Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Sağlık’ Category

Epeydir dondurmamızı evde yapıyoruz. Dondurma makinesine gerek olmadan, yoğurt bazlı, meyveli, kolay dondurmalar… Ben çok seviyorum, kendim yaptığım için daha kıymetli oluyor ve artık pek dışarıdan dondurma almıyoruz. Bu tür sağlıklı dondurmaların bir adı varmış: Nicecream. Ne güzel düşünmüşler.. ☺️ Aşağıya tarifi yazıyorum. Biz ilk Gurmebebek’te görmüştük. Bir kere yaptıktan sonra ağız tadınıza göre; daha yoğun meyve tadı ya da daha çok bal olsun gibi yorumlarınız olursa istediğiniz gibi tarifi şekillendirebilirsiniz.

6-7 çorba kaşığı süzme yoğurt

8-10 çilek/böğürtlen ya da 2 küçük şeftali

1 çorba kaşığı bal

Blenderda önce meyveleri püre haline getirdikten sonra bal ve yoğurt ekleyip tekrar karıştırın ve çubuklu dondurma kalıplarına doldurun. Buzlukta birkaç saat donmasını bekledikten sonra keyifle hüpletin. 😋

Reklamlar

Read Full Post »

– Son günlerde ‘Fortnite: Battle Royale’a sardım. Bazen DanTDM’in oynamasını izliyorum, bazen PS4’te kendim oynuyorum. Oyun tüm dünya çocukları arasında popüler, tabii bunda Youtube nesli olmamızın da payı var. Bir şey popüler oldu mu (ya da reklam/pazarlama araçları ile popüler yapıldı mı diyelim..) hemen dünyaya yayılıyor. Oyunda 100 kişi uçakla bir adaya bırakılıyor ve bunlar tek bir kişi kalana kadar çeşitli silahlar kullanarak birbirlerini öldürüyorlar. Bu arada kendileri korumak için yapılar inşa ediyorlar. Zaman geçtikçe alan daralıyor, bu yüzden uzun süre kaçmak ya da saklanmak gibi bir şans yok. Komik danslar ve kostümler var, grafikler başarılı. Şiddet/vahşet görüntüsü içermiyor. Yeni başladığım için henüz hiç kazanan ben olamadım ama son 6’ya kalabildim. Oyun ücretsiz, uygulama içi satın alma mevcut. Tanıtım videosu için buraya tıklayabilirsiniz. (12+)

– Hafta içi buluşmalarında bu sefer Eda bize geldi. Yanında bende olmayan bir Wii oyunu getirmiş: Wii Party. Küçük küçük yarışmalardan oluşan çok eğlenceli bir oyundu. Giderken oyunu bıraktılar, biraz oynayıp geri vereceğiz.

– Başka bir hafta içi buluşmasını da Lara ile yaptık. Her ne kadar annelerimiz “Siz burası için büyümediniz mi?” diye şaşırsalar da Playland‘deki oyun alanına girmek istedik. Çok da eğlendik. 🙂

– Cuma okul çıkışında kız-kıza pub’a gittik. The North Shield, annelerimizin arada bizsiz kaçamak yaptığı bir yermiş. Bu sefer hep birlikteydik. Pub olduğuna bakmayın, fazlasıyla çocuk dostu bir mekan. Çok keyifli bir akşam oldu.

– Tam da çilek mevsimindeyiz ama ağız tadıyla çilek yiyemiyoruz. 😔 Evde dondurma yapmayı çok seviyorum, tabii ki arada çilek de kullanıyorum. Minimumda tutmaya çalışıyorum diyeyim. İpek Hanım Çiftliği Kars’ta çilek ekimi yapıyor, umarım seneye ilaçsız çilek yeme şansımız olacak. Çilek, bu yıl da EWG’nin en kirli ürünler listesinde 1. sırada!

‘Ayı Paddington 2’yi sinemada kaçırmıştım, sonunda televizyonda izleyebildim. Bu da ilk film gibi çok tatlı ve sevgi dolu. İyice Londralı olan Paddington, Lucy Teyze’nin 100. doğum günü için harika hediye olabilecek bir pop-up kitap buluyor. Kitabı almak için para biriktirirken kitap çalınıyor, sonra olaylar birbirini izliyor. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. 🐻

– Babamın olmadığı bir akşam annemle yemek yerken ‘Karayip Korsanları 5-Salazar’ın İntikamı’na denk geldim. Annem izlemiş, Salazar ve tayfasının hoşuma gitmeyebileceğini söyledi. “Bir bakayım, korkarsam geçeriz.” dedim. Pek korkutucu çıkmadı, keyifle izledim.

– Bu aralar Türkçe derslerinde atasözleri üzerine eğiliyoruz ve ‘Geçmişin İzleri Atasözleri’ kitabını işleyerek gidiyoruz. Atasözlerini günlük hayatta kullanmayı çocuklara keyifle öğretmeyi amaçlayan kitapta; etkinlikler, bulmacalar, yaratıcı yazmayı teşvik edici çalışmalar var. (8-10 Yaş, Doğan Egmont, 15 TL)

Read Full Post »

– Cuma okula giderken biraz boğazım ağrıyordu, annem “İstersen gitme.” dedi ama kabul etmedim. Zaten ikinci dersten sonra karne alıp eve dönecektik. O iki derste de film izledik, oyun oynadık. Zaman çabucak geçti. Eve döner dönmez ıhlamur, adaçayı ve zencefil kampına girdim. Ateşim olmadığı için keyfim yerindeydi.

– Sıcak içecekler çabuk etki gösterdi ve boğaz ağrım geçti. Bir süre sonra sıkıldım ve dışarı çıkmak istedim ama bizimkilerden izin koparamadım.

– Cumartesi neyse de pazar iyice sıkıldım. Öğleden sonra annemle çıkıp kitap almaya gittik. Sömestr tatilinde ödev verilmedi. Tatilde çözmek üzere nasıl bir kitap alsam diye bakınırken Bilsem Matematik ve Zeka Kitabı‘nı görüp aldım. Sonra babam da bize katıldı. Yemek yiyip eve döndük.

Kitap epey zorlayıcı çıktı. “Bir grupta en az kaç kişi bulunmalı ki yılın aynı ayında doğmuş üç kişi garanti bulunsun?” Off, iyi mi ettim kötü mü ettim bilmiyorum. Ne güzel ödev de yoktu. Otur uğraş şimdi bunlarla!

– Pazartesi annemle sinemaya gittik ve Coco‘yu izledik. Aile olmak, geçmişe saygı, hayallerinden vazgeçmemek üzerine muhteşem ötesi bir film. Sonra yine kitap bakmaya gittik. Bu sefer ‘The Boy in the Dress’i aldım ve orada okumaya başladım. Akşam yemeğini evde yemek istemedim, babam yine yanımıza geldi. Yemek yedik, filmde olanları heyecanla ona anlattım. Ve eve dönüp kitaba kaldığım yerden devam ettim.

David Walliams komik ve çok satan çocuk kitaplarıyla ünlü bir yazar, komedyen, sunucu ve oyuncu. Hatta ilgiyle izlediğim Britain’s Got Talent’ta jüri. Bu kitabı da sürükleyici ve bir çırpıda okunuyor. İllüstrasyonlar Quentin Blake’e ait. Kahramanımız Dennis sıkıcı bir evde babası ve abisiyle sıkıcı bir hayat sürmektedir. Annesi onları terk etmiştir. Babası çok mutsuzdur ve bu mutsuzluk tüm eve yansımaktadır. Annesini özlediğinde Dennis’in ağlaması yasaktır, babası ona hiç sarılmaz, abisi de hep üstüne gelmektedir. Bir gün Vogue dergisinin kapağından çok etkilenir ve dergiyi alır. Bu arada Lisa ile arkadaş olurlar ve olaylar yer yer duygusal, yer yer komik bir şekilde gelişmeye başlar. (8+, HarperCollins, £6.99)

– Ertesi gün çantamı toplayıp Acarkent’e taşındım. Tatilin en sevdiğim yanlarından biri bu; Efe’yle takılmak!

– Dedemlerde çok kalamadım çünkü annem beni dublaj atölyesine yazdırmış. Neden? Çünkü çoğunlukla dublajları beğenmiyorum ve mecbur kalmadıysam orijinal dilinde izlemeyi tercih ediyorum. Eleştirim özellikle tv programları için geçerli ama bazı sinema filmlerinde de aynı şeyi görüyorum. Koca koca kadınlar/adamlar seslerini değiştirerek çocukları seslendiriyorlar ve bu işi yapan az kişi var herhalde ki Küçük Prens’in sesini başka bir kahramanda duyuyorum. Ve yadırgıyorum. Ben böyle dışarıdan eleştirip durunca annem işin detaylarını/zorluklarını öğrenmemin iyi olacağını düşünmüş ve beni Kadıköy’deki Sesstanbul‘da çocuklar için düzenlenen dublaj atölyelerine yazdırmış. Benim için muhteşem bir deneyim oldu. İşin inceliklerini, dilimizi düzgün kullanmanın ve kendimizi doğru ifade etmenin önemini, beden dilini vs. öğrendik. Tabii kısa bir zaman dilimi tüm bunları hazmetmek için yeterli olmayabilir ama çok şey kattı diyebilirim. Ice Age’den iki sahneyi seslendirdik. Elimizde güzel bir de anı kaldı.

– Kadıköy’e inmişken gittiğimiz yerlerden biri İş Bankası Yayınları’nın kitapçısıdır. Tatilde okumak üzere ‘Süper Kedi’ serisini aldım. Jeanne Willis’in yarattığı 3 kitaplık seride kahramanımız Kaplan bir gün toksik bir çorap yalar ve bazı güçlere kavuşarak Süper Kedi olur. En iyi arkadaşı James ile birlikte Kont Gerisayım’ın başının altından çıkan kötülükleri önlemek üzere kolları sıvar. Hikayeler komik ve çabuk okunuyor, ben sevdim. Sınıfta sunmak üzere powerpoint hazırlayıp kitapları arkadaşlarıma da tanıtacağım. (7-11 Yaş, İş Bankası Kültür Yayınları, 14 TL)

– Tatilimin çoğu bitmiş azı kalmışken, çarşamba sabahı hafif ateşle uyandım ama keyfim yerindeydi. “Hoppalaa!” şeklinde gelen ilk tepki üzerine beklenen oldu: Günü evde dinlenerek geçirmece. Netflix’te ‘Pettersson und Findus: Das schönste Weihnachten überhaupt’ filmine denk geldik ve keyifle onu izledik. Keşke başka filmleri de olsa diye aradık ama yoktu. Filmde bizimkiler şimdiye kadarki en iyi yılbaşını geçirmek istiyorlar. Fakat havanın kötü olması, güzel bir çam ağacı bulamamaları gibi bazı sorunlar var.. Burada kar yokken böyle kar dolu tatlı bir yılbaşı filmi izlemek çok iyi geldi. Bu arada ateşim de geçti.

– Ertesi gün erkenden kalkıp kuaföre gittik. Ne zamandır saçımı kestirmek istiyordum, sömestr tatiline bırakmıştık. Sonra Eda’yla Akmerkez‘de buluştuk. Buz pateni yapma hayallerimiz vardı ama pistin yanına gidince bir de ne görelim? Erimiş! Biz d günü evlerinde geçirdik. Hatta daha bile iyi oldu, çok eğlendik.

– Cumartesi için planımız Arda’yla ‘Uniq Hall’daki ‘Akıllı Çocuklar Klubü’ adlı sihirbazlık gösterisini izlemekti. Gösteriden sonra Tamirane‘de bir şeyler yedik ve Xtreme Aventures‘a gittik. Buz patenini hiç değerlendirmedik çünkü pist çok kalabalıktı.

– Tatilin son gününde Zeynep ve Ömer bize geldiler. Gelirken ailenin yeni üyesi Jingle’ı da getirdiler. Benim için ekstra bir mutluluk oldu.

– Böylece bir sömestr tatilini daha bitirdik. Gelsin yine ödevler, sınavlar sunumlar… Yeni dönemde görüşmek üzere!

Read Full Post »

– Bodrum’dan sonra Foça’ya geçtik ve tatilimizin son iki haftasını burada geçirdik. Bebekliğimden beri her gelişimizde ritüellerimiz aynı. Gittiğimiz plajlar, anneannemle pazar alışverişi, dedemle bahçe bakımı, 5 çayı ve limonlu lor kurabiyesi keyfi, Kale’nin önünden dal-çık, menüde bolca balık, akşam yürüyüşleri ve bitmek bilmeyen dondurma kuyruğu, tüm sokak hayvanlarına sevgi gösterisi ve mama desteği… Bu kez değişiklik olarak annemle Alsancak’a indik ve küçüklüğünden beri doktoru olan Gökhan Amca’yı ziyaret ettik. Ben de arada kontrolden geçer not aldım. Sadece dilimle ön dişimi ittiriyormuşum, onu yapmasam iyi olurmuş ama tam çözemedim neyi nasıl yaptığımı…

Anneannemle dedem yine ben mutlu olayım diye gözümün içine baktılar. Ben de torun olmanın keyfini sonuna kadar yaşadım. 💕 Ve böylece bir yaz tatilinin daha sonuna geldik. Artık okul moduna girmek için İstanbul’a dönme zamanı… 🙋🏼‍♀️

Read Full Post »

– Yaz tatili başladı, biz de annemle baş başa kaldık. Koca bir tatil gününü en verimli şekilde geçirmek için neler yapabiliriz diye düşünerek kendimize bir liste çıkardık. Bana kalsa bütün günü çizgi film izleyip Minecraft oynayarak, kalan zamanlarda Minecraft videoları seyrederek, ondan da kalan zamanlarda popüler şarkıların Minecraft versiyonlarına ait klipleri izleyerek geçirirdim. Ama kendi kendime oyun oynamak, kitap okumak, yıl boyunca öğrendiğim konuları unutmamak amacıyla çalışmalar da yapmam gerekiyordu. Dolayısıyla listeye bunları da ekledik.

– Annemin özellikle yapmamı istediği bir şey vardı; sakince ve sessizce zaman geçirmek. Zihnimiz durmaksızın uyaranlara maruz kaldığı ve aynı anda birkaç işi birden yapmaya zorlandığı için anı yönetmek ve zihnimizi dinginleştirmek için buna ihtiyacımız varmış. Annem her gün 5 ya da 10 dakika bile olsa onunla konuşmadan kendi kendime sudoku çözmem ya da puzzle yapmam konusunda ısrar etti; “Merak etme, ben de yanında kendi sudokumu çözeceğim. Ama sadece önümüzdeki işe konsantre olacağız, birbirimizle konuşmayacağız. Anlaştık mı?” Her sabah kahvaltıdan sonra bu şekilde zaman geçirmek üzere anlaştık. (Fikrimi sorarsanız sakin olmak çok sıkıcı!)

– Ayşe Badeler yazlığa taşınmadan önce bir akşam bize yemeğe geldiler. Yapmadığımız çılgınlık kalmadı. Bu yaz onlara kalmaya gideceğiz. Şimdiden çok heyecanlıyız!

– İş Bankası bu yıl da ‘Karneni Göster, Kitabını Al’ kampanyası kapsamında ilk ve ortaokul öğrencilerine kitap hediye ediyordu. Karnemle birlikte şubeye gidince ‘Mars’a Nasıl Giderim?-Bilim Yolunda Eğlenceli Adımlar Kitabı’nı verdiler. Hikaye kitabı beklentisinde olduğum için ilk başta burun kıvırdım ama sonra inceleyince çok hoşuma gitti. Kitapta evren, dünya, canlılar, sanat, bilim ve teknolojiye dair kısa kısa bilgiler var. Sadece bizim değil, büyüklerin de ilgisini çekebilecek çok güzel bir kitap. İş Bankası bu kampanyayı her sene yapıyor, bundan sonra karnemi aldığım gibi şubeye gideceğim.

– Bitanecik kuzenim Efe 3 yaşını doldurdu. Onu çok ama çok seviyorum, iyi ki doğmuş!

– Hem Efe’nin, hem babamın, hem dedemin, hem de eniştemin doğum günü olduğu için o hafta sonunu birlikte geçirip kutlamalar yaptık. Bol bol Gölge’yle oynama fırsatı buldum. Hava hafif serin olsa da havuz sezonunu açtık.



– Ön dişlerim (santral kesiciler) hala sallanıyor. Görüntü çok acayip, düştü düşecekler ama düşemiyorlar bir türlü. Çektirmek de istemiyorum. Bu arada ön iki dişin iki yanındaki dişler (lateral kesiciler) de sallanmaya başladı. 6 tane sallanan dişim var. Bu yaz epey diş dökecek gibi görünüyorum. 🙂

Read Full Post »

Bugün Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak‘ın beslenme ve hastalıklar ilişkisi üzerine ‘Sınıfta tüm çocuklar hasta, bizimkine bir şey olmuyor’ başlıklı bir yazısı yayınlandı. Yonca Tabak, çocukların her zaman birbirinden virüs aldığı için hasta olmadıklarını, reflünün (yani mide asidinin) burun-boğaz yollarındaki normal flora denen sağlıklı mikroplarla, sağlıksız mikropların dengesini bozduğu için hasta olduklarını söylüyor. Yani birçok çocuk kendi yediği gıdayla, kendi boğazındaki mikrobun hastalık aktivitesi kazanması nedeniyle hasta oluyor. Sonunda nezle ve gripteki gibi bir tablo ortaya çıkıyor: Burun akıyor, genze balgam akıyor, öksürükler başlıyor.

Kötü beslenme ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi anlatan yazıyı okumak ve gerekli önlemleri almak için şu linke tıklayabilirsiniz: http://www.hurriyetaile.com/yazarlar/yonca-tabak/sinifta-tum-cocuklar-hasta-bizimkine-bir-sey-olmuyor_5708.html

Read Full Post »

– Sonunda sıra bana geldi ve ‘DJ of the week’ oldum. Bu görevi her hafta başka bir öğrenci üstleniyor ve uzun tenefüslerde İngilizce duyurular yapıyor. Şöyle: “Attention! Attention! Hello everyone, I’m Ela Sümer. I’m the DJ of the week. Now, it’s kids’ news time…” Bu standart girişten sonra her gün farklı bilgiler verip o gün doğum günü olan arkadaşlarımızın isimlerini sayıp kendilerini kutluyoruz. Pek eğlenceli bir şey!

djoftheweek

– Okulumuzda revir, içinde de doktor ve hemşireler bulunduğundan bir yerimize bir şey olursa hemen revire koşuyoruz. Önemli bir konuysa annemizi arıyorlar, değilse tedavi edip sınıfa gönderiyorlar. Bu ziyaretlerin kaydı tutulup ailelerimize bildiriyor. Benim revir ziyaret listem ufak tefek kazalardan oluşuyor: Parmakta sıyrık, sol dizini yere çarpmış, yüzüne voleybol topu gelmiş, sağ el beşinci parmağına top gelmiş, dizlerinin üzerine düşmüş, vs. 🙂 Geçen gün de yanağım ağrıdığı için revire gittim. Sanırım diş çıkarıyorum; jel sürdürdüm.

– Yılın son haftasında İstanbul’da hava epey soğuduğu için ev buluşmaları gerçekleştirdik. Bir gün Merto’yu, bir gün de Arda ve Zeynep’i ağırladık. Büyükler sohbet edip maç seyrederken, çocuklar oyun oynadı.


– İstanbul’da çok uzun süredir karlı bir yılbaşı kutlanmamış. Bu yüzden 2016 yılbaşı çok özeldi diyebilirim. Bir anda başlayan kar, kısa sürede tuttu. Okullar tatil edildi. Çocuklara da kardan adam yapmak düştü.

– Biz yılbaşı gecesi ailecek evdeyiz. Bu yıl da yeni yıla girdiğimizi görmeden uyuyakalırım diye düşünüyorum. Hepinizin yeni yılını kutluyorum. Harika bir sene olsun!

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: