Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Teknoloji’ Category

– Okulumuzun bahçesinde coşkuyla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutladık.

– Play-off’larda Eczacıbaşı’nın maçları çok çekişmeli geçiyor. Biz de takımımızı desteklemeye devam ediyoruz.

– Havalar güzelleşti, Caddebostan sahili biz piknikçilere açıldı. Tam oturmuştuk ki Cansular “Oradaysanız geliyoruz.” diye mesaj attılar. Neşeli bir öğleden sonra geçirdik.

– Arda’nın hediyesi olan ‘My Fairy Unicorn Garden’ı hazırladım. Çimler çıktığı zaman içinde dilek kuyusu ve peri de olan çok güzel bir bahçem olacak.

– Rüzgar’la Kidzania‘da buluştuk. Annem de bizimleydi. Normalde bizi kapıdan teslim eder, içeri girmezdi. O kadar güzel vakit geçirdik ki, annem de bizimle birlikte eğlendiğini söyleyip çıkmaktan vazgeçti.

– Almanca dersinde t-shirt boyama yaptık. Dersi çok sevdiğimiz için etkinlik de güzel geçti. Bu arada sınıfta herkes seçtiği ikinci yabancı dilden memnun. Almanca seçenler Almanca’yı, Fransızca seçenler Fransızca’yı severek öğreniyor. 💕

– Yan komşularımız tatile giderken bize su kaplumbağalarını bıraktılar. Yemek verip sularını değiştirdik. Bol bol da neler yaptıklarını gözlemledik. Kısacık sürede kendilerini sevdirdiler. Ayrılık zor oldu. 😢

– Çarşamba sinemasında annemle ‘A Dog’s Purpose’ı izledik. Tam da benim gibi bir hayvansevere göreydi! Film, birkaç kez ölüp farklı cins olarak tekrar dünyaya gelen ve hayatın anlamını arayan bir köpeğin hikayesini anlatıyor. Karşılık beklemeyen sevgi, bağlılık, aşk, dostluk, aile gibi kavramlarla örülmüş hikayenin sonunda bir de güzel sürpriz var. Ailecek izlenebilecek çok tatlı bir film! 🐶

– Hafta içi günlerde Playstation’a izin yok ama bu kuralın tek istisnası var; o da Trivial Pursuit Live! Çünkü bu oyunu ailecek oynuyoruz ve birlikte zaman geçirdiğimiz için kutu oyunu muamelesi görüp kısıtlamaya takılmıyor. İşin garibi bu oyun sayesinde iç güdülerimin çok iyi durumda olduğu ortaya çıktı çünkü hayatımda izlemediğim bir filmin kahramanı ya da gitmediğim bir yerin özelliği vs. hakkında doğru cevaplar veriyorum. Bu yüzden annemle babam beni paylaşamıyorlar. Ben de kim daha az puana sahipse onun takımında oluyorum. Bu arada annemin favori kategorisi sanat, babamınki spor. İkisinin de en başarılı olduğu kategori ise coğrafya. Kutu oyunu olarak da bu kadar eğlenceli midir bilmiyorum ama Playstation’da Trivial Pursuit Live! oynamak çok keyifli! (44,99 TL)

Reklamlar

Read Full Post »

– Son günlerde ‘Fortnite: Battle Royale’a sardım. Bazen DanTDM’in oynamasını izliyorum, bazen PS4’te kendim oynuyorum. Oyun tüm dünya çocukları arasında popüler, tabii bunda Youtube nesli olmamızın da payı var. Bir şey popüler oldu mu (ya da reklam/pazarlama araçları ile popüler yapıldı mı diyelim..) hemen dünyaya yayılıyor. Oyunda 100 kişi uçakla bir adaya bırakılıyor ve bunlar tek bir kişi kalana kadar çeşitli silahlar kullanarak birbirlerini öldürüyorlar. Bu arada kendileri korumak için yapılar inşa ediyorlar. Zaman geçtikçe alan daralıyor, bu yüzden uzun süre kaçmak ya da saklanmak gibi bir şans yok. Komik danslar ve kostümler var, grafikler başarılı. Şiddet/vahşet görüntüsü içermiyor. Yeni başladığım için henüz hiç kazanan ben olamadım ama son 6’ya kalabildim. Oyun ücretsiz, uygulama içi satın alma mevcut. Tanıtım videosu için buraya tıklayabilirsiniz. (12+)

– Hafta içi buluşmalarında bu sefer Eda bize geldi. Yanında bende olmayan bir Wii oyunu getirmiş: Wii Party. Küçük küçük yarışmalardan oluşan çok eğlenceli bir oyundu. Giderken oyunu bıraktılar, biraz oynayıp geri vereceğiz.

– Başka bir hafta içi buluşmasını da Lara ile yaptık. Her ne kadar annelerimiz “Siz burası için büyümediniz mi?” diye şaşırsalar da Playland‘deki oyun alanına girmek istedik. Çok da eğlendik. 🙂

– Cuma okul çıkışında kız-kıza pub’a gittik. The North Shield, annelerimizin arada bizsiz kaçamak yaptığı bir yermiş. Bu sefer hep birlikteydik. Pub olduğuna bakmayın, fazlasıyla çocuk dostu bir mekan. Çok keyifli bir akşam oldu.

– Tam da çilek mevsimindeyiz ama ağız tadıyla çilek yiyemiyoruz. 😔 Evde dondurma yapmayı çok seviyorum, tabii ki arada çilek de kullanıyorum. Minimumda tutmaya çalışıyorum diyeyim. İpek Hanım Çiftliği Kars’ta çilek ekimi yapıyor, umarım seneye ilaçsız çilek yeme şansımız olacak. Çilek, bu yıl da EWG’nin en kirli ürünler listesinde 1. sırada!

‘Ayı Paddington 2’yi sinemada kaçırmıştım, sonunda televizyonda izleyebildim. Bu da ilk film gibi çok tatlı ve sevgi dolu. İyice Londralı olan Paddington, Lucy Teyze’nin 100. doğum günü için harika hediye olabilecek bir pop-up kitap buluyor. Kitabı almak için para biriktirirken kitap çalınıyor, sonra olaylar birbirini izliyor. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. 🐻

– Babamın olmadığı bir akşam annemle yemek yerken ‘Karayip Korsanları 5-Salazar’ın İntikamı’na denk geldim. Annem izlemiş, Salazar ve tayfasının hoşuma gitmeyebileceğini söyledi. “Bir bakayım, korkarsam geçeriz.” dedim. Pek korkutucu çıkmadı, keyifle izledim.

– Bu aralar Türkçe derslerinde atasözleri üzerine eğiliyoruz ve ‘Geçmişin İzleri Atasözleri’ kitabını işleyerek gidiyoruz. Atasözlerini günlük hayatta kullanmayı çocuklara keyifle öğretmeyi amaçlayan kitapta; etkinlikler, bulmacalar, yaratıcı yazmayı teşvik edici çalışmalar var. (8-10 Yaş, Doğan Egmont, 15 TL)

Read Full Post »

– Aralık sonunda havalar biraz soğur gibi olmuştu, kar yağar diye ümitlendik ama olmadı. Bu ara yer yer 20 dereceyi gördük. Geçen sene bu zamanlarda kar yağıyordu.

– Yılbaşı hediyelerim yüzünden squishy çalışmalarına ara verdim. Çünkü hepsi faaliyet içeriyor ve ilk heves olduğundan elimden bırakamıyorum. İtiraf edeyim; anneannemle dedemin gönderdikleri hediyeleri yılbaşını beklemeden açtım. 🙈 Annem çok şaşkın çünkü bebekliğimden beri sabırla beklediğim hediye konusu iki senedir dırdıra vırvıra dönüştü. “Ay bekleyemeyeceğim!”, “Açsam ne olur?”, “Yılbaşına kaç gün kaldı?” diye diye annemi bıktırdım, o da hediyeleri açmamın hepimizin ruh sağlığı açısından daha iyi olacağına kanaat getirdi.

– Anneannemle dedemin hediyesi olan ‘Sew Cool’ dikiş makinesi ve keçe kalıpları görünce havaya zıpladım! Başladım dikmeye… Dikiş makinasının yanında bu kalıplardan da ayrıca bir paket almışlar. Böylece kendi peluş oyuncağımı yapabilir hale geldim. Sadece oyuncak değil, çanta, defter kabı vb. de yapılabilir. Oyuncağın tanıtım videosu burada. (8+)

– Babaannemle dedem yılbaşı için istediğim hediyeyi seçebileceğimi söylemişlerdi. Aklımda 3 boyutlu çizim kalemi ‘3D Doodler Pen’ vardı. Efe için hediyemizi alırken bunu da bulduk ve hemen paketlettik. Setin içinde şablonlar mevcut, isterseniz onları kullanarak isterseniz aklınızdan geçen başka bir şeyi 3 boyutlu olarak çizebiliyorsunuz. Fikir verici videolar için buraya tıklayabilirsiniz. (8+)

– Annemle babamın hediyesi ise ‘Scotland Yard’ adlı strateji oyunu oldu. Bu tür oyunları çok sevdiğimi düşünürsek isabetli bir seçim. Oyunculardan biri Bay X, diğerleri ajan oluyor. Bay X, Londra sokaklarında taksi, otobüs ve metro kullanarak kaçıyor fakat bu hamleleri gizli yapıyor. Arada bir görünüp tekrar kayboluyor. Ajanlar da kullandığı ulaşım aracına bakarak nerede olabileceğini tahmin etmeye çalışıyor. Oyun sürekli olarak hamle düşünme, bir sonraki hamleyi hesaplama, oradan gittiyse buradadır, şuradan gidip buraya da ulaşmış olabilir gibi planlamayla geçiyor. Bayıldım! (8+)

– Natgeo’da ‘Origins’ belgeseli başladı. Belgesel dediğime bakmayın, sinema filmi kıvamında. Kaydedip akşam yemeğimizi yerken izliyoruz. Denk gelirseniz mutlaka bakın derim.

– Çarşamba sinemasında annemle ‘Kubo ve Sihirli Telleri’ni izledik. Kubo ve annesi Japonya’nın bir köyünde yaşamaktadırlar. Kubo, origamiden yaptığı şekilleri gitarının tellerini tıngırdatarak canlandırmak gibi özel bir güce sahiptir. Gündüzleri bu gösteriyle para kazanıp geceleri annesinin yanına giderek mağarada saklanmaktadır. Bir gün Kubo hava kararmadan mağaraya yetişemez. Böylece Ay Kral ve teyzeleriyle tanışır ve macera başlar. Bir tür kendini bulma hikayesi.. Çok beğendik. Müzikleri de harika.

– Başka bir gün de ‘Ayı Kardeşler 2 – Büyülü Kış’ı izledim. ‘Kurtarma Operasyonu’nun devamı olan filmde; Kristal Tepeler’de gizemli bir hayvan dolaşmaya başlayınca ödül avcıları hayvanın peşine düşer. Kavgalı olan Ayı Kardeşler ve Oduncu Vick ya aynı tarafta olup ödül avcılarıyla mücadele edecek ya da kavgaya devam edeceklerdir. Duygusal bir filmdi. Bir balık burcu olarak yine gözyaşlarımı tutamadım.

– 3. sınıfta derste işlemek üzere bize ‘The Twits’i aldırmışlardı fakat ne olduysa kitabı elimize bile almadan sene bitti. Belki 4. sınıfta okuturlar düşüncesiyle kitabı kitaplığıma yerleştirdik, öyle de kaldı. Baktık sınıfta okutacakları yok, ben yatmadan önce okuyup bitirdim. Roald Dahl’ın diğer öyküleri gibi çok matrak ama bu sanki daha bir çatlak gibi. 😂 İlk kez 1980’de yayımlanan hikayedeki kahramanlarımız olan Twit çifti biraz acayip. Adamın sakalında yemek artıkları var, kadının bir gözü camdan vb. Aslında bunlar eskiden normal insanlardır ama kötü düşüncelerle dolu oldukları için görünüşleri de yıllar geçtikçe kötüleşir. Twitler birbirlerine iğrenç şakalar yaparak günlerini geçirirken bir gün Bayan Twit kocasına solucanlı spagetti yedirir. Bunun üzerine Bay Twit intikam dolu bir plan hazırlar. Bu noktadan sonra yaşanan tüm acayip şeyler çiftimizin sonunu getirir. Harika illüstrasyonlar yine Quentin Blake’e ait. Kitabın sonunda ‘James and The Giant Peach’in ilk birkaç sayfası var. Başka kitaplar hakkında fikir sahibi olmak için güzel fikir.. (8+, Puffin Books, £5.99)

– App Store’da ‘Twit or Miss’ diye aratırsanız karşınıza bir oyun çıkacak. Oyunda Twitler karşılıklı olarak masada oturuyor. Bayan Twit uyuyor, Bay Twit sandviç yiyor. Sandviçinden fırlayan yiyecekler Bayan Twit’i uyandırıyor. Sizin göreviniz fırlayan yiyeceklerin Bayan Twit’e çarpmasını önlemek. Oyun ücretsiz, reklam yok, uygulama içi satın alma yok. 6-11 yaşa uygun ama annem benden fazla oynuyor. 🙈

‘House of Twits’ ise Twitler’in evindeki odalar içinde kitapta yaşananlara paralel mini oyunlar sunuyor. Reklam yok, uygulama içi satın alma yok. (6-11 yaş, 8,99 TL)

– Roald Dahl’dan bu kadar bahsetmişken yazıyı güzel bir sözüyle noktalıyorum.

If you have good thoughts, they will shine out of your face like sunbeams and you will always look lovely.

Read Full Post »

– Squishy’lerim geldi fakat sürekli “Şunu da alalım, bu son!” diye diye siparişlerin ardı arkası kesilmez oldu. Ne yapayım o kadar çok çeşit var ve hepsi o kadar sevimli ki dayanamıyorum. Bir de her gün okuldan gelip heyecanla posta kutusuna bakmak adetim oldu. Aldıklarımız yetmedi, Youtube’daki videoları izleyip kendi squishy’lerimi yapmaya başladım.

– Şu sıralar akşam yemeklerinde Grundig ve Mehmet Gürs’ün ‘Ruhun Doysun’ adlı programını izliyoruz. Programın amacı; doğaya saygının ve bilinçli tüketimin öneminin altını çizmek. Program şimdilik sadece Youtube’da. Buraya tıklayarak göz atabilirsiniz.

– Bazen teneffüste dışarı çıkmıyoruz ve sınıfta oyun oynuyoruz. Derslerde işlediğimiz konularda pratik yapabildiğimiz oyunlardan çok keyif alıyoruz. mathplayground.com‘da kesirler, çarpma/bölme, geometri vb. konularda oyunlar var.

– iPad’e MindSnacks‘in ‘Learn German’ aplikasyonunu yükledik. Okuldan gelince oynuyorum. Almanca öğrenmeye başlayanlar için eğlenceli hem de öğretici bir vakit geçirme aracı… Uygulama ücretsiz fakat dersleri arttırmak için ekstra satın alma yapmak gerekiyor. (4+, 22,99 TL)

– Cumartesi Lara bizi evine davet etti. Voleyboldan çıkar çıkmaz gittik. Bunu duyan Emre de bize katıldı. Biraz evde takıldık, sonra Tepe Nautilus‘e geçtik. Ayı Paddington 2’yi izleriz diye düşünmüştük ama bilet kalmamış. Keşke evden çıkmadan kontrol etseydik diye hayıflandık. Sinema olmayınca parka gittik. Biraz da parkta oynayıp eve döndük.

– Pazar da Derin’le buluştuk. Hava yine aralık ayı için fazlasıyla ılıktı. Biraz ZorluPark‘ta biraz da Funloft‘ta oynadık, deliler gibi eğlendik.

– Sınıfta birbirimizden kitap ödünç almaya devam ediyoruz. Bu sefer Liz Pichon’un bol ödüllü Tom Gates serisinin 8. kitabı ‘Evet! Hayır. (Belki…)’yi aldım. Seri bizim sınıfta erkekler arasında popüler. Saftirik gibi haylaz bir oğlan çocuğunun maceraları olarak özetlenebilir. Düz okunan bir seri değil; bolca grafikten, çizimden ve karalamalardan oluşuyor. Bu kitapta annesi Tom’un çizgi romanlarını satmaya karar veriyor. Tom bununla uğraşmak zorundayken bir de okuldaki Girişimcilik Günü için fikir üretmesi gerekiyor. Tom’u daha yakından tanımak isterseniz burada videoları var. (8-12 Yaş, Tudem Yayınları, 30 TL)

– Annem bir ara Judy Moody serisinin ilk kitabını almış ve sonra unutmuş, kitap koyduğu yerde kalmış. (Maalesef böyle şeyler bizde çok oluyor… Sağdan soldan hiç giyilmemiş ayakkabılar, hiç okunmamış kitaplar çıkıyor. Sonra “Aaa! Tamamen unutmuşum!”) Bulup da bana verince, kitabı çok sevdim ve başladık serinin diğer kitaplarını almaya. Soyadından da anlaşılacağı üzere Judy’nin havası sık sık değişiyor. Başından geçen olayların neredeyse tamamı yazar Megan McDonald ve dört ablasının yaşadıklarından esinlenerek yaratılmış. Megan küçüklen tıpkı Judy gibiymiş. Çizer Peter H. Reynolds da Nokta‘dan tanıdık ve bu seriyi de harika resmetmiş. Serinin ilk kitabında Judy’yi 3. sınıfa başlama stresi sarıyor; sıra değişimi, yanına kimin oturacağı vs. Her kitapta işlenen farklı konuda Judy’nin huysuzlukları, değişen modları ve maceralarını okuyoruz. Judy’nin bir de websitesi var, ayrıca kardeşi Stink de ünlü olup kendi maceralarını yaşamaya başladı. (7-9 Yaş Artemis Yayınları, 15 TL)

– Aralık ayına girmek demek, yılbaşı ağacını kurmak demek! Bu sene ağacımızı kırmızı, beyaz ve gümüş renkleriyle süsledik. Bence şimdiye kadarki en güzel ağaç bu oldu. (Gerçi her sene aynı şeyi söylüyorum…)

– Yılbaşı heyecanı dört bir yanımızı sardı. Annemin ısrarları doğrultusunda Noel pazarlarını gezmek üzere yarın Viyana’ya gidiyoruz. Evet babacım, soğuk olacak ama bence çok eğleneceğiz! 🤗

Read Full Post »

– İstanbul’a dönüşümüz rahat oldu, jetlag yaşamadık. Ben sadece sabahları biraz daha erken kalkmaya başladım. Kıbrıs’a gitmek için iki haftamız vardı; bu arada Lara ile Kidzania‘ya gittik, birkaç gün dedemlerde kaldım ve Apple Yaz Kampı‘na katıldım.

Acarkent Collesium‘un önünde TEGEV stand kurmuş, Kiraz Festivali’nde Misbahçem‘den toplanan kirazlar dernek yararına satılıyordu. Biz kiraz alarak destek olduk ama dedem satışa da yardım etmem konusunda beni cesaretlendirdi. Başta biraz çekindim, sonra çok iyi satış yaptığımı görünce işi sahiplendim. Teklifimi reddetmeyerek benden kiraz alan tüm Acarkentliler’e teşekkür ederim. 🎈

– Geçtiğimiz sene da Apple Yaz Kampı’na katılmış ve çok iyi vakit geçirmiştim. Bu sefer konumuz ‘karakterler oluşturma ve beste yapma’ydı. Apple Pencil kullanarak resimler yaptık, sonra onları film haline getirdik ve Garage Band kullanarak yaptığımız müziği üzerine ekledik.

– Sıra, adı ‘orijinaller’ olan grubumuzla çıkacağımız Kıbrıs tatiline geldi. Babalarımız bu sefer Kaya Artemis‘i ayarlamış. Otel epey sıkıntılıydı; aşırı kalabalıktı, yemekler çok kötüydü, birçok hizmet aksıyordu… 2-3 gün önce yan komşularımız orada olduğundan biz onlardan havadisleri almıştık, bu yüzden beklentilerimizi minimuma indirerek gittik. Neyse ki çok uzun kalmadık, otelden memnuniyetsiz bir şekilde ayrılıp İstanbul’a döndük.

– İstanbul’a geldik desem de İstanbul’da kalamadık. Geldiğimiz gecenin ertesi sabahı erkenden evden çıkıp Hillside‘a gittik. İlk birkaç gün yalnızdık ama sonra ‘orijinaller’ üyelerinden Tunç Ailesi bize katıldı. Daha önceki yıllarda klüplere katılmamıştım ama Arda olunca kendimize bir program yapıp günü birlikte geçirdik. Bingo’da şampiyon olduk ve içecek kazandık. Erkeklerin gece futbol maçı oluyordu ve Arda oynuyordu. Ben de onu seyrediyordum. Babalarımız plaj voleybolu oynuyordu, biz tezahürat yapıyorduk. Baba-çocuk kano yarışlarına katıldık. Dalış denemesi yaptım ve çok sevdim. Arzu yine her fırsatta bizimleydi. Bir akşam annemler baş başa yemeğe çıktı, ben Arzu’yla kaldım. Şovlar ve danslar yine harikaydı… Yaza yaza bitiremem, kısa keseyim; Hillside’da harika vakit geçirdim.

– İstanbul’a sadece iki gün için döndük. Biri çamaşır ve tekrar valiz yapmakla geçti, diğerinde de Yelda ve Mert’le buluşup Zorlu Park‘a gittik. Yarın sabah Bodrum’a gidiyoruz. Görüşürüüzz! 🙋🏼‍♀️

Read Full Post »

– Önce güzel bir haberle başlayayım. Gerçi benden geçti ama olsun… İlkokulda el yazısı kaldırıldı! Biz 1, 2 ve 3. sınıflarda el yazısı kullandık, 4. sınıf itibariyle (yani seneye) normal yazıya geçecektik. Okula yeni başlayan kardeşlerimiz adına mutluyum çünkü onlar bu çileyi çekmeyecekler. Haber burada.

– Şu sıralar okulda ‘açılar’ konusunu işlemeye başladık. Teneffüste de online oyunlar oynuyoruz. Örneğin; Banana Hunt. Verilen açının yerini tahmin etmek üzerine basitçe kurgulanmış bir oyun. Göz atmak isterseniz buraya tıklayın.

– Eskiden çok sıkıldığım, adını bile duyunca ofladığım ‘Felsefe ve Düşünce Eğitimi’ dersini çok sevmeye başladım. Bunda okuduğumuz kitapların, özellikle de mitolojinin çok etkisi oldu.

– Çarşambaları ödevsiz gün olduğundan rahatız. Genellikle sinema programı yaparız. Bu sefer okuldan sonra Lara ile Akasya‘da buluştuk.

– Bu sene yıl sonu gösterimizi biraz erken sahneye koyduk. Çoğunlukla danslardan oluşuyordu ve ebeveynlerimiz yine izlerken mest oldular. Ben Kırmızı Başlıklı Kız’lardan biriydim. Elimizde elma sepetimizle hoplaya zıplaya dans ettik.

– Hafta sonu Ayşe Bade ve Eda’yla birlikte Xtrem Aventures‘a gittik. Fakat Eda son dakika yukarı çıkmaktan vazgeçti. Biz de biraz ayrı takıldık, sonra tekrar buluşup Uniq içerisinde vakit geçirdik.

– Bizimkilerle ortak bir şeyler yapmaktan çok hoşlanıyorum. Maça gitmek, kutu oyunu oynamak, hepimize hitap eden bir film bulup birlikte izlemek… Listeye son olarak Texas Hold’em Poker‘i ekledim. Her akşam yemekten sonra oynuyoruz.

– Bu hafta sınıfça ‘Geçmiş Zaman Gezginleri’ serisinden ‘Dinozorlar Arasında’yı okuduk. Seride kahramanlar önce Taş Devri’ne sonra da Sümer Ülkesi’ne gitmişler. Henüz onları okumadık. Bu kitapta ise Dinozorlar Çağı’na yolculuk yaptılar. Hayatta kalmak, beslenmek ve barınmak gibi ihtiyaçları hallettikten sonra dinozorlarla arkadaş olup maceradan maceraya koştular. (8+, Kelime Yayınları, 12 TL)

– Kütüphaneden de ‘Sihirli Okul Otobüsü-Uzay Kaşifleri’ adlı kitabı aldım. Bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere; Joanna Cole’un yazdığı seri, Bayan Frizzle ve öğrencilerinin fen dersinde yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitabın konusu uzaydı. Kitaptaki çocuklarla birlikte yıldız, gezegen, asteroid gibi kavramları, gezegenlerin güneşe uzaklıkları ve güneşin etrafında bir turu kaç dünya gününde tamamladıkları, vb kavramları öğrendim. (9-12 Yaş, Altın Kitaplar, 8 TL)

Read Full Post »

– Yeni yaşımın ilk etkinliği Galatasaray Odeabank – Unics Kazan maçı oldu. Maç benim için oldukça geç bir saatte; 21’deydi ama olsun. Maç boyunca “Egee!” diye bağırmaktan boğazım patladı. Bir ara bana top geldi, o an ne yapacağımı bilemedim ve topu hakeme verdim. Maçı 75-67 biz kazandık, kısık bir sesle yorgun argın eve dönüp kendimi yatağa attım. Harika bir maçtı!

– Anneannemle dedem İstanbul’dayken birlikte bol bol vakit geçirdik. Cumartesi Göztepe Parkı‘na gittik. Hava çok soğuktu ama insan oyuna dalınca anlamıyor. Hava kararınca park boşaldı, hepimiz zipline ile kaydık. Halimize çok güldük. Sonra da Misina‘da ziyafet çekip eve döndük.

– Pazar, Mert’le birlikte yine Öniz’in davetlisi olarak Zorlu PSM‘de Karton Şehir‘i izledik. Oyunun yazarı ‘Bir Hayal, Bir Oyun’ yarışmasını kazanan bizler gibi küçük bir çocuk. Bu ilk gösterimdi, oyunun sonunda sahneye çıktı, biz de bol bol alkışladık onu. Zorlu Çocuk Tiyatrosu yine sahneye çok güzel bir müzikal koymuş. Oyundaki kahramanımız yıl sonu gösterisinde başrol olmayı isterken sadece balon şişirme görevini alınca bozulur. Sonra da kendine kartondan bir şehir kurar ve oranın kralı olarak çılgın bir maceraya adım atar. (4+)

– Oyundan sonra karşıya geçip babaannemle dedeme gittik. Doğum günü partimde pastamı üflerken Mahir Dedem yanımda yoktu, bu yüzden akşam yemeğe çıktık ve bir pasta alıp küçük bir kutlama daha yaptık. Tekrar mum üfleme fırsatını kaçırır mıyım? Tabii Efe’den fırsat kalırsa! 🙂

– Doğum günüm için nasıl bir hediye istediğimi soran herkese “Shopkins!” demiştim. Bu sayede ev Shopkins doldu. Bu tür küçük ‘collectable’ oyuncakları bizimkiler para tuzağı olarak nitelendirseler de ben çok seviyorum. Bir ara Tsum Tsum alıyorduk, şimdi Shopkins… Topladıkça topluyorum, modası geçince bir kenarda kalıyorlar. Bir de oyunu var: Shopkins World. Ben neyse de annem acayip sardı. İki dakika boş kalsa hemen oynuyor. App Store linki burada.

– Çok küçüklüğümden beri Mahir Dedem’le bir kuş evi yapmak istiyorduk. Şirin bir şey bulup almış bana. (Alex – Home Tweet Home) Keyifle boyadım. Bahar geldiğinde kuşlara ziyafet çekeceğim!

– Annemle ‘Beauty and The Beast’i izledik. Babam gelmek istemedi çünkü 3D filmler başını ağrıtıyormuş. Filmi çok beğendik ama bu sefer de annemin migreni tuttu! Filmden sonra koşa koşa eve döndük.

– Felsefe ve Düşünce Eğitimi dersinde hepimize farklı bir mitolojik tanrı hakkında araştırma yapma ve resmini çizme ödevi verildi. Bana Hades çıktı. Araştırma yaptım yapmasına da, bazı şeyleri oturtamadım. Mitolojide çok fazla karakter var. Annem de Disney’in ‘Hercules’ adlı animasyonunu izlemeyi önerdi. Mitolojik kahramanlar çok ilgimi çekti ve birçok şeyi bu sayede öğrenmiş oldum.

– Bu hafta sınıfça okuduğumuz kitap Cemil Kavukçu’nun ‘Bir Öykü Yazalım mı?’ adlı kitabı oldu. En büyük hayali büyüyünce yazar olmak olan Fatoş, en sevdiği yazar okullarına geleceği için çok heyecanlıdır. Ondan hikaye yazmanın inceliklerini öğrenmeyi ummaktadır. Yazar okula gelir, konferans salonunda toplanan çocuklara yazmaya nereden başlanacağı, olay örgüsünün nasıl kurgulanacağı vb. konular hakkında bilgiler verir ve “Birlikte bir öykü yazalım mı?” diye sorar. Sadece ‘leylek’ kelimesinden başlayarak bir başlangıç yaparlar. Birkaç hafta sonra yazara iletilecek şekilde herkes kendi öyküsünü yazacaktır… Çocukları yazmak için heveslendiren ve nasıl başlayıp nasıl ilerleyecekleri hakkında fikirler veren güzel bir kitap. (9+, Can Çocuk Yayınları, 9,5 TL)

– Kütüphaneden de ‘Sihirli Okul Otobüsü-Dev Mikroplar’ adlı kitabı aldım. Joanna Cole’un yazdığı seri, Bayan Frizzle ve öğrencilerinin fen dersinde yaşadıklarını anlatıyor. Bayan Frizzle hangi konuyu işleyecekse ona göre giyiniyor ve çocukları sihirli bir maceraya çıkarıyor. Her kitapta farklı bir konu işleniyor. Bu kitabın konusu mikroplardı. Çocuklar piknikte bugüne kadar görmedikleri pek çok minik yaratığın da çevrede olduğunu öğrendiler. Serinin 8 kitabı Türkçe’ye çevrilmiş, aynı zamanda çizgi filmi de var. Youtube ya da Netflix’te (yeni bölümler) izleyebilirsiniz. (9-12 Yaş, Altın Kitaplar, 8 TL)

– Kitaplığıma da Eva Furnari’nin ‘Şair Kısakulak’ adlı kitabını ekledik. Kısakulak’ın bir kulağı diğerinden kısadır. Çocukluğundan beri arkadaşları bu yüzden onu kızdırmaktadır. Bu nedenle yalnız yaşamaktadır ve hiç arkadaşı yoktur. Bir gün otobiyografisini yazmaya karar vermişken, bir okur mektubu alır. Mektupta Kısakulak’ın eserlerindeki karamsar havadan şikayet eden okur, eserlerini farklı şekilde yazarak daha hoş olduğunu iddia eder. Kısakulak eleştiriye açık değildir. Önce çok bozulur fakat düşündükçe okura hak vermeye başlar… Kitapta kullanım kılavuzu, şiir, yemek tarifi, kartpostal vb. farklı metin türleri kullanılmış ve okuması çok keyifli. İllüstrasyonları da ödül almış. (8-11 Yaş, Tudem Yayınları, 14 TL)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: