Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Uyku’ Category

Foça‘ya geleli bir hafta oldu. Annemin dediğine göre yelken kursuna gitmeyi kabul etseymişim, günlerim daha eğlenceli ve dolu dolu geçecekmiş. Bu düşünceye kesinlikle katılmıyorum. Günlerim zaten eğlenceli ve dolu dolu geçiyor. Anneannem ve dedem bize güller gibi bakıyorlar. Annemin hiç işi yok, dolayısıyla sadece benimle oynuyor. Simbiyotik ilişkimizden aşırı memnunum. Ne yapayım ben yelken kursunu?

– Foça’ya gelişimizin ilk günlerinde çok ama çok uyuyordum. Sabah erken kalkmayıp öğlen iki saat uyuyor, akşam da erken yatıyordum. Fakat bu durum 5-6 gün sürdü. İyice enerji depoladıktan sonra öğle uykusunu bıraktım. Nedense benim öğlen uyuyor olmam ev halkını çok mutlu ediyordu.

IMG_5266.JPG

– Kahvaltı için gevrek ve gazete alışverişine büyük bir hevesle katıldım. Sabah serinliğinde scooter’ımla küçük denizin etrafında tur atıp fırından yeni çıkmış gevrek yemek çok hoşuma gidiyordu. Bazen de dedemle balık bakmaya gidiyorduk.

IMG_5502.JPG

– Güneşin tepede olduğu öğlen saatlerini hep evde geçirdik. Bazen satranç oynadık…

IMG_5464.JPG
Bazen de Scrabble.. Fakat oyunların hiçbiri bitmedi. Hep sıkılıp yarım bıraktım.

IMG_5293.JPG

– Ev işlerine minik katkılarım oldu.

IMG_5270.JPG

– Okulda öğrendiklerimi unutmamak için yanımızda çalışma kitabı getirmiştik. Her gün 30-45 dk. kadar pekiştirme yaptım. Annemin dediğine göre; bunları yapmazsam konulardan koparmışım ve okul başladığı zaman derslere tekrar adapte olmam zorlaşırmış. Neyse ki kitap çok zevkliydi, çizimler çok şekerdi. Matematik, fen ve hayat bilgisi türü soruları yaparken iyiydi ama yazmakta zorlandım. Bu yüzden Türkçe sayfalar daha ağır gitti. “Yazı yazılan sayfaları yapmasak?” diye sorduğumda annem yukarıda söylediği gibi okula başladığım zaman sıkıntı yaşayabileceğimden bahsetti, “Kendini yormadan, yavaş yavaş yaz. Ben bekliyorum acelemiz yok.” dedi. Birkaç cümle bile olsa her gün bir şeyler karaladım.

IMG_5263.JPG

– Kitabımın ismi ‘Eğlen Öğren Çalışma Kitabı 6-7 Yaş’. Amacımız öğrendiklerimi tekrar etmekti, bu konuda gerçekten işe yaradı. (Dstil Tasarım Yayınevi, 29 TL)

IMG_5287.JPG

– Annem bana çeşitli yayınevlerinin ilk okuma serilerinden kitaplar almış. Her gün az az okudum. Okumayı öğrenmiş olsam da hala okutturmayı daha çok seviyorum.

– Akşam yemeklerinden sonra mutlaka dışarı çıktık. Jetonlu oyuncaklara bindim, dondurma yedim, scooter’la dolaştım ve eve dönüp yattım.

IMG_5260.JPG

– İlk haftanın özeti böyleydi. Yarın sabah erken kalkıp annemle havaalanına gideceğiz. Babamla buluşup Çeşme‘ye geçeceğiz. Böylece anneannemle dedem de azıcık dinlenme fırsatı bulacaklar. 🙂 Benimle hayat ‘bazen’ yorucu olabiliyor da… 🙂

Reklamlar

Read Full Post »

7’ye doğru uyandım ve hemen annemin yanına koştum. “Anne! Hiç ateşim yok. Ben iyileştim, okula gidebilirim!” dedim. Annem de “Dün hastalandım, bugün iyileştim olmaz ki tatlım.. Evde kalman daha doğru olur.” dedi. Alarm çalmadan kalktığım için yatağıma geri postalandım. “Ama ben uyumak istemiyoruum. Resim yapmak istiyorum.” diye içeriye seslendim. Annem de “Tamam.” dedi, “İstediğini yapabilirsin.”

Çeşitli resimler çizip her çizdiğimi annemi uyandırıp gösterdim. Babam çıkmadan kahvaltımı hazırladı. Sonra da 3 saat boyunca kendi kendime oynadım.

Öğle öğününde çok güzel karnımı doyurdum. Sonra annem “Sana birkaç malzeme vereceğim. Bakalım hayal gücünü kullanarak ne ortaya çıkaracaksın?” diye sordu. Malzemeler tam tekne yapmalıktı. Oturdum, uğraştım. Güzel bir yelkenli yaptım.

20140529-091636.jpg

İkimizin de gözleri kapanmaya başladı. Uyuyacaktık ama saate baktık, 16 olmuş. “Bu saatten sonra uyunmaz.” dedik. Artık piyano dersi almadığım için odamın şeklini eski haline döndürdük. (Masayı orgun prize yetişebileceği şekilde konumlandırmıştık.) Masamdaki fazlalıkları ayıkladık. Sonra resim yaptım. Sonra tekrar el emeği göz nuru yelkenlimle uzun bir süre oynadım. Son olarak annemle okulculuk oynadık; ben öğretmen oldum, o öğrenci. Erken kalktığım için akşam yemeğinden sonra gecikmeden yattım.

PS: Ateşin minik minik kendini hissettirdiği bir gün oldu. Bir-iki bardak bitki çayı içtim. Yazdıklarımdan anlaşıldığı üzere keyfim ve enerjim yerindeydi. Bu yüzden herhangi bir tedaviye başlamadık.

Read Full Post »

Bu sabah 9:15’e kadar güzel bir uyku çektim. Uyanınca salona gidip yeni boyalarımla annem ve babam için resim yaptım. Sonra da yanlarına gidip enerjik bir ses tonuyla “Kim poliscilik oynamak ister?!” diye sordum, böylece onlar da uyandılar.

Kahvaltı için Yelda ve Tibet’e gittik. Hava durumuna bakmadan çıkmışız. Hava inanılmaz soğuk ve sisliydi. 10 dakikalık yürüyüşümüz sırasında dondukkk!

Gittiğimizde her şey hazırdı, hemen sofraya oturduk. Daha önce hiç sucuk yememiştim, bu sefer bir tadayım istedim. Ba-yıl-dım! Annem şarküteri ürünü yemez, bu yüzden bizde sucuk nadiren pişer, pişince de sadece babam yer. “Anne, bizim evdeki sucuğun tadı da böyle mi?” diye sordum. “E tabii, aşağı-yukarı böyledir.” cevabı aldım. “Ben bundan sonra her sabah sucuk yemek istiyorum!” deyince herkes güldü. Ne yapayım, çok sevdim.

Karnımı güzelce doyurunca yanımda getirdiğim boyalarımı çıkarıp resim yapmaya başladım.

20140403-235735.jpg

Baktım herkes kağıt oynuyor, hemen yanlarına koştum. Bir süre takıldım ama sonra “Bu oyun benlik değilmiş..” diyerek bırakıp çizgi film izlemeyi tercih ettim.

20140403-235857.jpg

Bir yandan da kazananları tebrik etmek için resim yaptım.

20140404-000003.jpg

Öğleden sonra eve döndük. Ödevimi bugüne bırakmıştım. İlk iş onu hallettim.

20140404-004516.jpg

Sonra yemek yedim, ardından hamur ve kürdanla binalar yaptım. O bitince de babamla kağıt oynadık. Tam kitap okuyorduk ki elektrik kesildi. Yine çok gerildim. Yapacak bir şey olmadığından yattım. Annemden biraz yanımda durmasını istedim. Neyseki hemencik uykuya daldım.

Read Full Post »

Bu hafta müzik dersinde Antinio Vivaldi‘yi işledik. Zaten ‘Odada Dört Mevsim’ adlı oyundan tanıdığım ve evde müziğini dinleyip dans ettiğim bir besteciydi. Kendisi hakkında daha fazla detay öğrenme fırsatı buldum. Bir de resmini boyadım.

20140312-103758.jpg

Yine 16:45 civarı okuldan eve geldim, hemen arkamdan dedem, sonra babaannem, sonra babam, en son da Cemal Amca geldiler. Yatma saatime kadar birlikte oyun oynadık. Dedemle tenis ve tavla oynarken, grup olarak okulculuk ve müzik esnasında elimizde obje çevirmeyi tercih ettik. Bu oyunda müzik durduğunda obje kimin elinde kalırsa o eleniyor. Son kalan oyuncu kazanıyor. Hep ben kazanan olmak istiyorum ama olmuyor işte..

Herkes gittikten sonra hemen yatış işlemlerine başladık. Yatmadan önce kitap okuduk. Geç olduğu için kısa kesmek zorunda kaldık. Sadece bir kitapla finali yaptık. Yapı Kredi Yayınları‘ndan çıkan ‘Ayı Kim Çaldı’yı Helen Stratton Would yazmış, Vlad Gerasimov resimlemiş. Berk (Orijinal dilde yazarın oğlu olan Bertie), geceleri gökyüzünü pırıl pırıl aydınlatan Ay’a hayran. Geceleri Ay’a bakarak uykuya dalarken güzel hayaller kuruyor. Fakat bir gece, her zamanki gibi gökyüzüne baktığında Ay’ı göremiyor. Bunun üzerine birilerinin Ay’ı çaldığını düşünüp aramaya başlıyor. Bu sırada birçok gececil hayvanla da tanışıyor. (7 TL) Bu sevimli kitap 4 yaş ve üzeri çocuklara hitap ediyor. İsteyenler buraya tıklayarak iTunes’dan e-kitap olarak da indirebilir.

20140312-103848.jpg

Kitaptan sonra dün gece olduğu gibi uyku şarkımı dinlemeden uyudum. Uykuya dalarken zorluk da çekmedim. Abartılacak bir durum yokmuş… Resmen milat!

PS: Odada Dört Mevsim BKM’de sergilenmeye devam ediyor. Henüz gitmeyenler için; biletler Biletix‘de.

Read Full Post »

Milat

Bugün servisten yine “Sürprizin var mı anne?” diye indim. “Dalga geçiyorsun herhalde?! Dün akşam yaşananlardan sonra bir de sürpriz mi bekliyorsun?!” dedi. Eve girdik. El-yüz yıkayıp üst değiştirme faslından sonra Seda gelene kadar piyano çalıştım. Seda gelince çalışmaya birlikte devam ettik. (Piyanoyu sevip sevmediğim konusunda emin olamadım. Ne yalan söyleyeyim pek zevkli değil..)

Yatmadan önce kitap okuduk ama şarkımı dinlemeden uyudum. Bundan sonra şarkı yokmuş.. 😦 😦 😦

Read Full Post »

Dün servisten indiğimde sağa dönüp yürümeye başladık. Neşeyle “Eylül’e gidiyoruzzzzz!” diye bağırdım. (Her gün servisten bu umutla iniyorum zaten…)

Yine çok güzel oynadık.

20140309-212103.jpg

20140309-212134.jpg
Kitap değişimini de yaptık, ben Eylül’e Tübitak Erken Çocukluk Kitaplığı‘ndan ‘Tepeden Tırnağa Vücudunuz’u verdim o da bana ‘Üzüntüden Mutluluğa Duygularınız’ı.

20140310-091024.jpg

Bugün servisten indiğimde yine klasik sorumu sordum: “Sürprizin var mı anne?” Sürpriz dayımmış. Akşamı birlikte geçirecek arkadaş çıktı bana… Fakat dayım gittikten sonra uyuyana kadar annemi aşırı derecede bunalttım sanırım, çünkü tam uyku şarkımı söylemeye başlamıştı ki ağlama krizine girdi. Babam ortamı yumuşatmak için çabalasa da krizin şiddeti büyüktü, işe yaramadı. Ben önce ne olduğunu anlamamış gibi yapmaya çalıştım da babam yemedi. “Şarkımı sen söyle.” diye yalvardım ama annemi o hale getirdikten sonra babamdan yüz bulamadım. Kendi kendime uyudum… 😦

Read Full Post »

Sabah heyecanla okuluma koştum çünkü bugün yılbaşı partisinde eğlenecektik. Elimde öğretmenlerim ve Melek Teyze için aldığım küçük hediyeler vardı. AÇEV‘e katkı sağlamak amacıyla satılan el emeği göz nuru yılbaşı süslerini herkes çok beğendi.

20140228-204449.jpg

Okul dönüşü servisten beni babam karşıladı. Erken gelmiş! Benim için büyük sürpriz oldu. Eve girer gelmez “Hediyelerimi açabilir miyim?” diye sordum. Annem klasikten “Önce ellerini yıka ve üzerini değiştir.” dedi. Dediğini yapıp bu akşam için aldığımız elbiseyi ve parlak çorapları giydim. Aynı zamanda annem de hazırlandı, ama ben kesinlikle daha şıktım.

Hediyeleri açmaya prenses şatosundan başladım. Bu en çok istediğim şeydi. Annem masayı hazırlarken babam kurulum yaptı.

Resim malzemelerimi alıp içine girdim, bir süre resim yaptım. Sonra da hediye açmaya kaldığım yerden devam ettim. Sırada en çok istediğim ikinci şey vardı: Satranç takımı. Yanında bir de satranç kitabı. Hemen babamla oynamaya başladık.

20140228-212735.jpg

Dayım yemek sırasında bize katıldı. Sırada ailenin diğer üyelerinin aldığı hediyeler vardı. Oyuncaklardan sonra rengarenk kıyafetlerim oldu. Dayım pasta getirmiş, doğum günümmüş gibi mumları üfledim. Sonra dayım işe gitti, biz de satranç oynamaya devam ettik.

Saat 22’yi gösterdiğinde “Hadi anne, satrancı toplayalım ve yatalım artık.” dedim. Annem “İstersen yatmayalım, sana bir sürprizim daha var.” dedi. Çok heyecanlandım, hiç böyle bir şey beklemiyordum. Kısa bir süre sonra kapı çaldı ve Eylüller geldi. Bu ikimiz için de geç bir saat olmasına rağmen gayet enerjiktik.

20140228-205810.jpg

Bu sayede hayatımda ilk defa yeni yıla girdiğimizi gördüm. Taksim’de atılan havai fişekler pencereden görülüyordu, onları izledik. Yakınlarda bir yerlerden gökyüzüne dilek fenerleri bıraktılar. Yeni yıla girmek böyle bir şeymiş. O sırada anne babalarımız kalkıp öpüşmeye başladılar. Eylül bir anda göz yaşlarına boğuldu, “Ama bu çok az oldu!” diye ağladı. Meğer herkes öpüşünce eve gitme zamanının geldiğini zannetmiş. 🙂 Tuba onu öpüp de gitmediklerini söyleyince her şey normale döndü. Biz de içeri gidip oynamaya devam ettik.

Saat 1 oldu, sonunda uykumuz geldi. Eylüller gidince (pasta ile içmiş olmama rağmen) tekrar istedim, annem minik bir bardağa koyup getirdi. Gözlerim kapanıyordu. Sütümü içip uyudum.

Biz yeni yılı böyle karşıladık. Umarım 2014 herkes için güzel bir yıl olur. 🙂

20140228-214548.jpg

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: