Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Sanat’ Category

– Dayımı 6 aylığına Londra’ya uğurladık. Bu vesileyle anneannem ve dedem İstanbul’a geldiler. Tabii bu ne demek oluyor? Monopoly zamanı!!

– Eda’yla birlikte Zorlu PSM‘de Lunapark Gezegeni adlı oyunu izledik. Çıkar çıkmaz Öniz bana bilet ayarlamıştı, çok makbule geçti. Oyun, sosyal sorumluluk projesi kapsamında 4. sınıf öğrencisi bir çocuğun hayal gücünden hareketle yazılmış. Diğer Zorlu Çocuk Tiyatrosu işleri gibi ince detaylara kadar düşünülmüş, çok emek harcanmış bir prodüksiyondu. İlgiyle izledik, sahneye koyanların emeklerine sağlık. Konusuna gelirsek; şehrin tüm çocukları Lunapark Gezegeni’ne gitmek istemektedir. Bu gezegende ödev, çalışmak vb. kavramlar yok, sadece oyun ve eğlence vardır. Üstelik çocuklar istedikleri kadar çikolata ve şeker yemektedir. Fakat bu gezegene gidebilmenin tek şartı hayallerini vermektir ve çocuklar sınırsız eğlenebilmek için hayallerinden vazgeçmeye razıdırlar. Kahramanımız Sançoz hariç… (4+)

– Çarşamba sinemasında annemle ‘Sing’ adlı filmi izledik ve bayıldık. Müzikal türde bir animasyondu ve güzel bir mesaj veriyordu: Hayallerinden sakın vazgeçme! Filmden sonra klasik durağımıza uğradık; Ülker Smartt‘ta kısa bir film daha izledim ve karaoke yaptım.

– Kitap konusunda bu kez klasiklerden gittim. Tesadüfe bakın ki; Küçük Karabalık da Lunapark Gezegeni ve Sing ile aynı mesajı veriyordu: Hayallerinden sakın vazgeçme! Samed Behrengi’nin bu ödüllü öyküsünde içinde yaşadığı ırmaktan çıkıp denize ulaşmayı hayal eden bir balık vardır. Hayalini gerçekleştirme yolunda çeşitli zorluk, baskı ve engelle karşılaşır ama pes etmez. (6-10 Yaş, Arkadaş Yayıncılık, 6,90 TL)

Jules Verne’nin ilk romanı olan ve 1863’te yayınlanan Balonla 5 Hafta zamanının çok ilerisinde olan bir yazarın eseri ve bilimkurgu türünün ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kahramanımız Dr. Samuel Fergusson maceracı bir bilim adamıdır ve tehlikelerle dolu olan bir yolculuğa çıkıp Afrika kıtasını keşfetmeyi planlamaktadır. Hem de bir balonla! Yardımcısı Joe ve arkadaşı Richard ile Zanzibar’a giderek oradan havalanarak keşif gezisine çıkarlar. Yine pes etmeden hayalinin peşine düşen bir kahraman. 😉 (6-10 Yaş, Arkadaş Yayıncılık, 4,90 TL)

Oz Büyücüsü diğer iki kitaba göre daha büyük puntolu ve resimliydi. Bu haliyle ilk okuma kitabı olarak da uygun olur diye düşünüyorum. Dorothy, Kansas’ta bir çiftlikte yaşamaktadır. Bir gün kasırga çıkar ve Dorothy’nin evi havalanarak bilmediği bir yere konar. Dorothy Kansas’a nasıl gidileceğini sorunca Zümrüt Kent’te yaşayan Yüce Büyücü’nün ona yardımcı olabileceğini söylerler. Dorothy yola çıkar ve yol boyunca arkadaşlar edinerek Yüce Büyücü’nün huzuruna çıkar. Hepsi dileklerini söyler ama büyücü dileklerini yerine getirmek için onlardan tehlikeli bir şey ister. (6-8 Yaş, Bilge Kültür Sanat, 7 TL)

Reklamlar

Read Full Post »

– Kukla Festivali bu hafta da devam etti. Sude ile birlikte Kuklita‘nın sergilediği İyiliksever Canavar adlı gösteriyi izledik. Gösteriden sonra Hamleys‘e gittik. Lonpos Crazy Cone adlı zeka oyununun tanıtımı vardı. Oyun hiperaktivite ve dikkat eksikliğinde konsantrasyonu arttırmak için, unutkanlık, stres, vb. durumlarda odaklanma ve görsel hafızayı güçlendirmek için tavsiye ediliyor. Gittikçe zorlaşan seviyeleri sayesinde de oyuncunun sabrını ve azmini artıyor. Sude’de varmış, ben yeni keşfettim ve çok beğendim. Uzun süre oyalayıcı bir oyuncak arayan varsa düşünmeden alın. Tanıtım videosu için buraya tıklayabilirsiniz.

– Okulda işlediğimiz konuları daha iyi anlamamızı sağlayacak çizgi filmler izliyoruz. How The Body Works de bunlardan biri. Chloe ve Nurb’ün insan vücudu hakkında bilgi verdiği kısa videolarda kemikler ne işe yarar, sinir/sindirim/boşaltım sistemi nasıl çalışır vb. bilgiler eğlenceli bir şekilde veriliyor. Göz atmak isterseniz link burada.

– Arda ve Kuzey ile Abdi İpekçi’deki Galatasaray-Kızılyıldız basketbol maçına gittik. Hatta bu sefer benim annemle Kuzey’in annesi de geldiler. Atmosfer harikaydı. Ben statta yediğimiz yemekleri de seviyorum. Devre arasında yediğimiz gofret de cabası. Her şey güzeldi, bağırmaktan sesim kısıldı. Bir de 2 sayıyla yenilmeseydik iyiydi.

– Hafta sonu dedemleri ziyarete gittik. Dedemle tenis oynadık, Efe’yle Collesium’un oyun odasına gittik, en klasiğinden Mezzaluna’da pizzamızı yiyip eve döndük.

– Annemle Justice League Attack of the Legion of Doom adlı animasyonu izledik. Legolu filmleri çok seviyorum. Bunu da çok beğendim.

– Sınıfça okuduğumuz kitap Canan Tan’ın Beyaz Evin Gizemi adlı eseriydi. Eray ve ablası, yazı geçirmek üzere ailelerin yeni aldığı yazlık eve giderler. Sitede herkes birbirini tanıyordur, hemen arkadaşlarıyla tatilin tadını çıkarmaya başlarlar. Sitenin yanındaki beyaz ev hemen dikkatlerini çeker ve orada kimin yaşadığını öğrenmek üzere araştırmalara başlarlar. Zamanla evin pek de bir gizemi olmadığını, orada çok tatlı insanların yaşadığını görürler… (9-12 Yaş, Doğan Egmont, 10 TL)
– Kütüphaneme eklediğimiz kitap ise Goscinny ve Sempé’nin çok sevilen serisinin ikinci kitabı Pıtırcığın Bisikleti oldu. (İlk kitaptan burada bahsetmiştim.) Yaşananların bir çocuğun gözünden çok doğal ve içtenlikle anlatıldığı serinin bu kitabında; babası Nicholas’a matematik sınavında ilk 10 kişinin arasında olursa ona yeni bir bisiklet alacağını söyler. Pıtırcık 10. olur. (Sınava 11 kişi girmiş ama olsun, ‘önemli olan katılmak’ diyelim.) Tam da hayalindeki gibi kırmızı bir bisiklet alınır fakat olaylar hiç de Pıtırcık’ın tahmin ettiği gibi gelişmez… Kitapta bunun dışında 10 öykü daha var. (8+, Can Çocuk Yayınları, 9,5 TL)

PS: Pıtırcık’ı seviyorsanız 2009 yapımı Le Petit Nicholas ve 2014 yapımı Les Vacances du Petit Nicolas‘ı izleyebilirsiniz.

Read Full Post »

– Doğum günü partileri tüm hızıyla sürüyor: Gymboree‘de Deniz’in, Pique‘de Ayşe Bade’nin, Bizim Tepe‘de Mert’in doğum günlerini kutladık.

– Haftada 2 gün tenis dersi almaya başladım. Babamın tenis öğretmeni olan arkadaşı Serkan, bizim sitenin kortunda bana tenis öğretiyor. İlk izlenimlere göre yeteneğim de isteğim de var. Bana kalırsa en eğlenceli dakikalar dersin sonunda oyun oynadığımız zamanlar. 🙂

– Hava müsait oldukça Caddebostan sahilinde bisiklet turlarına devam…

– Araba yolculuklarımız boyunca sürekli oyun oynadığımızdan bahsetmiş miydim? Çoğunlukla kelime merdiveni ya da son iki harf gibi sözcük oyunları oynuyoruz. Bizimkiler Eğlen Öğren‘in 8-9 yaş için soru setini almışlar. Türkçe, dil bilgisi, fiil çekimleri, kelime bilgisi, deyimler, tarih, coğrafya, matematik, geometri, teknoloji, fen, doğa, spor, sanat ve eğlence gibi konularda 500 soru var.  (8-9 Yaş, DStil Tasarım, 20 TL)

– Bu aralar Akasya‘da Kukla Festivali var. Farklı ülkelerden kukla sanatçıları her hafta sonu gösteri yapıyorlar. Biz de Varna State Puppet Theatre‘in gösterisi Sihirli Aşçılar‘ı izledik.

– Son günlerde Supa Strikas‘a sardım. Disney Channel’da Süper Golcüler adıyla gösteriliyor ama pek denk gelemiyorum. Neyse ki Youtube var.

– Sınıfça okuduğumuz kitap Denizler Altında Yirmi Bin Fersah oldu. Jules Verne’nin klasik öyküsünü, Dave Eggers 14 yaşındaki Consuelo’nun gözünden anlatmış. Ünlü okyanus bilimci Pierre Arronax ve ekibi, gemileri batıran gizemli sualtı canavarını avlamak için denize açılır. Zamanla görürler ki; deniz canavarı sandıkları şey aslında Nautilus adında bir denizaltıdır ve eşsiz zekasını tehlikeli fikirlere adamış Kaptan Nemo tarafından yönetilmektedir. Kahramanlarımız için asıl macera Kaptan Nemo ile tanışmalarıyla başlar. (7+ Yaş, Domingo Yayınları, 20 TL)

Read Full Post »

– TBL play-off maçları benim için harika oldu. Geçen hafta iki maça gitmiştik, karşılaşmalar devam ettiği için kendimi yine Abdi İpekçi Arena‘da ekmek arası köfte yerken buldum. 🙂

– Resim dersinde sene boyunca yaptığımız çalışmalardan bazıları okulumuzun bahçesinde sergilendi.

– Dans klübü öğrencileri olarak ailelerimize ‘Geçmişten Günümüze Dans’ adlı bir gösteri sunduk. Farklı yaş grupları 1920’lerden günümüze kadar gelen hit parçalarla dans etti. Bizim grup Macarena, Mambo Number 5 ve Maria ile performans sergiledi; seyirciyi epey coşturduk! Annemin diğer favorisi 70’ler ve 80’lerdi. Ben de özellikle bu ablaları kayda almasını istemiştim ki eve gidince seyredebileyim. Gimme! Gimme! Gimme!, Boogie Wonderland, Cheri Cheri Lady, I Love Rock’N Roll ve Thriller… Bu şarkıları dinlemeye doyamıyorum!

– Ayşe Bade voleyboldan sonra bizde kaldı. Tabii öncesinde yemek, Kidzania, parkta oynama vb. şeylerle vakit geçirdik. Hava kararmıştı, biz hala parktaki maymun barında sallanıyorduk. Eve çıktıktan sonra da biraz Wii ile vakit geçirip sonra da kitap okuyup yattık. Annesi gece uyanıp eve gitmek ister mi diye endişe ediyordu ama ikimiz de sabaha kadar deliksiz uyuduk.

– Yan komşumuz bir Yorkshire Terrier yavrusu aldı. Adı da Limon. O kadar tatlı ki! Çok enerjik, yerinde duramıyor ve kendini sevdirmeye bayılıyor. Her fırsatta balkonlarımız arasındaki daracık boşluktan bizim tarafa kaçıyor. Şebnem arayı kapatmaya çalışsa da Limon Efendi engel tanımıyor. Biz de içten içe bu durumdan memnunuz. Şu tipe bakar mısınız; şikayetçi olmak gibi bir şansımız olabilir mi?

– 2016 resmi mangal sezonu Buraklar’da açıldı. Bana da afiyetle yemek düştü.

– 2 Haziran Perşembe günü karnelerimizi alarak 2. sınıfa ve iki yıldır bizimle olan Meral Öğretmenimiz ve Miss Diane’e veda ettik. Benim için biraz hüzünlü oldu çünkü hem öğretmenlerimi hem sınıf arkadaşlarımı çok seviyorum. Seneye sınıflar karılacak ve öğretmenlerimiz değişecek. Bakalım 3. sınıfta bizleri nasıl maceralar bekliyor? 

Read Full Post »

– Slava’s Snowshow ile başlayan eğlence, hafta sonunda da devam etti. Cumartesi okulumuzda tören vardı. Biz dans kulubü öğrencileri de minik bir gösteri düzenledik. Törenin ardından çocukları eğlendirecek birkaç etkinlik hazırlanmış ama bizim başka bir programımız olduğundan o bölüme kalamadık.

123

Köprü trafiği ile boğuşarak karşıya geçtik ve İstanbul Modern‘de Zeynep&Ömer ile buluştuk. Alize de gelmişti. Onunla çok iyi anlaşıyoruz, böylece güzel bir dörtlü olduk. 23 Nisan dolayısıyla düzenlenen 11. Çocuk Şenliği kapsamındaki “Dünya İçin Hayallerim Var” adlı atölyeye katıldık. Atölye 4-12 yaş grubuna hitap etmesine rağmen, bize bebeksi geldi. Bitse de gitsek modundaydık.

Atölyeden sonra hemen ayrılmak istemediğimizden restoranda bir şeyler atıştırıp müzenin bahçesinde koşturduk. Ayşe Bade’nin beni beklediğini bildiğim için bu faslı çok uzatamadık, ilk fırsatta buluşmak üzere sözleşerek vedalaştık. Günün geri kalanını Ayşe Bade ile kudurarak geçirdik. Ne kadar eğlendiğimizi anlatamam! Gece oldu, uyku saati kavramı filan kalmadı ama biz hala oyun peşindeydik. Son olarak anne-babalarımızla birlikte ‘aç kapıyı bezirgan başı’ oynayarak günü noktaladık. Gün bitti ama bizim enerjimiz bitmedi.

– Pazar günümüz nispeten daha sakindi. Babaannemle dedemi ziyarete gittik. Dedem beni parka götürdü. Biraz paten kayıp açık havada vakit geçirdim.


– Heyecanla beklediğimiz ve ailecek izlemeyi planladığımız ‘Orman Çocuğu’ adlı filme gittik. Harika bir filmdi! Gözyaşlarımı tutamadım…

– Öniz bana kendi doğum günü hediyemi seçmem için D&R’dan hediye çeki vermişti. Çeklerimi Pet Parade oyuncakları ile değerlendirdim. Bu seride bir de havuzlu oyun seti var. Onu da karne hediyesi olarak düşünüyorum… Teşekkür ederim Öniz!😘

– Bu kadar gezip eğlenmenin yanında kitap okumayı da ihmal etmedim. Bu aralar sınıfça ‘Meraklı Karınca Cimcim Yollarda’yı okuyoruz. Serinin ikinci kitabında Cimcim, Karınca Tintin ve kırlangıç Kırla ile birlikte Bursa, Kuş Cenneti, Allianoi, Bergama, İzmir, Efes, Pamukkale, Dalyan, Demre ve Antalya’yı gezerken yurdumuzun doğal güzelliklerini keşfediyor. Biz de onlarla birlikte yeni şeyler öğreniyoruz. (7-9 yaş, Yapı Kredi Yayınları, 11 TL)

 

Read Full Post »

Sömestr tatilinde katıldığım, Kraft‘taki sanat atölyeleri sayesinde hama boncukları ile tanıştım. Evde de bir şeyler yapmak istediğim için “Alalım!” diye tutturdum. Meğer elimizde varmış; babam yurt dışı seyahatlerinden birinin dönüşünde hama boncuklarıyla süsleyebileceğim bir çanta almış. Hemen açtım, içindekileri masaya döküp ailemin ve arkadaşlarımın seveceklerini düşündüğüm konseptler belirleyip onlar için bir şeyler yapmaya başladım.

Kız/erkek farkı göz etmeden çocukları pey oyalayan bir etkinlik olduğunu söyleyebilirim. Şablon ve boncuklar; büyük kırtasiyeler, internet siteleri, Imaginarium ve IKEA’da satılıyor. Önce belirlediğiniz tasarımlara uygun olacak şekilde boncukları şablona yerleştiriyorsunuz. Sonra da üzerine malzemelerle birlikte alacağınız kağıdı serip fazla sıcak olmayan bir ütüyle bastırıp tasarımınızı sabitliyorsunuz. İşte bu kadar!

Dikkat etmeniz gereken iki nokta var:

– Ütü fazla sıcak olmasın, yoksa boncuklar eriyip formlarını kaybediyor.

– Boncukları ütüyle ısıtıp birbirlerine yapışmalarını sağladıktan sonra şablondan hemen çıkarmayın, biraz bekletin ki çalışmanızın şekli bozulmasın.

İnternette, özellikle de Pinterest’te inanılmaz güzel fikirler var. Perler Beads diye aratabilirsiniz. 😉

Read Full Post »

– Sonunda yarıyıl tatili geldi çattı. Her gün için program yapmıştık; arkadaşlarımla görüşüp sanatsal etkinliklere katıldığım ve bol bol oyun oynadığım bir tatil dönemi geçirdim. Karın ya da yağmurun çok şiddetli olduğu günlerde karşıya geçmemizi gerektiren programlar bile oldu ama sıcacık evimizde tembellik yapmak yerine yollara düştük. İyi ki de öyle yapmışız. Her gününden ayrı keyif aldığımı söyleyebilirim.

– İlk hafta Rüzgar’la birlikte sabahtan öğlene kadar süren beş günlük bir atölye programına katıldık. ‘Kraft Junior Sömestr Sanat Kampı’nda seramik heykel, polimer kil ve millefiori tekniği ile çerçeve, portre çalışması, Kandinsky ile tuval üzerine resim ve stopmotion film yaptık. Son gün de annelerimizin katıldığı küçük bir kokteyl ile çalışmalarımızı sergiledik. Gerçekten bitsin istemedim…

– Keyifle katıldığım bir diğer sanat etkinliği ise ‘DotKanyonda Çocuk Atölyeleri’ oldu. Tiyatro atölyelerinin iki tanesinin gün ve saatine uyabildik. Hatta birine Eylül ile birlikte katıldık. Çok eğlenceliydi… Bundan sonra Dot’un tüm etkinliklerine koşa koşa giderim!

Zorlu‘da 13 Mart’a kadar sürecek olan Sanat Atölyeleri başladı. Bu serinin kitaplarını küçüklüğümden beri keyifle okuduğumdan hepsi benim için tanıdıktı. İlk haftanın konusu ‘Picasso ve At Kuyruğu Saçlı Kız’ atölyesiydi; Eylül ile birlikte katıldık.

– Uzun bir zamandır sokaklarda ve metrolarda Shrek Müzikali‘nin billboardlarını görüyordum. Sonunda Shrek geldi, biz de izleme imkanı bulabildik. Bizim gittiğimiz gün salon tıklım tıklım doluydu. Birçok arkadaşımı gördüm, neredeyse herkes oradaydı. Gösteriyi çok beğendim, ilgiyle de izledim. İyi ki gitmişiz!

Akasya‘da Ali Poyrazoğlu‘nun düzenlediği yaratıcı drama atölyesine katıldım. Dot’ta harika vakit geçirdiğim için yüksek beklentiyle gittim sanırım, bu atölye bana bebeksi geldi. Yaş grubu 4-8 olarak belirtilmiş olmasına rağmen…

– Keyifli etkinliklere katılmanın yanı sıra ev buluşmaları da gerçekleştirdik. Rüzgar, Zeynep, Ömer, Derin ve Alp’le buluşup evde oyun oynadık.

  

– Bir de Bansko kaçamağımız oldu; Arda, Cansu ve Ela çetesi olarak kayakla tanıştık. Bütün gün kaymamıza rağmen yorulmak nedir bilmedik.

– Milli Eğitim Bakanlığı okullara yazı göndererek, sömestr tatilinde çocuklara ödev verilmemesini istediği için okulumuzun normalde hazırladığı kitapçıklardan bu sefer vermediler. Bence kötü oldu. Çünkü erken kalktığımda ev çalışmalarıyla oyalanmaya alışmıştım. İki gün iyiydi de sonra sıkıldım. “Bari ödev verselerdi… Ben şimdi sabahları ne yapıcam?” diye söylenirken Tuba yarıyıl tatili kitaplarından alabileceğimizi söyledi. Onlar Tudem Yayınları’nın kitabını almışlar ama biz Tudem’i bulamayınca Sözün Özü Yayınları‘nın çıkardığı kitabı aldık. Sabahları uyanıp da yapacak şey bulamadığımda Türkçe, Matematik ve Hayat Bilgisi sorularını çözdüm. Tamamen gönüllü olarak kalkıştığım bir iş olduğu için annem beni soru çözmeye zorlamadı. Kitabın çoğunu bitirdim, kalan soruları başka zaman çözmek üzere bıraktım. (2. Sınıf Yarıyıl Tatil Kitabı, Sözün Özü Yayınları, 7 TL)

– İki haftalık sürede, tatil kitabımız olan ‘Meraklı Karınca Cimcim’in Serüvenleri’ni bitirebildim. Bir de Göknil Genç’in yazdığı ‘Değirmenci ile Baykuş’ adlı kısa hikayeyi okudum. Bir adada tek başına yaşayan ama yalnızlığından memnun olan yaşlı bir değirmenci varmış. Soğuk geçeceği belli olan kış mevsiminin başında yaralı bir baykuş bulmuş. Değirmenci, baykuşun iyileşmesi için merhem hazırlayıp onu evine almış. Bahar gelince, iyileşen baykuşun gitme zamanı da gelmiş. Değirmenci çok üzülmüş ama sonbaharın gelişiyle birlikte onu güzel bir sürpriz bekliyormuş… (2-5 yaş, Can Çocuk Yayınları, 12 TL)

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: