Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Sosyal sorumluluk’ Category

– İstanbul’da olduğumuz günleri, okul zamanı sık sık buluşamadığım arkadaşlarımla geçirmeyi istiyordum. Mümkün olduğunca program yapmaya çalıştık. Mesela Zeynep ve Ömer.. Bizim okul kapandı ama onlarınki açıktı. Okul çıkışı gidip sürpriz yaptık.

Misbahçem‘deki Kiraz Festivali‘ne bu sene Sude’yi davet ettim. Birlikte kiraz topladıktan sonra Collesium‘a gidip TEGV yararına satış yaptık.

– Sitemizin parkına bizden izinsiz lunapark açıldı! Yelda annemi arayıp Mert’i lunaparka götürmek istediğini söyleyince onları bize davet ettik. Biraz evde oyalandıktan sonra da lunaparka gittik. Mert çok mutlu oldu. Daha çok küçük yaş grubuna hitap eden oyuncaklar var ama ilk gün heyecanıyla ben de fena zaman geçirmedim doğrusu. Bu kadar evin ortasına pat diye lunapark nasıl yapıldı bilmiyorum, umarım yakındaki evlerde oturanlar rahatsız olmaz…

– Babalar Günü’nde halamlar bize geldi. Bu kez de Efe’yi lunaparka götürdük. Akşam yemeğinden sonra televizyondaki tartışma programını izleyip bizde kaldılar. Kahvaltıda Efe’nin şerefine tost vardı! Evimizin kahvaltıları hep protein ağırlıklı olduğundan hiç tost yapılmaz. Efe sayesinde ben de sebeplendim, ne de lezzetli olmuştu… 😋

– Voleybol antrenmanlarımız hafta içi iki güne alındı ve güzel haber; Eda da kayıt oldu. Bir gün çıkışta onlara gittik, böylece tatlı köpüşü Cookie ile de tanışmış oldum.

– Sude’yle daha çok görüşmek istiyoruz ama yakın oturmadığımız için yapamıyoruz. Hazır tatildeyken annem beni bir gün Sude’nin evine götürdü, bütün günü birlikte geçirdik.

‘Toy Story 4’ gelmiş. Eda, Emre, İrem, Lara ve ben Emaar‘da buluşup sinemaya gittik. Bir de trambolin park kurulmuş, biraz da orada vakit geçirdik.

– Ertesi gün de Zorlu’da Deniz ve Mavi’yle buluştuk. Mavi’yi bol bol sıkıştırıp sevdik. 🥰

– Büyük gün geldi ve 23 Haziran’da yine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için oy kullandık. Zeynep ve Ömer de anneleri oy kullandıktan sonra bize geldiler. Bütün gün oyun oynadık. Bir ara çarpışan arabalar ve salıncak için lunaparka uğradık. Akşam da heyecanla seçim sonuçlarını izledik. Her şey çok güzel oldu! 🎈

– Cansu’nun annesi Mehmet Abi için sürpriz doğum günü partisi düzenledi. Biz de gizli gizli çiftliğe gittik ama meğerse Mehmet Abi çoktan olayı çözmüş! Cansu, Efe, İbrahim ve ben oyun oynadık. Mangalda yapılan lezzetli köfteleri mideye indirdik. İyi ki doğmuşsun Mehmet Abi! 🎉

– Annemle film keyfinde sırada ‘Spider-Man:Into the Spider-Verse’ adlı filmi izledik. Çok ama çok iyiydi! 👌🏻

– Digiturk’te Masterchef Junior‘ın yeni sezonu yayınlanmaya başlamış ve benim haberim yokmuş!!! Seyretmeyi en sevdiğim program diyebilirim. Tüm bölümleri yayınladığı için arka arkaya izleyip sezonu bitirdim. Bir gün ben de o mutfakta olmayı o kadar çok istiyorum ki!

– Bir doğum günü buluşması da Emaar‘da Banu Abla için gerçekleşti. Bize yine gün doğdu, saatlerce takıldık. İyi ki doğmuşsun Banu Abla! 😘

– Tam istediğim gibi günlerim dolu dolu geçti. Bu sırada yaz ödevlerini de ihmal etmedim, yarısını bitirdim. Yarın da Kıbrıs yolcusuyuz… 👋🏻

Reklamlar

Read Full Post »

– Babamın üniversiteden mezun oluşunun 20. yılı şerefine İTÜ Makina Fakültesi‘nde bir tören düzenlendi. Biz de bu mutlu gününde onu yalnız bırakmadık.

Acarkent Kültür, Müzik ve Dayanışma Derneği‘nin İstanbullu Şarkılar konseptiyle sahne alan korosunu izlemeye gittik. Babaannem ilk kez solo çıkacağı için çok heyecanlıydı. Büyük günde ailecek salonda yerlerimizi aldık ve alkışlarımızla babaanneme destek olduk, o da çok güzel söyledi.

– Celal Dedem bir sosyal sorumluluk projesi daha üstlenerek Barbaros Hayrettin Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi‘ne müzik sınıfı yaptırdı. Odaya annesiyle babasının adını verdi.

– Kadıköy Belediyesi’nin Ataşehir’deki barınağında şenlik düzenlendi. Biz de Kayra ile oradaydık.

– 5. sınıfın sonu yaklaşırken hepimiz birer Flash Back seansı düzenledik ve tüm bir yıl boyunca yaşadıklarımızı, öğrendiklerimizi, eğlenceli anları vs. ailelerimize anlattık.

– Anneler Günü dolayısıyla voleybol okulumda anneleri de sahaya davet ettiler. Antrenmandan sonra maç yaptık. Çok keyifli geçti.

National Geographic‘te yayınlanan ve olası su krizine dikkat çeken 25 lt. adlı belgeseli izledik. İzlerken bile çok daraldım, günde sadece 25 lt. su ile yaşamanın imkansız olduğunu ama temiz su kaynaklarını bu hızla tüketmeye devam edersek, dünyanın tüm metropollerinin bu tehlikeyle karşı karşıya olduğunu öğrendik.

– Ve bu yıl sınıfça Türkçe derslerinde okuduğumuz kitapların sonuncusuna geldik: Buket Uzuner‘in kaleme aldığı ‘Ah Bir Kedi Olsam!’. Kahramanımız Can, kedileri çok sevmekte ve onların tembel tembel takınmasına özenmektedir. Bir gün kendini yavru kedi, annesini de anne kedi olarak bulur. Bakalım kedi olmak düşündüğü kadar güzel midir? (7+, Everest Yayınları, 15 TL)

Read Full Post »

– Son günlerde bol bol köpeklerle haşır neşir oldum. Halamlara gittiğimizde Bulut’u gezdirmeye çıkarmak için izin istedim, halamdan onay çıkınca Bulut’la site içinde bir tur attık. Limon çok heyecanlı, söz dinlemeyen ve oldukça da büyük bir köpek; onunla kesinlikle çıkamazmışım. Gölge ile ayrıca bir deneme yapacağız. Bulut içlerinde hem en küçükleri hem de en uysalları… Uslu uslu yürüyüp eve döndük.

– 2 kez de Kadıköy Belediyesi‘nin Ataşehir’deki barınağını ziyaret ettik. Barınağın ihtiyaçlarının çoğu belediye tarafından karşılanıyor, bizden sevgi ve ilgi bekliyorlar. Hafta sonları öğlene kadar zaman ayırıp barınağa giderseniz; köpekleri gezdirebilir, yardım ihtiyaçları varsa karşılayabilirsiniz. Yanınızda eski gazete-çarşaf, hasta köpeklerin tedavisinde kullanılabilecek bazı ilaçlar (buraya isim yazmayayım, özelden sorarsanız söylerim..) götürürseniz ilgililer de çok mutlu olurlar.

– İngilizce dersinde Başkan Jefferson tarafından Amerika’nın henüz haritalandırılmamış toprakları hakkında bilgi toplamak üzere görevlendirilen Meriwether Lewis ile William Clark’ın ve onlara yardım eden Sacagawea’nın hikayesini öğrendik. Amerikan yerlileri hakkındaki her hikaye gibi bu da hüzünlü… 😢 Bu arada derslerde sıkça başvurduğumuz Flocabulary sayesinde konular daha akılda kalıcı oluyor. Çünkü Flocabulary’de bilgiler hiphop şarkıları eşliğinde veriliyor. Farklı konu başlıkları altında birçok şarkı mevcut. Youtube kanalına göz atmak isterseniz buraya tıklayın.

– Sonunda beklenen gün geldi; Avengers Endgame gösterime girdi. ‘Spoiler yememek’ için hemen sinemaya gittik çünkü ilk gün izleyenler sağolsunlar girdikleri her ortamda detayları anlatmaya başladılar! Her seferinde kulaklarımı tıkayarak oradan uzaklaştım. Neyse ki sürprizi kaçmadan filme gidebildim ve çok beğendim!

– Bilsem Görsel Sanatlar Bölümü öğrencileri olarak epey bir süredir Sabancı Müzesi’ne gitme planı yapılıyordu ama plan bir türlü gerçekleştirilemedi. Sonunda fazla uzaklaşamayacağımıza karar verilmiş olmalı ki, bizi Oyuncak Müzesi‘ne götürdüler. Buraya beş sene önce Kutlu’nun doğum gününde gitmiştim ama pek bir şey hatırlamıyordum. Müzeyi gezdik, oyuncakları inceledik ve beğendiğimiz oyuncakların resmini çizdik.

– Bu dönem sınıfça okuyacağımız ikinci İngilizce kitaba başladık: Madeleine L’Engle’nin ilk kez 1962’de yayınlanan ve o günden beri çok sevilen bol ödüllü kitabı ‘A Wrinkle In Time’. Meg’in babası Alex, evrenin sırlarını çözmek, ışık hızıyla yolculuğu mümkün kılmak ve beşinci boyuta zaman yolculuğu yapmanın imkanlarını araştırırken gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Meg aradan yıllar geçse de babasını unutmaz ve hala hayatta olduğuna inanır. Bir gün üç doğaüstü varlık onunla iletişime geçer, babasının yaşadığını ve onu kurtarabileceğini söyler. Böylece macera başlar… Kitap Beyaz Balina Yayınları tarafından ‘Zamanda Kıvrılma’ adıyla Türkçe’ye çevrilmiş. Ayrıca geçen sene Disney tarafından çekilen fakat kitabı beyaz perdeye aktarış tarzının beğenilmediği bir de filmi var. (10+ Yaş, Puffin Books, $6.99)

Read Full Post »

– Bu sene Celal Dedem Tohum Otizm Vakfı yararına koşacak. Benden artık bağışçı olmaktan öte yardım beklediğini söyleyince otizm hakkında bilgilendirici bir sunum hazırlayıp sınıf arkadaşlarıma sundum. Gerçekten çok farkındalık yaratıcı bir sunum oldu, sınıfın çoğunun otizm nedir bilmediği ortaya çıktı. Arkadaşlarım çok üzüldüler ve otizmli çocuklar için bir şeyler yapabilmek adına Tohum Otizm Vakfı’na bağışta bulundular. Hepsine dernekten gelen sertifikaları takdim ederek teşekkür ettim. Dedem de benimle gurur duydu. ❤️

– Antik Yunan Tiyatrosu hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Davetiyeler ailelerimize gönderildi. Heyecanla gösteri gününü bekliyoruz!

– Annemle film keyfinde bu hafta ‘Avengers Infinity War’u izledik. Süper kahramanlar, 6 sonsuzluk taşına sahip olup dünyayı ele geçirmeye uğraşan Thanos’a karşı güçlerini birleştiriyorlardı. Filmi çok beğendik ve 2 ay sonra gösterime gireceği söylenen Endgame’i beklemeye başladık.

Read Full Post »

Daha önceden okuyanlar hatırlar, yazları Misbahçem‘den kiraz toplayıp Acarkent Collesium‘da Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı yararına satıyoruz. Aynı etkinlik sonbaharda elma ile yapılıyor ama okul günlerine denk geldiği için katılmıyordum. Bu sene okula bir güncük gitmesem de olur düşüncesiyle bu sosyal sorumluluk projesine ben de katkıda bulundum.

İlkbahardan kalma bir günde kilolarca elma toplayıp sattık ve gelirini TEGV’e bağışladık. Ne güzeldir iyilik yapmak!

Read Full Post »

– Yaz tatili başladı, artık tüm gün evdeyim. Yalnız annemle tatil anlayışımız biraz farklı, tıpkı şu karikatürdeki gibi:

– Doya doya televizyon izlemek ve PS4 oynamak istiyorum. Öğrendiklerimizi unutmayalım diye verilen yaz ödevleri ve okumam gereken kitaplar da var. Son güne kalmasından hoşlanmadığım için hemen başladım, evdeyken ne kadar yaparsam kar.

– Henüz havalar ısınmadı ama havuz sezonunu açtım. Madem tatildeyiz, tadını çıkaralım değil mi?

– Hafta sonu Caddebostan piknikçileri olarak son kez toplandık. Can’a bayıldığımı söylemiş miydim?

– Yael pikniğe boyama kitabı getirmişti. Epey oyaladı bizi. Eve gelince boyama kitabı aradım. Boyama yerine resim yapmayı sevdiğim için hiç boyama kitabı alma alışkanlığım olmadı. Alınmış ve sadece çizimleri yapılmış, renklendirilmemiş bir kitap buldum: Çizim Defterim. Sanırım 6 yaşındayken almışız. Boyanacak yerleri boyadım, o zamanlar yazıp çizdiklerime güldüm. (4-6 Yaş, Doğan ve Egmont Yayıncılık, 12 TL)

– Bir tatil klasiği olarak valizimi hazırlayıp babaannemlere taşındım. Efe’nin okulu hala devam ettiği için okuldan onu dedemle ben alıyoruz. Efe yüzmeyi öğrenmek üzere. Okuldan sonra havuza gidip alıştırma yapıyoruz.

– Geçen sene çok keyif alarak katıldığım kiraz toplama etkinliğinde bu yıl da yer aldım. Misbahçem‘den topladığımız kirazları TEGV yararına Collesium‘da sattık ve tüm geliri eğitime destek için bağışladık.

– Efe’nin 5. doğum gününü Tie Break Cafe‘de kutladık. İyi ki doğmuşsun ablasının bir tanesi! Seni çok seviyorum!

– Yarın büyük gün! 15 günlük cruise turuna çıkacağız ve çok değişik yerler göreceğiz. Norveç’ten haberleşmek üzere! 🇳🇴

Read Full Post »

– İstanbul’a dönüşümüz rahat oldu, jetlag yaşamadık. Ben sadece sabahları biraz daha erken kalkmaya başladım. Kıbrıs’a gitmek için iki haftamız vardı; bu arada Lara ile Kidzania‘ya gittik, birkaç gün dedemlerde kaldım ve Apple Yaz Kampı‘na katıldım.

Acarkent Collesium‘un önünde TEGEV stand kurmuş, Kiraz Festivali’nde Misbahçem‘den toplanan kirazlar dernek yararına satılıyordu. Biz kiraz alarak destek olduk ama dedem satışa da yardım etmem konusunda beni cesaretlendirdi. Başta biraz çekindim, sonra çok iyi satış yaptığımı görünce işi sahiplendim. Teklifimi reddetmeyerek benden kiraz alan tüm Acarkentliler’e teşekkür ederim. 🎈

– Geçtiğimiz sene da Apple Yaz Kampı’na katılmış ve çok iyi vakit geçirmiştim. Bu sefer konumuz ‘karakterler oluşturma ve beste yapma’ydı. Apple Pencil kullanarak resimler yaptık, sonra onları film haline getirdik ve Garage Band kullanarak yaptığımız müziği üzerine ekledik.

– Sıra, adı ‘orijinaller’ olan grubumuzla çıkacağımız Kıbrıs tatiline geldi. Babalarımız bu sefer Kaya Artemis‘i ayarlamış. Otel epey sıkıntılıydı; aşırı kalabalıktı, yemekler çok kötüydü, birçok hizmet aksıyordu… 2-3 gün önce yan komşularımız orada olduğundan biz onlardan havadisleri almıştık, bu yüzden beklentilerimizi minimuma indirerek gittik. Neyse ki çok uzun kalmadık, otelden memnuniyetsiz bir şekilde ayrılıp İstanbul’a döndük.

– İstanbul’a geldik desem de İstanbul’da kalamadık. Geldiğimiz gecenin ertesi sabahı erkenden evden çıkıp Hillside‘a gittik. İlk birkaç gün yalnızdık ama sonra ‘orijinaller’ üyelerinden Tunç Ailesi bize katıldı. Daha önceki yıllarda klüplere katılmamıştım ama Arda olunca kendimize bir program yapıp günü birlikte geçirdik. Bingo’da şampiyon olduk ve içecek kazandık. Erkeklerin gece futbol maçı oluyordu ve Arda oynuyordu. Ben de onu seyrediyordum. Babalarımız plaj voleybolu oynuyordu, biz tezahürat yapıyorduk. Baba-çocuk kano yarışlarına katıldık. Dalış denemesi yaptım ve çok sevdim. Arzu yine her fırsatta bizimleydi. Bir akşam annemler baş başa yemeğe çıktı, ben Arzu’yla kaldım. Şovlar ve danslar yine harikaydı… Yaza yaza bitiremem, kısa keseyim; Hillside’da harika vakit geçirdim.

– İstanbul’a sadece iki gün için döndük. Biri çamaşır ve tekrar valiz yapmakla geçti, diğerinde de Yelda ve Mert’le buluşup Zorlu Park‘a gittik. Yarın sabah Bodrum’a gidiyoruz. Görüşürüüzz! 🙋🏼‍♀️

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: