Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Karla gelen yeni bir yıl 

– Yeni yıl gelirken beraberinde kar yağışını da getirdi. Tabii ki bu durum evimizde şenliklerle karşılandı. Bu kez inanılmaz ama inanılmaz çok kar yağdı. O kadar çok yağdı ki balkonumuz bile kar doldu. Okulların da tatil edilmesiyle benim için iş iyice eğlenceye döndü. Bizimkileri günde 3 kez mutlaka dışarı çıkarıyordum, balkon da kar dolu olunca 2-3 kez de balkona çıkıp karla oynadım. Bütün günüm dışarda geçti diyebilirim. Harikaydı!


– Evdeki sayılı dakikalar da kutu oyunu oynamak ya da kurabiye yapmak gibi aktivitelerle geçti.


– Kar bitince de hayat eski temposuna döndü. Büyükler işe, çocuklar okula…

– Kitaplığıma iki kitap ekledik. İlki; Filozof Çocuk serisinden Neden Varım? Oscar Brenifier’in 3-6 yaşa hitap eden Küçük Filozof serisinden daha önce bahsetmiştim. 18 kitaplık Filozof Çocuk serisi ise 6 yaş ve üzeri çocuklara göre. Neden Varım? fazla kafa karıştırmadan insanın neden varolduğunu sorgulayan çocukları konu üzerinde düşünmeye yönlendiriyor. (6-12 Yaş, Tudem Yayınları, 10 TL)

– Jonathan Swift’in 1726 yılında kaleme aldığı Güliver Küçük İnsanlar Ülkesinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın İlköğretim Öğrencileri İçin 100 Temel Eser Listesi’nde yer alan bir klasik. Kahramanımız Gulliver hem doktor, hem kaptan, hem de maceraperesttir. Çalıştığı gemi bir fırtınada batar ve sadece Gulliver kurtulur. Kıyıya çıktığı Lilliput ülkesinde yaşayanların 20 cm boyunda minicik insanlar olduğunu görür. Lilliputlular önce Gulliver’den korkar ama günler geçtikçe onun iyi niyetli biri olduğunu anlarlar… Yazar bu kitabı zamanın İngiltere’sini ve İngilizler’i eleştirmek amaçlı siyasi hiciv tarzında yazmış olsa da kitap zamanla çocuk klasikleri arasına girmiş. Açıkçası kullanılan dil de anlatım tarzı da bana değişik geldi. Kitabı yarıladıktan sonra okumak istemedim ama sonunda ne olacağını da çok merak ediyordum. Konusu ilgimi çekmeyi başarmış olsa da dilini biraz ağır buldum ve resimleri hoşuma gitmedi. Böyle iki arada bir derede kalınca kitabın kalanını annemle birlikte okuyarak kendimizce bir çözüm bulduk. (6-10 Yaş, Arkadaş Yayıncılık, 3,90 TL)

Reklamlar

Hoşçakal 2016!

– Sınıf arkadaşlarım için el yapımı bir yılbaşı hediyesi fikrim vardı: Keçe ve abeslang kullanarak yapılacak bir kitap ayracı! Ağaçları hazır almayıp tek tek elle kestiğimiz için biraz oyalayacı oldu ama yılbaşı öncesine yetiştirdik. Üzerlerine yeni yıl mesajı da yazdım. Arkadaşlarım hiç beklemedikleri için çok şaşırdılar ve sevindiler. 🙂

– Bir diğer el emeği göz nuru çalışmamı Deniz’in sosyal sorumluluk projesine katkı olarak yaptım. Deniz, yılbaşı vesilesiyle Türkiye’de yaşayan mülteci çocukları sevindirecek, fakat maddi değeri olan bir şey yerine el yapımı bir hediye ile bizden projesine destek istedi. Benim de aklıma tahta boncuklardan bilezik yapmak geldi. Umarım hediyemi alan arkadaşların yüzünde de bilezikte olduğu gibi bir gülümseme belirmiştir.

– Bir hediye de annemden bana ve Rüzgar’a geldi. Tencere-kapak gibi değil miyiz? 🙂

Kanyon yılbaşı konserinde bu sene MFÖ vardı. Konser öncesi Gina‘da yerimizi aldık ve müzik eşliğinde yemeğimizi yedik.

– Çarşamba sinemasında bu kez Storks‘u izledik. Yer yer güldüren, yer yer duygulandıran çok tatlı bir filmdi.

– Sınıfça okuduğumız kitap yine bir Behiç Ak öyküsü olan Pat Karikatür Okulu‘ydu. Gülümseten Öyküler serisinin bir üyesi olan kitapta anlatılanlar da diğer kitaplardaki gibi komikti. Kahramanımız Aydın yeni okulundaki arkadaşlarıyla tanışır. Fakat bu okulda bir gariplik vardır; herkese ve her şeye isim takılmakta ve takma ismiyle seslenilmektedir. Hatta bu yüzden esas isimler unutulmaktadır. Aydın’a da gelir gelmez bir isim takarlar: Doğrucu Davut. Aydın başlangıçta bundan hoşlanmasa da zamanla alışır. Sıra arkadaşının lakabı Patates’tir. Olaylar bundan sonra Patates’in maceraları çerçevesinde gelişecektir… Eğer sizin de paylaşmaya değer öyküleriniz varsa ÇizeYaza projesi kapsamında öykülerinizi Behiç Ak’a gönderebilirsiniz. (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 16 TL)

– Kütüphaneme eklediğimiz kitaplar ise Sakar Cadı Vini serisinden Vini’nin Çiftliği ve Vini Spor Yapıyor oldu. Serinin diğer kitaplarındaki gibi bunlarda da çatlak Vini’nin dörder macerası yer alıyor. Şahsen ben çok seviyorum. (8-12 Yaş, İş Bankası Kültür Yayınları, 10 TL)

– Bugün 2016’nın son günü. Yılbaşını biz ailecek dedemlerde geçireceğiz. Herkese mutlu yıllar dilerim!

 

Azı karar çoğu zarar

Yılbaşının yaklaştığı şu günlerde büyükler küçüklere hediye alma telaşına düştü bile. 🙂 Onların seveceği, ilgi göstereceği, yaratıcılıklarını geliştireceği ya da giyince çok yakışacağı bir şey… Eğer özel günlerin dışında da çocuklara sık sık hediye alma alışkanlığınız varsa bunun uzun vadede negatif sonuçları olabileceğini düşünmüş müydünüz?

Çocukları hediyelerle aşırı şımartmak, her zaman geri teper ve dünya tatlısı küçükleri – ne kadar hediye alırlarsa alsınlar – asla tatmin olmayan ve şükran duygusu hissetmeyen “zorbalara” dönüştürür. Hediye olayını abartmadan ve bir çocuğu hediye yağmuruna tutmadan önce şu negatif sonuçları da göz önüne almanızı tavsiye ederiz:

Yazının devamı için tıklayın

Hayallerinden sakın vazgeçme!

– Dayımı 6 aylığına Londra’ya uğurladık. Bu vesileyle anneannem ve dedem İstanbul’a geldiler. Tabii bu ne demek oluyor? Monopoly zamanı!!

– Eda’yla birlikte Zorlu PSM‘de Lunapark Gezegeni adlı oyunu izledik. Çıkar çıkmaz Öniz bana bilet ayarlamıştı, çok makbule geçti. Oyun, sosyal sorumluluk projesi kapsamında 4. sınıf öğrencisi bir çocuğun hayal gücünden hareketle yazılmış. Diğer Zorlu Çocuk Tiyatrosu işleri gibi ince detaylara kadar düşünülmüş, çok emek harcanmış bir prodüksiyondu. İlgiyle izledik, sahneye koyanların emeklerine sağlık. Konusuna gelirsek; şehrin tüm çocukları Lunapark Gezegeni’ne gitmek istemektedir. Bu gezegende ödev, çalışmak vb. kavramlar yok, sadece oyun ve eğlence vardır. Üstelik çocuklar istedikleri kadar çikolata ve şeker yemektedir. Fakat bu gezegene gidebilmenin tek şartı hayallerini vermektir ve çocuklar sınırsız eğlenebilmek için hayallerinden vazgeçmeye razıdırlar. Kahramanımız Sançoz hariç… (4+)

– Çarşamba sinemasında annemle ‘Sing’ adlı filmi izledik ve bayıldık. Müzikal türde bir animasyondu ve güzel bir mesaj veriyordu: Hayallerinden sakın vazgeçme! Filmden sonra klasik durağımıza uğradık; Ülker Smartt‘ta kısa bir film daha izledim ve karaoke yaptım.

– Kitap konusunda bu kez klasiklerden gittim. Tesadüfe bakın ki; Küçük Karabalık da Lunapark Gezegeni ve Sing ile aynı mesajı veriyordu: Hayallerinden sakın vazgeçme! Samed Behrengi’nin bu ödüllü öyküsünde içinde yaşadığı ırmaktan çıkıp denize ulaşmayı hayal eden bir balık vardır. Hayalini gerçekleştirme yolunda çeşitli zorluk, baskı ve engelle karşılaşır ama pes etmez. (6-10 Yaş, Arkadaş Yayıncılık, 6,90 TL)

Jules Verne’nin ilk romanı olan ve 1863’te yayınlanan Balonla 5 Hafta zamanının çok ilerisinde olan bir yazarın eseri ve bilimkurgu türünün ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kahramanımız Dr. Samuel Fergusson maceracı bir bilim adamıdır ve tehlikelerle dolu olan bir yolculuğa çıkıp Afrika kıtasını keşfetmeyi planlamaktadır. Hem de bir balonla! Yardımcısı Joe ve arkadaşı Richard ile Zanzibar’a giderek oradan havalanarak keşif gezisine çıkarlar. Yine pes etmeden hayalinin peşine düşen bir kahraman. 😉 (6-10 Yaş, Arkadaş Yayıncılık, 4,90 TL)

Oz Büyücüsü diğer iki kitaba göre daha büyük puntolu ve resimliydi. Bu haliyle ilk okuma kitabı olarak da uygun olur diye düşünüyorum. Dorothy, Kansas’ta bir çiftlikte yaşamaktadır. Bir gün kasırga çıkar ve Dorothy’nin evi havalanarak bilmediği bir yere konar. Dorothy Kansas’a nasıl gidileceğini sorunca Zümrüt Kent’te yaşayan Yüce Büyücü’nün ona yardımcı olabileceğini söylerler. Dorothy yola çıkar ve yol boyunca arkadaşlar edinerek Yüce Büyücü’nün huzuruna çıkar. Hepsi dileklerini söyler ama büyücü dileklerini yerine getirmek için onlardan tehlikeli bir şey ister. (6-8 Yaş, Bilge Kültür Sanat, 7 TL)

Son günlerde…

– Artık sonbahar iyice yüzünü göstermeye başladı. Sitenin kortu çok rüzgarlı oluyordu, neyse ki kapattılar. Haftada 2 tenis derslerine devam ediyorum.

– Her yıl ekim ayı sonunda yaz saati uygulaması sonlandırılırdı. Fakat bu sene yaz saati uygulamasının yıl boyunca sürmesine karar verildi. Bunun bana bazı etkileri oldu. Sabah 7:35’te karanlıkta evden çıkıyorum. Akşam da bir türlü yatmak bilmiyorum. Annem de beni okula gönderdikten sonra hava hala karanlık olduğu için dayanamayıp yatıyormuş. Sonra da bir türlü uyanamıyormuş. Hiç sevmedik biz bu uygulamayı!

– Arkadaş buluşmalarında bu hafta; Alpler bize geldi. Rüzgar da bize gelmek isteyince “Memnuniyetle!” diye cevap verdik; üçümüz birlikte kah anlaşarak, kah anlaşamayarak oyun oynadık.


– TEOG dolayısıyla okullar iki gün tatil edildi. Biz de Playland‘e gittik, sonra da Trolls‘ü izledik. Filmi aşırı beğendim. Eve gelir gelmez soundtrack albümünü indirdik. Sabahtan akşama dinliyoruz. Dinlemediğimiz zamanlarda da ben söylüyorum.

– Ve tabii bol bol da oyun oynadık. Upwords evde açılmayı bekleyen oyunlardan biriydi. Harfleri üst üste koyarak da kelime türetilebildiği için Scrabble’a göre biraz kafa karıştırıcı ama daha çok kelime türetme şansı veriyor.

– Bir akşam Lia bize misafir oldu. Babalarımız birlikte dışarı çıkmıştı, Ayça da işten çıkıp gelene kadar Lia ile biz ilgilendik. Evde her türlü oyalama malzemesi olduğu için hiç zorlanmadık. Herkesin keyfi yerindeydi.

– Hafta sonu dedemleri ziyarete gittik. Uğur Park’ta yürüyüş yaptık. Dedem fotoğraf çekmeyi ve çekilmeyi çok sever. Yapraklardan yapılan kalbi görünce de fırsatı kaçırmadı: ‘Ne güzeldir sevgili torunum Ela ile doğa keyfi…’

– Sınıfça okuduğumuz kitap Eşekliğini Unutan Eşek oldu. Kitapta hayvan kahramanların yer aldığı 12 öykü var, Eşekliğini Unutan Eşek sadece biri. (7-9 Yaş, Can Çocuk Yayınları, 10 TL)

– Okuduğum bir diğer kitap Doruk’un hediyesi olan Havva ile Kaplumbağa‘ydı. Konuşmayı pek sevmeyen küçük Elif, anne ve babasıyla birlikte Akdeniz’de bir sahil kasabasında yaşamaktadır. Üniversitede öğretim üyesi olan ailesi, kuşlarla ilgili bir projede çalıştıkları için Elif’le Havva isminde bir kadın ilgilenmektedir. Hayat dolu bir kadın olan Havva’nın Elif’in hayatında önemli bir yeri vardır. Bir gün anne ve babası Elif’e kuşlarla ilgili projenin tamamlandığını, bundan sonra deniz kaplumbağalarıyla ilgili bir projede çalışmak için Adana’ya taşınacaklarını söyler. Hem Havva’dan hem yaşadığı yerden ayrılmayı hiç beklemeyen Elif, çok bozulur ama gitmek zorunda oldukları için sesini çıkaramaz. Adana’ya vardıklarında yeni projeye Elif de dahil olur… Hayvan sevgisi, sahiplenme ve bağlanma üzerine tatlı bir öykü… (8-10 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 16 TL)

– Kitaplığıma eklediğimiz kitap ise yine bir Behiç Ak öyküsü; Kedilerin Kaybolma Mevsimi oldu. Kedileri çok severim, farklılıklar ve uyum içinde yaşamanın önemine dikkat çeken bu akıcı kitabı bir günde bitirdim. Çekingen bir kız çocuğu olan Sevgi’nin kendisi gibi çekingen bir kedisi vardır: Titrek. Mahallede sahipleriyle benzer özelliklere sahip başka kediler de vardır ve hepsi bir anda ortadan kaybolur. Herkes deli gibi kedisini aramaktadır. Haftalar geçip de kedilerini bulamayınca bir dernek kurmaya karar verirler. Dernek kurulunca, kedilerinin kaybolduğunu söyleyen başka insanlar da akın akın gelmeye başlarlar. Ortaya ilginç bir gerçek çıkar; tüm kediler 18 Haziran’da kaybolmuştur. Sevgi bu işi çözmeye karar verir ve arkadaşlarından yardım ister. (7-9 Yaş, Günışığı Kitaplığı, 15 TL)

Bulmacalı post :)

– Bu hafta okulda ilginç bir şey oldu. Fen dersindeki sorulardan birinde hem Gaye hem Ela adı geçiyordu. Çok hoşuma gitti. Tüm soruyu kalpler içine alacaktım, sayfanın her yerini kalplerle dolduracaktım ama kendimi zor tuttum.

– Son günlerde keyifle seyrettiğim bir program var: Cake Boss. Tematik kanalları çok seviyorum, akşam yemeği sırasında ya yemek programı, ya yarışma ya da belgesel açık oluyor. Genellikle üçümüzün de ilgisini çekecek programlar bulmaya çalışıyoruz ama ben biraz domine ediyorum ve yemek yarışması ya da yemek programı oldu mu bizimkilere tercih şansı bırakmıyorum. Cake Boss’un her bölümünde Buddy Valastro ve ailesi farklı bir müşteriden brief alıyor. Müşteri aklındaki parti konseptini ya da pastayı kim için/hangi amaçla yaptırdığını anlatıyor. Sonra da Buddy ve ekibi yeteneklerini konuşturuyor ve ortaya şahane tasarımlar çıkıyor.

– Bizimkilerin küçükken oynadığı Solo Test diye bir oyun varmış. Annem dolaşırken gözüne çarpınca bir tane de bana almış. “Ben de neredeyse 30 yıldır oynamamışımdır, dur bakalım nasıl oynanıyordu bu? Bir hatırlamaya çalışayım…”  diyerek bir yandan da bana oyunu anlatmak amacıyla göstererek oynadı. Sonuçta ‘gerizekalı’ çıkınca biraz bozuldu tabii. Zaten zor sabretmişim, annem bitirir bitmez “Ben! Ben!” diye atladım. Kolay gibi gözüküyordu, ‘bilgin’ çıkarım derken ‘tecrübesiz’ çıktım. Annem birkaç kez daha denememi söyledi. Sıra ona gelince tekrar oynadı, böylece gözümdeki imajını da düzeltmiş oldu. Meğer annem ‘zeki’ymiş. Sonra beni oyunla başbaşa bırakıp gitti. Ben de her oynayışta daha az piyon bırakarak aynı mertebeye yükseldim. Fiyuuuvvv!

– Sınıfta çok popüler olan futbol kartlarıyla oynanan oyuna ben de kendi kartlarımla katılabilmek adına bizimkilere bir kutu Panini FIFA 365 Adrenalyn XL kart aldırdım. Aslında oyun kart üzerindeki futbolcunun gücüne vs. göre oynanıyormuş ama biz öyle yapmıyoruz, başka bir kurgumuz var.

– Çarşamba günü sinemasında bu hafta ‘Finding Dory’i izledim.

– Kışın çok parka gitmiyorum ama bazen hava güzelse eve çıkmadan bir maymun barı yapıyorum.

– Cumartesi Ayşe Bade’nin annesi bizi ve Doruklar’ı yemeğe davet etti. ‘Biraz erken buluşalım ki çocukların uyku saatini geçirmeyelim.’ demiş. (Malum ayrılamama durumu..) Biz de öğleden sonra kapıyı çaldık. Ayşe Bade bize bahçede hazine avı oyunu hazırlamış. Hemen koştuk. Sonra da çeşitli oyunlar yarattık. Ayrılmak yine çok kolay olmadı ve planlanandan daha geç kalktık. Olsun, çok güzel bir geceydi.

– Pazar programımız Kostandoflar’la Polonezköy’e gitmekti. Kahvaltı faslını geçirip Country Club‘a mangala gidelim dedik. Hava da bize torpil geçti. Çevredeki hayvanlarla bol bol haşır neşir olabildiğim, at bindiğim harika bir gün oldu.

– Bu hafta 3 kitap aldık. Bildiğiniz üzere Charlie’nin Çikolata Fabrikası bir klasik ve Roadl Dahl biz çocuklara nasıl merak içinde sayfa çevirttirileceğini çok iyi biliyor. Kahramanımız Charlie Bucket çok fakir olduğu için, çikolatayı çok sevmesine rağmen yılda bir kez küçücük bir çikolata yiyebilmektedir. Bir gün şehirdeki kocaman çikolata fabrikasının sahibi Bay Wonka, gazeteye ilan vererek dünyanın dört bir yanına dağılmış çikolata ambalajlarındaki 5 altın bileti bulan 5 çocuğa fabrikayı gezdireceğini ve ömür boyu yetecek kadar çikolata vereceğini açıklar. Charlie çok heyecanlanır ama sadece bir çikolata alarak altın bileti bulma şansı ne kadar olabilir ki? (8+, Can Çocuk Yayınları, 16 TL)

(Diğer iki kitabı hep önünden geçtiğimiz Göztepe’deki YKY dükkanından aldık. Aklınızda olsun burada kitaplar hep indirimli.) Stefania Lepera’nın yazdığı Üç Dedektif ve İki Matematik Bulmacası, annesi-babası seyahatte olduğu için bir hafta dayısıyla kalacak olan Arda’nın maceralarını anlatıyor. Dayısı ilk gece Arda’yı yemeğe götürür. Bizimkiler sakince yemeklerini yerken yan masada tartışma çıkar. Dayısı polis olduğu için hemen duruma müdahale eder. 3 müşteri, 25 TL gelen hesap için 10’ar TL verdiklerini, gelen 5 TL para üstünden 1’er TL alarak garsona 2 TL bahşiş bıraktıklarını söylerler. Fakat akıllarına takılır; 3×9+2=29 etmektedir. Müşteriler 30 TL ödediklerine göre 1 TL nerededir? Cevabı bilen yorum olarak yazsın! 😉 İkinci bulmacayı da kitabı okuyunca görürsünüz. Bu arada en sonda ‘yanıltıcı mantık’ ve ‘yanal düşünce’ kavramları da örneklerle açıklanmış. (8-10 Yaş, Yapı Kredi Yayınları, 10 TL)

Son kitap; Silvia Vecchini’nin yazdığı Erkekler Kızlara Karşı ise, okuyucuyu önyargılar ve öğretilmiş roller üzerinde düşünmeye yöneltiyor. Eşit sayıda kız ve erkekten oluşan sınıfa ezberbozan bir karakter dahil olur: Zoe. O güne kadar sınıftaki erkek ve kızların yapacakları kesin çizgilerle ayrılmıştır; kızların ve erkeklerin oyunları, zevkleri farklıdır. Zoe’nin babası öldükten sonra annesi birlikte kurdukları işi devam ettirmiş ve kamyon şoförü olmuştur. Zoe’ye dedesi bakmaktadır. Cinsiyetçi dayatmalarla büyümemiş olan Zoe, sınıfın dinamiklerini de değiştirir. (9-12 Yaş, Yapı Kredi Yayınları, 14 TL)

John Rosemond’dan N vitamini hakkında önemli bilgiler…

%d blogcu bunu beğendi: