Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Oyun’ Category

– Lara ile Zorlu‘da buluştuk; yemek yedik, oyuncakçıları gezdik ve Funloft‘a gittik. Artık havalar ısınıyor, herhalde bu son Funloft ziyaretimiz olur. Zaten içerisi de normale göre boştu. Rahat rahat oynadık. Kazandığımız puanlarla da birer bant aldık. Bu kazançlı alışveriş annelerimizin gözünü yaşarttı.

– Caddebostan piknikçileri olarak bu hafta Eskinaziler’le buluştuk. Fakat Alp yoktu. Arkadaşlarıyla Kidzania’ya gitmeyi tercih etti. Ben de bizimkilerle takıldım.

– Bir buluşma da okuldan sonra Deniz’le yaptık ve birlikte akşam yemeği yedik. Yanımda Sticky 10 götürmüştüm; biraz oyun, biraz sohbet derken keyifli bir akşam oldu. Finali dondurma ile yaptık.

– Okulda hepimiz sene başından beri bir klübe devam ediyoruz. Bir gün ders bitiminde ailelerimizi okula davet ettik ve klüp dersini birlikte işledik. Ben voleybol klübünde olduğumdan doğal olarak ebeveynler çocuklara karşı maç yaptık. Anne-babalarımız çok iddialılardı ama biz de hazırlıklıydık. Azıcık şans, azıcık da kuralların lehimize esnetilmesi sayesinde kazanan biz olduk.

– Bu ay Bilsem’de taramalar başladığı için öğretmenlerimiz sınavlarda görevli, dolayısıyla ders yok. Fakat biz cumaları Cadde tarafına gitme alışkanlığımızı aksatmamış olduk; çünkü Lara’nın doğum günü için ‘BoomBoom Parti Evi’nde buluştuk. Çok eğlenceli bir parti oldu, iyi ki doğmuşsun Lara!

– Artık ligin de son haftalarındayız ve içerideki son maçımız Yeni Malatyaspor’la oldu. Açıkçası babamı maça gitmeye ben ikna ettim. İyi ki de gitmişiz; ilk gol ilk dakikada geldi, maçı da 2-0 kazandık. Eve yine keyifle ama kısık bir sesle döndüm.

– Çarşamba sinemasında ailecek ‘Jumanji: Vahşi Orman’ı izledik. İlk filmi izlemediğim için bilmiyorum ama bunu çok eğlenceli buldum. Sürükleyici bir macera; kahramanların canları bitmeden oyundan çıkmaları gerekiyor. Aynı heyecanı izleyicilere de yaşatıyorlar. Filmde okul müdürü 4 öğrenciye okulun bodrum katını temizleme görevi verir. Çocuklar isteksizce görevi yerine getirirken eski bir video oyunu bulurlar. Oyunu oynamaya başlarlar ve birer karakter seçtikleri anda oyun tarafından yutulurlar. Artık hepsi seçtikleri karakter olmuşlardır. Oyunu tamamlayıp ormandan kurtulmaktan başka şansları yoktur.

– Yıl boyunca sınıfça okuduğumuz kitapları bitirdik. Ben de yeni bir kitap alayım dedim ve ‘Kedimin Adı Çamur’u seçtim. Ayşe Sarısayın’ın yazdığı öyküde sokaktan sahiplenilen Çamur adlı kediciğin maceralarını okuyoruz. Aile kedileri çok seviyor ama bakımıyla ilgili pek bir şey bilmiyorlar. Zamanla herkes birbirine alışıyor ve Çamur yeni ailesine çok güzel şeyler katıyor. Evin hem annesi, hem babası, hem oğlu, hem de Çamur anlatıcı olarak karşımıza çıkıyorlar. Açıkçası bu olay beni zamanla sıktı ve kitap gittikçe daha yavaş akmaya başladı. Özellikle kedi sevenlerin çok hoşuna gidecek güzel bir hikaye fakat ilgimi sonuna kadar canlı tutamadığını söylemeliyim. (8-10 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 14,5 TL)

Reklamlar

Read Full Post »

– Okulumuzun bahçesinde coşkuyla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutladık.

– Play-off’larda Eczacıbaşı’nın maçları çok çekişmeli geçiyor. Biz de takımımızı desteklemeye devam ediyoruz.

– Havalar güzelleşti, Caddebostan sahili biz piknikçilere açıldı. Tam oturmuştuk ki Cansular “Oradaysanız geliyoruz.” diye mesaj attılar. Neşeli bir öğleden sonra geçirdik.

– Arda’nın hediyesi olan ‘My Fairy Unicorn Garden’ı hazırladım. Çimler çıktığı zaman içinde dilek kuyusu ve peri de olan çok güzel bir bahçem olacak.

– Rüzgar’la Kidzania‘da buluştuk. Annem de bizimleydi. Normalde bizi kapıdan teslim eder, içeri girmezdi. O kadar güzel vakit geçirdik ki, annem de bizimle birlikte eğlendiğini söyleyip çıkmaktan vazgeçti.

– Almanca dersinde t-shirt boyama yaptık. Dersi çok sevdiğimiz için etkinlik de güzel geçti. Bu arada sınıfta herkes seçtiği ikinci yabancı dilden memnun. Almanca seçenler Almanca’yı, Fransızca seçenler Fransızca’yı severek öğreniyor. 💕

– Yan komşularımız tatile giderken bize su kaplumbağalarını bıraktılar. Yemek verip sularını değiştirdik. Bol bol da neler yaptıklarını gözlemledik. Kısacık sürede kendilerini sevdirdiler. Ayrılık zor oldu. 😢

– Çarşamba sinemasında annemle ‘A Dog’s Purpose’ı izledik. Tam da benim gibi bir hayvansevere göreydi! Film, birkaç kez ölüp farklı cins olarak tekrar dünyaya gelen ve hayatın anlamını arayan bir köpeğin hikayesini anlatıyor. Karşılık beklemeyen sevgi, bağlılık, aşk, dostluk, aile gibi kavramlarla örülmüş hikayenin sonunda bir de güzel sürpriz var. Ailecek izlenebilecek çok tatlı bir film! 🐶

– Hafta içi günlerde Playstation’a izin yok ama bu kuralın tek istisnası var; o da Trivial Pursuit Live! Çünkü bu oyunu ailecek oynuyoruz ve birlikte zaman geçirdiğimiz için kutu oyunu muamelesi görüp kısıtlamaya takılmıyor. İşin garibi bu oyun sayesinde iç güdülerimin çok iyi durumda olduğu ortaya çıktı çünkü hayatımda izlemediğim bir filmin kahramanı ya da gitmediğim bir yerin özelliği vs. hakkında doğru cevaplar veriyorum. Bu yüzden annemle babam beni paylaşamıyorlar. Ben de kim daha az puana sahipse onun takımında oluyorum. Bu arada annemin favori kategorisi sanat, babamınki spor. İkisinin de en başarılı olduğu kategori ise coğrafya. Kutu oyunu olarak da bu kadar eğlenceli midir bilmiyorum ama Playstation’da Trivial Pursuit Live! oynamak çok keyifli! (44,99 TL)

Read Full Post »

– Son günlerde ‘Fortnite: Battle Royale’a sardım. Bazen DanTDM’in oynamasını izliyorum, bazen PS4’te kendim oynuyorum. Oyun tüm dünya çocukları arasında popüler, tabii bunda Youtube nesli olmamızın da payı var. Bir şey popüler oldu mu (ya da reklam/pazarlama araçları ile popüler yapıldı mı diyelim..) hemen dünyaya yayılıyor. Oyunda 100 kişi uçakla bir adaya bırakılıyor ve bunlar tek bir kişi kalana kadar çeşitli silahlar kullanarak birbirlerini öldürüyorlar. Bu arada kendileri korumak için yapılar inşa ediyorlar. Zaman geçtikçe alan daralıyor, bu yüzden uzun süre kaçmak ya da saklanmak gibi bir şans yok. Komik danslar ve kostümler var, grafikler başarılı. Şiddet/vahşet görüntüsü içermiyor. Yeni başladığım için henüz hiç kazanan ben olamadım ama son 6’ya kalabildim. Oyun ücretsiz, uygulama içi satın alma mevcut. Tanıtım videosu için buraya tıklayabilirsiniz. (12+)

– Hafta içi buluşmalarında bu sefer Eda bize geldi. Yanında bende olmayan bir Wii oyunu getirmiş: Wii Party. Küçük küçük yarışmalardan oluşan çok eğlenceli bir oyundu. Giderken oyunu bıraktılar, biraz oynayıp geri vereceğiz.

– Başka bir hafta içi buluşmasını da Lara ile yaptık. Her ne kadar annelerimiz “Siz burası için büyümediniz mi?” diye şaşırsalar da Playland‘deki oyun alanına girmek istedik. Çok da eğlendik. 🙂

– Cuma okul çıkışında kız-kıza pub’a gittik. The North Shield, annelerimizin arada bizsiz kaçamak yaptığı bir yermiş. Bu sefer hep birlikteydik. Pub olduğuna bakmayın, fazlasıyla çocuk dostu bir mekan. Çok keyifli bir akşam oldu.

– Tam da çilek mevsimindeyiz ama ağız tadıyla çilek yiyemiyoruz. 😔 Evde dondurma yapmayı çok seviyorum, tabii ki arada çilek de kullanıyorum. Minimumda tutmaya çalışıyorum diyeyim. İpek Hanım Çiftliği Kars’ta çilek ekimi yapıyor, umarım seneye ilaçsız çilek yeme şansımız olacak. Çilek, bu yıl da EWG’nin en kirli ürünler listesinde 1. sırada!

‘Ayı Paddington 2’yi sinemada kaçırmıştım, sonunda televizyonda izleyebildim. Bu da ilk film gibi çok tatlı ve sevgi dolu. İyice Londralı olan Paddington, Lucy Teyze’nin 100. doğum günü için harika hediye olabilecek bir pop-up kitap buluyor. Kitabı almak için para biriktirirken kitap çalınıyor, sonra olaylar birbirini izliyor. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. 🐻

– Babamın olmadığı bir akşam annemle yemek yerken ‘Karayip Korsanları 5-Salazar’ın İntikamı’na denk geldim. Annem izlemiş, Salazar ve tayfasının hoşuma gitmeyebileceğini söyledi. “Bir bakayım, korkarsam geçeriz.” dedim. Pek korkutucu çıkmadı, keyifle izledim.

– Bu aralar Türkçe derslerinde atasözleri üzerine eğiliyoruz ve ‘Geçmişin İzleri Atasözleri’ kitabını işleyerek gidiyoruz. Atasözlerini günlük hayatta kullanmayı çocuklara keyifle öğretmeyi amaçlayan kitapta; etkinlikler, bulmacalar, yaratıcı yazmayı teşvik edici çalışmalar var. (8-10 Yaş, Doğan Egmont, 15 TL)

Read Full Post »

– Ne zamandır Kutlu’yla okul dışında buluşmak istiyorduk, sonunda gerçekleştirebildik. Funloft’ta eğlenceli saatler geçirdik, oynamaya doyamadık. Kutlu anaokulundaki ilk arkadaşım, o yüzden bende yeri ayrı.

– Aynı akşam Doruk’la birlikte Ege’ye yemeğe davetliydik. İki erkek-tek kız olacağımız için acaba ben dışarda kalır mıyım diye endişe etmiştim ama boşunaymış. Üçümüz ortak bir şeyler bulmakta zorluk çekmedik ve birlikte çok güzel zaman geçirdik.

Birbirimize küçük hediyeler almışız. Biz kitap almıştık. Doruk da seçimini kitaptan yana kullanmış. Benim soğuk esprileri çok sevdiğimi bildiği için ‘Roald Dahl’s Marvellous Joke Book’u görünce “Tam Elalık!” demiş. Gerçekten de öyle! (6+, Puffin Books, £4.99)

– Ertesi gün de Akasya’da Deniz’le buluştuk. Çok zamanımız yoktu ama yine de çok mutlu oldum. Arkadaşlarımla okul dışında bir şeyler yapmak çok zevkli. Yanımda Sticky 10 adlı oyunumu getirmiştim. Biraz da onunla oynadık. Deniz’in bir kızkardeşi olacak. Bence çok şanslı!

‘Sticky 10’i bana geçtiğimiz yaz Eylül öğretmişti. Sude’yle buluştuğumuz bir gün oyuncakçıda rastlayınca, oyunu ona da anlatmıştım. Annesi hemen birer tane aldı. O günden beri biz de evde babamla oynuyoruz. Dışarıya çıkarken de çantama atıyorum, yanımda oyalanacak şeyler bulunması iyi oluyor. (7+, 20 TL)

Çubuk Makarna Düğümü’nü çok sevmiştim, bu yüzden ‘Balonlu Sakız Ağacı’nı da hevesle aldım. Serinin ilk kez 1996’da yayımlanan bu kitabında harika balonlu sakızlar üreten fabrikada sakızlar eskisi kadar lezzetli ve balonlu olmamaktadır. Çünkü sakızın gizli formülünde Hindistan’dan gelen bir hammadde vardır fakat artık temin edilememektedir. Bunu öğrenen çocuklar Hindistan’ a gidip durumu öğrenmeye karar verirler. Bu da çok sürükleyici bir macera… (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 11 TL)

Read Full Post »

– Tekrar squishy yapımına döndüm. Bu hafta ‘Squishy vending machine’ ile uğraşıp durdum. Youtube’da videoları var, oradan bakıp yaptım. Para atıp kolu çevirince squishy düşüyor. Mekanizması için çok uğraştım.

– Bu aralar aramızda moda olan bir diğer şey de lades tutuşmak. Evde deli gibi sürekli lades tutuşuyoruz. Babam biraz daha iyi, annem arkasını döner dönmez unutuyor. Okulda öğretmenlerimizle de oynuyoruz.

– 2. dönemle birlikte Eczacıbaşı’nda üst sınıfa geçtim. Yaşıma uygun olacak şekilde 2008-2011’lerin bulunduğu gruptaydım fakat bu grupta amaç daha çok voleybolla tanışmak ve voleybolu sevdirmek gibiydi. Fazlasıyla oyunla geçiyordu ve beni geliştirmiyordu. Annemle babam konuyu öğretmenlerime açtılar. Onlardan onay alınca grubum değişti. Başta çok korkuyordum, benden büyük oldukları için ezilirim diye düşündüm ama öyle olmadı. Resmen kendimi buldum. Derslere çok mutlu gidip geliyorum. Tek bir handikap var o da dersler 9:00’da başlıyor. Benim için hava hoş da annem hafta sonları da 7’de kalkmak zorunda oldu. Öyle tembel tembel takılmak, uzun kahvaltılar artık yok.

– Pazar voleyboldan sonra misafirlerimiz vardı. Alp, Arel, Mert, ben ve ailelerimiz evde güzel bir gün geçirdik.

– Coys bana evde mini tarım yapabilmem için ‘Benim İlk Botanik Bahçem’i almış. İçinde organik ıspanak ve marul tohumları var. Heyecanla ekip bitkilerimin çıkmasını beklemeye başladım. (7-10 Yaş)

– Sınıf arkadaşım Elif’in doğum günü için Zorlu’da toplandık. Eataly‘de yemek yedikten sonra Funloft‘a geçtik. Jetonlu oyuncaklar, karaoke derken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız. Çok güzel bir gün oldu. İyi ki doğdun Elif!

– Ertesi günü de babaannemin doğum günü dolayısıyla aile saadetiyle geçirdik. İyi ki doğmuşsun babaannecim!

– Müzik öğretmenime söz verdim, hafta içi iki kez flüt çalışıyorum. Sene sonuna doğru Karayip Korsanları’nın müziğini çalabilir hale geleceğiz. Hepimiz bunun için çalışıyoruz.

– Digiturk’te ‘Mucize’ adlı filme denk gelince ailecek izledik. Genetik bir hastalıktan ötürü yüzünde deformasyonla doğan Auggie, annesiyle ev okulunda eğitim görmektedir. Fakat diğer çocuklara karışıp okula gitme zamanı gelince Auggie bazı zorluklarla karşılaşır. Farklılıklara nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda öğütler de içeren harika ötesi bir film. Mutlaka izleyin!

– İngilizce derslerinde bu dönem E.B. White‘ın 1952’de yazdığı ‘Charlotte’s Web’ adlı klasiği okuyoruz. Küçük Fern, diğer domuzlara göre cılız doğan yavruyu sahiplenir ve ona Wilbur adını verir. Wilbur sağlıklı bir şekilde büyümeye başlar ve çiftliğe gönderilir. Burada örümcek Charlotte ve diğer hayvanlarla tanışır. Onlardan yaz bitip de kış geldiğinde yeterince gelişeceğini ve kesilmek üzere satılacağını öğrenir… (7+, Puffin Books, £6.99)

– Türkçe derslerinde sınıfça okuduğumuz kitap ise ‘İkiz Gezginler İstanbul’dan Bodrum’a’ oldu. 4 kitaptan oluşan ‘İkiz Gezginler’ adlı serinin bu kitabında; Ege ve Peri adında tatillerde seyahat etmeyi çok seven ikizler, ebeveynleri arkeoloji eğitimi aldığı için bebekliklerinden beri masal diye dinledikleri efsanelerin peşine düşüyorlar. Serinin bu kitabında Boğaz’a neden Bosphorus dendiğini, Troya’da yaşananları, Ayvalık’ta neden Şeytan Sofrası olduğunu, Manisa’daki Ağlayan Kaya’yı ve daha nicesini İstanbul’dan Bodrum’a yaptıkları araba yolculuğunda öğreniyorlar. (8-11 Yaş, Tudem Yayınları, 16 TL)

– Can’dan bir Tom Gates kitabı daha aldım; ‘Tom Gates – Sınıfın Birincisi’. Serinin bu kitabında Tom hem okul meclisine seçiliyor hem de sınavda sınıf birincisi oluyor. İnanılmaz değil mi? Tom da her şeyin bu kadar yolunda gitmesine inanamıyor zaten. Ve zaten gitmiyor da… (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

– Lara’dan da ‘İyi ki Doğdun Kötü Kedi’yi aldım. Serinin bu kitabında Kötü Kedi’nin doğum günü kutlanıyor. Kötü Kedi çok özel hediyeler bekliyor fakat işler umduğu gibi gitmiyor. (7-10 Yaş, Epsilon Yayınevi, 19,50 TL)

Read Full Post »

– Bu sene değişiklik yapalım, kayağa sömestr tatili dışında gidelim dedik ve tatilden önceki haftaya rezervasyonumuzu yaptırdık. Yine Uludağ 2. bölgeye Ağaoğlu My Mountain‘a gittik. Orijinaller grubumuz eksiksiz olarak toplandı. (Fotoğrafta yok ama Tanju da vardı.) Bir değişiklik olarak Neslihan mikrofonunu da getirmişti. Şarkılı-türkülü, çok eğlenceli bir tatil oldu. Ve ben yine kaymaya doyamadım. 😬 Maden’e en son Burak’la çıkıp indik. “Seneye birlikte çıkarız, Ela kendi iner. Bana hiç ihtiyacı yok.” deyince bizimkiler kara kara düşünmeye başladı. Tek başıma kayacak kadar büyüdüm mü gerçekten?

– İngilizce derslerinde bir süredir soyu tükenmekte olan hayvanlarla ilgili proje hazırlıyorduk. Bu hafta sunumları yaptık. Ben pandalar hakkındaki çalışmamı sundum.

– İlk dönemin son haftasındayız. ‘The Witches’ kitabını ve etkinliklerini bitirdik, filmini izlemeye başladık.

– Havalar güzel gittiği için teneffüslerde dışarıdayız. Hep birlikte saklambaç oynuyoruz. Yalnız küçük bir hilemiz var; ebe sayarken montları değişiyoruz. Uzaktan montumu görüp “Ela! Sobe!” diye seslendiğinde o kişi aslında ben olmuyorum ve çanak-çömlek patlıyor. 😆

– Çarşamba annemle ‘Muhteşem Showman’e gittik. P.T. Barnum dünyanın en muhteşem gösterisini sunmak hayaliyle yola çıkar ve tarihin ilk sirkini kurmak üzere çalışmalara başlar. Dünyanın her yerinden ilginç yetenekleri ya da anormallikleri olan insanları davet eder. Başta zorluklarla karşılaşsa da İngiltere Kraliçesi’nin bile izlemek isteyeceği muhteşem bir gösteri ortaya çıkarır. Ailecek izlenecek harika bir film. Sakın kaçırmayın!

– Çok önce alınmış olan ama bazı matematiksel kavramlara (asal sayılar vb.) aşina olmadığım için sırasını bekleyen ‘The Boy Who Loved Maths’i okudum. Ağır bir dili yok aslında, daha önce de okusaymışım olurmuş. Kitapta matematik dahisi Paul Erdös’ün (Erdöş diye okunuyor.) hayatı anlatılıyor. Paul Erdös o kadar sevilen biriymiş ki, onunla matematik yapma şerefine erişenlerin bir numarası varmış. Eğer tanışıyorlarsa numaları 1, eğer onunla tanışan biriyle çalışmışlarsa numaraları 2. İnsanlar bu numaralarıyla gurur duyuyorlarmış. Kitabı çok sevdim, arkadaşlarımın ödünç alabilmeleri için okula götürdüm. Okulda küçük bir kütüphanem var… İsteyen alıp okuyor. (7+, Roaring Book Press, $18.99)

– Okuduğum diğer kitap; Lara’dan ödünç aldığım ‘Kötü Kedi – Okulu Karıştırıyor’ oldu. Nick Bruel tarafından yaratılan kahramanımız aslında iyi bir kedi olmaya çalışan ama bazı talihsizlikler yüzünden kötü olan bir kedi. Serinin bu kitabında aynı evi paylaştıkları köpekle sürekli kavga ettiklerinden, düzgün davranmayı öğrenmeleri için okula gönderiliyorlar. Komik çizimlerle, bazen hiç yazı olmayan sayfalarıyla okuması çok kolay bir kitap. Bir günde bitti! (7-10 Yaş, Epsilon Yayınevi, 19,50 TL)

– Kötü Kedi çabucak bitince, Osman’dan ‘Tom Gates – Parlak Fikirler’i aldım. Serinin okuduğum ikinci kitabı oldu. Haylaz Tom yine harika fikirler üretiyor. Bu sefer kıskanç Marcus onunla rekabete giriyor. (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

Read Full Post »

– Aralık sonunda havalar biraz soğur gibi olmuştu, kar yağar diye ümitlendik ama olmadı. Bu ara yer yer 20 dereceyi gördük. Geçen sene bu zamanlarda kar yağıyordu.

– Yılbaşı hediyelerim yüzünden squishy çalışmalarına ara verdim. Çünkü hepsi faaliyet içeriyor ve ilk heves olduğundan elimden bırakamıyorum. İtiraf edeyim; anneannemle dedemin gönderdikleri hediyeleri yılbaşını beklemeden açtım. 🙈 Annem çok şaşkın çünkü bebekliğimden beri sabırla beklediğim hediye konusu iki senedir dırdıra vırvıra dönüştü. “Ay bekleyemeyeceğim!”, “Açsam ne olur?”, “Yılbaşına kaç gün kaldı?” diye diye annemi bıktırdım, o da hediyeleri açmamın hepimizin ruh sağlığı açısından daha iyi olacağına kanaat getirdi.

– Anneannemle dedemin hediyesi olan ‘Sew Cool’ dikiş makinesi ve keçe kalıpları görünce havaya zıpladım! Başladım dikmeye… Dikiş makinasının yanında bu kalıplardan da ayrıca bir paket almışlar. Böylece kendi peluş oyuncağımı yapabilir hale geldim. Sadece oyuncak değil, çanta, defter kabı vb. de yapılabilir. Oyuncağın tanıtım videosu burada. (8+)

– Babaannemle dedem yılbaşı için istediğim hediyeyi seçebileceğimi söylemişlerdi. Aklımda 3 boyutlu çizim kalemi ‘3D Doodler Pen’ vardı. Efe için hediyemizi alırken bunu da bulduk ve hemen paketlettik. Setin içinde şablonlar mevcut, isterseniz onları kullanarak isterseniz aklınızdan geçen başka bir şeyi 3 boyutlu olarak çizebiliyorsunuz. Fikir verici videolar için buraya tıklayabilirsiniz. (8+)

– Annemle babamın hediyesi ise ‘Scotland Yard’ adlı strateji oyunu oldu. Bu tür oyunları çok sevdiğimi düşünürsek isabetli bir seçim. Oyunculardan biri Bay X, diğerleri ajan oluyor. Bay X, Londra sokaklarında taksi, otobüs ve metro kullanarak kaçıyor fakat bu hamleleri gizli yapıyor. Arada bir görünüp tekrar kayboluyor. Ajanlar da kullandığı ulaşım aracına bakarak nerede olabileceğini tahmin etmeye çalışıyor. Oyun sürekli olarak hamle düşünme, bir sonraki hamleyi hesaplama, oradan gittiyse buradadır, şuradan gidip buraya da ulaşmış olabilir gibi planlamayla geçiyor. Bayıldım! (8+)

– Natgeo’da ‘Origins’ belgeseli başladı. Belgesel dediğime bakmayın, sinema filmi kıvamında. Kaydedip akşam yemeğimizi yerken izliyoruz. Denk gelirseniz mutlaka bakın derim.

– Çarşamba sinemasında annemle ‘Kubo ve Sihirli Telleri’ni izledik. Kubo ve annesi Japonya’nın bir köyünde yaşamaktadırlar. Kubo, origamiden yaptığı şekilleri gitarının tellerini tıngırdatarak canlandırmak gibi özel bir güce sahiptir. Gündüzleri bu gösteriyle para kazanıp geceleri annesinin yanına giderek mağarada saklanmaktadır. Bir gün Kubo hava kararmadan mağaraya yetişemez. Böylece Ay Kral ve teyzeleriyle tanışır ve macera başlar. Bir tür kendini bulma hikayesi.. Çok beğendik. Müzikleri de harika.

– Başka bir gün de ‘Ayı Kardeşler 2 – Büyülü Kış’ı izledim. ‘Kurtarma Operasyonu’nun devamı olan filmde; Kristal Tepeler’de gizemli bir hayvan dolaşmaya başlayınca ödül avcıları hayvanın peşine düşer. Kavgalı olan Ayı Kardeşler ve Oduncu Vick ya aynı tarafta olup ödül avcılarıyla mücadele edecek ya da kavgaya devam edeceklerdir. Duygusal bir filmdi. Bir balık burcu olarak yine gözyaşlarımı tutamadım.

– 3. sınıfta derste işlemek üzere bize ‘The Twits’i aldırmışlardı fakat ne olduysa kitabı elimize bile almadan sene bitti. Belki 4. sınıfta okuturlar düşüncesiyle kitabı kitaplığıma yerleştirdik, öyle de kaldı. Baktık sınıfta okutacakları yok, ben yatmadan önce okuyup bitirdim. Roald Dahl’ın diğer öyküleri gibi çok matrak ama bu sanki daha bir çatlak gibi. 😂 İlk kez 1980’de yayımlanan hikayedeki kahramanlarımız olan Twit çifti biraz acayip. Adamın sakalında yemek artıkları var, kadının bir gözü camdan vb. Aslında bunlar eskiden normal insanlardır ama kötü düşüncelerle dolu oldukları için görünüşleri de yıllar geçtikçe kötüleşir. Twitler birbirlerine iğrenç şakalar yaparak günlerini geçirirken bir gün Bayan Twit kocasına solucanlı spagetti yedirir. Bunun üzerine Bay Twit intikam dolu bir plan hazırlar. Bu noktadan sonra yaşanan tüm acayip şeyler çiftimizin sonunu getirir. Harika illüstrasyonlar yine Quentin Blake’e ait. Kitabın sonunda ‘James and The Giant Peach’in ilk birkaç sayfası var. Başka kitaplar hakkında fikir sahibi olmak için güzel fikir.. (8+, Puffin Books, £5.99)

– App Store’da ‘Twit or Miss’ diye aratırsanız karşınıza bir oyun çıkacak. Oyunda Twitler karşılıklı olarak masada oturuyor. Bayan Twit uyuyor, Bay Twit sandviç yiyor. Sandviçinden fırlayan yiyecekler Bayan Twit’i uyandırıyor. Sizin göreviniz fırlayan yiyeceklerin Bayan Twit’e çarpmasını önlemek. Oyun ücretsiz, reklam yok, uygulama içi satın alma yok. 6-11 yaşa uygun ama annem benden fazla oynuyor. 🙈

‘House of Twits’ ise Twitler’in evindeki odalar içinde kitapta yaşananlara paralel mini oyunlar sunuyor. Reklam yok, uygulama içi satın alma yok. (6-11 yaş, 8,99 TL)

– Roald Dahl’dan bu kadar bahsetmişken yazıyı güzel bir sözüyle noktalıyorum.

If you have good thoughts, they will shine out of your face like sunbeams and you will always look lovely.

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: