Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Spor’ Category

Annem 6 günlüğüne Kars’a gitti. İlk duyduğumda aşırı sevindim. “En büyük hayalim senin tatile gitmen, benim de babamla kalmamdı!” dedim. Annem de en büyük hayalimin bu olduğunu bilmediğini, bundan sonra her fırsatta kaçacağını söyledi. Yuppii!

Sabahları beni babam uyandırdı, okula yolcu etti, okuldan karşıladı. Çok mutluyduk. Bol bol aşk yaşadık, bir dediğim iki olmadı. Yalnız ilk duyduğumdaki “Yuppii!”nin şiddeti zamanla azaldı çünkü itiraf ediyorum; annemi çok özledim. Birbirimize komik videolar çekip gönderdik, fırsat buldukça Facetime yaptık.

Cumartesi Galatasaray Odeabank-Eskişehir basketbol maçına gittik. Efe için üzüldüm, kazanacaklarına dair çok ümitliydi ama bence hiç şansları yoktu.

Pazar da sinemaya gittik ve ‘Küçük Kahramanlar’ı izledik. Filmde; annesiyle birlikte yeni bir eve taşınmak zorunda kalan Chloe, bahçe cinlerini keşfeder. Cinler, evi Trogg adındaki küçük canavarlardan korumaktadır. Trogg’ların, başka bir dünyadaki bir portal aracılığıyla evi istila ettiklerini öğrenen Chloe ve meraklı komşuları Liam, cücelerle işbirliği yaparak evi korumaya ve Trogg’ların istilasını önlemeye çalışırlar.

Neyse ki sayılı gün çabuk geçti ve anneme kavuştum. Yokluğunda çok iyi idare ettiğimiz ve aklı hiç burada kalmadığı için de babamla ben kocaman bir aferin aldık. 🌟

Reklamlar

Read Full Post »

– Bu sene değişiklik yapalım, kayağa sömestr tatili dışında gidelim dedik ve tatilden önceki haftaya rezervasyonumuzu yaptırdık. Yine Uludağ 2. bölgeye Ağaoğlu My Mountain‘a gittik. Orijinaller grubumuz eksiksiz olarak toplandı. (Fotoğrafta yok ama Tanju da vardı.) Bir değişiklik olarak Neslihan mikrofonunu da getirmişti. Şarkılı-türkülü, çok eğlenceli bir tatil oldu. Ve ben yine kaymaya doyamadım. 😬 Maden’e en son Burak’la çıkıp indik. “Seneye birlikte çıkarız, Ela kendi iner. Bana hiç ihtiyacı yok.” deyince bizimkiler kara kara düşünmeye başladı. Tek başıma kayacak kadar büyüdüm mü gerçekten?

– İngilizce derslerinde bir süredir soyu tükenmekte olan hayvanlarla ilgili proje hazırlıyorduk. Bu hafta sunumları yaptık. Ben pandalar hakkındaki çalışmamı sundum.

– İlk dönemin son haftasındayız. ‘The Witches’ kitabını ve etkinliklerini bitirdik, filmini izlemeye başladık.

– Havalar güzel gittiği için teneffüslerde dışarıdayız. Hep birlikte saklambaç oynuyoruz. Yalnız küçük bir hilemiz var; ebe sayarken montları değişiyoruz. Uzaktan montumu görüp “Ela! Sobe!” diye seslendiğinde o kişi aslında ben olmuyorum ve çanak-çömlek patlıyor. 😆

– Çarşamba annemle ‘Muhteşem Showman’e gittik. P.T. Barnum dünyanın en muhteşem gösterisini sunmak hayaliyle yola çıkar ve tarihin ilk sirkini kurmak üzere çalışmalara başlar. Dünyanın her yerinden ilginç yetenekleri ya da anormallikleri olan insanları davet eder. Başta zorluklarla karşılaşsa da İngiltere Kraliçesi’nin bile izlemek isteyeceği muhteşem bir gösteri ortaya çıkarır. Ailecek izlenecek harika bir film. Sakın kaçırmayın!

– Çok önce alınmış olan ama bazı matematiksel kavramlara (asal sayılar vb.) aşina olmadığım için sırasını bekleyen ‘The Boy Who Loved Maths’i okudum. Ağır bir dili yok aslında, daha önce de okusaymışım olurmuş. Kitapta matematik dahisi Paul Erdös’ün (Erdöş diye okunuyor.) hayatı anlatılıyor. Paul Erdös o kadar sevilen biriymiş ki, onunla matematik yapma şerefine erişenlerin bir numarası varmış. Eğer tanışıyorlarsa numaları 1, eğer onunla tanışan biriyle çalışmışlarsa numaraları 2. İnsanlar bu numaralarıyla gurur duyuyorlarmış. Kitabı çok sevdim, arkadaşlarımın ödünç alabilmeleri için okula götürdüm. Okulda küçük bir kütüphanem var… İsteyen alıp okuyor. (7+, Roaring Book Press, $18.99)

– Okuduğum diğer kitap; Lara’dan ödünç aldığım ‘Kötü Kedi – Okulu Karıştırıyor’ oldu. Nick Bruel tarafından yaratılan kahramanımız aslında iyi bir kedi olmaya çalışan ama bazı talihsizlikler yüzünden kötü olan bir kedi. Serinin bu kitabında aynı evi paylaştıkları köpekle sürekli kavga ettiklerinden, düzgün davranmayı öğrenmeleri için okula gönderiliyorlar. Komik çizimlerle, bazen hiç yazı olmayan sayfalarıyla okuması çok kolay bir kitap. Bir günde bitti! (7-10 Yaş, Epsilon Yayınevi, 19,50 TL)

– Kötü Kedi çabucak bitince, Osman’dan ‘Tom Gates – Parlak Fikirler’i aldım. Serinin okuduğum ikinci kitabı oldu. Haylaz Tom yine harika fikirler üretiyor. Bu sefer kıskanç Marcus onunla rekabete giriyor. (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

Read Full Post »

– Hafta başında bizimkiler Budapeşte’ye gitti. Anneannemle dedem bizdeydi, beni okula gönderip/karşılama, Bilsem’e ve Eczacıbaşı’na götürme görevlerini seve seve üstlendiler. Yemeklerimi güzel yedim, ödevler zaten tamam, geç de yatmadığım için aferinleri topladım. Anneme alışveriş çılgınlığı yaşamayacağıma dair söz vermiştim. Biraz kırtasiye malzemesi, birkaç da Hatchimals Colleggtables aldırdım. O kadar olur artık…

– Bu aralar bir de Squishy çılgınlığı başladı. Yeni para tuzağımız bunlar olacak. İlk siparişlerimizi Aliexpress’den verdik. Heyecanla bekliyorum.

– Artık iyi bir de voleybol izleyicisiyim. Babamla birlikte Eczacıbaşı-Vakıfbank maçına gittik. Yine çekişmeli bir maç sonunda gülen taraf biz olduk.

– Yael’in kardeşini ziyarete gitmeden önce Tunçlar’a uğradık. Kasım ayında olmamıza rağmen havalar güzel gidiyor. Biz çocuklar oyun oynarken büyükler sohbet ettiler. Sonra da Hayretler’e geçtik.

– İris çok tatlı, sanki oyuncak bebek gibiydi. Annem kucağında gezdirirken uyudu. Hemen yatağına koyduk, uyanmasın diye biraz salladık. Biz Yael’le oyun oynadık, uyanınca biraz daha sevdik kendisini. 💕

– Bodrum’dan Eylül geldi, bende bir bayram havası! Günü Kidzania‘da geçirdik. Birbirimizi çok özlemişiz. Bir daha yaza kadar görüşemeyeceğiz gibi..

– Kidzania sonrası bize fanatik taraftar Mert geldi. Birlikte maç izledik. 2-0 kazanınca Mert de biz de mutlu olduk.

– Pazar günü ne yapsak diye düşünürken, Zeynep bize gelmek istemiş. Dünyalar benim oldu. Ömer-Zeynep-ben güzel bir üçlüyüz. Hiç sorun çıkmadan saatlerce takılabiliyoruz. Hava hala balkonda oturabilecek kadar ılık olunca anneler balkonda, çocuklar evde ve herkesin keyfi yerindeydi.

– Annemle çarşamba sinemasında ‘Balerin ve Afacan Mucit’i izledik. Filmde yetimhanede büyüyen iki çocuğun hayallerinin peşinden koşmaları anlatılıyor. İlham verici, tatlı bir film..

– Sınıf arkadaşlarım bu aralar ‘Küçük Cadı Şeroks’u okuyorlar. Ama ben daha önce okuduğum için öğretmenim tekrar okumama gerek olmadığını söyledi.

– Ben de Derin’den ‘Çubuk Köpek – Pizza Peşinde’yi ödünç aldım. Tom Watson’ın köpeklerin maceralarını kendi komik çizimleriyle anlattığı seride, sokakta yaşayan tuhaf isimli 5 köpeği tanıyoruz. Çubuk Köpek hayatta en çok yemeğe önem veriyor ve insanlar bütün yemekleri kendilerine sakladıkları için onlardan hoşlanmıyor. Serinin bu kitabında köpekler yeni bir lezzet keşfediyorlar: Pizza! Tabii pizzaya ulaşma yolunda başlarına birçok şey geliyor. (9-12 Yaş, Pena Yayınları, 22 TL)

– Aslı Eti’nin ‘Unutma Beni’ adlı kitabını çok sevmiştim. Bir sonrakini kitabını bekliyordum. Annem kitapçıda yeni çıkanlar arasında ‘Dünyanın On Dört Günü’nü görünce hemen almış. Kahramanımız Dünya, uzak bir köyde yaşamaktadır. Köyde güneş söner, yıldızlar görülmez olur. Sonra bir gün zaman durur. Dünya köyün en küçüğü olmasına rağmen durumu çözmeye çalışır ve on dört gün boyunca bunun için uğraşır. Siz de Dünya gibi yapın, dileklerinizin peşinde koşmaktan asla vazgeçmeyin. (9+, Kırmızı Kedi Yayınevi, 10 TL)

Read Full Post »

– Bu senenin bir diğer üzücü olayı da Rüzgar’ın taşınması oldu. Cumadan pazara iki ev arasında mekik dokuyarak ne güzel vakit geçiriyorduk. Çok uzağa gitmediler ama aynı apartmanda olmak gibi değil tabii.. Artık mümkün olduğunca sık görüşmeye çalışacağız.

– Bizimkiler geçtiğimiz mayıs Londra’ya gittiklerinde Türkiye’de olmayan kahvaltılık gevrekler almışlardı. (Değişik şeyler denemek hoşuma gittiği için bunu hep yapıyoruz..) Ürünlerin ambalajlarında çekilişe katılmak için kodlar vardı. Hiç umudumuz yoktu aslında çünkü gün içinde herhangi bir saatte kodu girince rastlantısal olarak o saniye ödülü kazanılıyordu. Şansa bakın ki kazanan ben oldum! Ve hediyem bugün bana ulaştı; bir Minion karakteri olan ve el ile kontrol edilerek uçan Fluffy! Oyuncak çalıştırılınca uçmaya başlıyor, aşağı doğru indikçe alttan elinizi uzatarak tekrar yukarı çıkmasını sağlıyorsunuz. (Oyuncağımın bana ulaşmasını sağlayan Charlotte ve Ilgaz’a öpücüklerimi gönderiyorum!)

– Berra’dan gelen teklifle sınıftan birkaç arkadaş Zorlu‘da toplandık. Aslında parkta oynayacaktık ama o kadar kalabalıktı ki mümkün olmadı. Biz de Funloft‘a geçtik. Çılgınlar gibi eğlendik diyebilirim. Sonrasında bizim başka programımız vardı; No. 1903‘te Zeynep ve Ömer’le buluştuk. Güzel havayı değerlendirdik, sonra da onlara geçtik.

– Doruk ve Mark, Hillside’ın içindeki Daily News Cafe‘de ortak doğum günü yaptılar. Sınıfça oradaydık. Yine bol bol kudurduk, film izleyip pasta kestikten sonra evlere dağıldık.

– 17 Ekim’de güzeller güzeli bir kız dünyaya geldi: Lisya ve Rubi’nin İris‘i. 😍 Hastane ziyaretine gidemedim ama ilk fırsatta evlerine gideceğim.

– Güzel havaları değerlendirmeye devam! Cumaları Bilsem’den sonra Göztepe Parkı‘ndayız. Bekleriz.. ✌🏻

– Çok sevdiğimiz ama sık görüşemediğimiz Tiryakiler ile Yeniköy’deki Arnavutköy Balıkçısı‘nda buluştuk. Arda’yla yine çok uyumluyduk. O da benim gibi sanatsal işleri seviyor. Resim yapıp sergi açtık ve eserlerimizi Seda satın aldı. Zenginiz!

– Zeynep ve Ömer’le geçen buluşmamızın tadı damağımızda kaldı, arayı açmadan tekrar buluştuk. Bu sefer Zorlu‘ya gittik. Yemek yedik ve ‘Bak Şu Leyleğe’ adlı filmi izledik. Leylekler tarafından büyütülen küçük serçe Richard, ailesi göç ederken arkada kalınca aslında bir leylek olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Biz filmi çok sevdik. 🙂

– 25 Ekim’de ise Öniz’le Serdar’ın Can‘ı dünyaya geldi. Annemin dediğine göre çok ponçik, çok uslu bir bebekmiş. Sevmek için sabırsızlanıyorum.

– Cadılar Bayramı’nda Sihirli Spatula‘yı konsepte uygun süslemişler. Biz de Lara’yla gittik, bir şeyler yiyip biraz takıldık.

– Cumhuriyet çocukları olarak okulda ve Eczacıbaşı’nda 29 Ekim’i coşkuyla kutladık.

– Sınıfça okuduğumuz kitap Behiç Ak’ın ‘Akvaryumdaki Tiyatro’suydu. Toroslar’ın eteğindeki Balıklı Köy’de balıkları çok seven ve doğal bir hayat yaşayan insanlar vardır. Balıkları o kadar çok severler ki, hepsi evlerinde akvaryumda balık beslerler. Yalnız bu köyün bir sorunu vardır; gölün suları yükselmektedir. Köylüler “Nasılsa bir çözüm bulunur..” diye düşünürken köye film çekmek üzere bir yönetmen gelir. Bir anda herkes bu sorunu unutur ve köyün tek konusu bu film olur…  (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 19 TL)

– İlk sömestr boyunca İngilizce dersinde Roald Dahl’ın ‘The Witches’ adlı kitabını okuyoruz. Tüm sömestre yayılan bir çalışma olduğu için yavaş ilerliyoruz. Kitap çok sürükleyici olduğundan ben dayanamadım ve sınıftan önde gitmeye başladım. Fakat sınavda kitabın başında sorulan küçük detayları hatırlayamayınca böyle yapmamaya karar verdim, artık sınıfla birlikte gidiyorum. Bazılarımız kitabı korkutucu buldu. Ben öyle düşünmüyorum. İlk kez 1983’te yayımlanan hikayede; annesini ve babasını trafik kazasında kaybeden bir çocuğun Norveçli büyükannesiyle yaşadıkları, cadılar hakkında öğrendikleri, Cadıların Cadısı’nın İngiltere’deki tüm çocuklardan kurtulma planları ve kahramanımızın bunu engellemek için yaptıkları anlatılıyor. İzlemek isterseniz kitabın 1990 yapımı filmi de var. (8+, Puffin Books, £6.99)

– Bu sene kütüphaneden daha çok kitap almaya karar verdim. İlki Enid Blyton’ın yazdığı ‘The Pig with Green Spots and Other Stories’ oldu. İçinde okuması kolay birkaç hikaye var, çabucak bitiverdi. Bulursam serinin diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Read Full Post »

– Yeni okul yılının en üzücü gelişmesi Ayşe Bade’nin bizden ayrılışı oldu. Başka bir şehre taşınıyorlar. 😢 Son bir kez Bebek Parkı‘nda buluşup oynadık. Artık fırsat buldukça tatillerde görüşeceğiz.

– Babalarımız Kuzey’le beni Galatasaray-Kasımpaşa maçına götürdü. Maça gitmeyi çok seviyorum, skor bizden yana olunca ekstra mutlu oluyorum. ❤💛

– Bizimkiler birkaç günlüğüne Yunanistan’a gittiler, beni dedemlere bıraktılar. Aslında bu durumun çok keyifli olması gerekiyordu ama hafif ateşim olduğu için annem tedbir amaçlı evde oturup dinlenmemi tembih etti. Böyle hafif ateş durumlarında arkasından kötü bir şey gelir mi diye takip altında oluyorum ama hep de evde tutulduğumla kalıyorum. 😡 Neyse ki ateş mevzusu ilk gün kapandı, hem bizimkilerin içi rahatladı hem de ben dışarı çıkabildim.

– Dedem bana ‘Çocuklar İçin Başarı Hikayeleri-Edison’ adlı kitabı aldı. Vazgeçmemenin gücünün ve kendini geliştirmenin öneminin altını çizen kitabı Mümin Sekman yazmış. Edison’ın kötü bir öğrenci olduğunu ve yoksul bir ailede yetiştiğini biliyoruz da, nasıl kendini geliştirip muhteşem bir mucit olduğunu bu kitap sayesinde öğreniyoruz. Kitabın biz çocuklara iki mesajı var: ‘Neyin mümkün olduğunu, yeterince denemeden bilemezsin!’ ve ‘Denemeye devam ettikçe kaybetmezsin!’ (6-10 Yaş, Alfa Yayıncılık, 15 TL)

– Cansu’nun ikiz kuzenleri sünnet oldular ve düğüne bizi de davet ettiler. Böylece ilk kez bir sünnet düğününe gitmiş oldum. Bekir Amca ile Filiz Teyze her şeye çok özenmişler, sanki normal düğüne gelmiş gibiydik. Damat olduklarını da görürler inşallah.. 😇

Read Full Post »

Bugün itibariyle 4. sınıf öğrencisiyim. Bu sene bazı yenilikler var;

– Matematik, sosyal bilgiler vb. derslere sınıf öğretmeni yerine branş öğretmenleri girecek.

– Sınav, not, takdir/teşekkür gibi şeyler söz konusu. 🙈

– İkinci yabancı dil olarak Almanca seçtim. İngilizce’den sonra Almanca öğrenmenin kolay olduğunu söylediler. Bazı kelimeler de benziyormuş; bread/brot vb.

– Müzik aleti seçimim de flütten yana oldu. Çalması çok zor ve narin bir enstrüman, bakalım başarabilecek miyim?

– Sporda ve klüpte seçimim yine voleybol. Bir de Eczacıbaşı’na yazıldım. Haftada iki gün okulda, iki gün klüpte voleybol oynayacağım.

Hepimiz için başarılarla dolu, güzel bir eğitim/öğretim yılı olmasını dilerim!

Read Full Post »

– Annemle babam birkaç günlüğüne Londra’ya gittiler. Ben de fırsattan istifade valizimi hazırlayıp babaannemlere taşındım.

– Bizimkiler dönüşte beni aldılar ve hayatımıza kaldığımız yerden devam ederek babamla Galatasaray Odeabank – Anadolu Efes maçına gittik. Keyifli bir maçtı; 73-63 yendik.

– Lara, Ataşehir’deki Watergarden‘da çocuklar için tırmanma alanı olduğundan bahsetmişti. Biz de merak edip gittik ama kapalı olduğunu söylediler. Bir şeyler atıştırdıktan sonra bowling salonunu gördük. Yerler o kadar kaygandı ki ayakta durmakta bile zorlandık. Meğer dün açılmış. Zorlu koşullar altında annemle babamı yenip havamı attım.

– Çarşamba sinemasında annemle ‘Alice Through the Looking Glass’i izledik.

– Bağdat Caddesi’nde yürürken önümüzde çift katlı bir otobüs durdu. “Binelim mi, anne?” diye sordum. Annem de “İstiyorsan binelim.” dedi. Hemen üst kata çıkıp en ön sıraya oturdum. Etrafı izleye izleye gezdik.

– Ve 3. sınıfı da başarıyla bitirdim! Dün karneleri verdiler ve okulu tatil ettiler. Karne aldıktan sonra Damla bize geldi, akşama kadar oyun oynadık. Bugün de Sude’yle buluştuk. Oyuncakçıları gezip ‘Captain Underpants’e gittik. Tatile güzel bir başlangıç yapmış oldum. Yaz için güzel planlarımız var. Yaşasın tatil!

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: