Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Sanat’ Category

Pera Müzesi’nde ‘Osman Hamdi Bey’in Dünyasına Yolculuk: Sanal Gerçeklik Deneyimi’ başladığını duyar duymaz hemen bir fırsat yaratıp Eda ve Lara ile müzeye gittik. Keyif; okuldan erken alınma, vapurla karşıya geçme, fünükilere binme ve İstiklal Caddesi’nde yürüyüş ile başladı.

Pera Müzesi’ne gitmişken Osman Hamdi’nin ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablosunu gördük. Geçici sergilerden olan ‘Mürekkepten: Çin Güncel Sanatından Yorumlamaları da gezdik.

Sanal gerçeklik deneyimine gelince, Osman Hamdi’nin tarihsel veriler doğrultusunda kurgulanmış çalışma odası ve “Kaplumbağa Terbiyecisi” resminin içinde gezintiye çıktık. Masadaki bazı eşyaları elimize aldık, kaplumbağaları besledik. Benim ilk VR deneyimimdi. Çok ilginç ve keyifli bulduğumu söylemeliyim.

Sergi henüz çok yeniymiş, açılalı birkaç gün olmuş. Bizden başka ziyaretçi yoktu bu yüzden arkamızda bekleyen olmaksızın rahat rahat takıldık. Uzun bir süre daha bu deneyimi yaşama şansınız var, bence kaçırmayın.

Sergiden sonra annelerin kahve içmesi için Pera Palas‘a gittik. Fakat saatin ne kadar geç olduğunu fark etmemişiz. Çocukların karnı acıktığından kahveden vazgeçtik ve Çok Çok Thai‘a gidip yemek yedik. Ardından Taksim’e kadar yürüyüp eve döndük. Bu keyifli gün için annelerimize teşekkür edip tekrarını istemeyi de unutmadık. 😉

Read Full Post »

Damla’nın 11. doğum günü şerefine annesi birkaç etkinlik organize etti ve sabah 09:00 itibariyle süper eğlenceli bir gün başlamış oldu.

İlk durak olarak Nextfortyceramics‘de seramik atölyesine gittik. Kilden mücevher kutusu yaptık, sonra da domuz kumbara boyadık.

Suadiye Big Chefs‘te yemek molası verdikten sonra Keyifli Tatlar‘a geçtik. Burada önce renkli bezeler yapmayı öğrendik, ardından kendi pastalarımızı süsledik.

Programın devamında heyecanlı bir banka soygunu bizi bekliyordu. Tuzak Oyunu‘nda yerimizi aldık ve aslında büyükler için hazırlanmış olan oyunu kısa sürede tamamlayıp polislere yakalanmadan kasayı açmayı başardık!

Saat 18:30 olmuştu ama enerjimiz bitmemişti! Sinemaya gitmek hep aklımızdaydı; baktık ki yorgun değiliz günü güzel bir filmle noktalayalım istedik.

Annelerden gerekli izinler alınınca Akasya‘ya gittik ve film öncesi karnımızı doyurduk. 21:30 seansına ‘Ejderhanı Nasıl Eğitirsin?-3’e girdik. Serinin ilk iki filmini çok severek izlemiştim. Bu filmde ise; Dişsiz dünyada kendi soyundan başka ejderha olmadığını düşünürken dişi bir ejderha ile karşılaşıyor ve olaylar gelişiyor. Mutlaka izleyin, biz çok keyif aldık!

Neredeyse gece yarısı olmak üzereyken filmi bitirip evlerimize döndük. Daha önce hiç kimse böyle tüm gün süren bir doğum günü organizasyonu yapmadığı, büyük olasılıkla da yapmayacağı için bugün hafızalarımızda hiç unutulmayacak şekilde yerini aldı. İyi ki doğmuşsun Damla! Tüm eğlence için teşekkür ederiz!

Read Full Post »

Son günlerde hepimizin heyecanla beklediği bir etkinlik vardı: ‘Can Dostlar’ filminin galası! Filmin oyuncularından biri Damla’ydı ve çalışmalar sırasında hepimizi galaya davet edeceğinin haberini vermişti. Sonunda o gün geldi, çattı ve biz 5D&5G olarak bu önemli günde Damla’yı yalnız bırakmadık. Filmin ilk gösterimi Özdilek AVM’nin içindeki sinema salonunda yapıldı. Hep birlikte izledik ve çıkışta hem Damla’yı hem de diğer oyuncuları tebrik ettik. Bu arada filmi çok beğendik, sömestr tatilinde sinemaya giden çocuklar için güzel bir alternatif olacak… Mutlaka izleyin!

Read Full Post »

– Bu hafta itibariyle sınavlar bitti. Hepimiz bir “Oh!” çektik.

– Artık rahatladığıma göre normalde hafta içleri oynama iznim olmayan Playstation serbest oldu. Son zamanlarda en keyif aldığım oyun ‘The Lego Movie Videogame’. Filmden de bildiğimiz üzere Emmet dünyayı kurtarmak için seçiliyor. Kahramanlardan aldığı destekle Lord Business’i alt edip dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Çok eğlenceli bir oyun! (119 TL)

– Okulumuza Kral Şakir‘in yapımcısı geldi. Yapım bana pek hitap etmiyor ama biliyorum seveni çok. Mesela Ömer. 😉

– Heyecanla senenin son haftalarını beklerken, bu sene okul pikniği yapılmayacağı söylendi. Hepimiz çok üzüldük. Sonra gönlümüz olsun diye bahçede yapabileceğimizi söylediler. Hepimiz evden bir şeyler getirdik. Ben yine arkadaşlarımın çok sevdiği M&M’li kurabiyelerden yaptım.

– Fırsat buldukça Akasya‘daki trombolin parkına gittik.

– Kitapçı ziyaretimizde bu kez ‘Where’s Wally’i seçtim. Kitapta Wally ve arkadaşlarını, farklı yerlerden atılmış kartpostallarda arayıp bulmamız gerekiyor. Görseller o kadar küçük ki, annem “Ela emin misin? Kafayı yiyip kitabı bir yere atmayasın?” dedi. “Hayır, çok severim böyle şeyleri!” diye ısrar edip kitabı aldırdım. İçinden bir de büyüteç çıkıyor. Resimlerdeki mini mini karakterleri arayıp buluyoruz. (5+, Walker Books, £4.99)

– Zeynep ve Ömer’le Kidzania‘da buluştuk. Ömer’in pek keyfi yoktu, içeride de hiç eğlenmedi. Annelerin yanında olmayı tercih edip çıkmak istedi. Normalde üçümüz hiç ayrılmayız ama zorlamadık, biz de Zeynep’le takıldık.

– Bilsem’de son dersimizi yaptık. Farklı atölyeler düzenleyerek eğlenceli bir veda olsun istemişler. Lara ve ben, maske boyama ve hamurdan oyuncak yapma atölyesine katıldık, sonra da sınıfa gidip sene boyunca üzerinde çalıştığımız tuvallerimizi aldık. Seneye ortaokul öğrencisi olacağımız için proje bazlı çalışacakmışız. Umarım son iki seneden daha verimli geçer.

– Eczacıbaşı’nda da son dersimizi yaptık. Beni hazırlık takımına seçtiler. Antremanlara temmuzda başlayacaklar ama biz İstanbul’da olmayacağımız için katılamayacağımdan eylülde görüşmek üzere koçlarla vedalaştım.

– Yaz tatiline girerken bir puzzle’ım olsun, gelir gider yaparım diye düşündüm. Kedili-köpekli şirin bir şey aldım. Acaba okul açılıncaya kadar bitirebilecek miyim?

– Ve mezuniyetimizi kutladık! Okulumuzun bir organizasyonu yoktu; 4D ve 4E velileri olarak ailelerimiz ilkokula güzel bir veda olsun diye Garden Fiesta‘da barbekü partisi organize etmişler. Kocaman çim alanda koşup oynadık. Sonra da pasta kesip kepleri havaya attık! Arkadaşlarımın çoğuyla 3-4 yaşından beri beraberiz, iyisiyle kötüsüyle birçok anımız oldu. Başarıyla geçen ilkokul yıllarından sonra sıra ortaokula geldi! Bakalım bizi neler bekliyor?

Read Full Post »

– Tekrar squishy yapımına döndüm. Bu hafta ‘Squishy vending machine’ ile uğraşıp durdum. Youtube’da videoları var, oradan bakıp yaptım. Para atıp kolu çevirince squishy düşüyor. Mekanizması için çok uğraştım.

– Bu aralar aramızda moda olan bir diğer şey de lades tutuşmak. Evde deli gibi sürekli lades tutuşuyoruz. Babam biraz daha iyi, annem arkasını döner dönmez unutuyor. Okulda öğretmenlerimizle de oynuyoruz.

– 2. dönemle birlikte Eczacıbaşı’nda üst sınıfa geçtim. Yaşıma uygun olacak şekilde 2008-2011’lerin bulunduğu gruptaydım fakat bu grupta amaç daha çok voleybolla tanışmak ve voleybolu sevdirmek gibiydi. Fazlasıyla oyunla geçiyordu ve beni geliştirmiyordu. Annemle babam konuyu öğretmenlerime açtılar. Onlardan onay alınca grubum değişti. Başta çok korkuyordum, benden büyük oldukları için ezilirim diye düşündüm ama öyle olmadı. Resmen kendimi buldum. Derslere çok mutlu gidip geliyorum. Tek bir handikap var o da dersler 9:00’da başlıyor. Benim için hava hoş da annem hafta sonları da 7’de kalkmak zorunda oldu. Öyle tembel tembel takılmak, uzun kahvaltılar artık yok.

– Pazar voleyboldan sonra misafirlerimiz vardı. Alp, Arel, Mert, ben ve ailelerimiz evde güzel bir gün geçirdik.

– Coys bana evde mini tarım yapabilmem için ‘Benim İlk Botanik Bahçem’i almış. İçinde organik ıspanak ve marul tohumları var. Heyecanla ekip bitkilerimin çıkmasını beklemeye başladım. (7-10 Yaş)

– Sınıf arkadaşım Elif’in doğum günü için Zorlu’da toplandık. Eataly‘de yemek yedikten sonra Funloft‘a geçtik. Jetonlu oyuncaklar, karaoke derken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız. Çok güzel bir gün oldu. İyi ki doğdun Elif!

– Ertesi günü de babaannemin doğum günü dolayısıyla aile saadetiyle geçirdik. İyi ki doğmuşsun babaannecim!

– Müzik öğretmenime söz verdim, hafta içi iki kez flüt çalışıyorum. Sene sonuna doğru Karayip Korsanları’nın müziğini çalabilir hale geleceğiz. Hepimiz bunun için çalışıyoruz.

– Digiturk’te ‘Mucize’ adlı filme denk gelince ailecek izledik. Genetik bir hastalıktan ötürü yüzünde deformasyonla doğan Auggie, annesiyle ev okulunda eğitim görmektedir. Fakat diğer çocuklara karışıp okula gitme zamanı gelince Auggie bazı zorluklarla karşılaşır. Farklılıklara nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda öğütler de içeren harika ötesi bir film. Mutlaka izleyin!

– İngilizce derslerinde bu dönem E.B. White‘ın 1952’de yazdığı ve Türkçe’ye ‘Örümcek Ağı’ olarak çevrilen ‘Charlotte’s Web’ adlı klasiği okuyoruz. Küçük Fern, diğer domuzlara göre cılız doğan yavruyu sahiplenir ve ona Wilbur adını verir. Wilbur sağlıklı bir şekilde büyümeye başlar ve çiftliğe gönderilir. Burada örümcek Charlotte ve diğer hayvanlarla tanışır. Onlardan yaz bitip de kış geldiğinde yeterince gelişeceğini ve kesilmek üzere satılacağını öğrenir… (7+, Puffin Books, £6.99)

– Türkçe derslerinde sınıfça okuduğumuz kitap ise ‘İkiz Gezginler İstanbul’dan Bodrum’a’ oldu. 4 kitaptan oluşan ‘İkiz Gezginler’ adlı serinin bu kitabında; Ege ve Peri adında tatillerde seyahat etmeyi çok seven ikizler, ebeveynleri arkeoloji eğitimi aldığı için bebekliklerinden beri masal diye dinledikleri efsanelerin peşine düşüyorlar. Serinin bu kitabında Boğaz’a neden Bosphorus dendiğini, Troya’da yaşananları, Ayvalık’ta neden Şeytan Sofrası olduğunu, Manisa’daki Ağlayan Kaya’yı ve daha nicesini İstanbul’dan Bodrum’a yaptıkları araba yolculuğunda öğreniyorlar. (8-11 Yaş, Tudem Yayınları, 16 TL)

– Can’dan bir Tom Gates kitabı daha aldım; ‘Tom Gates – Sınıfın Birincisi’. Serinin bu kitabında Tom hem okul meclisine seçiliyor hem de sınavda sınıf birincisi oluyor. İnanılmaz değil mi? Tom da her şeyin bu kadar yolunda gitmesine inanamıyor zaten. Ve zaten gitmiyor da… (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

– Lara’dan da ‘İyi ki Doğdun Kötü Kedi’yi aldım. Serinin bu kitabında Kötü Kedi’nin doğum günü kutlanıyor. Kötü Kedi çok özel hediyeler bekliyor fakat işler umduğu gibi gitmiyor. (7-10 Yaş, Epsilon Yayınevi, 19,50 TL)

Read Full Post »

Bugün itibariyle 4. sınıf öğrencisiyim. Bu sene bazı yenilikler var;

– Matematik, sosyal bilgiler vb. derslere sınıf öğretmeni yerine branş öğretmenleri girecek.

– Sınav, not, takdir/teşekkür gibi şeyler söz konusu. 🙈

– İkinci yabancı dil olarak Almanca seçtim. İngilizce’den sonra Almanca öğrenmenin kolay olduğunu söylediler. Bazı kelimeler de benziyormuş; bread/brot vb.

– Müzik aleti seçimim de flütten yana oldu. Çalması çok zor ve narin bir enstrüman, bakalım başarabilecek miyim?

– Sporda ve klüpte seçimim yine voleybol. Bir de Eczacıbaşı’na yazıldım. Haftada iki gün okulda, iki gün klüpte voleybol oynayacağım.

Hepimiz için başarılarla dolu, güzel bir eğitim/öğretim yılı olmasını dilerim!

Read Full Post »

– Yeni yaşımın ilk etkinliği Galatasaray Odeabank – Unics Kazan maçı oldu. Maç benim için oldukça geç bir saatte; 21’deydi ama olsun. Maç boyunca “Egee!” diye bağırmaktan boğazım patladı. Bir ara bana top geldi, o an ne yapacağımı bilemedim ve topu hakeme verdim. Maçı 75-67 biz kazandık, kısık bir sesle yorgun argın eve dönüp kendimi yatağa attım. Harika bir maçtı!

– Anneannemle dedem İstanbul’dayken birlikte bol bol vakit geçirdik. Cumartesi Göztepe Parkı‘na gittik. Hava çok soğuktu ama insan oyuna dalınca anlamıyor. Hava kararınca park boşaldı, hepimiz zipline ile kaydık. Halimize çok güldük. Sonra da Misina‘da ziyafet çekip eve döndük.

– Pazar, Mert’le birlikte yine Öniz’in davetlisi olarak Zorlu PSM‘de Karton Şehir‘i izledik. Oyunun yazarı ‘Bir Hayal, Bir Oyun’ yarışmasını kazanan bizler gibi küçük bir çocuk. Bu ilk gösterimdi, oyunun sonunda sahneye çıktı, biz de bol bol alkışladık onu. Zorlu Çocuk Tiyatrosu yine sahneye çok güzel bir müzikal koymuş. Oyundaki kahramanımız yıl sonu gösterisinde başrol olmayı isterken sadece balon şişirme görevini alınca bozulur. Sonra da kendine kartondan bir şehir kurar ve oranın kralı olarak çılgın bir maceraya adım atar. (4+)

– Oyundan sonra karşıya geçip babaannemle dedeme gittik. Doğum günü partimde pastamı üflerken Mahir Dedem yanımda yoktu, bu yüzden akşam yemeğe çıktık ve bir pasta alıp küçük bir kutlama daha yaptık. Tekrar mum üfleme fırsatını kaçırır mıyım? Tabii Efe’den fırsat kalırsa! 🙂

– Doğum günüm için nasıl bir hediye istediğimi soran herkese “Shopkins!” demiştim. Bu sayede ev Shopkins doldu. Bu tür küçük ‘collectable’ oyuncakları bizimkiler para tuzağı olarak nitelendirseler de ben çok seviyorum. Bir ara Tsum Tsum alıyorduk, şimdi Shopkins… Topladıkça topluyorum, modası geçince bir kenarda kalıyorlar. Bir de oyunu var: Shopkins World. Ben neyse de annem acayip sardı. İki dakika boş kalsa hemen oynuyor. App Store linki burada.

– Çok küçüklüğümden beri Mahir Dedem’le bir kuş evi yapmak istiyorduk. Şirin bir şey bulup almış bana. (Alex – Home Tweet Home) Keyifle boyadım. Bahar geldiğinde kuşlara ziyafet çekeceğim!

– Annemle ‘Beauty and The Beast’i izledik. Babam gelmek istemedi çünkü 3D filmler başını ağrıtıyormuş. Filmi çok beğendik ama bu sefer de annemin migreni tuttu! Filmden sonra koşa koşa eve döndük.

– Felsefe ve Düşünce Eğitimi dersinde hepimize farklı bir mitolojik tanrı hakkında araştırma yapma ve resmini çizme ödevi verildi. Bana Hades çıktı. Araştırma yaptım yapmasına da, bazı şeyleri oturtamadım. Mitolojide çok fazla karakter var. Annem de Disney’in ‘Hercules’ adlı animasyonunu izlemeyi önerdi. Mitolojik kahramanlar çok ilgimi çekti ve birçok şeyi bu sayede öğrenmiş oldum.

– Bu hafta sınıfça okuduğumuz kitap Cemil Kavukçu’nun ‘Bir Öykü Yazalım mı?’ adlı kitabı oldu. En büyük hayali büyüyünce yazar olmak olan Fatoş, en sevdiği yazar okullarına geleceği için çok heyecanlıdır. Ondan hikaye yazmanın inceliklerini öğrenmeyi ummaktadır. Yazar okula gelir, konferans salonunda toplanan çocuklara yazmaya nereden başlanacağı, olay örgüsünün nasıl kurgulanacağı vb. konular hakkında bilgiler verir ve “Birlikte bir öykü yazalım mı?” diye sorar. Sadece ‘leylek’ kelimesinden başlayarak bir başlangıç yaparlar. Birkaç hafta sonra yazara iletilecek şekilde herkes kendi öyküsünü yazacaktır… Çocukları yazmak için heveslendiren ve nasıl başlayıp nasıl ilerleyecekleri hakkında fikirler veren güzel bir kitap. (9+, Can Çocuk Yayınları, 9,5 TL)

– Kütüphaneden de ‘Sihirli Okul Otobüsü-Dev Mikroplar’ adlı kitabı aldım. Joanna Cole’un yazdığı seri, Bayan Frizzle ve öğrencilerinin fen dersinde yaşadıklarını anlatıyor. Bayan Frizzle hangi konuyu işleyecekse ona göre giyiniyor ve çocukları sihirli bir maceraya çıkarıyor. Her kitapta farklı bir konu işleniyor. Bu kitabın konusu mikroplardı. Çocuklar piknikte bugüne kadar görmedikleri pek çok minik yaratığın da çevrede olduğunu öğrendiler. Serinin 8 kitabı Türkçe’ye çevrilmiş, aynı zamanda çizgi filmi de var. Youtube ya da Netflix’te (yeni bölümler) izleyebilirsiniz. (9-12 Yaş, Altın Kitaplar, 8 TL)

– Kitaplığıma da Eva Furnari’nin ‘Şair Kısakulak’ adlı kitabını ekledik. Kısakulak’ın bir kulağı diğerinden kısadır. Çocukluğundan beri arkadaşları bu yüzden onu kızdırmaktadır. Bu nedenle yalnız yaşamaktadır ve hiç arkadaşı yoktur. Bir gün otobiyografisini yazmaya karar vermişken, bir okur mektubu alır. Mektupta Kısakulak’ın eserlerindeki karamsar havadan şikayet eden okur, eserlerini farklı şekilde yazarak daha hoş olduğunu iddia eder. Kısakulak eleştiriye açık değildir. Önce çok bozulur fakat düşündükçe okura hak vermeye başlar… Kitapta kullanım kılavuzu, şiir, yemek tarifi, kartpostal vb. farklı metin türleri kullanılmış ve okuması çok keyifli. İllüstrasyonları da ödül almış. (8-11 Yaş, Tudem Yayınları, 14 TL)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: