ çıktım. Annem birkaç kez daha denememi söyledi. Sıra ona gelince tekrar oynadı, böylece gözümdeki imajını da düzeltmiş oldu. Meğer annem ‘zeki’ymiş. Sonra beni oyunla başbaşa bırakıp gitti. Ben de her oynayışta daha az piyon bırakarak aynı mertebeye yükseldim. Fiyuuuvvv!

– Sınıfta çok popüler olan futbol kartlarıyla oynanan oyuna ben de kendi kartlarımla katılabilmek adına bizimkilere bir kutu Panini FIFA 365 Adrenalyn XL kart aldırdım. Aslında oyun kart üzerindeki futbolcunun gücüne vs. göre oynanıyormuş ama biz öyle yapmıyoruz, başka bir kurgumuz var.

– Çarşamba günü sinemasında bu hafta ‘Finding Dory’i izledim.

– Kışın çok parka gitmiyorum ama bazen hava güzelse eve çıkmadan bir maymun barı yapıyorum.

– Cumartesi Ayşe Bade’nin annesi bizi ve Doruklar’ı yemeğe davet etti. ‘Biraz erken buluşalım ki çocukların uyku saatini geçirmeyelim.’ demiş. (Malum ayrılamama durumu..) Biz de öğleden sonra kapıyı çaldık. Ayşe Bade bize bahçede hazine avı oyunu hazırlamış. Hemen koştuk. Sonra da çeşitli oyunlar yarattık. Ayrılmak yine çok kolay olmadı ve planlanandan daha geç kalktık. Olsun, çok güzel bir geceydi.

– Pazar programımız Kostandoflar’la Polonezköy’e gitmekti. Kahvaltı faslını geçirip Country Club‘a mangala gidelim dedik. Hava da bize torpil geçti. Çevredeki hayvanlarla bol bol haşır neşir olabildiğim, at bindiğim harika bir gün oldu.

– Bu hafta 3 kitap aldık. Bildiğiniz üzere Charlie’nin Çikolata Fabrikası bir klasik ve Roadl Dahl biz çocuklara nasıl merak içinde sayfa çevirttirileceğini çok iyi biliyor. Kahramanımız Charlie Bucket çok fakir olduğu için, çikolatayı çok sevmesine rağmen yılda bir kez küçücük bir çikolata yiyebilmektedir. Bir gün şehirdeki kocaman çikolata fabrikasının sahibi Bay Wonka, gazeteye ilan vererek dünyanın dört bir yanına dağılmış çikolata ambalajlarındaki 5 altın bileti bulan 5 çocuğa fabrikayı gezdireceğini ve ömür boyu yetecek kadar çikolata vereceğini açıklar. Charlie çok heyecanlanır ama sadece bir çikolata alarak altın bileti bulma şansı ne kadar olabilir ki? (8+, Can Çocuk Yayınları, 16 TL)

(Diğer iki kitabı hep önünden geçtiğimiz Göztepe’deki YKY dükkanından aldık. Aklınızda olsun burada kitaplar hep indirimli.) Stefania Lepera’nın yazdığı Üç Dedektif ve İki Matematik Bulmacası, annesi-babası seyahatte olduğu için bir hafta dayısıyla kalacak olan Arda’nın maceralarını anlatıyor. Dayısı ilk gece Arda’yı yemeğe götürür. Bizimkiler sakince yemeklerini yerken yan masada tartışma çıkar. Dayısı polis olduğu için hemen duruma müdahale eder. 3 müşteri, 25 TL gelen hesap için 10’ar TL verdiklerini, gelen 5 TL para üstünden 1’er TL alarak garsona 2 TL bahşiş bıraktıklarını söylerler. Fakat akıllarına takılır; 3×9+2=29 etmektedir. Müşteriler 30 TL ödediklerine göre 1 TL nerededir? Cevabı bilen yorum olarak yazsın! 😉 İkinci bulmacayı da kitabı okuyunca görürsünüz. Bu arada en sonda ‘yanıltıcı mantık’ ve ‘yanal düşünce’ kavramları da örneklerle açıklanmış. (8-10 Yaş, Yapı Kredi Yayınları, 10 TL)

Son kitap; Silvia Vecchini’nin yazdığı Erkekler Kızlara Karşı ise, okuyucuyu önyargılar ve öğretilmiş roller üzerinde düşünmeye yöneltiyor. Eşit sayıda kız ve erkekten oluşan sınıfa ezberbozan bir karakter dahil olur: Zoe. O güne kadar sınıftaki erkek ve kızların yapacakları kesin çizgilerle ayrılmıştır; kızların ve erkeklerin oyunları, zevkleri farklıdır. Zoe’nin babası öldükten sonra annesi birlikte kurdukları işi devam ettirmiş ve kamyon şoförü olmuştur. Zoe’ye dedesi bakmaktadır. Cinsiyetçi dayatmalarla büyümemiş olan Zoe, sınıfın dinamiklerini de değiştirir. (9-12 Yaş, Yapı Kredi Yayınları, 14 TL)

Read Full Post »

– Kukla Festivali bu hafta da devam etti. Sude ile birlikte Kuklita‘nın sergilediği İyiliksever Canavar adlı gösteriyi izledik. Gösteriden sonra Hamleys‘e gittik. Lonpos Crazy Cone adlı zeka oyununun tanıtımı vardı. Oyun hiperaktivite ve dikkat eksikliğinde konsantrasyonu arttırmak için, unutkanlık, stres, vb. durumlarda odaklanma ve görsel hafızayı güçlendirmek için tavsiye ediliyor. Gittikçe zorlaşan seviyeleri sayesinde de oyuncunun sabrını ve azmini artıyor. Sude’de varmış, ben yeni keşfettim ve çok beğendim. Uzun süre oyalayıcı bir oyuncak arayan varsa düşünmeden alın. Tanıtım videosu için buraya tıklayabilirsiniz.

– Okulda işlediğimiz konuları daha iyi anlamamızı sağlayacak çizgi filmler izliyoruz. How The Body Works de bunlardan biri. Chloe ve Nurb’ün insan vücudu hakkında bilgi verdiği kısa videolarda kemikler ne işe yarar, sinir/sindirim/boşaltım sistemi nasıl çalışır vb. bilgiler eğlenceli bir şekilde veriliyor. Göz atmak isterseniz link burada.

– Arda ve Kuzey ile Abdi İpekçi’deki Galatasaray-Kızılyıldız basketbol maçına gittik. Hatta bu sefer benim annemle Kuzey’in annesi de geldiler. Atmosfer harikaydı. Ben statta yediğimiz yemekleri de seviyorum. Devre arasında yediğimiz gofret de cabası. Her şey güzeldi, bağırmaktan sesim kısıldı. Bir de 2 sayıyla yenilmeseydik iyiydi.

– Hafta sonu dedemleri ziyarete gittik. Dedemle tenis oynadık, Efe’yle Collesium’un oyun odasına gittik, en klasiğinden Mezzaluna’da pizzamızı yiyip eve döndük.

– Annemle Justice League Attack of the Legion of Doom adlı animasyonu izledik. Legolu filmleri çok seviyorum. Bunu da çok beğendim.

– Sınıfça okuduğumuz kitap Canan Tan’ın Beyaz Evin Gizemi adlı eseriydi. Eray ve ablası, yazı geçirmek üzere ailelerin yeni aldığı yazlık eve giderler. Sitede herkes birbirini tanıyordur, hemen arkadaşlarıyla tatilin tadını çıkarmaya başlarlar. Sitenin yanındaki beyaz ev hemen dikkatlerini çeker ve orada kimin yaşadığını öğrenmek üzere araştırmalara başlarlar. Zamanla evin pek de bir gizemi olmadığını, orada çok tatlı insanların yaşadığını görürler… (9-12 Yaş, Doğan Egmont, 10 TL)
– Kütüphaneme eklediğimiz kitap ise Goscinny ve Sempé’nin çok sevilen serisinin ikinci kitabı Pıtırcığın Bisikleti oldu. (İlk kitaptan burada bahsetmiştim.) Yaşananların bir çocuğun gözünden çok doğal ve içtenlikle anlatıldığı serinin bu kitabında; babası Nicholas’a matematik sınavında ilk 10 kişinin arasında olursa ona yeni bir bisiklet alacağını söyler. Pıtırcık 10. olur. (Sınava 11 kişi girmiş ama olsun, ‘önemli olan katılmak’ diyelim.) Tam da hayalindeki gibi kırmızı bir bisiklet alınır fakat olaylar hiç de Pıtırcık’ın tahmin ettiği gibi gelişmez… Kitapta bunun dışında 10 öykü daha var. (8+, Can Çocuk Yayınları, 9,5 TL)

PS: Pıtırcık’ı seviyorsanız 2009 yapımı Le Petit Nicholas ve 2014 yapımı Les Vacances du Petit Nicolas‘ı izleyebilirsiniz.

Read Full Post »

– Eğlenceli bir yaz tatilinin ardından şehre döndük ve ilk iş olarak yeni okul dönemi için gerekli olan malzemeleri aldık. Kitapları kapladık, etiketleri yapıştırdık ve okula gidip dolabıma yerleştirdik. Resimde de görüldüğü üzere bu sene sınıfım 3-E oldu.

– Güzel bir pazar sabahı Caddebostan Sahili‘nde Alp, Arel ve Mert ile buluştuk. Bunu çok istesek de sıklıkla yapamıyoruz ama birlikte harika vakit geçirince yine arayı fazla açmamak üzere sözleşerek ayrıldık.

– Foça’dayken çok istediğim ama orada bulamadığımız için anneannemden sonra alınacağına dair söz aldığım PlayDoh Pasta Kulesi‘ne kavuştum. Hamurla oynamayı hala çok seviyorum ve bu oyuncak sayesinde hayalimdeki yemek süslemelerini uygulamam daha kolay oluyor.

– Ailemizin en minik ferdi Can Pars’ı ziyarete gittik. Nasıl da tatlı ve oyuncuydu.. Onu bol bol güldürdüm. Durumdan pek şikayet eder gibi bir hali yoktu. 🙂

– Sezonun ilk doğum günü partisini Oya düzenledi. Siteden birkaç arkadaş onların evinde toplandık.

– Yael ile Bebek‘te buluştuk. Önce yemek yedik, ardından parka gittik.

– Bebek Parkı’ndan sonra Akmerkez‘e uğrayıp yeni açılan Wepublic‘teki kaydırağa bakmak istedik. Epey yüksek, ilk başta insana korkutucu gelebilir ama cesur olun ve mutlaka deneyin! Pişman olmayacaksınız!

Read Full Post »

– TBL play-off maçları benim için harika oldu. Geçen hafta iki maça gitmiştik, karşılaşmalar devam ettiği için kendimi yine Abdi İpekçi Arena‘da ekmek arası köfte yerken buldum. 🙂

– Resim dersinde sene boyunca yaptığımız çalışmalardan bazıları okulumuzun bahçesinde sergilendi.

– Dans klübü öğrencileri olarak ailelerimize ‘Geçmişten Günümüze Dans’ adlı bir gösteri sunduk. Farklı yaş grupları 1920’lerden günümüze kadar gelen hit parçalarla dans etti. Bizim grup Macarena, Mambo Number 5 ve Maria ile performans sergiledi; seyirciyi epey coşturduk! Annemin diğer favorisi 70’ler ve 80’lerdi. Ben de özellikle bu ablaları kayda almasını istemiştim ki eve gidince seyredebileyim. Gimme! Gimme! Gimme!, Boogie Wonderland, Cheri Cheri Lady, I Love Rock’N Roll ve Thriller… Bu şarkıları dinlemeye doyamıyorum!

– Ayşe Bade voleyboldan sonra bizde kaldı. Tabii öncesinde yemek, Kidzania, parkta oynama vb. şeylerle vakit geçirdik. Hava kararmıştı, biz hala parktaki maymun barında sallanıyorduk. Eve çıktıktan sonra da biraz Wii ile vakit geçirip sonra da kitap okuyup yattık. Annesi gece uyanıp eve gitmek ister mi diye endişe ediyordu ama ikimiz de sabaha kadar deliksiz uyuduk.

– Yan komşumuz bir Yorkshire Terrier yavrusu aldı. Adı da Limon. O kadar tatlı ki! Çok enerjik, yerinde duramıyor ve kendini sevdirmeye bayılıyor. Her fırsatta balkonlarımız arasındaki daracık boşluktan bizim tarafa kaçıyor. Şebnem arayı kapatmaya çalışsa da Limon Efendi engel tanımıyor. Biz de içten içe bu durumdan memnunuz. Şu tipe bakar mısınız; şikayetçi olmak gibi bir şansımız olabilir mi?

– 2016 resmi mangal sezonu Buraklar’da açıldı. Bana da afiyetle yemek düştü.

– 2 Haziran Perşembe günü karnelerimizi alarak 2. sınıfa ve iki yıldır bizimle olan Meral Öğretmenimiz ve Miss Diane’e veda ettik. Benim için biraz hüzünlü oldu çünkü hem öğretmenlerimi hem sınıf arkadaşlarımı çok seviyorum. Seneye sınıflar karılacak ve öğretmenlerimiz değişecek. Bakalım 3. sınıfta bizleri nasıl maceralar bekliyor? 

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: